“Açık bir yara gibiyiz”

“Umuda Kelepçe Vurulmaz” dizisinde izlediğimiz Begüm Birgören: “Çok ağır şeyler yaşıyoruz ülkede hatta tüm dünyada. Açık bir yara gibiyiz sanki artık. Hafif bir esintide bile sızlıyoruz, göz gözü görmüyor dramdan”

“Açık bir yara gibiyiz”

Bu hafta hapisteki gençlerin bir proje kapsamında okula dönerek topluma kazandırılmasını işleyen yeni bir dizi başladı; Fox’taki “Umuda Kelepçe Vurulmaz”. Bugüne kadar farklı karakterlerde izleme şansı bulduğumuz Begüm Birgören de dizideki bu gençlerin umutlarına kelepçe vurdurmamaya çalışan İnci öğretmeni canlandırıyor.

“Umuda Kelepçe Vurulmaz”daki karakteriniz İnci nasıl biri?

Hayatın içinde, arzulu, hırslı, kafasına koyduğunu yapmaya çalışan biri. Annesinin yaşadığı bir mağduriyet üzerine çocukluğunun bir kısmını hapishanede sonra da yetimhanede geçirmek zorunda kalmış. O yüzden adalet kavramıyla ilgili bir derdi var. Gençleri hayata daha hazır, daha güçlü bir hale getirme ideali üzerinden de kendi varlığını gerçekleştiriyor aslında, kendini iyileştiriyor. Sistemle ve yarattığı mağduriyetle savaşı hiç bitmeyen biri. Çok ağır şeyler yaşıyoruz ülkede hatta tüm dünyada. Açık bir yara gibiyiz sanki artık. Hafif bir esintide bile sızlıyoruz, göz gözü görmüyor dramdan. Böyle bir atmosferde haksızlığa uğramış, mağdur olmuş, isyan noktasında adalet arayan herkes gibi biri işte.

“Açık bir yara gibiyiz”

Dizide önemli bir konuya değiniyorsunuz. Siz hapisteki gençlerin topluma kazandırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Karakter dediğimiz şey şartlar, koşullar ve yapılan seçimler doğrultusunda ergenlikte şekilleniyor. Henüz kimlikleri şekillenirken, köşeye sıkışıp kötü şeyler yapmak zorunda kalmış gençler var. Onlara sağlıklı bir ortam sağlanıp şans verilir, kendilerini tanımalarında rehberlik yapılırsa, hayata kazandırma anlamında başarılı bir yüzde elde edileceğine inanıyorum.

“Önce sevmeyi öğretmeli”

Gerçekten mümkün mü bu? Çünkü tehlike arz eden bir tarafı da yok değil...

Bir çocuğa sevgi verir, kendini ifade etmesi için güvenli bir ortam yaratırsanız, içindeki hırçın, suça teşvik edici kötücül duygulardan da olabildiğince uzaklaştırmış olursunuz bence. Zaten o suçta aile, çevre ya da toplum olarak hepimizin payı var diye düşünüyorum. Yasaklar ve ayrımcılıkla dolu bir atmosferde yetişen bir çocuktan, hoşgörü ya da tüm insanlığı kucaklayan eşitlikçi bir yaklaşım bekleyemeyiz ki. Önce insanı sevmeyi, karşısındakini yargılamadan dinlemeyi ve anlamayı öğretmek birincil görevimiz bence. Neden mümkün olmasın bu!

Bu ara toplumsal olaylara dizilerde değinilmeye özellikle önem veriliyor. Sizce bu konuların dizilerde işlenmesi önemli mi?

Diziler ne yazık ki hayatımızda olması gerektiğinden daha önemli bir yerde. Karakterin acısını izleyip özdeşlik kurmak paylaşım ve rahatlama sağlıyor. Bu yüzden bazı karakterler ciddi rol modeli oluyor, etkileri büyük oluyor. Konuya dikkat çekmek her zaman kalıcı çözümler getirmiyor ne yazık ki... Ama bir kişi değişir, dünya değişir. O yüzden çok önemli buluyorum.

“Tiyatro isteklerim arasında”

Bugüne kadar sitcom da dram da yaptınız, dönem dizisinde de oynadınız, şimdiki zamanda geçen dizilerde de...

Bunun uzun yıllardır sektörün içinde olmamla da ilgisi var sanırım. Aslında projelerin türleri her ne kadar değişik olsa da, klişe dediğimiz ama hep çalışan şablonlara uygun yazılıyor roller genelde. Tiyatro ya da sinemadaki gibi çok katmanlı, zaaflı, derinlere inen, psikolojik durumlar yok dizilerde. Hatta reytinglere göre değişebiliyor karakter. İzleyiciyi ikna edebilmiş ve kabul görmüşsem bu işimin en büyük tatmin noktası oluyor. Ama senaryo, yönetmen ve diğer oyuncuların katkısı da çok büyük.

Sizi tiyatro sahnesinde sadece bir kere görmüşüz. Genelde dizi ve filmlerde yer alan bir oyuncu olarak nasıldı tiyatroda oynamak?

Kendine göre zorlukları var elbette. Bu olmadı, tekrar alalım gibi bir şansınız yok. Ama sinema ya da televizyonda da bir sahneyi aynı performansla 25 kere oynamak zorunda kalabiliyorsunuz, o da kolay değil. Tiyatroda çok uzun provalar yapma, bir cümle üzerinden günlerce düşünüp çalışma şansınız oluyor. O zaman da ortaya daha kıymetli, daha ince bir işçilik çıkıyor. Ben yeterli özeni ve zamanı vermem gerektiğini düşündüğüm için dizi ya da başka bir koşuşturma arasında yapmaktan hep kaçındım. İçinde olmadığım için sonradan pişmanlığını yaşadığım oyunlar oldu. Ama hep aklımda, isteklerimin arasında.

“Dünyanın her köşesine gitmeyi isterim”

Karakterinizin bir hayali var ve bunu en sonunda gerçekleştirme imkanı buluyor. Sizin var mı böyle gerçekleştirmeyi çok istediğiniz bir hayaliniz?

Bende hayal çok. Her ne olursa olsun hayatımın son anına kadar çalışan aktif bir oyuncu olmak istiyorum. Üniversitede kavramsal sanat ve videoart ile aklımı bozmuştum. O yüzden hayal bu ya, günün birinde en azından bir kere bile olsa bienalde işi sergilenmiş biri olmak isterim. Sinemasına hayran olduğum bir yönetmenle çalışmak zaten en klişe oyuncu isteğidir herhalde.

Bu yaz Tayland’a gitmişsiniz sanırım. Gezmeyi sever misiniz?

Seyahat etmeyi çok seviyorum ve geçtiğimiz üç yıl içinde güzel fırsatlar yarattım kendime. Dünyanın her köşesine gitmeyi isterim. Evden mümkün olduğunca uzaklaşıp farklı kültürlerin içinde olmaya bayılıyorum. Gerçekten tam anlamıyla keşfetme arzusunun bağımlısı oluyorsunuz ya da ben öyleyim. Tüm algılarınız, bakış açınız değişiyor; olup bitenlere, yaşadığınız ülkeye, dünyaya karşı bile.

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber