Geri Dön

Adnan Menderes'le düşen uçakta...

Hayatımda ilk kez bir televizyon dizisine danışman oldum. Tomris Giritlioğlu'nun proje tasarımını yaptığı dizi 1950'li yıllarda başlıyor. Biri CHP diğeri DP'li iki komşu ailenin çocukları arasında yaşanan bir aşkı anlatıyor. Başrollerden birinde Adnan Menderes de var. Hayatını belgeselleştirdiğimiz başvekille nihayet sette tanışma imkanı buldum

Bir televizyon dizisinin setinden izlenimler can.dundar@e-kolay.net Tomris'le tanışıklığımız 1980'li yıllara, Nokta dergisi çevresine ve TRT'ye gider. "Kantodan Tangoya" belgeselinden "Salkım Hanımın Taneleri", "80. Adım", "Yaz Yağmuru" gibi filmlerine kadar birçok yapıtını senaryo ya da montaj aşamasından itibaren izlemişimdir.Tomris "Salkım Hanım"la ödüle, alkışa ve eleştiriye boğulduktan sonra İstanbul'a taşındı. Sinemaya ara verdi. TV dizilerine yöneldi.Orada da kısa zamanda kendini fark ettirdi.Kanal D'de yayınlanan "Sultan Makamı", "Seher Vakti", "Çemberimde Gül Oya", "Kırık Kanatlar", "Ihlamurlar Altında" gibi sevilen dizilere proje tasarımcısı olarak imza attı. Tomris Giritlioğlu telefon etti aylar önce... "Yeni bir diziye başlıyorum. Senaryosuna danışmanlık yapar mısın?" dedi. Bunlar iyi de, benim diziyle ne ilgim var?Ben de onu sordum tabii..."Çekeceğimiz yeni dizi 'Hatırla Sevgili', 1950'lerde başlıyor, bugüne uzanıyor. Yıllar yılı komşu ve dost olan biri CHP'li diğeri DP'li iki ailenin bir askeri müdahaleyle ayrılan yollarını ve kuşaklara yayılan öyküsünü işliyoruz" dedi.Döneme dair belgeseller yaptığım için benimle çalışmak istiyordu.İki danışman daha olacaktı:Yılmaz Karakoyunlu ve Ferhat Kentel...Aklımın ermediği konulara karışmamayı ilke edinmişimdir.Ama hem "Demirkırat", "12 Mart" belgesellerinin birikimini değerlendirme hem bir dizi senaryosunun ekibinde yer alma düşüncesi cazip geldi; kabul ettim. "Hatırla Sevgili" İtiraf edeyim ki, neyi kabul ettiğimi de pek bilmiyordum.Bir süre sonra çok maharetli bir ekibin elinden çıktığı belli olan senaryo taslakları gelmeye başladı.Öykü gerçekten güzeldi.Modern bir Romeo-Jüliet hikayesi...Üç kuşağa mal olan siyasi kargaşanın gölgesinde yaşanan bir aşk masalı...Dizi 1959 yılında başlıyor ve karakterlerini dönemin bütün önemli olaylarının içinden geçirerek büyütüyor, bugüne getiriyordu.Olayların akışı içinde dönemin Başvekili Adnan Menderes de (bildiğim kadarıyla televizyonda ilk kez) canlandırılacak, 27 Mayıs ve Yassıada sahneleri dizide yansıtılacaktı. Menderes ekranda Tatilde, iş aralarında, uçak yolculuklarında sürekli senaryo okur oldum. Ve tabii danışmanlık icabı, fikir geliştirmeye başladım.Bebek'teki ilk toplantıda "yumurtladığım" ilk fikir, bana pek masum görünmüştü."Madem politik fonu güçlü bir film yapıyoruz ve kahramanlarımızı o fonun içinde ortaya seriyoruz, o yıla ve döneme damgasını vuran önemli bir olayla başlasak ya..." dedim.Ekip "O olay da ne ola ki?" merakıyla baktı:"Uçak kazası..." dedim:"Menderes'in 1959'da Londra'ya giderken geçirdiği uçak kazası onun kişiliği üzerinde de, dönemin politiği üzerinde de büyük etki yaratmış bir olaydır."Ayrıca kazanın, dizi için çok etkileyici bir açılış sahnesi olacağına da inanıyordum.İlk andan herkesin aklına yattı.Ancak bu masum önerinin nasıl büyük bir prodüksiyon çalışması demek olduğunu ancak geçen hafta dizinin ilk setine gittiğimde anladım. "Kazayla başlasak?" Kaza sahnesi için Genelkurmay Başkanlığı'na başvurulmuş ve Hava Harp Okulu'nun Havacılık Müzesi'nde çekim yapabilmek için izin alınmıştı.Şansa bakın ki, müzede düşen uçağın aynısı vardı.1956'da hizmete giren Vickers 794 Viscount tipi uçak, yıllarca Başbakanlık'a hizmet verdikten sonra askeriyeye devredilmiş ve sonunda müzelik olmuştu.Müzede meraklıları beklerken bir anda dizi sayesinde şöhret şansı bulmuştu.Benim gittiğim gün, dizinin ilk çekim günüydü ve sanırım dizinin usta yönetmeni Faruk Teber başta ve dizinin ("Kırık Kanatlar"dan tanıdığınız) başrol oyuncusu Cansel Elçin dahil olmak üzere herkes fikir sahibine verip veriştiriyordu.Çünkü uçağın bulunması, içinde sarsıntı sahnelerinin çekilmesi, kaza efektlerinin ve animasyonların yapılması, Menderes'in kaza sonrası uçak içindeki halinin canlandırılması son derece zor olmuştu.Gördüklerim karşısında utanarak "Benimki sadece bir fikirdi" diyebildim. Sette Bu arada da Adnan Menderes'le tanıştım.Makyöz Nurşad Toprakidis, Hüseyin Avni Danyal'ı 1,5 saatlik uğraştan sonra Adnan Menderes'e dönüştürmüştü.Menderes'in eldeki bütün görüntü ve fotoğrafları incelendikten sonra Danyal'ın saçları bu rol için geriye doğru açılmış ve boyanmış, başvekilin kalın kaşları, kıllar tek tek yapıştırılarak yapılmış, yanakları doldurulmuştu.Adeta baştan yaratılan oyuncuya Menderes'i canlandırmak için nasıl çalıştığını sordum:"Hem sizin 'Demirkırat'ı hem de 'Yüzyılın Aşkları'ndaki Menderes bölümünü defalarca ve dikkatle izledim" dedi.Menderes'in yürüyüşünden mimiklerine, gülüşünden el hareketlerine, ifadesinden tavırlarına kadar her ayrıntıyı zihnine kaydetmiş, defalarca çalışmış ve resimdeki adama müthiş benzemiş. Menderes'le Nihayet çekim başladı.Ben gittiğimde dizinin erkek kahramanı, düşecek uçakta Başvekil Menderes'le tanışıyordu. Diyaloglar elden geçiriliyor, makyaj kim bilir kaçıncı kez düzeltiliyor, başbakanın ışığı, bakışı, ifadesi deneniyor, kamera hareketleri kontrol ediliyordu.Figüranlarla birlikte 100 kişilik bir ekip işbaşındaydı.Ve müzedeki çekim, sabaha kadar sürecekti.Aylardır süren bu hummalı hazırlığın sonucunu, kasımda başlayacak dizinin hepi topu üç-beş dakikalık başlangıç sahnesi olarak izleyeceksiniz. Onca emek bu üç-beş dakika için...Uçak titremeye başlarken ben setten ayrıldım.Ve bir daha senaryoya ilişkin öneride bulunurken iki kere düşünmeye söz verdim. Üç-beş dakika için

19 Ocak 2020 Magazin Bülteni Haberleri19 Ocak 2020 Magazin Bülteni Haberleri

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber