Geri Dön

‘Ailem evlilik haberimi buradan okuyacak’

Sıcak bir İstanbul akşamında Salt Galata’da şık hanımlar ve beylerle bir kokteyldeyim.

‘Ailem evlilik haberimi buradan okuyacak’

A Milli Kadın Basketbol takımımızı yani “potanın perileri”ni bir ilki gerçekleştirmek üzere 2012 Londra Olimpiyaları’na uğurlamak için buradayız. Ayaküstü sohbetler ve atıştırmalar devam ettiği sırada periler giriyor salona. Genelde formalarla, spor kıyafetlerle görmeye alışık olduğumuz kadın basketbolcularımız, sponsorlarının onlara özel olarak diktiği takım elbiseleri ile çok şık görünüyorlar. Salona en son kendisiyle röportaj yapmak üzere beklediğim takımın kaptanı yani baş peri Nevriye Yılmaz geliyor. Açıkçası biraz tedirginim çünkü Yılmaz biraz mesafeli görünüyor. Ama fena halde yanılıyorum; Yılmaz ile çok geçmeden samimi bir sohbete başlıyoruz ve henüz ailesiyle bile paylaşmadığı mutlu bir haberi bana anlatıyor: “Annem bu habere davul zurna eşliğinde sevinecek biliyorum ama söylemeye çekiniyorum” Biz de milli takım kaptanımızı bu stresten kurtarıyoruz: Nevriye Yılmaz ve erkek arkadaşı Tolgahan evlenmeye karar vermiş...

‘Ailem evlilik haberimi buradan okuyacak’

Durgun: “Biliyorum pek boylu sayılmam...”


‘Hedef yarı final ama final de neden olmasın’

Neler hissediyorsunuz Olimpiyatlara giderken?

Tabii ki çok heyecanlıyız ama biz bunun heyecanını çok daha önceden yaşadık aslında. Geçen sene final oynayıp Avrupa ikincisi olduğumuzda bizi sevindiren şeylerden biri de Olimpiyat elemelerine katılacak olmamızdı. Tabii ki elemeleri geçemeyeceğiz diye düşünmedik hiç ama böyle bir olasılığı bile yaratmış olmamız bizde inanılmaz bir mutluluk yarattı. Çünkü daha önce ülkemizden hiçbir bir kadın spor takımı katılmamıştı. Bu sene de eleme maçlarıyla yarım kalan heyecanımızı tamamlamış olduk. Bir kadın takımı olarak böyle bir şey başarmanın ayrı bir gururu var.

Nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

İlk başta sadece Olimpiyatlara gitmek bize yetecek gibi geliyordu. Şimdi hiçbir şekilde öyle bir düşüncemiz yok. Antrenmalarımız çok ağır geçiyor, deliler gibi çalışıyoruz diyebilirim. Çünkü çok güzel bir şey yapmak istiyoruz. İlk dörde girmeyi hedefliyoruz takım olarak. Bu çok zor belki ama imkansız olmadığını biliyoruz. Grup kuraları da çekildikten sonra çeyrek finale çıkma şansımızın olduğunu gördük. Final de oynayabiliriz elbette, kendimiz sınırlandırma istemiyoruz ama ilk etapta hedefimiz çeyrek ve yarı final.

Bir dönem WNBA’da da oynadınız. Bir kıyaslama yapacak olursanız ...

Türkiye son 10 yılda gelen başarılar sayesinde basketbola ilgi duymaya başladı. Ondan önce herkesin bildiği gibi spor deyince hep futboldan bahsediliyordu. 14 yaşından beri milli takımda oynuyorum. 18 yılın sonunda böyle bir şeye ulaştığım için çok mutluyum. Amerika ile kıyaslayacak olursak orada spor kültürü çok daha farklı bir şekilde oturmuş durumda. İlkokulda bile takımları olan bir ülke. Sporla çok haşır neşiler, artık genlerinde spor var hepsinin. Orada oynamak çok zor değil. Ben Amerika’ya giden ilk kadın basketbolcuyum. Keşke benden sonra giden arkadaşlarımda olsa. Ben en son 2004’te gittim hâlâ benim gidişim konuşuluyor. Bu beni biraz rahatsız ediyor. Çünkü birçok yetenekli arkadaşımız var. Vizyonlarını genişletmeleri açısında yurtdışında oynamaları çok önemli. Üniversite takımları da olabilir bu, WNBA de. Orada bir tane antrenman bile çok önemli.

Bir röportajınızda küçükken balerin olmak istediğiniz okudum. Sonradan nasıl basketbolcu olmaya karar verdiniz?

Anaokuluna giderken jimnastiği çok seviyordum. O yaşta herhalde eklemler de tam oturmadığı için bayağı akrobatik hareketler yapıyordum. Okulumuzda çok sayıda sosyal faaliyet vardı. Bale gösterilerindeki kıyafetleri çok beğeniyordum. O kıyafetleri giyebilmek için balerin olmak istiyordum. Öğretmenim bana “Sen uzunsun, o kıyafet sana olmaz” demişti. Çok üzülmüştüm. Sonra bir bale gösterisi izlerken hani onların yana doğru açılanlar değil de uzun tülleri var ya, yere doğru
inen onları görmüştüm. Olmadı ben onlardan giyerim diye düşünmüştüm.
5-6 yaşlarındayım ama çok iyi hatırlıyorum içimde kaldı (gülüyor). Ama iyi ki balerin olmamışım, 1.93 balerin pek olmazdı herhalde (gülüyor). Bir gün okulda basketbol için seçmeye geldiler, uzun boylu olduğum için dikkatlerini çektim. Ailemle görüştüler. O şekilde başladım basketbola.

“Annem basketboldan hiç anlamazdı ama maçlarımızı izlerken mecburen öğrendi”

Ailenizde başka sporcu var mı?


Babam futbol oynamış, sakatlanınca bırakmış. Benden üç yaş küçük bir erkek kardeşim var, o da 1. ligde basketbol oynuyor. Annem hariç ailece sporcuyuz. Annem hiç anlamazdı basketboldan ama o da maçlarımızı izleye izleye mecburen öğrendi (gülüyor).

Disiplin gerektiren bir spor. Küçükken zorlandığınız oldu mu?

Herkes “İşiniz çok zor” diyor ama sonuçta ben basketbola 25 yaşında başlamadım,
9 yaşından beri oynuyorum. Ben o şekilde gördüğüm, alıştığım için bana zor gelmiyor. Okula giderken hem okul çantamı kitaplarımı, defterlerimi hazırlıyordum hem de antrenman eşyalarımı katlayıp hazırlıyordum. Hatta bana öbür türlüsü zor geliyor diyebilirim. Mesela sezon içinde iki-üç gün ara verirler bize. Ben o ikinci günün sonunda ne yapacağımı bilemem. Çünkü zaten dinlendim, ailemi, arkadaşlarımı gördüm, yemek yedim... Sonra ne yapacağım?

“Spor yapıyorsun, sen ye, yakarsın diye bir şey yok”

Beslenmenize çok dikkat ediyorsunuz sanırım...

Daha gençken neredeyse hiç dikkat etmiyordum. Sonradan dikkat etmeye başladım. Özellikle yurtdışına gidip oradaki sporcuların fiziğini gördükten sonra çok şey değişti hayatımda. Son bir yıldır bir uzmanla çalışıyorum. Onun beslenme programnını uyguluyorum. Çok faydasını gördüm. Hem performans olarak hem de görüntü olarak çok değiştiğimi düşünüyorum. Kilom hemen hemen aynı kaldı ama sıkılaştım. Daha fitim, kas oranım arttı. Birkaç sene sonra yaşım ilerlediğinde kilomu korumak ve performansımı arttırmak için böyle bir şeye başladım ve çok memnun kaldım. Etrafımdakilere de yaptırmaya çalışıyorum, çoğu kişinin de hayatını değiştirdiğimi düşünüyorum. “Spor yapıyorsun, ye ye sen yakarsın” diye bir şey yok maalesef (gülüyor).

Özellikle yemediğiniz bir şey var mı?

Kesinlikle beyaz makarna, pilav ve ekmek yemiyorum. Sonuçta performans sporu yaptığımızdan karbonhidrat çok önemli bizim için. Kepekli makarna ve ekmekle kapatıyorum o açığı. Bunun dışında kızartma kesinlikle yemiyorum. Çok nadiren canım çekerse tadına bakmak için yerim. İradem de güçlüdür, tadına bakayım diye başlayıp devamını getirmem. Çok tatlıcı da değilimdir, o büyük bir avantaj benim için. Maç öncesi sadece enerji veren bir içecek ekleniyor menüme. Karbonhidratı
limitli aldığım için ona takviye olsun diye kullandığım bir şey. Yoğun antrenman zamanları da içiyorum bu içeceği.
Bir de günlük olarak multivitamin ve balık yağı kullanıyorum.

“Uzun elbise dizlerimin altında kalıyor”

Basketbol oynamak dışında neler yaparsınız?
Genelde maçlardan ve antrenmanlardan sonra çok ağrımız olduğundan boş zamanları masaj yaptırarak değerlendiriyorum. Yazın spor dışında bir şeyler yapabildiğimiz, giyinip dışarı çıkabildiğimiz zamanlar oluyor. Kışın hafta içi Avrupa ligi, hafta sonu Türkiye... Çok fazla bir şey yapmıyorum yani çok sade bir hayatım var.

Modayla aranız nasıl?

Her kadın gibi ben de alışverişe meraklıyım. Ama benim dezavantajım çoğu şeyi beğensem de üzerime olmadığı için alamıyorum. Zaten belli başlı mağazalara bakıyorum. Diğerlerindee vakit harcamıyorum. Yazın daha çok seviyorum alışverişi çünkü kısa şort, kapri, etek, bluz gibi kıyafetlerin bana uygun bedenlerini bulmak daha kolay. Kışın elbiselerin boyu tutmuyor. Tayt üzerine giymek zorunda kalıyorum. Mesela uzun bir elbise almak istiyorum dizimin altında kalıyor. Ceketler 3 / 4 kol oluyor bana (gülüyor).

Ayakkabı da çok sorun oluyor değil mi?

Evet. İtalya’da oynadığım dönem bir mağaza buldum, 45 numaraya kadar kadın ayakkabısı yapıyor, gayet şık görünüyor. Oradan alırdım hep. Ayağımdaki babetler de oradan. Gittiğimde ayakkabı depoluyorum. Normalde herkes önce kıyafeti alır ona göre ayakkabı uydurur, ben de tam tersi.

“Bu haberi yazarak beni büyük bir stresten kurtarıyorsunuz”

“Bu boyla nasıl evlenceksin? Bunu soranlar genellikle, belli bir yaşa gelince evlenmek gerektiğini düşünen, bir kadının en önemli hedefinin iyi bir evlilik olduğuna inanan insanlar. Ben ise böyle düşünmüyorum. Ben bu işlerin tamamen kısmet olduğunu düşünüyorum.” demişsiniz. Hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz?

Doğru zamanda doğru kişinin geleceğine inanıyorum. Eğer o arayışa, strese girersen geleceği varsa da gelmez bence. O yüzden öyle bir sıkıntım yok.

Dolayısıyla “boyu uzunmuş, kısaymış” böyle şeyleri takmıyorsunuz...

Evet, öyle bir kriterim yoktur. Benden kısa olan biriyle de flört ettim eskiden.

Parmağınızda bir yüzük görüyorum. Özel bir anlamı var mı?

Var aslında. Ama henüz aileme açılamadım. Aslında siz yazıp benim üzerimden büyük bir yük almış olursunuz (gülüyor). Beni büyük bir stresten kurtarırsınız. Geçenlerde ailemin yanında Çanakkale’deydim. Söylemek istedim ama bir türlü olmadı. Çünkü söylesem de milli kamptan dolayı ancak yaz sonunda tanıştırabileceğim. Erkek arkadaşım da dalga geçiyor benimle “Artık düğünden bir gün önce tanıştırırsın” diye (gülüyor).

Aslında çok rahat bir insan gibi gözüküyorsunuz ama aile söz konusu olunca herhalde durum değişiyor...

Galiba... Bir de daha önce anne ve babamla hiç böyle bir şey paylaşmadığım için biraz çekiniyorum. Yaşım büyük olmasına rağmen biraz tuhafım bu konuda. Aslında söylesem annem çok mutlu olacak, biliyorum. Verdik kızı sonunda diye davul zurna eşliğinde sevinecek (gülüyor).

Tabii torun da istiyorlardır...

Evet. Zaten basketbolu aktif olarak oynamayı bırakınca çok fazla yaşımı almadan ben de çocuk sahibi olmak istiyorum.

16 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni16 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber