‘Aksiyon sahneleri için büyük kedileri izledim’

Netflix’in merakla beklenen yeni bilimkurgu dizisi “Altered Carbon”daki sahneleri için dublörlük eğitimi alan Joel Kinnaman “Çokça doğa videoları ve belgeseller izledim. Aslanlar, kaplanlar, büyük kediler... Nasıl saldırdıklarını, en sakin anlarında bile etrafı dinleyip her an tetikte oluşlarını... Karakterim dizide bu şekilde görünsün istedim” diyor

‘Aksiyon sahneleri için büyük kedileri izledim’

Richard K. Morgan’ın klasik siberpunk romanından uyarlanan, Netflix’in yeni bilimkurgu dizisi “Altered Carbon”, 2 Şubat’ta seyirciyle buluşuyor. 250 yıl sonraki bir gelecekte geçen dizi, daha önce “Robocop”, “Suicide Squad: Gerçek Kötüler”, “The Killing” gibi yapımlardan tanıdığımız Joel Kinnaman’ın canlandırdığı Takeshi Kovacs karakteri etrafında gelişiyor.
Bilinci yüzyıllar boyunca buz içinde hapsedilmiş Takeshi Kovacs karakterini canlandıran Joel Kinnaman’la dizinin Paris’teki lansmanında bir araya geldik.

- Senaryoyu okuduğunuzda ne düşündünüz?
Çok etkilendim. Ama bu dünyanın ekrana nasıl taşınacağı konusunda şüphelerim vardı. Ama yapımcılar Laeta Kalogridis ve David Ellison’ın çok heyecanlı olduklarını gördüm. Beni de bu heyecanın içine çekmeyi başardılar. Sonra tam olarak ikna oldum ve tutkuyla bağlandım.

- Daha önce yer aldığınız “Easy Money / Snabba Cash”, “The Killing” gibi yapımlarda, hatta “House of Cards”da Cumhuriyetçi başkan adayını oynadığınızda da genellikle iyi ama karanlık bir yanı olan karakterleri oynadınız. Takeshi Kovacs karakteri de bu seriye eklemlenmiş gibi duruyor. Katılır mısınız?
Ben siyah / beyaz karakterlere inanmıyorum. Kahraman ya da serseri gibi tanımlara ve bunlar arasındaki belirgin sınırlara da çok iyi karşılık verdiğim söylenemez. Ama oynadığım karakterlerle ilgili belki şu söylenebilir: İyi biridir belki. Ama mükemmel değildir. Mükemmel olmadığı için de başkalarına zarar verme, onlara kötülük yapma potansiyeline sahiptir. Veya tersini de düşünebiliriz. Belki kötü biridir ama içinde bir yerde iyilik yapmak istiyordur ama bunu beceremiyordur. Gerçek hayat siyah / beyaz değil, her zaman gri alanda geçiyor.

‘Aksiyon sahneleri için büyük kedileri izledim’

- Oynadığınız karakter aslında siz değilsiniz. Beden sizin ama içinizde başka biri var. Karakterin bütünlüğü konusunu nasıl hallettiniz?
Her şeyden önce, 250 yıl sonraki gelecekte yaşayan bir karakteri canlandırmaya giriştiğinizde doğduğu mahalleyi gidip araştırma şansınız olmuyor. Mesela “Brooklyn’e gittim, doğup büyüdüğü yerleri inceledim” diyemiyorsunuz. Burada kişisel yaklaşımınızı katıyorsunuz. Ben bu işe fiziksel açıdan yaklaştım. Senaryoda çok fazla aksiyon vardı ve bunun üzerine hakkını vererek gitmeye karar verdim. Dublör kullanmadım. Kendi sahnelerimin hepsinde bizzat oynamak istedim. Altı ay yoğun bir hazırlık dönemi geçirdim. Pek çok farklı türde savunma sanatını öğendim. Dublörlük eğitimi aldım. Bu aynı zamanda karakterime de uygun düşüyordu. Doğa videoları ve belgeseller izledim. Aslanlar, kaplanlar, büyük kediler... Onların davranışlarını inceledim. Nasıl saldırdıklarını, nasıl kendilerini sakinleştirip rahatladıklarını... En sakin anlarında bile etrafı dinleyip her an tetikte oluşlarını... Her an her şeyi yapabilecek güçleri ve yetenekleri var. Karakterim dizide bu şekilde görünsün istedim. En sakin zamanında, baskı altında da üzgünken de her an her şeye hazır. İçeriden dışarı yansıyan bir oyunculuktan ziyade dışarının içeriyi etkilediği bir oyunculuk tercih ettim.

- Dizide ağırlık verilen temalardan biri “ölümsüzlük”. Pek çok senaryoda ölümsüzlük bir noktada sıkıcı ve yozlaştırıcı bir durum olarak işleniyor. Siz ne dersiniz?
Bana kalırsa ikisi de. Kişisel fikrimi soruyorsan biri bana gelip ölümsüzlüğü teklif etse kabul ederim. Ama dizi şu konuda haklı, ölümsüzlüğün toplum ve insanlık üzerindeki etkileri yıkıcı olur. Üstelik sadece zenginler bunu başarabiliyorsa durum daha da beter olur. Düşünsene Donald Trump gibi adamlar sonsuza kadar yaşayacak. Tam korku filmi. Kesin olan şu: İnsan ölümlülüğünü yitirince insanlığını da yitirir.

‘Aksiyon sahneleri için büyük kedileri izledim’

“Han Solo kahramanımdı”

- Sizi etkileyen bilimkurgu yapımları, kahramanları var mı?
Çok yok aslında. “Star Wars” var elbette. “Star Trek” bana hiç hitap etmedi. Ama “Star Wars”u gerçekten çok severdim. Harrison Ford’u çok beğenirdim. Han Solo kahramanımdı.

- Bakış açınızdan gelecek nasıl görünüyor?
Ben iyimser bir insanım. Ama bana bile işler pek iyi görünmüyor. İnsanlık olarak varlığımızı sürdürmemiz teknolojiye bağlı ama bu aynı zamanda bizim sonumuz da olabilir. Yapay zekanın gelişiminden endişeliyim.

“Her şeye baştan başladım”

- Siz İsveçlisiniz ve orada doğup büyüdünüz. Yerel bir sahneden uluslararası sahneye açılırken en büyük mücadeleyi nerede verdiniz?
Şöyle oluyor. Her şeye baştan başlıyorsun. Benim İsveç’te zaten bir kariyerim vardı. Tanınıyordum, saygı duyulan bir oyuncuydum ve camiada bir yerim vardı. Sonra ABD’ye geliyorsunuz ve bir anda sıradan birisiniz. Kimse sizi tanımıyor. Kendinizi yeniden kanıtlamanız lazım. Ama bütün bunları çabuk atlattım. Egomu bir kenara bırakmam gerekti. Bununla mücadele ettim ve başarılı oldum. Ve çok çalıştım.

“İyi bir müzik dinleyicisiyim”

Telefonunu karıştıran Joel Kinnaman bana “Sen Türktün değil mi” diye sordu. Acaba bunun arkasından ne gelecek diye düşünerek “Evet” dedim ve Kinnaman’ın telefonundan Barış Manço’nun “Domates Biber Patlıcan”ı çalmaya başladı. Konuşma şöyle devam etti.

- Bu nedir?
En yakın arkadaşım az önce göndermiş. (Telefonu bana doğru uzatıyor. Videoda araba kullanan bir adam “Domates Biber Patlıcan” dinleyerek ağır ağır kafasını sallıyor.)

- Barış Manço bu, Türkiye’nin çok ünlü besteci ve şarkıcılarından biri.
Evet biliyorum eski bir şarkı.

- Müziğe meraklı mısınız?
Evet çok. İyi bir müzik dinleyicisiyim. Müzik insanıyım. Tek bir tür sevdiğim söylenemez. Dans müziğini, reggae’yi, old school hip hop* dinlemeyi seviyorum. Kendrick Lamar gibi yeni isimleri de dinliyorum ama benim her zaman hayran olduğum müzikler ‘60’larda ve ‘70’lerde yapılanlar. Özellikle o dönemin soul müzikleri. Spor yaparken çok müzik dinliyorum. Ama o zaman daha çok elektronik şeyler oluyor kulağımda.
* Rap müziğin 70’lerin sonu ve 80’lerin ilk yarısındaki erken dönemini anlatmak için kullanılan ifade

11 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber