“Almanya’da bir papaz TÜSİAD’ın ekini ayininde dağıtmak istedi”

Ümit Boyner, TÜSİAD’ın bir gazeteye verdiği ek şeklinde ilana kimsenin kayıtsız kalmadığını söylüyor: “Çok önemli bulan da oldu, asla AB’ye giremezsiniz diyen de... Bir papaz pazar ayininde dağıtmak için 100 kopya istedi”

“Almanya’da bir papaz TÜSİAD’ın ekini ayininde dağıtmak istedi”

Türkiye tanıtımı için yılda 300 milyon dolar harcıyor. Ama ülkemizin Avrupa tarafından algılanışı birçok önyargıyı barındırıyor. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) bu önyargıyı yok etmek için üyelerinden topladığı paralarla (iki yılda yaklaşık iki milyon avro) çeşitli girişimlerde bulunuyor.
Bunların sonuncusu, geçen haftalarda  Almanya’da Hıristiyan Demokratların gazetesi olarak bilinen Frankfurter Allgemeine Zeitung‘la birlikte dağıtılan bir ek. Almanya’da iş dünyası ve siyaset kökenli tanınmış isimlerin Türkiye hakkındaki görüşlerini aktardığı ekten gazeteyle birlikte 300 bin tane dağıtıldı.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yurtdışı İletişim Komisyonu Başkanı Ümit Boyner tek başlarına Türkiye’nin imajını değiştirme gibi bir iddiaları olmadığını ama iki yılda TÜSİAD’ı Türkiye’nin sesini duyuracağı bir referans noktası yapma konusunda önemli bir katkı sağladıklarını söylüyor.

TÜSİAD Yurtdışı İletişim Komisyonu olarak AB yolunda neler yapıyorsunuz?
TÜSİAD önceden de Türkiye’nin AB üyeliği konusunda Fransa ve Almanya’da muadili olan dernekler ve Avrupa’da hükümet yetkilileriyle lobi faaliyetlerinde bulunuyordu. Brüksel, Berlin ve Paris ofisleri bu nedenle açıldı. Müzakereler başladıktan sonra gördük ki esas problem siyasi. Siyasi sorunun da dibinde yatan Avrupa kamuoylarının bize önyargılı yaklaşımı.
Bunu gidermek için uzun vadeli bir hükümet politikası gerekiyor. O nedenle şöyle dedik: “Biz gene AB ülkelerindeki muadilimiz kuruluşlarla ve siyasilerle temaslarımızı sürdürürüz. Ama esasen basında Türkiye’nin görünürlüğünü artıralım.” 

Kamuoyunu kazanmaya çalışıyorsunuz...
Evet ve bu çok kolay değil. Basını kullanmamızın en büyük nedeni bu. İlk etapta ülkelere göre sorunlarımızın neler olduğunu tespit eden bir rapor hazırladık. Fransa’da Türkiye dendiğinde insan haklarıyla ilgili konular daha ön plana çıkıyor. Almanya’da Türk cemaati ne tür problemler yaşıyorsa sanki Türkiye’deki 70 milyon Türk de o sorunları yaşıyor gibi bir algı var. Bir halkla ilişkiler firmasıyla anlaştık; Brüksel, Berlin ve Paris ayaklı çalışmalara başladık.

Ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?
İki yıl içinde Avrupa’nın değişik gazete, dergi ve televizyonlarında görev alan basın mensuplarını Türkiye’ye getirdik. İsteklerine yönelik basın gezileri düzenledik. Mesela Le Figaro dergisi İstanbul’daki kültür sanat hayatıyla ilgili bir şey yapmak istedi; sanatçılar ve küratörlerden oluşan bir grupla görüştürdük onları. Bir Alman medya grubu “Türkiye’deki otomobil endüstrisiyle ilgili bir şey yapmak istiyoruz” dedi, ona göre bir program hazırladık. 36 değişik grupla bu tarz faaliyetler gerçekleştirdik.
2006’da Türkiye haftası yaptık; Berlin, Paris ve Brüksel’de birer günlük etkinlikler düzenledik; ekonomik sorunlar tartışıldı, sanat olayları gerçekleştirdik. Favori projem Piyale Madra ve DHL işbirliğiydi. Madra’nın Türkiye’yi hicivle anlatan karikatürleri yurtdışına giden DHL paketlerinin üzerlerine kondu. Ona Paris’te bir sergi düzenledik. Düşünce kuruluşlarıyla yaptığımız çalışmalar var. Özellikle Fransa’da entelektüelleri kazanmak ciddi bir sorun.

“Almanya’da Türkleri Almanların anlatması çok daha etkili oluyor”

Son olarak Almanya’da Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesiyle verilen bir ek hazırladınız. Bu gazeteyi seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Ekte Almanya’nın önde   gelen kişileri Türkiye’yi anlattı. Oralarda Türkiye’yi ve Türkleri Fransızların veya Almanların anlatması çok daha etkili oluyor. Bu gazeteyi seçmemiz tesadüf değil; bu Türkiye’nin AB  üyeliğine çok sıcak bakmayan Hıristiyan Demokratlara yakın duran bir yayın.
Ekte yer verilen kişiler siyasetten ve iş dünyasından geliyor. Ek çıktıktan sonra bir basın toplantısı düzenledik. Deutsche Bank’ın baş ekonomisti Prof. Dr. Norbert Walter ve Mercedes-Benz’in eski başkanı Edzard Reuter bizimle basın toplantısına katılıp neden bu projede yer aldıklarını ve AB üyeliğimizi desteklediklerini anlattılar. 

Ne gibi tepkiler aldınız?
Ofisimize birçok mesaj geldi. İnsanlar kayıtsız kalmadı, en önemlisi bu. “Bu Türk-Alman kardeşliği için çok önemli” diyenler de oldu, “Ağzınızla kuş tutsanız da sizi Avrupa’da istemiyoruz” diyenler de. İlginç şeylerle de karşılaştık. Mesela, Bavyera’nın bir köyünden bir papaz pazar ayininde dağıtmak üzere ekten 100 tane istemiş. 

Diğer AB ülkelerinde projenin devamı gelecek mi?
Fransa’da aynı şekilde bir arayış içindeyiz. Fransızlar Almanlara göre her şeye daha eleştirel bakıyorlar. Ama ne olursa olsun oradaki kanaat önderlerine Türkiye’yle ilgili bir şeyler söyletmek çok doğru olur.

11 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber