"Arkadaşlarım 'Koş koş, nereye kadar?' diyordu"

Son dönemde başarılarıyla adından söz ettiren milli atlet Halil Akkaş: "Kütahya'daki takımlarda futbol oynayan arkadaşlarım vardı. 'Halil atletizmde para mı var? Gel futbol oyna' diyorlardı"

axpaz011.jpg Akkaş en son İngiltere'nin Birmingham şehrindeki Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda madalyayı kıl payıyla kaçırıp dördüncü oldu. Heyecanla anlatıyor: "Yarıştan sonra beni ilk arayan Aziz Yıldırım oldu. 'Daha çok gençsin. Moralini bozma' dedi. Önceki akşam futbolculara yemek verdi. Beni herkesle tek tek tanıştırdı. Ben daha önceki kulübüm Galatasaray'da böyle bir şey görmedim." Gittiğimiz gün onun dinlenmesi ve yorgunluğunu atması gerekiyordu ama fotoğraf çekimi sırasında koşarak verdiği pozlarla antrenman yapmış kadar oldu. Süreyya Ayhan, Elvan Abeylegesse ve Binnaz Uslu... Benim ve milyonların Türkiye'de tanıdığımız üç atlet. Utanıyorum ama maalesef durum bu. Şimdi 23 yaşındaki erkek bir sporcunun ismi de onların arasında anılmaya başlıyor: Halil Akkaş. Onunla Fenerbahçe'nin Dereağzı'ndaki atletizm tesisinde buluştuk. Hem sporculuğun hem de gençliğin saflığını taşıyor hâlâ. Her ne kadar futbolda Beşiktaş'ı tutsa da kulübüne çok bağlı. Kütahya'da büyüdüm. Ortaokulu İmam Hatip Lisesi'nde okudum. Burası o zaman Kütahya'nın en kalabalık okuluydu. İmam Hatiplerin önü kesilince oradan Endüstri Meslek Lisesi'ne geçtim. Herkes beni tanıyordu. Mahalledeki kapkaççılar beni tanıyor olabilir ama benim kapkaççılarla ilgim olmadı. Sizin Kütahya'da suç oranı çok yüksek bir mahallede büyüdüğünüz, etrafınızın kapkaççılarla dolu olduğu söyleniyor. Babam Kütahya Öğretmenevi'nde memurdu. Liseye başlayacağım günden bir gün önce trafik kazasında öldü. Annem ev kadını. Bir ablam var. Ben biraz şımarık bir çocuktum galiba. Çok hiperaktiftim. Şu an Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu son sınıf öğrencisiyim. Nasıl bir aileniz var? Hayır ama bir kez beden eğitimi dersinde konuşuyordum. Hoca bana ceza verdi. Ellerimi başımın arkasında birleştirip 20 kere çömelip kalkmamı istedi. 10 oldu, 11 oldu, 12 oldu. Hoca bakıyor, ben hızlı hızlı çömelip kalkıyordum. Hoca baktı şöyle, "Allah Allah, geç otur" dedi. Spora yeteneğiniz küçüklükten belli miydi? Bazen yemekten önce bakkala ekmek almaya gidiyorum. Koşarak gidiyorum genelde. Nefes nefese kalıyorum ve "Ben bu yarışlarda nasıl koşuyorum?" diye kendime hayret ettiğim oluyor. Galiba işin sırrı şort, forma ve çivili ayakkabıda. Gündelik hayatınızda sporcu olmanın faydalarını görüyor musunuz? Orta 3'üncü sınıfta okul takımı seçmeleri yapılacaktı. Bir arkadaşım "Gel birlikte gidelim" dedi. Takıma seçildim. Okullararası yarışmalara katıldım. Liseyi bitirene dek hep birinci oldum. Ortaokulda hocamız "Takımınızı bozmayın. Aynı okula gidin. Okulunuzu temsil edersiniz" dedi. Arkadaşlarla Endüstri Meslek Lisesi'ne gitmeye karar verdik.Lise 3'ten sonra çoğu sporu bıraktı. Ben antrenmanlara ağırlık verip milli takıma girdim, ilk katıldığım yarışta Balkan şampiyonu oldum ve üniversiteye sınavsız girme şansını yakaladım. 2001'de Galatasaray'da oynamaya başladım. Dört yıl orada yarıştıktan sonra geçtiğimiz iki yıl ENKA'da yarıştım. Geçen kasım ayında da Fenerbahçe'ye geçtim. Atletizme nasıl başladınız? Kütahya'daki takımlarda futbol oynayan arkadaşlarım vardı. "Halil atletizmde para mı var? Gel futbol oyna", "Koş koş, nereye kadar koşacaksın?" falan diyorlardı. Okuldaki diğer arkadaşlarınız "Ne yapacaksın koşucu olup? Futbolcu falan olsana" demediler mi? Süreyya başarılarıyla Türk atletizminin önünü açtı. Süreyya'nın başarısından çok özel hayatıyla ön plana çıkmasının da bu kadar tanınmasında payı var. Türkiye'de atletizmde hep Süreyya Ayhan ve Elvan'ın ismini duyuyoruz. Dirsek atanlar, aniden önüne geçenler oluyor. Son yarışmada İngiliz bir rakibim vardı. Onunla bir ay birlikte kamp yapmıştık, arkadaştık. Yarışta bana dirsek attı. Ben çarpışmayalım diye kolumu çektim. Dirsek atmaya devam etti. En sonunda dayanamadım, ben de ona dirsek attım. Yarış İngiltere'de olduğu için tribünlerdeki insanlar beni protesto etmek için ıslık çalmaya başladı. Kalabalık bir grupla koşmak zor olmalı. Ne gibi hileler yapılıyor? Tabii. Rekabet sadece sahada oluyor. Bu camiada arkadaşlık var mı? "Dopinge inanmıyorum" Bazı sporcuların kafasına "dopingsiz bir yerlere gelinmez" düşüncesi yerleşmiş. Ben buna inanmıyorum. Çalışıp iyi beslendikten sonra koşmak sana kalıyor. Son dönemde her sporda skandallar arka arkaya patlak veriyor. Nasıl böyle bir risk aldıkları beni de hayrete düşürüyor. Sizin için "doping almayan tek atlet" diyorlar. Kafamı dağıtmak için genelde araba yarışı oynuyorum. Yarışa konsantre olmak için özel bir şey yapıyor musunuz? Zihnim boş oluyor. Yarışa konsantre oluyorum. Rakiplerimi kontrol edip ne zaman hızlanacağımı hesaplıyorum. Antrenman yaparken de kaçırdığım dereceleri düşünüyorum. Bazen antrenman bitmek bilmediği zaman koşmuş olduğum bütün yarışları düşünüyorum, onları koşup bitiriyorum bir anda. Ama antrenman hâlâ bitmiyor. Koşarken ne düşünüyorsunuz? Zararlı şeyleri sürekli yemiyorum. İçki içmiyorum. Merak da etmiyorum çünkü çevremde şişede durduğu gibi durmadığını görüyorum. Birayı tattım. "Nasıl içiyorlar bunu?" diye düşündüm. Özel bir diyetiniz var mı? Gezmeyi, alışveriş merkezlerine gitmeyi, üstüme başıma bir şeyler almayı severim. Pop müzik dinlerim. Bir de Formula 1 yarışlarını izlemeyi çok severim. Felipe Massa'yı beğeniyorum. Antrenmanlar dışında vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz? Ciddi yaparsanız iyi para var. Fenerbahçe ve Vestel'den ayda üçer bin YTL alıyorum. Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nden de dört ayda bir para alıyorum. Bu işte para var mı? Siz ayda ne kadar kazanıyorsunuz? Mayısta Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Fenerbahçe'yi şampiyon yapmak. Daha sonra Osaka'daki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda madalya kazanmak. En büyük hedefim ise 2008 Pekin Olimpiyatları'nda madalya kazanmak. Hedefleriniz neler? "Doktor 'Bu kan değeriyle Halil'in dördüncü olması bile inanılmaz' dedi" Bu müsabakaya hazırlanırken son bir ay Belçika'da kamp yapıyorduk. İdrar ve kan tahlili yapıldı. Üç gün sonra, tahlil sonuçları belli olduğunda doktor bizim otele geldi. "Senin hemoglobin seviyen 14,9" dedi. Bu benim her zamanki normal değerlerime yakındı. "Sende demir eksikliği var. Eksikliği gidermenin en hızlı yolu sana serum vermek" dedi. Serum verdiler.Belçika'da kamp bitti ve İngiltere'ye gittik. Otele giriş yaparken Uluslararası Anti Doping Ajansı'ndan yarış dışı doping kontrolü yapmak için geldiler. Beni alıp kontrole götürdüler. Ertesi gün sonuçlar açıklanmış. Hemoglobin seviyem 14'ün altında çıkmış. Federasyona telefon açıp "Sizin takımda hasta bir sporcu var, kan değerleri çok düşük. Bu anemi gibi gözüküyor. Onu koşturmamamız lazım" demiş. Federasyon bende bir hastalık olmadığını söylemiş. O yarıştan 10 gün önce uzun süredir kırılamayan Türkiye rekorunu kırmıştım. "Halil'de böyle bir hastalık olsa bu rekoru kıramazdı" demişler. Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda kan değerlerinizin tehlike sınırında olduğu anlaşılmış. Bu nasıl oluyor? Daha önce sağlık kontrolünden geçmemiş olamazsınız. Bilmiyordum. Yarışa çıktım, dördüncü oldum. Sonradan söylediler. O gün Avrupa'da Yılın Sporcusu ödülleri veriliyordu. Beni de davet etmişlerdi. Yemekteyken bizim masaya doktor geldi ve asbaşkana "Hemoglobinini ölçtüğüm sporcu bu. Dördüncü oldu. O bile inanılmaz" dedi. Siz bu durumu bilerek mi finalde koştunuz? "Evlensem bir yıl içinde boşanırım" Zaten Kütahya'da toplam bir ay falan kalıyorum. Geçenlerde biri büyüdüğüm şehri sordu. "Her ay başka şehirde büyüyorum" dedim. Annem ben gittiğimde en sevdiğim yemekleri yapar. Sabah ben evden çıkarken "Canın ne istiyor? Bu akşam ne yapayım?" diye sorar. Kütahya'dan İstanbul ya da Ankara'ya taşınmayı düşünmüyor musunuz? Bazen geç saatlere kadar internete takıldığımda "Yarın antrenmana gideceksin. Git yat" diyor. Geçenlerde dizinde bir ağrı varmış, doktora gitmiş. Doktor "Bir sporla ilgileniyor musunuz?" diye sormuş. Meğer annemde menisküs hastalığı varmış, ameliyat olması gerekiyormuş. Annem "Oğlum sporcu. Herhalde o koştukça bana geçiyor" demiş. Anneniz sizi yarışlardan sonra "Çok yoruldun. Git yat artık" diye azarlıyormuş. Bir kız arkadaşım var. O da sporcu. Ama evlilik için çok erken. Okulum var, askerliğim var. İşleri yoluna soktuktan ve hak ettiğim yere geldikten sonra evlenebilirim. Herhalde evlensem bir yıl içinde boşanırım çünkü kamplardan birbirimizi görmeye vakit kalmaz. Bu kadar yoğun çalışırken bir sevgiliniz olabiliyor mu?

Cem Yılmaz’dan 'Karakomik Filmler' eleştirilerine yanıtKomedyen Cem Yılmaz, 'Karakomik Filmler' serisinin ilk filmleri '2 Arad' ve 'Kaçamak'ın Eskişehir’deki gösteriminde sevenleriyle bir araya gelirken, sosyal medyadan yapılan eleştirilere yanıt verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber