Av. Dr. Rezan Epözdemir: 'Genetik kodlarımızda uzlaşma kültürü yok'

Son zamanlarda gündemimize çocuğa kayyum ve icra meseleleri girdi. Ben de hukukçu Dr. Rezan Epözdemir ve Uzman Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal’la velayet meselesini konuştum.

Av. Dr. Rezan Epözdemir: 'Genetik kodlarımızda uzlaşma kültürü yok'

Çocukların anne veya babalarından polis zoru ile alındığı, çığlık çığlığa ağladığı görüntüler yüreklerimizi dağlarken, bir de üzerine çocuğa kayyum atanması meselesi gündeme geldi. Ben de soluğu Avukat Dr. Rezan Epözdemir’in yanında aldım. Dr .Epözdemir’i Münevver Karabulut davasıyla tanıdık. O kadın ve çocuk meselelerine çok önem veren bir isim. Sosyal sorumluluk projesi olarak kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuğa cinsel istismarla ilgili tam 74 tane ayrı davada mağdur aile vekilliği de yaptı. Hal böyle olunca ben de velayet davalarındaki anlaşmazlıkları ve çocukların psikolojisinin hiçe sayılıp mal yerine konmaları mevzusunu uzmanına yani Av. Dr. Rezan Epözdemir’e sormak istedim. Epözdermir’e göre “Sosyo- ekonomik durumu, sosyalleşme süreci, değer yargıları, eğitim düzeyi ve kültür düzeyi ne olursa olsun anne ve babalar boşandıktan sonra da çocuklar üzerinden birbirleriyle hesaplaşmaya çalışıyorlar”. Bu sözler üzerine anne babaların kendi hırsları yüzünden çocuklarına neler yaptıklarını anlayabilmek için Uzman Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal’a danıştım. Kazdal diyor ki: “Çocuklar kanun maddeleriyle ilgilenmez. Çocuk, anne ya da babasının yanında zorla icra memurları tarafından alındığında taraflardan biri onun için korku verici ve korunması gereken bir canavara dönüşür”. Lütfen biraz daha sakin olun ve kahramanı olmanız gereken çocuklarınızın gözünde canavara dönüşmeyin!

-Velayet meselesi başka ülkelerde de bu kadar zor mu?

Özellikle Türkiye’de kanayan bir yara çünkü bizim genetik kodlarımızda uzlaşma kültürü yok. Kara Avrupa’sında, Anglosakson ülkelerinde biraz daha medeni ve çağdaş ilişkiler geliştirebiliyor evlenen ebeveynler ama biz çocuklar üzerinden birbirimize saldırıyoruz. Taraflar boşanmayı medeni bir hadise olarak görmedikleri için boşanma aşaması ve sonrasında ortaya çıkan öfke patlaması çocuk üzerinden bir hesap sorma eğilimine dönüyor.

- Eskiden de çocuğa kayyum ve icra gibi şeyler var mıydı?

Vardı ama pek bilinmiyordu. Gün geçtikçe toplumda kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuk teslimi, çocuk tesliminde zor kullanma, kayyum atanması gibi çocukları ve kadınları ilgilendiren konularda özellikle ciddi bir farkındalık oluştu. Basın da bu meseleleri bilinçli olarak, toplumsal farkındalık oluşturmak adına kaşıyor.

Av. Dr. Rezan Epözdemir: Genetik kodlarımızda uzlaşma kültürü yok

“Evlenmek de boşanmak da doğal”

- Birkaç gündür gündemde Caner Erkin ve Asena Atalay’ın çocuklarına kayyum atanması kararı var. Normalde kayyum şirketlere atanmıyor mu?

Kamuoyu bu kayyum atanması meselesine daha çok şirketlere atanan kayyumlarla vakıf oldu. Kayyum tabiri aslında kaynağını medeni kanundan alan bir kavramdır, şirketlere atanacağı anlamına gelmez sadece. Zaman zaman yetişkinlere, çocuklara da kayyum atanabilir. Mal varlığını yönetemeyen, israfa düşen ya da iyiyi kötüyü ayırt edemeyen, akla uygun hareket edemeyen, akıl hastalığı olan kişilere de bir kayyum atanması söz konusu olabilir. Burada medyaya yansıma şekli genelde kamuoyuna mal olmuş boşanma ve velayet davalarında tezahür etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi son zamanlarda şöyle bir karar verdi. Boşanma ve velayete ilişkin davalarda yargılama devam ederken, çocuğun zihinsel, fiziksel, ahlaki gelişimi, menfaatleri ve üstün yararı gözetilerek mahkeme sulh hukuk hâkimliklerine başvurmalı ve çocuğa yargılama aşamasında bir kayyum atamalı dedi. Bütün tartışma da bundan sonra çıktı. Ve kamuoyuna yansıyan bir kısım davalarda kayyum atama kararları verilmeye başlandı.

- Hala çocuğa kayyum atama sürüyor mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu bu içtihadından döndü. “Kayyum atanmasına gerek yoksa bir kayyum atanmayabilir” dedi. Ancak zorunlu hallerde kayyum ataması söz konusu olabilecek.

- Çocuğa kayyum atandıktan sonra ne oluyor?

Yine velayet hakkı sahibi çocuğa bakıyor, eğitim, sağlık, ulaşım gibi bütün ihtiyaçlarını karşılıyor ama çocukla ilgili, çocuğun menfaatleriyle ilgili, çocuğun mal varlığıyla ilgili, çocuk adına kayıtlı olan gayrimenkullerle ilgili tasarrufta bulunulabilmesi için o kayyumun onayına ihtiyaç oluyor.

- Kayyumun görevi ne zaman bitiyor?

Mahkeme atadığı kayyumu azlettiğinde ya da çocuk 18 yaşını geçtiğinde kayyumun görevi bitiyor.

- Anne babalar ne yapıyor olabilir ki burada çocuklarına kayyum atanmasına karar veriyorlar?

Evlenmek ne kadar doğalsa boşanmak da o kadar doğal aslında. Biz Türkiye kamuoyunun birçok önemli dosyasını takip ettik, sosyal sorumluluk projesi yaptık 74 tane. Kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuğa cinsel istismarla ilgili mağdur aile vekilliği yaptık. Çok önemli velayet, boşanma dosyaları takip ettik. Bütün bunlarda şunu gördük. Sosyo- ekonomik durumu, sosyalleşme süreci, değer yargıları, eğitim düzeyi ve kültür düzeyi ne olursa olsun anne ve babalar boşandıktan sonra da çocuklar üzerinden birbirleriyle hesaplaşmaya çalışıyorlar.

“Zor kullanma yetkisini çocuğa uygulayamazsın”

- Çocuklara icra da geliyor. Çocuk mal olarak mı görülüyor aslında, duyguları yok mu sayılıyor?

İcra İflas Kanunu 25, 25A ve 25B’de düzenlenmiş. Burada kıyasen 24. Madde’deki taşınır teslimine ilişkin hükümler uygulanıyor ki bu benim de eleştirdiğim bir şey. Bizdeki temel problemlerden biri teslimde çocuğun eşya gibi görülmesi ayrıca çocuk teslim edilmezse zor kullanılır, çocuğun ilam yükü zorla icra olunur diyor. Buradaki zor kullanma yetkisini de icra müdürlükleri çok yanlış uyguluyorlar ve kamu vicdanını rahatsız eden, travmatik hadiselerle karşılaşabiliyoruz. Zor kullanma yetkisinin içine çocuğu alamazsınız. Yani zor kullanmadan kasıt çocuğa karşı zor kullanma değil burada. Kanun koyucunun buradaki kastı teslim hükümlüsüne karşı zor kullanma. Ama bizde çocuğu zorla alıp, götürmeye dönüyor. Bunu bir an önce aşmak lazım. Bir problem daha var ki, o da icra harcı. Şu an çocuk teslim kararları için mahkemenin size verdiği bir yetkiyi, hak arama özgürlüğünüzü kullanacaksanız ciddi bir icra harcı ödüyorsunuz.

- Ne kadar ödeniyor?

Yolluk, cezaevi aracına para ve varsa giderleri ödüyorsunuz. Ortalama bu iş size 450-500 TL gibi bir külfete dönüyor. Bunlar dar gelirli vatandaşlar için önemli rakamlar.

- Çocuk teslimlerinde pedagog ya da sosyal hizmetler uzmanı bulunmuyor mu?

Kanunda uzmanın bulunacağı yazıyor ama yetkisi, görevi yazmıyor. Kanunda ne yapacağı çerçevelenmemiş. Bunu düzeltmek lazım, bu büyük bir sıkıntı ve açmaz. Aksi halde bir uzmanın burada bulunmasının pratikte hiçbir önemi yok. O herkesin haberlerde izlediği örnekte mesela uzman, icra müdürlüğüne “Çocuğun anneye gitmesi uygun değildir” dedi ama yine de alıp, götürdüler. Oradaki zor kullanma da çocuğa karşı değil baba direniyorsa babaya, anne direniyorsa anneye karşı. Zor kullanma yetkisini çocuğa uygulayamazsın.

- Konuyla ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yeni yasama döneminde çalışmaları olduğu söyleniyor. Bu düzenleme nasıl olacak?

Çocuk teslim merkezleri dediğimiz merkezler kurulacak. Daha akademik, bilimsel perspektifli, içerisinde uzmanların olduğu merkezler eliyle çocuk teslimleri sağlanacak. Çocuk teslimlerinde kolluk da kullanılmayacak. Çok zorunlu, istisnai ve elzem hallerde kolluk kullanılabilecek. Çocuk teslimlerinde icra dönemi ortadan kalkıyor, artık harç ödenmeyecek. Bütün masraflar devlet tarafından karşılanacak. Bu son derece önemli bir sosyal imkan, aynı zamanda sosyal devlet olmanın da tabi ve zorunlu bir sonucu. Bir de haklı sebep olmaksızın çocuk teslimini birden fazla defa yerine getirmeyen tarafa karşı velayetin el değiştirmesi kararı açıklanacak.

- İlla bir dramın yaşanması gerekiyor yani?

Velayetin el değiştirmesine sebep olan olayın delilleriyle birlikte ortaya koyulması gerekiyor.

Yasemin Meriç Kazdal : “Çocuklar kanun maddeleriyle ilgilenmez”

- Çekişmeli velayet davalarında çocukların psikolojisi nasıl etkileniyor?

Av. Dr. Rezan Epözdemir: Genetik kodlarımızda uzlaşma kültürü yok

Anne ve babanın ayrılması fikri, çocuğun dünyasında hiç olmayan, bilemediği bir fikirdir. Bu ayrılık fikrinin çocuk tarafından bir yere oturtulması genellikle çok zordur. Onun anlamlandıramadığı bu sürece kızgınlıklar, kavgalar çekişmeler, gelmeler gitmeler kurallar, özlemler, sorular eklendiğinde çocuk için oldukça travmatik bir süreç haline gelir. Böyle bir durumda çocuk için bu sürecin bıraktığı etkiler hayatı boyunca bir huzursuzluk hissiyle ona eşlik edecektir.

- Hiçbir anne baba normalde çocuğunun kılına zarar gelsin istemez ama söz konusu boşanma davaları olunca çocuklar neden unutuluyor?

Her anne baba önceliğinin çocuğu olduğunu düşünür, öyle söyler ama pratikte her zaman da böyle olmadığını görüyoruz. “Ben kızımın bir damla gözyaşı için dünyayı yakarım” diyen bir baba boşanma aşamasında kızını annesinden kaçırabiliyor. Ya da “En önemlisi çocuğumun mutlu olması” diye düşünen bir anne, çocuğunun babasıyla yaşadığı sorunları sürekli çocuğuna anlatıp babasını kötülemekten kendini alıkoyamıyor. Tüm bu velayet davası örnekleri aslında insan canlısının ne kadar benmerkezci olabileceğini de gösteriyor.

- Kendisine kayyum atanan bir çocuk nasıl hisseder?

Bir çocuk için kayyum atanmasından önce bu kararının verilmesine sebep olan süreçte yaşananları konuşmak gerekiyor. Kayyum kararı bir sonuçtur ve bu sonuca gelene kadar yaşananlar illa ki çocuğu olumsuz etkilemiştir. Böyle bir durumda da çocukların hissettiği ilk duygular güvensizlik, korku, kaygı gibi onların ruhsal dünyalarını sarsan ve başa çıkabileceklerinden çok daha ağır olan duygulardır.

- Son zamanlarda çocuğa icra gelmesi haberlerine de sıklıkla rastlıyoruz. Çığlık çığlığa ağlayan çocuklar özellikle babalarının elinden zorla alınıyor. Bu çocuğun psikolojisini nasıl etkiler?

Çocuk, anne ya da babasının yanında zorla icra memurları tarafından alındığında taraflardan biri onun için korku verici ve korunması gereken bir canavara dönüşüyor. Sebep her ne olursa olsun bir çocuğun anne ya da babasının yanından zorla, ağlaya ağlaya alınması o çocuk için çok büyük bir travmadır. Bu gibi durumlarda icra memurlarının yanında bir pedagog bulunması bu travmayı ortadan kaldırmaz. Çocuklar kanun maddeleriyle ilgilenmez, öncesi ya da sonrasını düşünmekten ziyade yaşadıkları ana odaklanırlar, o an ne yaşadıkları ve ne hissettikleriyle ilgilenirler. Biz yetişkinlerin bunu asla göz ardı etmemesi gerekiyor.

Yer: İstanbul... Bozuk sileceklere böyle çözüm buldularİstanbul'da yağmur altında ilerleyen otomobilin bozuk sileceklerinin araç içindekiler tarafından iple kontrol edilmesi ilginç görüntüler oluşturdu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber