Avrupa’nın anayasasını şiire döküyor

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Brüksel temsilcisi Kader Sevinç 1981 doğumlu genç bir kadın. Bu sorumluluğun kendisi gibi birine verilmesini, Türkiye’nin ileride Avrupa’ya yapacağı katkı açısından olumlu bir mesaj olarak görüyor.

Avrupa’nın anayasasını şiire döküyor

... Bence geçen haftanın en önemli siyasi gelişmesi, CHP’nin Brüksel’de büro açma kararıydı. (...) Şimdi sıra ikinci çok önemli karara geldi. Brüksel’deki büronun başına kim getirilecek? (...) Çünkü CHP’nin Avrupa Birliği’ne kendini anlatmak isteme ihtiyacı duyması, çok önemli bir ‘niyet belirtisidir’ ve ben de bunu ciddiye almak istiyorum. (...) CHP Brüksel büro şefinin robot portresi nasıl çizilebilir? (...) CHP’nin Brüksel bürosunun başına tayin edeceği kişi, iki misyona sahip olmalı. Birincisi, modern, laik Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasını içten arzulayan CHP’nin Brüksel’deki temsilcisi olmak. İkincisi ise Avrupa Birliği’nin CHP’deki temsilcisi görevini üstlenmek.”
Yukarıda okuduğunuz satırlar Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e ait. “Büro şefinin robot resmi” başlıklı bu yazı Mayıs 2008’de yayınlandı. CHP, Brüksel Temsilcisi’ni Temmuz 2008’de atadı. Sonunda kısmet oldu biz de geçenlerde kendisiyle tanıştık: Kader Sevinç!
Sevinç genç, güzel, hırslı ve girişken biri. Hatta geçen hafta Brüksel ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan’a “Basın özgürlüğü konusunda daha demokratik bir yaklaşım sergileyecek misiniz?” diye soracak kadar da atak. “Ya peki Özkök’ün çizdiği robot resimle tam örtüşüyor mu?”, “CHP’nin AB niyeti konusunda ne fikir veriyor?” derseniz, ona da okuyunca şimdi siz karar verin.



Kaç yaşındasınız, nerelisiniz, aileniz nasıl bir aile, siz ne zaman, nereden mezun oldunuz?
1981 doğumluyum. Balıkesir-Susurlukluyuz. Aile kökleri Bulgaristan’a uzanıyor, ama ben kendimi Foçalı sayıyorum. Orada büyüdüm. Annem sağlık, babam emniyet teşkilatında çalıştılar. Türkiye’nin her tarafında yaşadık. İki kardeşiz. Kardeşim web tasarımcısı. Ben de 2001-2005 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu’ndan onur derecesiyle mezun oldum.

AB nasıl girdi hayatınıza?
Tüm eğitim hayatım boyunca hep çalışmak durumunda kaldım. Çalışma alanlarımdan biri de uluslararası kalite standartlarının uygulanmasıyla ilgili Akdeniz’deki değişik şirketlere danışmanlık yapmaktı. Bu tip konularla haşır neşir olunca ister istemez bir boyut olarak karşınıza AB meselesi çıkıyor. İşte o çalışmalarım sırasında bizim üniversitenin AB Araştırmaları Merkezi’nde yarı zamanlı araştırmacı olarak görev yaptım. Ortak projeler falan derken böylece hayatımda bir AB sayfası açılmış oldu.

Brüksel’e ilk ne zaman gittiniz?
2004’te. AB fonlarıyla hazırlanmış gençlik projelerine katıldım. Aynı yıl yaptığım “Türkiye’nin AB’ye Üyelik Süreci ve İnsan Kaynaklarında Yaşanması Beklenen Dönüşüm” başlıklı araştırmam Avrupa Komisyonu ve Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği tarafından ödüllendirildi. Türkiye’de açılmıştı bu araştırma ve ben de Türkiye derecesi almıştım.

Sonra?
Ödül geldikten sonra tabii konferanslara, eğitimlere daha fazla girip çıktım. 2005’te üç aylık Jean Monet Avrupa Entegrasyonu Sertifika Programı’na katıldım. Akdeniz çanağında uluslararası gıda güvencesi standartlarının geliştirilmesiyle ilgili bir girişimcilik projesi hazırladım. O projeyle de TÜSİAD’dan “Genç Girişimcilik” ödülünü aldım. Sonra da zaten Avrupa Parlamentosu (AP) süreci başladı.

Siz mi başvurmuştunuz?
Hayır, benim de katkılarımın olduğu AP’deki bir seminer programı sırasında Vural Öger ve ekibiyle tanışma imkanı buldum. Onlar baktılar hem Türkiye konusunda çalışmalarım var hem Avrupa’ya gidip geliyorum, bunun üzerine 2005’te bana çalışma teklifinde bulundular.

Ne olarak?
Sözleşmeli AP Danışmanlığı. KA-DER’in ve KAGİDER’in AB konularında danışmanlığını, TOSED Türk İş Dünyası Derneği Yönetim Kurulu üyeliğini üstelendim. TEMA-Avrupa’da hâlâ yönetim kurulu üyesiyim ve Forum İstanbul’a katkı sağlamayı sürdürüyorum. Ayrıca Brüksel’deyken Uluslararası ve Stratejik Çalışmalar Merkezi (CERIS)-Paris Sud XI Üniversitesi’nin iki yıllık uluslararası ilişkiler mastır programını yüksek onur derecesiyle bitirdim.

”Yaşım asla eleştirilmedi”

CHP’nin teklifi size nasıl geldi?
Doğrusu teklif sürecinin CHP’de nasıl şekillendiğini bilmiyorum ama geçen haziran ayında KPK toplantısı için Brüksel’e bazı CHP’li milletvekilleri gelmişti. Hepsi zaten yakın görüştüğümüz kişilerdi. Bana, “Biz bir temsilcilik açmayı düşünüyoruz, siz ne düşünüyorsunuz, Brüksel’de ne yapmak gerekir?” diye sordular. Ben de neler yapılabileceğini anlattım. Benden özgeçmişimi istediler. Sonra bir gün CHP’den arandım, “Genel Başkanımız görüşmek istiyor” dediler. Kendisiyle telefonla bir konuşmamız oldu. Hemen ardından Türkiye’ye geldiğimde yüz yüze görüştük. Kendisi teklif etti, ben de çok onur duyacağımı söyledim ve başladık.

Neler yaptınız temsilci olduğunuzdan beri?
Önce bütün kenti tarayıp iyi bir ofis bulduk. Brüksel’de ofisimiz simgesel ve stratejik olarak önemli bir adreste, AB kurumlarının yer aldığı Schuman Meydanı’nda. Eylülde ofisi açtık. Tabii partiden çok yoğun bir geliş gidiş başladı. Bu arada üç yayın çıkartıyoruz. Bunlar bütün AB çevrelerine gönderiliyor. Çalışmalarımızı Türkiye’de de yayabildiğimiz kadar geniş bir ağa yaymaya çalışıyoruz. Bugünlerde ise özellikle Sayın Baykal’ın 10 Şubat’ta Brüksel’e yapacağı ziyarete hazırlanıyoruz.

Peki CHP’nin bir temsilcilik açmasına Brüksel’de nasıl tepkiler aldınız?
Mesela Avrupa Sosyalist Partisi Konseyi’nin Madrid’deki toplantısına gittiğimde çok çok olumlu tepkiler aldım. Başkan Rasmussen, Portekiz Başbakanı Sokrates ve PASOK Lideri Papandreu gibi liderler bu gelişmeden mutlu olduklarını söylediler.

Şaşıranlar oldu mu?
Şaşırma şundan oluyor, bir ana muhalefet partisinin bu sürece bu kadar büyük destek veriyor olması çok alışıldık değil. Tabii biraz şaşırıp bundan rahatsız olan kesimler de var. Aşırı Türkiye karşıtı lobiler, Türk olup o lobilere yakın isimler, AB süreciyle ilgili yanlış giden şeylerin faturasını CHP’ye kesme eğilimi içinde olanlar rahatsız oldular. O kesimde bir “Ne gerek vardı böyle bir temsilciliğe?” havası var ama asıl ağırlık tebrik edenlerde. Şimdiden AB kurumlarından ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden çok sayıda proje önerisi ve tebrik aldık.

Peki, hiç genç olmanıza ilişkin bir eleştiri aldınız mı? “CHP’nin Brüksel temsilcisi niye daha tecrübeli bir isim değil?” diyen belki çıkabilir.
Şu ana kadar böyle bir eleştiri almadım ama çıkarsa da ona benim değil, parti yönetimimizin cevap vermesi daha doğru olur. Ben sadece şunu söyleyebilirim; böyle bir sorumluluğun genç bir isme, özellikle bir hanıma emanet edilmiş olması zannediyorum Türkiye’nin Avrupa’nın geleceğine katkı açısından olumlu bir mesaj veriyor.



“Harvard’lı yazılması sizin meslektaşlarınızın hatası”Oxford ve Harvard’da okumuşsunuz; ne okudunuz?
Harvard’da “iş dünyası iletişimi” eğitimi aldım. Ayrıca Washington DC’de Kongre ve ekonomik kurumları içeren bir ziyaret programı dönemim oldu.

Harvard ne kadar sürdü?
Yaklaşık üç ay.

Oxford’da ne okudunuz?
Londra’da, ama o Oxford Üniversitesi değil, Oxford House College’da profesyonel İngilizce eğitimi aldım. Bir yıl sonra da yine Londra’da bir uluslararası danışmanlık firması için araştırmalar hazırladım.

Profesyonel İngilizce eğitiminizin süresi?
Onun süresi yaklaşık üç ay sürdü. Bir yıl sonra da yine Londra’da bir uluslararası danışmanlık firması için araştırmalar hazırladım.

Oysa temsilci olduğunuz zaman çıkan haberlerde hep “CHP’ye Oxford ve Harvard mezunu temsilci” diye başlıklar atılmıştı.
O sizin meslektaşlarınızın hatası, benim ya da partimin değil.

Siz de düzeltmemişsiniz galiba...
Harvard’da eğitim aldım diye “Harvard’lı” yazmışlar... Yoksa benim özgeçmişim çok açık, internette ne yazıyorsa o.



“Her konuda hemfikir olmak, fikir üretememek demektir”
CHP’yi AB’ye anlatmakta zorlanıyor musunuz?
Hayır, zorlanmamızı gerektirecek hiçbir şey yok.

Sosyalist Enternasyonal’e?
O ne yazık ki Türkiye’nin bazı sevgili politikacılarının yönettiği bir dezenformasyon kampanyasıydı ama zaten başarılı olmadı. Sadece bir milletvekilini etkilediler ve Sosyalist Enternasyonal de o vekilin başvurusunu reddetti. Ayrıca Sosyalist Enternasyonel’de o etkilenen milletvekilinin etik komitede yeni dönemde yer almadığını da kaydedelim.

CHP’yi eleştiren Avrupalı parlamenter yok mu?
Var, biz de o eleştirileri dinliyoruz, takip ediyoruz, saygıyla karşılıyoruz. Ama unutmayalım ki karşımızda da tek bir AB yok. AB adına konuşuyor dediğimiz kişiler kimler, ona da bir bakmak lazım.

Danışmanı olduğunuz Vural Öger’in CHP’ye yönelik ciddi eleştirileri var; sizin olmuş muydu?
Benim CHP’nin AB sürecine olan desteğine inancım sonsuzdu. O konuda kafamda hiçbir soru işareti yoktu. Zaten biliyorsunuz, Avrupa’da vekille danışmanı hep aynı düşünmek zorunda değildir.

“CHP bu süreci başlatan parti”

Onur Öymen’e bağlı çalışıyorsunuz galiba; anlaşıyor musunuz?
Çok uyumlu çalışıyoruz ama tabii her konuda hemfikir olmak da fikirlerin üretilemediği kısır bir ortam demektir.

Öymen ve Şükrü Elekdağ hep daha şahin görülür; sizin stiliniz nasıl?
Birincisi, ben Onur beyin de Şükrü beyin de öyle olduğunu düşünmüyorum. Bana gelince; ben her zaman iletişimde öncelikle empatiye inanıyorum. Çünkü karşı tarafın hangi referanslarla düşündüğünü anlarsanız o referanslar üzerinden giderek konuyu anlatma imkanınız oluyor.

“AB’nin CHP’deki temsilcisi” oluyor musunuz?
Eğer AB’ye tamamen karşı bir partinin temsilcisi olsaydım belki buna gerek olurdu, ama CHP’de böyle bir çabaya gerek yok. CHP 1963’te bütün bu ortaklık sürecini başlatan parti. Dolayısıyla benim buradan CHP’ye yapacağım öncelikli katkı AB’den akan yoğun bir bilgi akışını ve mesajları doğru şekilde genel merkeze aktarmak.




“Şiiri İngilizce yazdım çünkü çevirisinden endişe ettim”
Şairlerin AB Anayasası’nı dizelerle yazma projesine siz de katılmışsınız; şiirle ilişkiniz nasıldır?
Şiirin, Ay Edebiyat, B(aşk)a, No Edebiyat, BT Sanat dergilerinde şiirlerim yayımlandı. Hatta üniversitedeyken iki arkadaşımla Nar adında küçük bir dergi çıkardık. Geçtiğimiz yıldan bu yana da Brüksel’de sanat edebiyat merkezi Passa-Porta’nın etkinliklerinde yer alıyorum.

AB Anayasası’nı dizelerle yazma fikri nasıl çıktı?
Politikacılar Avrupa Anayasası’nı yazamadılar. Buna tepki olarak Ocak 2008’de Passa-Porta’da Brüksel Şairler Grubu diye bir grup oluşturuldu. Bu grup “Madem politikacılar beceremedi, öyleyse bu anayasayı biz şairler dizelerle yazarız” dediler. Aralarında Adonis’in de bulunduğu uluslararası şairlere Anayasa’nın ilkelerini gönderdiler. Yaklaşık 60 şair, kendi dilinde, kendisine gelen ilkelerle ilgili dizeler yazdı.

Siz?
Ben İngilizce yazdım çünkü yapılacak çevirilerden biraz endişe ettim.

Ne zaman tamamlanacak?
Mart ayında açıklanacak sanıyorum.

Türkiye’den başka kim var?
Benim davetli şairler listesinde gördüğüm Kıbrıs’tan Mehmet Yaşın, Türkiye’den Bejan Matur var. Mehmet Yaşın, Bejan Matur hangi dilde yazacaklar, tabii onu bilmiyorum.

19 Kasım 2019 Magazin Bülteni19 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber