Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Baştan beri kadın olmayı reddettim"

Yazar Hasan Öztoprak'ın "İmkansız Aşk" kitabında kendisini anlattığını itiraf etmesiyle büyük bir travma yaşayan yazar Aslı Erdoğan: "Şimdi 'Ben istediğiniz kadın normlarında değilim' diyebilecek entelektüel birikime de sahibim, psikolojik güce de"

ELİF KORAP

Aslında yazar Aslı Erdoğan'la neşeli bir sohbet yapmak istiyordum. Onun kahkahalarını gösteren, gülümseyen bir röportaj. Bu, Erdoğan'ın eski sevgilisi Hasan Öztoprak'ın özel yaşamlarını anlattığı romanın ("İmkansız Aşk") yarattığı skandaldan sonra büyük bir gazeteyle yaptığı ilk röportaj olacaktı.
Ama öyle gözlerinizi kapatamayacağınız anıları, trajedileri var ki Erdoğan'ın ister istemez o dünyanın içine giriyorsunuz. Sanırım röportajı okuduktan sonra herkes Aslı Erdoğan'ın bütün özel hayatını hatta cinsel yaşamını ortaya döken roman için bile neden dava açamadığını anlayacak. Çünkü bu davranışının arkasında çok büyük nedenleri var.

"Kendimi dışlanmış hissediyorum"
Bugüne kadar Türkiye'den sadece Orhan Pamuk ve Ahmet Altan'ın kitaplarını basan Norveç'in ünlü yayınevi Gyldendal, "Kırmızı Pelerinli Kent"i Marg serisinde yayımladı. Ne oldu? Edebiyat camiasında statü mü atladınız?
Böbürleniyormuşum gibi olacak ama Gyldendal hakikaten önemli bir yayınevi. Benim asıl sevindiğim kitabımın Marg serisine seçilmiş olması. Alçakgönüllülük yapmayacağım. Bu edebiyatın omuriliğini oluşturan yazarların seçildiği ve yılda sadece iki yazarın kabul edildiği bir dizi. Seçkin bir diziye alındım. Bu bir Türk yazar için hiç kolay değil. Norveç basınında hakkımda çok güzel yazılar çıktı, benimle röportajlar yaptılar.
Edebiyat dünyasında statü atladım mı bilmiyorum. Kendimi Türkiye'deki edebiyat dünyasından dışlanmış hissediyorum. Basınla da aram iyi değil. Geçen yılki büyük skandal yaşanıncaya kadar kimse kitaplarımı haber yapmıyordu.

Bir yazarın sutyen takmamasıyla sürmanşet olması nasıl bir duygu?
Babam o skandal patladıktan iki gün sonra kalp krizi geçirdi. Ölebilirdi. Bir hayatın bedelini kim ödeyebilir.
O kitap babamın hayatının karşılığı mı? Sibel Kekilli'ye döndüm. Sutyen takmamam paylaşmayı istediğim bir bilgi değil ki. Çok açık konuşabilir miyim? O skandaldan sonra bir yıl hiç gazete okuyamadım. Çok büyük bir travma yaşadım. Ben bir yazar olarak eski sevgilim için "Cinsel organı küçüktü" yazıp yazdığım kişi şudur diye açıklayabilir miyim? Bir erkek olarak bundan sonra her karşılaştığınız kişinin bunu düşüneceğini sanırsınız. Belki unutulmuş olacak ama siz bu travmayı hep yaşayacaksınız. Bugüne kadar konuşmayarak kendimi de cezalandırdım aslında. Konuşmak benim hakkım. Haksızlığa uğradım, tacize uğradım ve sustum. Şimdi konuşma hakkım var. Bir de o olayı kullandığımı düşüneceklerdi. Ondan korktum. Kullanmak kadar aşağılık bir şey olamaz. Bu benim için çok derin bir yara. Kadınlığımla ilgili bir yara.

Madem bu kadar etkilendiniz, neden davacı olmadınız bu konuda?
Ben yok olursam, susarsam biter sandım. Dava açarsam hayatım daha da deşilir diye korktum. Hayatım boyunca suçluluk duygusu hiç peşimi bırakmadı. Birilerine zarar vermekten çok korktum.

Neden? Neydi böyle hissetmenize neden olan?
10 yaşındayken saldırıya uğradım. Tecavüz değil ama cinsel saldırı. Kaçmayı başaramasaydım, olabilirdi de. Tacizci polise götürüldü. Okuldandı. Ona yapılanları öğrendikten sonra hayatımda bir daha toparlanamadım.

İşkence mi görmüştü?
Yani... Şu hayattaki saflığım ve kendimi koruyamayışım ondan belki de. Benimki ideolojik değil daha çok psikolojik bir şey.

Hâlâ kitabı okumadınız mı?
Hayır. Okumayacağım.

"Tecavüze uğradığımı ailem, sevgilim bile bilmiyor"
Sanırım kitap olayı hayatınızın ikinci travmasıydı.
Aslında hayır. Çok ağır travmalar yaşadım. Buna fiziksel tecavüz de dahil.

Çocukluğunuzdaki olaydan mı söz ediyorsunuz?
Yoo hayır. Çok daha sonra... İstanbul'da tanıdığım birinin tecavüzüne uğradım. Tanıdığım derken profesyonel bir tanıdığım. Bir iş görüşmesi.. Neyse. Fazla açmak istemiyorum. Bunu ailem bile bilmez. Kimse bilmedi. Sevgilim dahil...

Polise gitmediniz yani...
Gidemedim. Bunu birine anlatabilmem altı yıl sürdü.

İyi de sizin gibi eğitimli, haklarının, yasaların bilincinde bir insan bile suç duyurusunda bulunmazsa, diğer kadınlar ne yapsın?
Haklısınız ama o dönemde söylemeyezdim. Koşullarım uygun değildi. Şu an olsa polise giderdim. Bu konuda ciddi araştırma yaptım daha sonra. Tecavüzlerin çoğu birbirini tanıyan insanlar arasında yaşanıyor. Yasalar erkekleri koruyor. Vakaları inceledim. Tecavüze uğrayan kadınlar sadece damga yemiş oluyor. Çoğu vakada suçlu beraat ediyor. Kadın bunu açıkladığıyla kalıyor.

"Köpeksi bir hayatım var"
Hayatı yaşamayı becerebiliyor musunuz?
Köpeksi bir hayatım var benim. Şu aralar biraz toparladım ama bu tamamen gerçek. Ben üniversite öğrencisiyken bile kendime tek bir gömlek, kazak almadım. Hâlâ hiç sevmem alışverişi, hoşlanmam. Giyimden, makyaj yapmaktan, aynaya bakmaktan, iyi bir evimin olmasından... Böyle zevklerimi hiç geliştirmedim. Benim evim darmadağınık, bir yazar evi dağınıklığı da değil. Tam bir kaos. Evime misafir çağıramam. Eşyalar kötüdür. Kanapelerde yanıklar vardır. Giysilerim de öyledir. Yanık olan bir giysiyi atmam, yine giyerim.

Çöp biriktirenler var biliyorsunuz. Çöp evler...
Bir ara öyleydi. Çöp evdi. Haftalarca çöpleri bile atmadığım oldu. En basit açıklama kendini sevmemek. Ama o da değil. Garip bir ilgisizliğim var. Bazen yemek yemeyi unutuyorum. Kötü yemekler yiyorum. Gurmenin karşıtı bir sözcük var mı bilmiyorum ama kontragurmeyim! Hedonist bir yanım yok.

Böyle yaşamaktan gurur duyuyor gibisiniz...
Bu ideolojik bir seçim değil. Çünkü çocukluk fotoğraflarıma baktım. O zaman da öyle. Bir adım da "Pasaklı"ydı. Annem pasaklı değildi halbuki. Aramızdaki en büyük farklardan biri de onun inanılmaz güzel bir kadın olması. Evde annem güzelliği, babam zekayı ve gücü temsil ederdi. Babamı örnek alıyordum. Ben çirkin ve zeki taraftım. Öyle bir cinsiyetler karmaşası yaşadım.

"Bir yıldır yazdıklarım çalındı"
Başarılı bir bilim kadını olmadığınız için mi fiziği bırakıp yazar oldunuz?
Başarılı bir fizikçiydim. Parlak bir kariyerim vardı. CERN'de (Avrupa Yüksek Enerji Fiziği Laboratuvarı) mastır yapmak çok parlak bir başlangıç. Ben orada mastıra giden ya ilk ya ikinci Türktüm. Ne eksikti hayatımda? Her şey! Gündüz fizik laboratuvarında çalışıp geceleri yazıyordum. "Mucizevi Mandarin" öyle çıktı zaten. Benimki bilinçli bir tercih değildi. İçgüdüsel olarak yazıyordum. Bir süre sonra yazmak daha büyük zorunluluk haline geldi benim için.

Şu aralar ne yazıyorsunuz?
Çok tuhaf bir olay yaşadım geçen hafta. Son bir yılda yazdığım her şey, kitaplarımın çevirileri, bin euro param, her şeyim gitti. Hollanda'da bir festivale davetliydim. Orada trende yanımda oturan iki Arap çantamı alıp kaçtılar. Ama çok ilginç bir şey oldu. Çantamda telefon numaram yazılıydı. İki gün sonra bir adam beni aradı, çantamı bulduğunu söyledi. Para gitti ama son bir yıldır yazdığım her şey geri geldi. Çalınan yazılarım döndü ya, çok mutluyum. Bu yıl çıkabilecek üç kitabım var. Şu an bir tanesi hazır. Ne zaman yayımlayacağım bilmiyorum. Şiirsel düzyazılarım olacak bunda. Bitirdiğim metinler.

"Bedenimle ilişkim aslında çok derin bir ilişki. 30 yıldır bale yapıyorum"
Kadınlığınızdan nefret mi ediyorsunuz?
Erkek çocuk isteyen bir ailenin kız çocuğuydum. Baştan beri kadın olmayı reddettim ben. Ben düşünce yapısı olarak biseksüelim. Hem kadın hem erkek gibi bakabiliyorum her şeye. Çocukluğumdan beri kadınlık normlarına uyamadım. Şimdi "Evet, ben istediğiniz kadın normlarında değilim" diyebilecek entelektüel birikime de sahibim, psikolojik güce de. Ama bunun bedelinin ne olduğunu da öğrendim. Yalnızlık, alay, küçümsenme. Kıllarınızı almamanız reddedilmenize neden olabiliyor. Eminim pek çok erkek "Sen böyle bir kadınla yatar mıydın?" diye konuşuyordur. Konuşmadılarsa şurada kulağımı keserim. Tabii ki yüzüme karşı bir şey dememişlerdir ama arkadan konuşmuşlardır. Cezalandırıldım. O kitapta yazılan yazılar kafalardaki kadın şablonuna uymuyordu.

Ama çok tuhaf. Bütün bu çizdiğiniz porte içinde 30 yıldır bale yapan bir kadın var. (Röportajdan önce söylemişti) Çok şaşırtıcı!
Aslında benim daha spritüel bir yanım var. Bedenle ruh ayrımına da artık çok inanmıyorum. Benim bedenimle ilişkim aslında çok derin bir ilişki. 30 yıldır bale yapıyorum.

Skandal neydi?
Yazar Hasan Öztoprak'ın eski sevgilisi Aslı Erdoğan'ı anlattığı "Ölümsüz Aşk" adlı romanı basının ve edebiyat dünyasının büyük tepkisini çekmişti. Öztoprak, kitapta eski sevgilisinden, "Güzel görünmek istiyordu ama inanılmaz bakımsızdı. Bir giysiyi günlerce giydiği olurdu. Hayatında hiç sutyen takmadığını söylediğinde ona inanmamıştım. Kadınların çoğunun yaptıklarıyla hiç işi olmazdı: sözgelimi kaşları inceltmez, kıllarını almaz, makyaj yapmazdı" diye söz ediyordu. Tepkiler üzerine yayınevi kitabı piyasadan çekti. Ancak bir süre sonra kitap yeniden dağıtıldı.

Aslında bilgisayar mühendisi
1967 doğumlu Erdoğan ortaöğrenimini Robert Kolej'de, yükseköğrenimini ise Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlayan bir bilgisayar mühendisi. Mezuniyetinden sonra aynı üniversitenin fizik bölümünde araştırma görevlisi olan ve bir yıl Cenevre'de Atom Fiziği Araştırma Laboratuvarı'nda, ardından iki yıl Rio de Janerio Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdüren Erdoğan daha sonra görevinden ayrılarak kendini tümüyle yazarlığa verdi. "Mucizevi Mandarin", "Kırmızı Pelerinli Kent" gibi kitaplarıyla ilgi çekti.

PAZAR
"Seul'den oryantalin vatanına geldik"
"Baştan beri kadın olmayı reddettim"
Kaldığımız yerden "Joey" ile devam
"Moiz Kohen Türkleşme akımının ileri saftaki neferlerindendi"
Yazarı uzun zaman ortaya çıkmadı
Dergilerin en "Ekşi"si yolda
Marketler "sahaya indi"
İstanbul'a 360 dereceyle bakıyor
Meme cerrahisinin incelikleri
Dövme yaptırmadan önce iki kere düşünün
!f İstanbul'da 43 film var
Fatma Girik'in sırrı
MARKET RAFLARINDAN YENİ ÜRÜNLER
Diyetler için tatlı destek
Mahşerin başkentleri
Londra'da bir kır lokantası
"Türkler" sergisi
Gitmek... Kime ceza?
İlginç kişilikler galerisi
TERUMI





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet