Ayna ayna söyle bana, benden daha çirkini var mı?

Dismorfi yani halk deyimiyle "ayna hastalığı" özellikle gençler arasında gitgide yayılıyor. Popüler kültürün etkisiyle reklamlarda ve televizyonda sürekli pompalanan mükemmel güzellik imajı gençlerde takıntı yaratarak onları bir dizi estetik ameliyata sürüklüyor

Bu durum onların sürekli yeni sebepler uydurarak vücutlarında çeşitli kusurlar bulmalarına ve bitmek tükenmek bilmeyen ameliyatlar yaptırmaları anlamına geliyor. Ama sonuç hep aynı oluyor: Tatminsizlik.İşte tıp literatüründe dismorfi olarak tanımlanan, bir diğer deyişle "ayna hastalığı", özellikle gençleri tehdit ediyor. Türkiye'de de çok izlenen "Nip / Tuck" ve "I Want a Famous Face" gibi programlar güzellik takıntısına verilebilecek örneklerden. Estetik yaptırma yaşının gittikçe düştüğü şu günlerde dismorfi ile ilgili olarak dermatolog, plastik cerrah ve psikiyatrlarla konuştuk. Son dönemde etrafımızda çok güzel, çok bakımlı, çok estetikli birçok insan görüyoruz. Ama bazen bu güzellik tutkusu, hatta takıntısı o kadar tehlikeli bir boyuta ulaşıyor ki fiziksel olarak güzel olan bu insanlar daha çok beğenilmek, daha çok güzelleşmek uğruna bir dizi estetik ameliyat geçiriyor, yaz-kış solaryuma giriyor. Hal böyle olunca zamanlarının büyük bir kısmını ya aynanın önünde kendilerini inceleyerek geçiriyor ya da tam tersine aynalara ve bedenlerine küsüyorlar. Çünkü artık aynada gerçek yansımalarını göremez hale geliyorlar. "Başlangıçta makyaj, şapka, peruk ve eldivenle kendilerini kamufle ederler" Kişilerin beden biçimini algılamasıyla ilgili bir bozukluk var. Kişi kendini olduğundan farklı görüyor, kusuru olmayan bölgelerini sorunlu olarak algılıyor. Ama aslında karşısındaki onda hiçbir sorun görmüyor. İlk etapta kendilerini kamufle etmek için makyaj yapmak, şapka veya peruk takmak, eldiven giymek gibi yollara başvursalar da, daha çok estetisyenlere ve dermatologlara giderler. Bu hastaların çoğu estetik ameliyat geçirir ama ondan sonra da estetik cerrahların başına dert olurlar. Çünkü yapılan ameliyattan memnun olmaz, doktoru dava ederler. Bazen cerrahi girişimin ardından depresyona girerler. Bu yüzden intihar edenler bile olur. Ya da bir ameliyatla yetinmeyip farklı yerlerine estetik yaptırmak için doktoru zorlarlar. Bazen de eski haline geri döndürmesi için baskı yapar ya da farklı doktorlara başvurarak bu hatanın düzeltilmesi için boşuna zaman harcarlar. Her girişim durumu daha da çözümsüz hale getirir. Bedeninden memnun olmamak, bedene haddinden fazla odaklanmak biz psikiyatrlar için ruhsal bir sorundur. Bu nedenle özellikle gençlerde yaygınlaşan estetik girişimleri onaylamak mümkün değil. Ancak bedenini beğenmemenin ötesinde dismorfik hastalarda ciddi bir algı sorunu vardır. Mesela bu tür hastalar "Gözümün teki daha büyük, elimin biri küçük, kulaklarım kepçe, burnum yamuk" gibi yakınmalarla başvurur ve gerçekten asimetri olsa da (beden zaten asimetriktir) bunu çok büyük bir sorun olarak yaşar. Bu hastalık her iki cinste görülmekle beraber kadınlarda daha sık görülür. Özellikle 15-30 yaş arasında daha çok ortaya çıkar. Bu tip hastaların muhakkak psikiyatrik muayeneden geçmesi gerek. Objektif bir sorun yokken estetik müdahale isteyen her hastaya ruhsal değerlendirme yapılması gerekir. Ancak dismorfikler ikna edilmesi en zor hasta gruplarından biridir. Eğer ikna edilebilirlerse psikoterapiyle birlikte ilaç tedavisi uygulanır. Anoreksiyaya benzer gibi gözükse de dismorfi farklıdır. Anoreksi bir tür yeme bozukluğudur. Aşırı şişman olmaya karşı bir korku ve direnç vardır. Kişi yaşamla bağdaşmayacak ölçüde zayıf bile olsa bedenini şişmanmış gibi algılar ve beslenmesi üzerinde ciddi bir kontrole başvurur. Ama her ikisinde de bedensel takıntılar olduğu doğrudur. "Dismorfikler kusurlu buldukları bölgeden nefretle bahsederler" Bu temelde insanın vücut yapısından memnun olmaması durumuyla alakalı, kişinin kendiyle barışık olmaması hali. Ama bunun kişinin çirkin olmasıyla ya da gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bu tip hastalar genelde güzeldir. Bu hastalık genelde kadınlarda görülür. 15-25 yaş arası tepeye vurduğu dönemdir. Çünkü kadınlar küçüklüklerinden beri güzel olmaya çalışırlar. Burun, göğüs, bacak, kalça en çok estetik yaptırmak istedikleri bölgeler. Erkeklerde ise durum farklı. Kadınlar erkeklerde fizikten öte başarıya baktıkları için erkeklerin güzellik algılayışı farklı. Onlar genelde saç ya da penis büyütme ameliyatı için gelirler. Ama penis büyütme ameliyatı kesinlikle psikolojiktir, hastalığa yatkınlık belirtisidir. Estetik zorunluluk değil, lükstür. Estetik ameliyatla psikoterapi yapılamaz. Bu hastalar zaten estetikle mutlu da olmaz. Sınırlarını sürekli zorlarlar. Bir ameliyat asla yetmez, sürekli yeni sebeplerle yeni kusurlu bölgeler ararlar. Aslında bedenlerini değiştirirken ruhsal yapılarını düzeltmeye çalışırlar. Dismorfi hastaları ifade tarzlarıyla kendilerini hemen belli eder. Örneğin bu hastalar kusurlu buldukları bölgeden muhakkak nefretle bahsederler. Onlara bu konuyla ilgili tereddütlerinizi açtığınızda doktor değiştirirler. Bu insanların tedavisi çok zordur, tıpkı bulimia ve anoreksiya hastaları gibi. Zaten bu hastalıkların temelinde sevgisizlik ve kabul edilmeme yatıyor. Bazı hastalar ellerinde Brad Pitt, Victoria Beckham resimleriyle gelip onlara benzemek istiyorlar. Burada bedensel bir kusurdan çok ruhi bir bunalım da söz konusu. Mutlaka yakın takip gerekir. "Yaz-kış bronz tenle dolaşmak dismorfi belirtisi" Dismorfi kişinin kendi görüntüsünden memnun olmaması halidir. Bu insanlar asla çirkin değildir. Ama ufak da olsa bir kusuruna takıyor, ya aynanın karşısında saatlerce kalıp vücudunu inceliyor ya da kendini yok sayarak aynaya asla bakmıyorlar. Tedavi olması ya da estetik ameliyat geçirmesi yetmiyor, tekrar başka bir sorunla geliyorlar. Hastaların yüzde 11-15'i görüntüleriyle ilgili nedenlerden dermatologlara geliyor. Kadınlar yoğunlukta. 15-25 yaş en riskli grup. Dermatolojide yüz önde olduğu için kepçe kulak, yamuk burun, çarpık ağız, dişler, sivilceler, bunun dışında diğer deri hastalıkları ve jenital organları çirkin bulma gibi nedenlerle hastalar başvuruyor. Ama ten rengini bile takıntı yapanlar mevcut. Solaryuma gereğinden çok girmenin, yaz-kış bronz tenle dolaşmanın altında da dismorfi yatıyor diyebiliriz. Kişi teninin hep bronz olmasını istiyor, bunun dışında kendini çirkin hissediyor. Solaryumu makyaj olarak görenler de var. Solaryuma ciltte bronzluk oluştuktan sonra üç haftada bir kez girilmesi gerek. Ama bazı kişiler haftada bir ila üç kez giriyor. Bu çok fazla ve zararlı. Kozmetik, estetik ve botoksla ilgili reklamlarda 20'li yaşlarda kadınların kullanılması takıntıların artmasına yardımcı oluyor. Ünlü kişilerin bu kadar çok estetik yaptırmasının altında kendilerini beğenmemenin ötesinde medyaya daha iyi gözükmek yatıyor. Britney Spears'ın son dönemde yaşadıkları bu vakaya en belirgin örnek.

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber