Bazı obur hastalar "N'olur bana ceza verin" diyor

Ünlü diyet uzmanı Doktor Taylan Kümeli: "Artık erkekler de güzellik için zayıfladıklarını söylüyorlar"

Bazı obur hastalar "N'olur bana ceza verin" diyor





Diyetisyen Taylan Kümeli'nin Nişantaşı'nda bir apartmanın iki katına yayılan kliniği farklı bir gezegen ya da en azından bir uzay üssü gibi. Kadınlardan müteşekkil farklı bir tür sanki burada çalışanlar. Uzunu, kısası hiç fark etmiyor, hepsi "fit", göğüs ileride karın içeride, sabah sabah "tip top" giyinip gelmişler buraya, koca gülücüklerle açıyorlar kapıyı. Şeker rengi, pembe giysiler üzerlerinde. Masalara içinde portakal dilimleri yüzen sürahiler koyuyorlar. Tavanda, duvarlarda yeşil elma fotoğrafları.
Taylan Kümeli son birkaç yıldır fazla kilolardan mustarip İstanbulluların bel bağladığı bir diyet ve beslenme uzmanı doktor. Şu sıralar en "in" diyetisyen.
Kliniğine bizden sonra geliyor Kümeli.
O da toz pembesi bir tişört giymiş. Benim gibi sabahları birkaç tas kahve ve bir avuç sigarayla güne başlayan biri için o da fazla enerjik.
Arkadaşlarım Elif Yıldız ve Nazan Aşık uzun zamandır bahsediyorlardı Taylan Kümeli'den. Onlarda artık bir alışkanlığa, ihtiyaca dönüşmüştü onunla iletişim kurmak, öğünlerden sonra ona telefon edip suçlu suçlu gastronomik itiraflarda bulunmak.
Ama benim Taylan Kümeli ile röportaj yapmam için, demek ki Beşiktaş'a el atması gerekiyormuş.
Sinan Engin, Yıldırım Demirören, Lucescu, hepsi Kümeli'nin tezgâhından geçiyorlar şu sıralar.
Kümeli'nin diğer diyetisyenlerden bir farkı da, yaptığı işi felsefe ile temellendirmesi. İşine politik bakabilmesi. Hafta içinde Nişantaşı'nda çalışan Kümeli, hafta sonları fakir semtlerde ücretsiz diyet eğitimi veriyor.
Kümeli ile dar alanda başlayan kısa paslaşmalarımız bir süre sonra felsefeye, politikaya, sosyolojiye uzandı.

"Estetik için gelir, sağlık için geldiklerini söylerler"

Endüstrileşmenin, zenginleşmenin sonucunda insanlar artık kısa zamanda daha fazla zevk almak istiyorlar. Kendilerini dışarı, sokağa attılar. Zevk için yemek yeme daha önem kazandı. Bununla birlikte de şişmanlık bir tehlike olarak gözüktü. Ama bence diyet uzmanları insanlara seçiciliği öğretirlerse, ağız tadından çok fazla ödün vermeden ikisi beraber yürütülebilir.


Herkese göre lezzetli olan şeyler değişir. Ama ben şuna inanıyorum: Siz döner yiyerek de zayıflayabilirsiniz. Zayıflamak için sürekli haşlanmış sebze, meyve, yoğurt yemek zorunda değilsiniz.


Evet, bizde çok kötü bir şey daha yapılır. "Fazla gülme, ağlarsın" denir. "Niye canım ağlayacağım? Güleceğim de, ağlamayacağım da."


Evet, çağımızda güzellik zayıf olmaktan geçiyor. Bize gelenler de bunu sağlık için değil, estetik için yapıyorlar çoğunlukla. Bilinçaltında estetik ama dışavurdukları sağlık.


Diyet; beslenme önerisi, doğru beslenme eğitimidir; rejim ise bazı şeylerin kısıtlanarak insanın hayatına engeller getirilmesi demektir.

"Dünyada bu kadar aç yaşarken, şişman olmak beni utandırıyor' diyen iki hastam vardı"

Çok fazla. Bazıları için bu bir psikolojik rahatlama. Bulundukları formatın dışına çıkmak onları mutlu ediyor. Onları anlıyorum. Ama bazıları için hayatta her şey zayıflamak olmuş. Onlara çok kızıyorum. Herkes aynı kiloda olacak diye bir şey olmaz. Herkes kendisi için sağlıklı kiloda olmalı.


Onlara anlatmaya çalışıyoruz artık zayıflamamaları gerektiğini. 38 bedene iniyorlar ama onlar kendilerini 42 beden gibi görüyorlar. O zaman bir psikolog ya da psikiyatrist öneriyoruz.

"Ben diyette de faşist yöntemlere karşıyım"

Tabii. Çünkü evlerinde karınlarını doyurmak için sadece bulgur oluyor mesela. Yaşayabilmek için sürekli karbonhidrat alıyorlar.


Evet, böyle iki hastam oldu. Biri sizin gibi gazeteci, felsefe okumuş, bir televizyonda çalışıyor, diğeri ise yurtdışında yaşayan bir hanımdı. O da, "Dünyada bu kadar aç yaşarken, şişman olmak beni utandırıyor" diyordu. Ve bence bu gerekçe de çok doğru.


Kesinlikle doğru bir saptama. Oysa Batı'daki obezite sorununa neden olan aşırı ve yanlış beslenme Afrika'daki açlık sorununun da nedeni. ABD'de yanlış beslenen obez bir çocuğun yedikleriyle Afrika'da 20 aç çocuk kurtarılabilir.


Hayır. Böyle yöntemler uygulayanlar oluyor ama ben bunlara çok karşıyım. Tabii ben de bazı yardımcı unsurlar kullanıyorum.


Su içiriyorum. Sonra Dünya Sağlık Örgütü'nün öngördüğü ve dahiliye uzmanlarının da tavsiye ettiği bazı vitamin ve mineraller veriyorum. Ben her tür faşist yönteme karşıyım. Kan grubuna göre diyet programı yazmayı bile ırkçılık olarak nitelendiriyorum.


Ben buraya bir hasta geldiğinde kendimi onun yerine koyuyorum ve "Ben bir diyet uzmanına gitseydim ne isterdim?" diye soruyorum kendime. Budur belki farkım. Ben hastamla bütünleşiyorum. Bu belki benim ruh sağlığım açısından çok iyi bir şey değil, akşam eve gittiğimde 40 kişinin hayatını yaşamış gibi oluyorum ama benim farkım bu galiba.

"Kadınlar eşleri, erkekler kendileri için zayıflar"

Farklı. Eskiden hele, erkekler estetik nedenlerle zayıflamak istediklerini asla söylemezlerdi. Şimdi artık bunu söyleyebiliyorlar ve böylelikle kadınlarla erkeklerin talepleri benzeşiyor. Ama erkekler kendileri için, kadınlar ise eşleri için güzel olmak istediklerini söylüyorlar. Şimdi de böyle bir fark oluştu. Bir de kadınlar kendilerine ve bana karşı erkeklerden daha fazla acımasız oluyorlar.


Evet. Kadınlar daha çok. Ya kocası artık zayıflamasından umudu kesmiş oluyor ve finanse etmiyor onun zayıflama çabalarını. Bu yüzden kendi imkanlarıyla, kocasından gizli geliyor. Ya da kocası kadını kilolu beğeniyor ama toplum içinde zayıf olmak istediği için bana geliyor. O zaman soruyorum ona kocasıyla evdeki mutluluğunun mu, toplum içindeki görüntüsünün mü kendisi için daha önemli olduğunu ve ondan sonra başlıyorum tedaviye. Bazıları da vazgeçiyor bunu sorunca.


Evet. O anda onların kilolarını görmelerini engellemek için dikkatlerini başka yöne çekerim.

"Bir kadın siyasi ayağına çağırdı, gitmedim"

Tabii. Ama ben cezalandırmıyorum. Eğer çok isterlerse, "Ne olur, cezalandırın beni Taylan hanım" derlerse, parmağımı sallayıp "Hı" diyorum.


Evet. Ya da eğer program dışı bir şey yedilerse bunu gizlememelerini söylüyorum. Eğer mutlu olacaksa yesin ama gizlemesin.


Hayır. Tam tersine bana tekrar gelmeye başladıklarında takım düzeliyor.


O çok zeki bir adam. Kendisi gelmedi, menajerini gönderdi. Sonra menajerine verdiğim diyet programını kendisi uygulamış.


Evet, geçen gün çok ünlü bir kadın politikacımız aradı. Evine gitmemi rica etti. Ben de "Bir bilim adamı böyle bir şey için kimsenin ayağına gitmez" diyerek kabul etmedim.


İsim vermem doğru olmaz, söylemem.

DİYARBAKIR ERGANİ İLKÖĞRETİM OKULUNA GİTTİK - VLOGTürkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Lenovo Diyarbakır Ergani İlköğretim Okulu için hazırladıkları projeye Milliyet Teknoloji Editörümüz Batuhan Dönertaş'ı davet etti. Hayata geçirilen proje kapsamında Diyarbakırlı çocuklar, son teknolojik ekipmanlara kavuşarak, birbirinden farklı alanlarda bilim ve teknolojik yeniliklere ayak uydurdular.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber