“Birçok genç kızı cesaretlendirdik”

Türkiye’nin ilk kadın müzik grubu “Cici Kızlar”ın en küçük üyesi Bilgen Bengü “Bizim dönemimizde ‘sahneye düşmek’ diye bir deyim vardı. Yani hoş karşılanmıyordu. Bu yüzden müzik dünyasına adım atmamız birçok genç kızı cesaretlendirip yüreklendirmiştir diye düşünüyorum” diyor

“Birçok genç kızı cesaretlendirdik”

Bilgen Bengü’yü, Türkiye’nin ilk kadın müzik grubu “Cici Kızlar”dan tanıyoruz. Ekoseli etekleri ve kalpli süveterleriyle söyledikleri, eğlenceli koreografisiyle hafızalara kazınan “Delisin” şarkısı, bugün nostaljinin ete kemiğe bürünmüş hali gibi. Grubun ömrü uzun olmasa da Bengü, “Bizim müzik dünyasına adım atmamız birçok genç kızı cesaretlendirip yüreklendirmiştir diye düşünüyorum” diyor. O da bu süreçte müzik çalışmalarına bağımsız devam etmeyi tercih edenlerden. Son olarak 2011’de yayınlanan maxi single’ının ardından şimdi “Git Gidebilirsen” adlı yeni teklisi Ossi Müzik etiketiyle dijital platformlarda yerini aldı. Fırsat bu fırsat, Bengü’yle müzikten nostaljiye uzandık.

“Git Gidebilirsen” sekiz yıl aradan sonra geldi. Nasıl geçirdiniz aradaki bu dönemi?

Evet, uzun bir ara oldu. Bu arada Popsav (Popüler Müzik Sanatı Vakfı) yönetimindeki çalışmalarımızda, çeşitli etkinliklerde, programlarda yer aldım. “Hey Gidi Günler” etkinlikleri, “Gazino Show” programları gibi çeşitli çalışmalarım oldu. Sahne hep devam etti. Bu arada Popsav yönetimindeki arkadaşımız sevgili Mehmet Hayri Alkan’ın bestesi hoşumuza gitti, hiçbir ticari kaygı duymadan şarkıyı hayata geçirmek istedik.

“Birçok genç kızı cesaretlendirdik”

Türkiye sizi 1975’teki Eurovision elemelerinde Cici Kızlar olarak seslendirdiğiniz “Delisin” şarkısıyla tanıdı. Ve aradan geçen 40 yılı aşkın zamana rağmen unutmadı. Sizce hafızalarda böylesine yer edinebilmenizi sağlayan neydi?

“Delisin” şarkısı gerçekten beste ve düzenlemesiyle sevgili Atilla Özdemiroğlu’nun ölümsüz bir eseri, bize bir armağanı diyelim... Şarkı insanlara çok sıcak geldi. Cici Kızlar projesine çok uydu ve koreografisi ile de hafızalara kazındık. Dinleyici şarkıyı sevdi, bizi sevdi. Türk filmlerinde (Delisin, Hababam Sınıfı gibi) bu şarkının yer alması da zannedersem unutulmamasını sağladı. İyi ki bu filmleri de çevirmişiz. “Delisin” şarkısı melodisi ve koreografisi ile biraz da o filmler sayesinde günümüze kadar canlı kaldı...

Bugün temsil ettiğiniz o dönem, yer aldığınız projeler, şarkılarınız büyük oranda özlemle anılan bir geçmişin de parçası diyebiliriz. Siz nasıl anıyorsunuz o dönemi? Nostaljinin bir parçası olmak nasıl hissettiriyor?

Dünyada pop müziğin ‘60’lı yıllarda henüz başladığını düşünürsek, bizim ‘70’li yıllarda Türk pop müzik dünyasına girmemiz tabii ki erken bir dönem. O dönemin duygularıyla saflıkla, içtenlikle yapılan müzik; söz, melodi ve şarkılara da yansımış diye düşünüyorum. O dönem melodileri çok zengin. Bu yüzden altyapı kaldırıldığı zaman bile melodiyi rahatlıkla mırıldanabiliyorsunuz. Kendimi bu dönemleri yaşamış biri olarak şanslı görüyorum tabii ki. O dönemin en iyi müzisyenleri ile çalışmak, bu işe ilk başladığım anlarda doğru adreste ve doğru insanlarla bu işi yapmış olma konusunda gerçekten şanslıydım. O yüzden bunlar için şükrediyorum.

“Birçok genç kızı cesaretlendirdik”

Cici Kızlar aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın müzik grubu. Grubun bu anlamda öncü bir rol üstlendiğini düşünüyor musunuz?

Bizler müzik dünyasına adım attığımızda bir deyim vardı; “Sahneye düşmek”... Ya da “Kızı boş bırakırsan, ya davulcuya ya zurnacıya varır” diye… Yani hoş karşılanmıyordu. O yüzden bizim genç kız olarak müzik dünyasına adım atmamız birçok genç kızı cesaretlendirip yüreklendirmiştir diye düşünüyorum. Sahnede onları görmek de ayrıca bir hoşluk, bir güzellik. Kadınların olmadığı bir dünya pek hoş olmazdı herhalde. “Cici Kızlar” kadın vokal grubu olarak Türk müzik dünyasına bu anlamda da renk katmışlardır.

“Pop müzik duygudan uzaklaştı”

Siz bir yandan da o dönemin genç kuşak müzisyenlerindensiniz ve gençler arasında çok popülersiniz. Müzikal anlamda yeni nesil müzisyenlerle kıyasladığınızda neler görüyorsunuz?

Günümüzde pop müzik, teknolojilerin de gelişmesiyle, kişisel imkanlarla bile ev ortamında yapılmaya, yaygınlaşmaya başladı. Bu gelişimin teknik olarak büyük kolaylıklar sağlamasına rağmen müzikal anlamda söz, melodi ve düzenlemelerin duygudan uzaklaştığını, bu düşüncede de yalnız olmadığımı üzülerek ifade etmek isterim. Bu anlamda yeni nesil söz yazarı, besteci ve düzenlemeci arkadaşlarıma tavsiyem; ‘70-’80 ve ‘90’lı yılların müziklerindeki hissi yakalayabilmeleri, kalıcı
müzikte yer alabilmenin gözlem ve analizlerini iyi yapmaları olacaktır.

Jean Claude Van Damme’ın ilk isteği Türk kahvesi olduÖzel jeti ile dün akşam Bodrum’a gelen Jean Claude Van Damme’ın otele girer girmez ilk isteği sade Türk kahvesi oldu. Van Damme'ı karşısında gören yerli ve yabancı turistler şaşkınlık yaşadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber