‘Biz varız dedik, şimdi hak kazanma zamanı’

Gündem her zamankinden yoğun. Gazeteler, televizyonlar, haber siteleri hep aynı konularla dolu.

‘Biz varız dedik, şimdi hak kazanma zamanı’

Bu hayatta yalnızca savaş, saldırı, füze yok. Haklarını almak için canla başla çalışan insanlar, biz başka gündemlerle uğraşırken mağduriyetlerini azaltmak için didinenler var. LGBT (Lezbiyen Gey Biseksüel Transseksüel) Onur Haftası 20’nci kez yapıldı. LGBT Onur Yürüyüşünün 10’uncusu ise bugün saat 17.00’de Taksim Meydanı’nda başlayacak.
Bu yürüyüş yalnızca LGBT’ler için değil. İnsan haklarını savunan herkes için.
Onur Yürüyüşü’nü, LGBT haklarının 20 yılda geldiği noktayı ve beklentilerini LGBT aktivisti Mehmet Tarhan ile konuştuk.

Bu yürüyüş ne için?
Sene 1969. New York’ta eşcinsellerin ve transların gittiği bir bar. Polis sürekli baskınlar yapıyor. Tam McCarthy dönemi. Bir gün yine 8-10 polis memuru baskına geldiğinde bir trans elindeki bira şişesini polislere atıyor ve isyan çıkıyor. Ne planlı ne de örgütlü. Polisleri bara hapsediyorlar ve beş gün sürüyor bu. Bir anda isyan ABD’nin pek çok kentine yayılıyor. Bu bir milat. O ana kadar hasta ya da sapık olarak nitelenen bu insanlar “Bir durun artık” diyorlar. O günden bu yana “Artık yeter” denmesini kutluyoruz dünyanın dört bir yanında.

Türkiye’deki LGBT hareketi 20 yılda ne kadar yol aldı?
1993’te ilk kez Onur Haftası yapıldı. Valilik tarafından yasaklandı, pek çok insan gözaltına alındı.
O şoktan sonra yine etkinlikler yapıldı ama hep salonlarda. İlk kez sokağa 2003’te çıktık ve 15 kişiydik. Terkos Çıkmazı’ndan Mis Sokak’a kadar yürümüştük ancak.

“Annelerin bizimle olması ivmeyi artırıyor”

Bu yıl için beklentiniz ne?
Geçen yıl polis telsizlerine göre 10 bin kişiydik. Muhteşem bir kalabalıktı. Bu yıl daha da fazla bekliyoruz. Çünkü iş biraz daha ana akımlaştı. Mert Fırat’tan Nihal Yalçın’a pek çok kişinin çağrı yaptığı bir video hazırladık. Geçmiş yıllardan daha fazla siyasetçi katılacak, ki bu birçok insan için güvenlik algısı demek. Üç yıldır anneler de bizimle, onların varlığı her yıl ivmeyi arttırıyor.

Ana akımlaştık derken neyi kast ediyorsunuz?
Hareketin ilk yıllarında birbirimizi dinledik, onaylanmaya ihtiyacımız vardı. 2000’lerde sokağa çıktık, diğer toplumsal kesimlerle buluştuk. Biz de varız dedik. Son birkaç yıldır ise artık tamam, birbirimizi biliyoruz. Şimdi karar vericilerle kavga zamanı. Anayasa için çok ciddi çalışıyoruz. Bu yıl LGBT hareketi hakkında bu harekete dışarıdan bakacağımız bir
program yaptık.

“LGBTT haklarına destek yüzde 10-20 arasında”

Geçen yıl bazı milletvekilleri de sizinle yürümüştü. Bu yıl siyasetin desteği ne durumda?

Hem BDP’den hem de CHP’den geçen yılkinden daha fazla destek bekliyoruz. Mustafa Sarıgül programı uyarsa yürüyüşe katılacağını söyledi.

Ya AKP ve MHP?
Dün SPoD (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği ) ve Listag (LGBT Aileleri İstanbul Grubu) aktivistleri anayasa konusunda görüşmeler yapmak için geçen hafta Meclis’teydiler. AKP’li ve MHP’li üyelerle de görüştüler.

Tavırları nasıl?
Ayşenur Bahçekapılı ile görüştüğümüzde bize iktidar olmanın güçlüklerinden ve taban baskısından bahsetti. Anlaşılır bir şey. Siyasi parti oy hesabı yapıyor ama biz de bu ülkede yüzde 10 ila 20 arasında LGBTT haklarına destek veren bir kitle olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

‘Biz varız dedik, şimdi hak kazanma zamanı’

“Kotayı dolduramadım abla, karakola gelsene”

Bunca çabanıza rağmen Türkiye’nin homofobi karnesinde hiç mi değişiklik yok?
LGBT’ler için iyi örnekler anlatabilirim ama translar için durum iyiye gitmiyor.

Neden?
Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu değiştiğinden ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün başına Hüseyin Çapkın geldiğinden beri transların hayatı daha zor. Polis her gözaltına aldığı kişiyle bir puan alıyor. Bakkalda gördüğü transa “Abla bu ay kotayı dolduramadım, benle karakola gelsene” diyen polis var. Ne oldu? Translar eve kapandı.

“Derneklerimiz AKP iktidarında kuruldu, şimdi paldır küldür aşağı gidiyoruz”

Onur Haftası’nın başladığından bu yana geçen 20 yılın yarısında AKP iktidarı var. İlk 10 yıl ve ikinci 10 yıl farklı mıydı?
Bizim derneklerimiz AKP iktidarında kuruldu. AKP’den ziyade, AB sürecinin çok hızlandığı 2002-2004 arasında resmi olarak statülerimize kavuştuk. Boyumuz bir karış uzamadı ama görünür olmak önemli. Umudumuzun daha yüksek olduğu bir dönemdi. Ama 2005’ten sonra işler önce durakladı. Şimdi ise paldır küldür aşağı gidiyor.

Size bunu düşündüren ne?
Örneğin, Aile Bakanlığı kuruldu. Bundan eşcinsellere ne diyeceksin. Ama geleneksel-muhafazakar aile modeli dayatılıyor bu yolla. İdris Naim Şahin gibi ancak şaka deyip gülerek altında kalabileceğimiz bir bakan var. Öyle bir arka bahçe açıklaması yaptı ki, hepimiz teröristiz.

“Bizim haklarımızı kadın gazeteciler koruyor”

Panellerin moderasyonu için Balçiçek İlter, Ezgi Başaran, Pınar Öğünç gibi kadın gazetecilerin seçilmesi bir tesadüf mü?
Her zaman erkeklerin katılımı daha azdır. Mecliste de bizimle hareket eden milletvekilleri de çoğunlukla kadın. Arayıp hiçbir erkek gazeteciye gel demedik. Çünkü burada moderasyon yapanlar şimdiye kadar LGBT haklarını köşelerinde yazanlar.

Neden erkek gazeteciler yazmıyor?
Erkekliğe halel getirmesin diye! Erkekler eşcinsellerden çok korkarlar. Kadını nesne kendisini özne olarak görerek yetiştirilen insanları, kendisinin de nesne olarak algılanabileceği fikri çıldırtıyor.

GAZETECİ GÖZÜYLE MEDYANIN LGBTT KARNESİ

“Medyada nefret söylemi dört kat arttı, çoğu da köşe yazarı”

PINAR ÖĞÜNÇ

Medyadan LGBT bireylere yönelik nefrete giden bir duble yol var aslında. Bir yanı, köşe yazanların, haber yapanların, basılmaya hazır hale getirenlerin sahip olduğu önyargılar, ayrımcılık ve nefret paketi.


İkincisi de satış ve ilan odaklı ana akım medyanın çoğunluğa yaranmak için stratejik olarak kullandığı nefret söylemi. Bunun satacağı düşüncesi var çünkü. Herhalde Türkiye’de suça karışmış eşcinsellerin, transların tamamı haberleşmiştir. Hiç alakası yokken ‘Katil eşcinsel çıktı’ haberi okuruz. Uğradıkları şiddet dahi haberleştirilirken fail değil mağdur ön plana çıkarılır. Bu anlamda işlerin kesat gittiği günlerde de birden ‘Eşcinsellerde kanser riski bilmem kaç kat fazla’ diye bir başlık görürsünüz. Hiç de sağlık haberi ebatlarında değildir.


Nefretsoylemi.org’un düzenli yaptığı medya takibinde 2012’nin ilk dört ayına ait verilerde birkaç şey mühim. İlki, haberlere bakıldığında 2011’e göre medyada nefret söylemi tam dört kat artmış. İkincisi bunları yazanların yüzde 80’i köşe yazarı. Bunlar çok düşündürücü oranlar.

“Bir emlak sitesinden ev ilanı: Eşcinseller kiralayamaz”

Yeni anayasadan beklentileriniz ne?
Anayasada ayrımcılık kategorileri sıralanırken cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği geçsin istiyoruz. Türkiye demokratik bir ülke olsa, hakimlerimiz evrensel hukuka dayanarak hareket etseler böyle bir talebimiz olmaz. Bu gruba karşı keyfi uygulamaları engellemenin yolu devletin bir tavır koyması. Devlet diyecek ki, “Ben LGBT’lere karşı ayrımcılığa karşıyım”. Ama şu anda devlet bu pozisyonunu ortaya koymadığı için haksız tahrik indirimleri uygulanıyor, polis bonus kesiyor, ev sahibi ev vermiyor. Geçenlerde büyük bir emlak sitesi bölümünde ev bakıyordum. Cihangir’deki bir ev için şöyle bir not düşmüşler: Eşcinsellere kesinlikle verilmeyecektir.

Ne hissettiniz?
Dayak yemiş gibi hissettim! Her konuda baskı var. Pahalı semtlere gitmeyi tercih ediyor eşcinseller. Eşcinsel olduğu için itilip kakılmayacağı yerleri seçiyorlar. Bu da başka bir algı yaratıyor. Diyorlar ki, eşcinseller pahalı şeyleri seviyor, çok tüketiyorlar. Çünkü tüketerek var olabiliyorlar. Eşcinsel ama şık / eşcinsel ama tatlı / eşcinsel ama çok çalışkan...
Hep “ama”ları doldurmak zorundalar.

Hormonlu Domates Homofobi Ödülleri:

Her yıl LGBT Onur Haftası kapsamında düzenlenen, adını Erman Toroğlu’nun “Hormonlu domates yemeyin, homoseksüel olursunuz” açıklamasından alan Hormonlu Domates Homofobi Ödülleri’nin bu yılki sahipleri:

* Yaşam Boyu Hormonlu Domates - İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin: Eşcinselliği ahlaksızlık, gayriinsani durum olarak tanımladığı için.

* Devrimci Domates - Bora Gezmiş (Deniz Gezmiş’in ağabeyi): Deniz Gezmiş’le yakın olduklarını ve beraber gazoz içtiklerini söyleyen Bülent Ersoy için “Bir tek ‘Gazoza ilaç attı’ dememiş, çok ayıp” dediği için.
* Yazar Ayşe Kulin: “Gizli Anların Yolcusu” kitabıyla eşcinsellerin dünyasını homofobik
ve bilgisizce yansıttığı için.
* Psikiyatr Dr. Yusuf Karaçay: Din eksenli homofobik açıklamaları için.
* Mazlum-Der Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal: Eşcinselliğin hastalık olarak kabul edilmesinin insanlık suçu olarak kabul edilmesine karşı çıktığı için.
* Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Recep Karagöz: Eşcinsellerin genel olarak provokatif davranışlarla konuları saptırdığını iddia ettiği için.
* AKP: CHP ve BDP’nin eşcinsel hakları ile ilgili yasa önerisini “genel ahlaka aykırı, neslin korunmasına ters” diyerek reddettiği için.
* Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek: Türkiye’de gey belediye başkanı olmaması gerektiğini savunduğu için.
* Yeni Akit: LGBT birey ve kurumlara dönük nefret söylemi içerikli haberleri için.
* Taksim Mango: Trans kadın bir bireyi erkek soyunma odasına sokmaya çalıştığı için.
* Sunucu İkbal Gürpınar: Eşcinsellere hasta demekle kalmayıp onların büyük bir kısmının mutlaka bir erkek çocuğa tecavüz ettiğini söylediği için.
* KKTC Yönetimi: “Gayritabii cinsi münasebetten” iki erkeği tutukladığı ve İngiliz sömürge döneminden kalma yasayı hâlâ devam ettirdiği için.

14 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber