Geri Dön

“Bizim Yenge” ile ekrana dönüyorlar

Onları televizyon ekranında aynı karede görmeye alışığız. “Canım Ailem”in sevilen iki oyuncusu, Şebnem Bozoklu ve İlker Aksum, bu kez “Bizim Yenge”yle ekranda olacaklar. Üstelik karı-koca olarak

“Bizim Yenge” ile ekrana dönüyorlar

Şebnem Bozoklu’yu
“Canım Ailem” dizisinde canlandırdığı balık etli, meçli saçlı, komik Meliha karakteriyle tanıdık. İlker Aksum’u ise “Çarli” ve “Yabancı Damat” dizilerinden tanıyoruz. İkilinin birçok ortak noktası var. Birlikte rol aldıkları “Canım Ailem” dizisinin yanı sıra ikisi de proje seçiminde fazlasıyla titizler ve özel hayatlarıyla gündeme gelmekten nefret ediyorlar. Sık sık görüşen iki
yakın arkadaş olan Bozoklu
ile Aksum, önümüzdeki cumartesi Kanal D’de yayımlanmaya başlayacak “Bizim Yenge” isimli diziyle karşımızı çıkmaya hazırlanıyor. Onlarla Cihangir’de biraraya geldik ve yeni projelerinden bahsettik. Sanki ilk kez TV’ye çıkacaklarmış gibi heyecanlılar. Bozoklu, “Daha önce İlker, kardeşime çok aşık bir adamı canlandırmıştı. Burada karı-koca olacağız. Önce izleyici kabullenir mi diye tereddüt ettik ama senaryo ekibimize güveniyoruz” diyor.

“Bizim Yenge” ile ekrana dönüyorlar


* Kısa sürede çok kilo vermişsiniz. Yeni diziye hazırlık herhalde. Uyguladığınız özel bir beslenme programı var mı?

Şebnem Bozoklu: Bir arkadaşım vasıtasıyla Rafinera adındaki şirketle tanıştım, 40 günde 7 kilo verdim. Hani rejim yapmak istersin de “Aman kim pişirecek?”, “O listedeki yemekleri nereden bulacağım?”ı dert edip vazgeçersin. İşte Rafinera bu sorunu kökünden çözüyor. Bir diyetisyen ve şef senin için kalorileri hesaplanmış yemekler yapıyor. Sabah 09.00 gibi kapım çalıyor ve kocaman bir paket geliyor. İçinde kahvaltım, öğle yemeğim, akşam yemeğim ve ara öğünlerim var.
İlker Aksum: Bu aslında normal bir durum yani Şebnem’in rolü için kilo vermesine falan şaşırmamamız lazım normalde ama ne yazık ki ülkemizde çekimden on dakika önce sete gelip de senaryoya göz atma zahmetine (!) giren oyuncular da var. Oysa oyuncunun enstrumanı bedenidir. Gerekirse onunla oynayacaksın.

“Meliha’yı unutturmak için bir süre ekrandan uzak durdum”

* “Canım Ailem”deki Meliha rolü ile tanındınız. Şimdi canlandıracağınız Filiz nasıl bir kız? Meliha’ya benzeyen yönleri var mı?

Şebnem B.: Bu benim için çok kritik bir dönem. İnsanların hayatına “Meliha” olarak girdim ki Meliha karakterinin Şebnem ile uzaktan yakından alakası yoktu. 28 yaşında bir genç kızken 45’inde alaturka bir kadını canlandırdım. Şimdi de Filiz olarak karşınıza çıkacağım. Meliha’dan çok daha genç ve modern bir kız. Biraz ara vermemin, bir buçuk sene kadar ekrandan uzak durmamın nedeni de bu. Meliha’yı unutun istedim.
İlker A.: Şebnem çok özel bir yetenek ve bu proje onun için bir kırılma noktası. Ben benzer bir durumu Çarli dizisinde yaşamıştım. Orada “Afakan” diye bir karakteri canlandırıyordum ve sokakta tanınmaya başlamıştım. Derken Çarli bitti ve uzunca bir dönem işsiz kaldım. O noktada sabretmek ve doğru işi beklemek mühimdi. Şebnem bence çok bilinçli adımlar atıyor, bir buçuk aydır birlikteyiz, inanılmaz sıkı bir hazırlık yapıyor. Antakya’ya gittik bir lokma yemek yemedi yahu. Ki Antakya mutfağı deli bir mutfaktır.

* İkinizin de proje konusunda çok seçici davrandığınızı biliyorum. “Bizim Yenge” nin size gelişinden bahsedelim. “Canım Aile”den sonra karı-kocayı canlandıracaksınız...

İlker A.: Senaryo ekibimiz çok sağlam, bu nedenle bizi karı-koca olarak da kolay kabulleneceklerini düşünüyorum. “Bizim Yenge”nin arkasında başarılı bir ekip var. Ancak bu işe garanti gözüyle bakıyoruz zannedilmesin. Tutmayabilir, sevilmeyebilir. Zaten Türkiye’de garanti isimler de o kadar az ki. Uğur Yücel, Şener Şen, Cem Yılmaz geliyor akla sadece. Perran Kutman’ın bile son projesi yayından kalktı.
Şebnem B.: “Canım Ailemin ekibinden birileriyle yeni bir dizi yapacağımı biliyordum. Çok teklif geldi ama önemli kriter yaratılan atmosferdir. Dizi kendi dünyasını yaratabiliyorsa yani sen çekildiği mahalleden geçerken “Şunların evine uğrayıp bir çaylarını içeyim” diyorsan, o iş başarılıdır.

“Tanınmak için yıllarca uğraşan sonra da insanlardan saklananlar oyunculardan değiliz”

* Oynadığınız TV dizileriyle popüler oldunuz. Sokakta insanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz? Şöhretle aranız nasıl?

İlker A.: Baksana 40 oldum hâlâ
tık yok (gülüyor). Anca tanınmaya başladım. Şaka bir yana bu şans meselesi. Geç olsun da güç olmasın diyelim. Hem geç olması biraz da iyi, o şöhret, para, popülerlik insanın başını döndürebilir. Tanınma kısmı da enteresan. Bazen boş bulunup “Niye bakıyorsun?” da diyebiliyor insan. Başlarda öyleydim. Zamanla alıştım. Şimdi selam veren herkesle konuşuyorum. Samimiyim.
Şebnem B.: Ben de okuldan sonra işi yavaştan almaya karar vermiştim.
28 yaşına kadar da bekledim. “Canım Ailem”in senaryosu elime geldiğinde kendi kendime “İşte Şebnem başlıyoruz” dedim. Ben insanların yanıma gelip “Sizi çok beğeniyoruz” demeleri beni çok mutlu ediyor. Oyunculara “Tanınmak için yıllarca uğraşan sonra da kendini kocaman siyah gözlüklerin arkasına saklayan insanlar” deniyor ya, ben o kategoriye girmiyorum.

“Magazinden özellikle uzak duruyor değiliz”

* Peki, bu meslekle ilgili en büyük hayaliniz ne? Oscar almak mı?

İlker A.: Oscar inanılmaz bir şey. Hangi oyuncuda olmaz ki böyle bir hayal? O kırmızı halıda yürümek, o konuşmayı yapmak. Ama işi sadece Oscar ile sınırlandırmamak gerek. Berlin, Cannes gibi büyük festivallere katılmak. Dünyaca ünlü isimlerle bir arada olmak. Neden olmasın?
Şebnem B.: Benim Oscar hayalim yok. Çok iyi filmler yapıp çok iyi festivalleri gezme hayalim var. Sanırım en mantıklı hayal kuran oyunculardan biriyim.

* İkiniz de magazin basınından uzak duruyorsunuz....

Şebnem B.: Magazinden de özellikle uzak duruyor değiliz. Kamuya açık bir yerde çekiyorsa beni itiraz etme hakkım yok ki. Yeter ki özel alanıma girip taciz etmesin.
İlker A.: Evet, paparazzi denilen şey çok karmaşık. Teoman’ın yumruk attığı olay var ya mesela. Orada adamı arkadan resmen taciz ettiler. Yumruk atmasın da ne yapsın? Yani gazeteciler kimi zaman sadece haber yapabilmek için sizi kışkırtmaya çalışabiliyor. Bunun dışında benim de bir şikayetim yok. Bardan çıkınca mikrofon uzatılan ünlülerin hiçbirinin itiraz etme hakkı yok. Kardeşim kamuya açık alandasın, adam sorusunu soracak sende cevaplayacaksın. Bu kadar.

“Diziden arta kalan zamanlarımda Romeo Juliet’teyim”

* “Bir yıl önce Asmalımescit’te Romeo Juliet adında bir konser salonu açtım, kardeşim işletiyor. 2000 kişilik bir mekan. MFÖ, Cem Adrian gibi isimler konser veriyorlar. Ben de zaman buldukça gidiyorum.”
* “Şans çok önemli. Mesela ben “Çarli”den sonra işsizlikten ötürü çok kötü bir projeye evet demek zorunda kaldım. Setin ilk günü “Yabacı Damat”tan aradılar. Aramasalar belki de şu an bu röprotajı yapıyor olmazdık”

“Bu diziden sonra çocuk sahibi olmayı düşünüyorum”

* “Eşim Emre mimar. İş saatleri daha normal. Genelde ben setten geldiğim zaman evde oluyor. Birlikte DVD izliyoruz. Dizi biraz rahatlasın gezmeye başlarız. Dışarıda arkadaşlarımızla vakit geçirmeyi seviyoruz.”
* “Ekrana 1,5 yıl ara verdim. Seyirciyi de kendimi de dinlendirmek ve Meliha’yı unutturmak istedim”
* “32 yaşındayım çocuk sahibi olmak için tam zamanı. Çok istiyorum. “Bizim Yenge”den sonra bebek yapabilirim.”

13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber