“Bu iş bir dönüm noktası”

“Çoban Yıldızı” dizisinin başrol oyuncuları Selin Şekerci ve Şükrü Özyıldız, dizide şu ana kadar canlandırmadıkları tarzda rolleri üstlendiklerini anlatıyor. İkiliye göre bu proje kariyerlerinde bir dönüm noktası...

“Bu iş bir dönüm noktası”

Selin Şekerci ve Şükrü Özyıldız bir aşk hikayesiyle ekrana dönüyor. Babasının yüklü bir para karşılığı yaşlı bir adamla evlendirmek istediği Zühre ile yörenin sözünün eri genci Seyit’in hikayesini konu alan “Çoban Yıldızı” Fox’ta perşembe akşamı başlıyor. Dizinin başrol oyuncuları Şekerci ve Özyıldız’la dizinin çekildiği Kapadokya’da buluştuk...

- Nasıl hazırlandınız rollerinize?

Selin Şekerci: Daha çok okuduğum şey üzerine düşünerek geçti hazırlığım. Nasıl oynayacağımdan önce nasıl ele almalıyımdı benim ilk olarak başarmam gereken. Çünkü hiç yapmadığım bir şey teslim edildi bana. Ya alnımın akıyla çıkacaktım ya da rezil olacaktım. O yüzden dizi başlayana kadar kendimi kapatma sürecim oldu. Galiba kendi içimde mayalandı biraz Zühre.

Şükrü Özyıldız: Önceden oynamadığım, çok da oynamayı arzu ettiğim türde bir karakter olduğu ve çok güvendiğim insanlar yer aldığı için kendimi teslim edip akışa bırakmayı tercih ettim ilk etapta. Onun dışında, bir roman buluyorum o karaktere ait. Yılmaz Erdoğan’ın tavsiyesiydi. Bu karakterin romanı mesela “Yüzyıllık Yalnızlık”.

“Çocukluktan beri hobi olarak davul çalıyorum”

- “Çoban Yıldızı” bir aşk hikayesi. Kısaca bahsedebilir misiniz?

Selin Ş.: Öyle bir çekim kuvveti var ki Zühre ve Seyit arasında, karşı koyamıyor ve ilk defa âşık oluyorlar. O da belayı peşinden getiriyor. En kuvvetli, tatlı aşk zor olan ya, zorlaştıkça daha da büyüyor. Zühre’de gıptayla baktığım sebatı, yaşadıklarına rağmen yılmaması, bir kadının bu kadar güçlü durması oldu. Ama Selin olarak öyle mi, keşke...

Şükrü Ö.: Seyit kadın mağduriyetine karşı zaafı olan biri. Zühre onun o yarasına dokunuyor. Karşılaşmaları aslında kaderin onlara verdiği müthiş bir armağan. Ama tabii bunun bazı sancıları olacaktır. Bu zor bir aşk.

- Kadının ezilmesi ya da şiddete uğraması gibi konular var. Empati kurdunuz mu?

“Bu iş bir dönüm noktası”

Selin Ş.: Kurmamak mümkün değil. Sosyal medyayla beraber önceden 3. sayfalarda okuduklarımız saniye saniye önümüze düşüyor. Role hazırlanırken “Bu kadınlar ne hissediyor?”a kafa yorduğum için böyle şeyleri araştırırken birçok parçalanma durumu yaşadım tabii.

- Fragmanda sizden dinliyoruz şarkıyı. Şarkı söylemeyi sever misiniz?

Selin Ş.: Çok severim ama evde kendi kendime söylemeyi... Utanıyorum biraz, “Hadi bakalım, sesin çok güzel bize bir şarkı söyle” dedikleri anda kıpkırmızı oluyorum, sesim içime kaçıyor. “Sesin çok güzel, keşke söylesen” diyen çok müzisyen arkadaşım da oldu. Başka işlerde de söyledim önceden ama burada Selin’e şarkı söyletmek için söyletmediler ilk defa. Buradaki dert Zühre içindekini anlatsındı. O yüzden belki bu kadar övgü aldı... Şükrü de mükemmel davul çalıyor...

Şükrü Ö.: Evde davulum var, çocukluktan beri hobi olarak davul çalıyorum.

- Peki ne tür müzik dinlersiniz?

Şükrü Ö.: Eskiden sert rock’çılardan biriydim. Davul çalmaya zaten o zaman başladım. Ben genel olarak enstrüman dinlemeyi seviyorum. Progressive caz, progressive rock dinliyorum. O davul çalan beni besliyor.

“Dolunayda defterime yazdım, bir dolunay sonra gerçek oldu”

- Kariyerinizin dönüm noktası olarak neyi görüyorsunuz?

Şükrü Ö.: Hep kilometre taşı şeklinde üstüne koyarak gelişti kariyerim. Şu anda da alışılmışın dışında bir şey yapacağım ve bu da benim için bir dönüm noktası olacak.

Selin Ş.: Bu iş benim için gerçekten dönüm noktası. Hep böyle bir işi daha iyi yapabileceğime inandım. Ben bir dram oyuncusuyum bence ama bir şey yapımcının, seyircinin gözünde oturunca öyle gidiyor ya, bana kimse böyle bir iş emanet etmez diye çok korktum. Uzun süre de gelmedi. “Ben Gül Oğuz’la çalışacağım” diye yazdım bir dolunayda defterime. Bir dolunay sonra oldu. Tabii ki heyecanlıyım. Çünkü şimdiye kadar mesleğe yüklediğim her şeyi hayat bana sundu, suratıma çarptı. “Al bakalım, hadi şimdi ne yapacaksın görelim” diyor. Ben de layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Çok tatlı, pozitif bir sınav olarak görüyorum bunu.

- Güvensiz ve çok sosyal olmadığınızı söylemişsiniz. Ama sosyal medyada çok eğlenceli, güzel bir arkadaş grubunuz var gibi gözüküyor.

Selin Ş.: Benim çok geniş bir arkadaş çevrem hiçbir zaman olamaz. Kendimle alakalı bir şey, daha kapalıyım. Zor ısınıyorum ve güven bende çok zor oluşuyor. Çok sık görüştüğüm, bütün hayatımı paylaştığım birkaç kişi var. Birkaç işim de bana güzel dostluklar getirdi.

- Siz daha çok duygularınızla mı, mantıkla mı ilerlersiniz?

Şükrü Ö.: Hayat sana ne getiriyorsa, ilişki ya da iş, onunla ilgili kendimi her zaman akışa bırakırım. Yeri geliyor mantıklı, yeri geliyor çok duygusal oluyorum. Ama içimden gelen sesi her zaman dinliyorum.

Selin Ş.: Ben bir şeyleri çağırıyorum, geliyor. Sezgim kuvvetli, bir de bir şeyi gerçekten yürekten istersen olura inanıyorum ve hayatımı ona göre yaşıyorum. Netim hayata karşı.

- Sporla aranız nasıl? Dövüş sporlarıyla ilgileniyordunuz...

Şükrü Ö.: İş dolayısıyla hakkını veremeyeceğim için sadece fitness yapmayı tercih ediyorum. Spor yapamadığım, sağlıksız beslendiğim zaman kötü hissediyorum. Bu benim için hayat tarzı diyebilirim.

Selin Ş.: Sporla hiçbir alakam yok. Arada gerekiyorsa, vücudum kendini salıyorsa “Selinciğim hadi toparlan” sporlarım var benim. Tembelliğimden kaynaklanıyor, oturmayı tercih ediyorum. Dans ettim çok uzun süre, merakım ve kabiliyetim de var. İstediğimde başa sarabiliyorum, onun özgüveninden de olsa gerek.

“Mesleki anlamda iki kişilik yaşıyorum”

- Yılmaz Erdoğan, Özcan Deniz ile çalıştınız, Zerrin Tekindor’la tiyatro yaptınız. Hedefleriniz neler?

Şükrü Ö.: Hayallerini ne oranda hedefin yapabildiğin ve ona ne kadar yaklaştığın önemli. Oyunculuğa insan bilimi olarak bakıyorum ve oynadığın her karakterle empati duygun, ufkun gelişiyor. Tekrar tiyatro sahnesine çıkacağım, dönüşüm çok iyi olsun istiyorum. Bu projenin uzun soluklu olmasını umut ediyorum, sonrası için de yurt dışına gitme planım var, katılmak istediğim özel workshop’lar, çalışmak istediğim oyuncu koçları var. O süreçte de yeni oyunumun hazırlıklarına başlamayı planlıyorum.

- Bir arkadaşınızı kaybetmişsiniz ve sonra hayata farklı bakmaya başlamışsınız...

Selin Ş.: Ortak hayal kurduğum bir arkadaşımdı. O bana bir şey bıraktı, bir şeyleri doğru yapmam, onun istediklerini de yapmam gerekiyormuş gibi hissettim. Bu da hayal kırıklığına uğradığımda güçlü olmamı sağladı. O çok güzel, yetenekli bir oyuncuydu, burada olsaydı çok başka şeyler yapacağını biliyorum. O yüzden mesleki anlamda iki kişilik yaşıyorum. Bu da çok iyi bir motivasyon oluyor.

Röportajdan notlar

Selin Şekerci arkadaşı Özge Özpirinçci ile ilk boşluklarında bir tiyatro oyunu yapmayı planlıyor. Stresten uzaklaşmak için kışın kimse yokken Gümüşlük’e gitmeyi seviyor. Şükrü Özyıldız ise “Dünyayı gezmeden ölmeyeceğim” diyor. Daha egzotik, duyulmamış yerlere gitmeyi, keşfetmeyi seviyor.

ABD Başkanı Trump: Türkiye'ye tüm yaptırımların kaldırılmasını emrettimABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin operasyonu bağlamında getirilen yaptırımların kaldırılması için talimat verdiğini açıkladı. Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı, 14 Ekim'de Türkiye'ye getirilen yaptırımların resmen kaldırıldığını açıkladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber