"Bugüne kadar bir hamalda bel fıtığı görmedim"

Altın kurallar





Uzun süredir yaşadığı Cenevre'den, 2,5 yıl önce geçirdiği bel fıtığı ameliyatı sonrası ağrılarının dinmemesi ve yürüyemez hale gelmesi üzerine Türkiye'ye gelen Erol Simavi'yi, bir Türk doktor tekrar ayağa kaldırmayı başardı. Cenevre'ye gidip muayene ettiği Simavi'yi International Hospital'a hava ambulansıyla getirtip ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Muzaffer Bayhan, başarılı bir operasyonla Simavi'yi tekrar sağlığına kavuşturdu.
Bel fıtığı, toplumun yüzde 70-85'inin yaşamının bir döneminde karşılaştığı, bel ağrısı denince genelde akla gelen ilk sorun. Erol Simavi'nin bel fıtığı ameliyatını gerçekleştiren International Hospital Beyin ve Sinir Cerrrahisi Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Bayhan, bel fıtığı ve bel ağrılarıyla ilgili merak edilenleri yanıtladı...


Bel fıtığı bir medeniyet hastalığı. Sabah kalkıyoruz, aşağıya inip arabaya biniyoruz, işyerimize gidiyoruz, akşam 5-10 adım yürüyüp tekrar arabaya biniyor ve dönüyoruz. Bu şekilde hep oturmak, hareketsizlik insanın anatomik özelliklerine aykırı. Hareketsiz yaşam, bel fıtığının ortaya çıkma nedenlerinden biri. Ayrıca yüksek yerden atlama, ağır eşya kaldırma, ters hareket ve travmayla da ortaya çıkıyor. Tüm bu nedenlerle, omurların arasındaki disk kapsülünün içindeki disk materyali diskin dışına doğru fıtıklaşır ve bel fıtığı ortaya çıkar.


Özellikle masa başı çalışanlar. Spor yapanlarda hemen hemen hiç görülmüyor. Tabii spor denildiğinde Naim Süleymanoğlu gibi halter kaldırmayı kastetmiyorum. Bugüne kadar bir hamalda bel fıtığına rastlamadım. Neden? Çünkü bel ve ve karın adaleleri son derece kuvvetli. Türkiye'de insanların bir spor yapma terbiyesi yok. Çocuklara matematiği öğrettiğimiz gibi sporu da sevdirmemiz lazım.


Meslek gruplarına göre değişiyor. Dediğim gibi bir hamalda göremezsiniz ama hiçbir beden aktivitesi olmayan kişide, masa başı çalışılan yerlerde neredeyse dörtte üç oranında görülüyor. Marketlerde ağır yük kaldıran kişilerde daha sık görülüyor.


35-50 yaş grubundaki hastalarda.


Çocuklarda belki yüzde 1 oranında görülüyor. 12 yaş üstündekilerde ve 20 yaş grubunda çok nadir ortaya çıkıyor.


Gençler biraz hiperaktif. Bel fıtığı sadece yaşam biçimi nedeniyle değil; travmaya, yaralanmalara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Örneğin sporda düşme, çarpma ya da ters bir harekette disk kapsülünde bir yırtılma oluyor. Yırtılma olunca o disk dışarıya çıkıyor, siniri bastırıyor, ağrı başlıyor.

"Kimse korkmasın, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık değil"

Tabii ki her bel fıtığı teşhisi konulan hastanın mutlaka ameliyat edileceği gibi bir kaide yok. Dörtte biri ameliyat oluyor belki, dörtte üçü de konservatif tedavi dediğimiz ilaçlı veya fizik tedaviyle iyileştiriliyor. Bel ve karın kaslarını kuvvetlendirici egzersizler vererek, yapmaması gereken hareketlerden kaçınmasını söyleyerek hastayı takip ediyoruz. Kimse bel fıtığı oldum diye korkmasın, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık değil.


Sinire baskı varsa mutlaka ameliyat etmek lazım. Çünkü sinirdeki tahribatı geri çeviremezsiniz ameliyat etseniz de.


Hiçbir hekim gerekmedikçe hastayı ameliyat etmez.


Belim ağrıyor diye gelenlerin üçte birini bel fıtığı hastaları oluşturuyor. Tabii her bel ağrısı bel fıtığı demek değil. Ya kemikte bir lezyon vardır, hasta bel ağrısıyla gelir; bağlarda bir lezyon vardır, bel ağrısıyla gelir; adalede bir sorun vardır, yine bel ağrısıyla gelir.


Kişi bir spor merkezine gitmeli ve hangi hareketlerin riskli, zararlı olduğunu, hangi hareketleri yapması ve yapmaması gerektiğini öğrenmeli.

"Korunmak için zayıflayın, spor yapın ve arabaya bağlı kalmayın"

Şişmanlık kas zayıflığına neden olduğu gibi disklere yük binmesine yol açıyor. En ufak ters harekette fıtık gelişiyor.


Yüzde 90'ın üzerinde başarı şansı var. Ameliyattan 6 saat sonra hasta yürümeye başlayabiliyor. Hastanede 3 gün kaldıktan sonra ikinci haftada dışarı çıkıp gezebiliyor.


Mikroşirürji girdikten sonra minimal kesilerle ve minimal zararla ameliyatlar yapılıyor. Endoskopik cerrahi de kullanılan yöntemlerden. Hastanın durumuna göre bir metot seçiliyor. Bazı hastalarda plak konuluyor vs.


Lütfen spor yapın ve arabaya bağımlı kalmayın. Ağır bir şeyi kaldırırken zorlanıyorsanız o sizin için ağırdır. Dengeli kaldırmanız, ağırlığı iki elinizde bölüştürüp dizlerinizi bükerek kaldırmanız gerek.

International Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Bel Okulu Sorumlusu Dr. Demet Parlar'ın bel ağrılarından korunmak için temel önerileri:
Belinizi düz tutup çömelerek eğilin.
Ağır nesneleri kaldırmayın, ağır eşyaları iki eşit parçaya bölerek taşıyın, çekmek yerine itmeyi tercih edin.
Baş seviyesi üzerindeki yerlere uzanarak iş yapmayın, gerekiyorsa bir tabure veya merdiven kullanın.
Otururken bel desteği kullanın.
Ayakta ve yatarken bacakları gergin tutmayın.
Yatağınız vücudunuzun içine gömülmeyecek kadar sert ve bel çukurunuzu destekleyecek kadar yumuşak olmalı. Sık yapılan bir yanlış, yerde veya sunta üzerinde yatmak. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak, yan yatarken dizleri karına doğru çekmek beli rahatlatır. Yüzüstü yatmak veya bacakları düz uzatarak sırtüstü yatmak bel çukurunu attıracağından belde zorlanmaya neden olabilir.
Çok yüksek veya alçak iskemlede, koltukta oturmayın. Otururken ayaklar yere tam basmalı, diz ve kalça 90 derece bükük olmalı.
Düzenli olarak her gün egzersiz yapın, sırt ve karın kaslarını çalıştıran yüzme (kurbağalama değil sırtüstü, serbest yüzün), yürüyüş, koşu ve bisiklet gibi sporları tercih edin.
Ayakkabı giyerken öne eğilmeyin, oturarak giyin. Bel çukurunu artıracak çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçının.
Ayaktaysanız ve öksürecekseniz belinizi düzleştirin ve dizlerinizi hafif kırarak öksürün. İskemlede oturuyorsanız arkasına dayanın, mümkün olursa öksürmeden veya hapşırmadan önce karın kaslarınızı kasarak belinizi düzleştirin.
Stresli bir işiniz, yaşamınız varsa yoga, meditasyon gibi gevşeme tekniklerini kullanın.

Sigara, çay, kahve ve bazı yiyecekler ışıltılı gülümseyişi "sarartan" bazı faktörler. Creadenta Diş Kliniği uzmanları dişlerdeki lekeleri en aza indirmek için şunları öneriyor:
Çay ve kahve içerken lekelenmeye neden olan maddelerin dişlere yapışmaması, direkt yutulması için pipet kullanabilirsiniz. (Tabii çok sıcak olmaması kaydıyla).
Çok sıcak içilmeleri nedeniyle çay ve kahve dişlerde önce bir genişlemeye sonra da bir büzülmeye neden olur. Bu hareket lekelerin tamamen dişin içine yerleşmesine yol açar. Çok sıcak veya çok soğuk içeceklerden kaçınmak, bunu engelleyerek lekelerin dişinizle bütünleşmesini önler.
Asitli gıdalar (kolalı içecekler, limon, ıspanak, kivi, portakal vb.) dişler üzerinde gözle görülemeyecek minik delikçikler açar. Bunlar renkli artıkları hapsederek dişlerin günden güne daha sarı görünmesine neden olur. Asitli gıdaları yedikten sonra en az yarım saat sonra dişler fırçalanmalı. İdeali, yedikten sonra bol suyla ağzı çalkalamak.
Sigara dişler üzerinde gıda artıklarının birikeceği yapışkan bir yüzey yaratarak dişleri temizlemeyi zorlaştırır.

Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları koroner kalp hastalığında önemli rol oynayan ailesel faktörlerle ilgili yeni bulgulara ulaştı. Kardiyolog Pamela Ouyang'ın, Amerikan Kardiyoloji Fakülteleri yıllık toplantısında sunduğu araştırma, koroner kalp hastalığının genetik olarak taşınmasında annenin rolünün daha büyük olduğunu ortaya koydu.
Dr. Ouyang'ın araştırması, annesi kalp hastası olanların aynı hastalığa yakalanma riskinin, annesi bu hastalığı taşımayanlara oranla iki kat arttığını gösterdi. Araştırmaya göre, eğer anne hastalığa 55 yaş veya öncesinde yakalanırsa, çocuğunun kalp hastalığı riski 6 kat yükseliyor. Araştırmada ortaya çıkan sürpriz sonuç şu: Baba kalp hastalığına 45 yaşından sonra yakalanırsa, çocuğunun gelecekteki sağlığına hiçbir etkisi yok. Ancak babanın 45 yaş öncesinde hastalığı taşıması halinde çocuğun aynı hastalığa yakalanma riski 5 kat artıyor.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber