“Bütün hayat bir ritim ve ahenk”

Üç yıl aradan sonra “Biri mi Var” isimli bir single çıkaran Keremcem: “Müziğin hayata katkısı çok büyük. Bütün hayat bir ritim ve ahenk. Hayatın bir ritmi var ve müzik de onu yakalamakta güdüleyen bir şey”

“Bütün hayat bir ritim ve ahenk”

Keremcem’in hayatımıza girmesinin üzerinden tam 12 yıl geçmiş. Bu süre zarfında birçok albüm ve diziyle sevenlerinin karşısına çıktı Keremcem. Son üç yıldır “O Hayat Benim”de kendisini izlemeye devam ediyoruz. Ama bu süre zarfında müzikal anlamda dinleyicisini ihmal etmişti biraz. Şimdi tam da yaz ayları yaklaşırken “Biri mi Var” ile hayranlarının bu özlemine de son veriyor. Keremcem ile İstanbul Marriott Hotel Şişli'de buluştuk.

- Üç yıllık uzun bir ara vermiştiniz, sizi single çıkarmaya iten ne oldu?

Üç senedir “O Hayat Benim”i çekiyoruz ve çok vaktimi alıyor. Üç yıllık özlemimi az da olsa giderip yeni projelerle devam etmek istiyorum.

- Nasıl geçti hazırlık süreci?

“Biri mi Var” bir Gülden Mutlu şarkısı. Ağustosta bana gönderdi, ekipçe çok sevdik. Düzenlemesi Gürsel Çelik’e ait, onunla da ilk çalışmamız. Güzel, sıcak, acele etmeden yaptığımız bir şarkı oldu. Beş-altı ay sürdü hazırlık ama bence tam zamanında çıktı.

- Neden kendi bestelerinizden biri değil de başka bir şarkı? Kendi bestelerinizi albüme mi saklıyorsunuz?

Kendi şarkımı söyleyeceğim gibi bir kuralım hiç olmadı. Şarkı yazdığım gibi, kendimin gibi hissettiğim şarkıları yorumlamayı da seviyorum. Bu da öyle bir şarkı oldu. Kendi yazdıklarım da var tabii...İnsan yaşıyor, yaşarken bin tane şey geliyor başına ve üretim süreci devam ediyor. Yaşadıklarını kağıda, müziğe aktarmak bir alışkanlık ve deşarj yöntemi.

“Bütün hayat bir ritim ve ahenk”

- Niye albüm değil de single?

Albüme girdiğiniz zaman en az bir sene uğraşmanız gerekiyor. Şarkı iyiyse, hazırsa onu dinleyiciyle buluşturmakta sakınca yok; zaten çok hızlı tüketiliyor. Bir de albüm çıkarttığınızda bütün şarkılar
bir anda internet mecrasında eskiyor.

“Ben büyümeyi çok sevdim”

- Şarkı söyleyen biri olarak oyuncu olmayı hiç düşünmüş müydünüz?

Hiç kafamda yoktu. Bana gelen “Aşk Oyunu” teklifine “Evet” dedim. İyi ki demişim, şu anda çok sevdiğim bir mesleğim daha var. Beni de çok besliyor. Müzik anlamında da çok besliyor çünkü şarkı yorumlamak da bir tür oyunculuk.
100-150 defa söylemeniz gerekebiliyor. Her seferinde o duyguyu doğru anlatamazsanız şarkı dinleyiciyle doğru bir şekilde buluşmamış oluyor. O yüzden oyunculuğun müziğe katkısı büyük. Müziğin de hayata katkısı çok büyük. Bütün hayat bir ritim ve ahenk. Müzik dediğiniz şey, o sözler, notaların ahengi bütün hayatı etkilediği gibi yaptığınız oyunculuğu da etkiliyor. Hayatın bir ritmi var ve onu yakalamakta çok güdüleyen bir şey müzik.

- 40’a yaklaşıyorsunuz; bu bir korku, endişe yaratıyor mu? Hayatınızın nasıl bir dönemi sizce şu an?

Ben çok sevdim büyümeyi. Bir kere daha iyi bir insan olduğumu düşünüyorum 10 yıl öncesine göre, daha dinleyen bir insan olduğumu düşünüyorum. Kendime daha çok değer verdiğimi, karşımdakine verdiğim değerin de kendime verdiğim değerden ortaya çıktığını daha net görebiliyorum. Kafa karışıklığım azalıyor. Mutlu olduğum bir yerdeyim yani. Sevdiği insanları daha çok seven, yaptığı işi daha detaylı ama daha yapıcı eleştirilerle karşılayan biriyim.
Dünya kötümser olmak için gittikçe daha çok malzeme vermesine rağmen
daha iyimser bir yerdeyim.

“Modayı çok takmıyorum”

- Sizi ilk görmemizin üstünden 12 yıl geçmiş ve neredeyse hiç değişmemişsiniz. Buna sadece genetik diyemeyiz herhalde, nasıl oluyor bu?

Yaşamaya dikkat eden biriyim, hep de öyle oldum. İçinde genetik de olabilir ama bir de bu galiba ifadeden de kaynaklanan bir şey. Mesela biraz önce çektiğimiz fotoğraflarda tabii ki büyümüş, yaş almış bir adam var, tabii ki o 12 yılı görebiliyorsunuz ama gülümseyişinde o 12 yılı görmüyorsunuz. Belki de her şey enerjidir derler ya, o enerji geçiyordur.

- Spor yapıyor musunuz? Bir ara atletizmle uğraşmışsınız galiba.

Ortaokulda disk, gülle ve cirit attım. Kısa-orta mesafe koştum, beş-altı tane de madalyam var. Atletizm seyretmeyi de severim. Ama şu an yapamıyorum, yüzüyorum yüzebildiğim kadar. Bir de salon sporu yapıyorum pek sevmesem de.

- Modayı takip eder misiniz? Alışveriş yapmayı sever misiniz?

Alışveriş yapışım çok uzun sürmüyor açıkçası. İçinde rahat etmem benim birinci koşulum, bulunduğum ortama göre

“Bütün hayat bir ritim ve ahenk”
giyinmek de ikinci koşulum. Moda takip eden biri değilim yani modaya maruz kalıyorum sadece hep gözümün önünde olduğu için. Çok da takmıyorum.

“Sadakat en çok önem verdiğim şeylerden”

- Sevgiliniz Ezgi Asaroğlu ile sette birbirinize destek oluyor musunuz?

Tabii ki. Oyunculukla, karakterle, senaryoyla ilgili konuşuyoruz. Fakat hayatımız dizi konuşmakla geçmiyor.

- Seyircilerin çok istediği bir şeyi yaşıyorsunuz. Rol arkadaşlarının sevgili olma durumu sette sürekli beraber olmanın getirdiği bir şey mi?

Ben böyle şeylerin nedenleriyle pek ilgilenmiyorum, sonuçları ve o anıyla ilgileniyorum. Her yaşanan şey kişiye, ana ve o anki size bağlı. Bu konudaki genellemeleri doğru bulmuyorum. Mesela siz kiminle sevgili olursunuz; tanıdığınız veya karşılaştığınız biriyle... Sadece tanıdığınız biriyle paylaştığınız duyguları, bir başka boyuta geçirmeye karar verebilirsiniz. Dizi seti de böyle aslında. Ama bunu böyle anlatınca şöyle tehlikeli bir algı oluyor; mesela ben evliyken de bu dizide oynuyordum. Bu anlamda bu çok yanlış bulduğum yaklaşım; bir anlamda töhmet altında bırakma durumu... Bununla karşılaştım ve böyle bir şeyin düşünülüyor olması beni çok üzdü. Sadakat hayatımda
en çok önem verdiğim şeylerden
biri ve bunun da bilinmesini isterim açıkçası.

"12 bin yaşındaki" kelebek, Ağrı Dağı'nda yeniden görüntülendiSon Buzul Çağı'ndan kaldığı bilinen, Türkiye'de ilk kez 1970'te Ağrı Dağı'nın 4 bin metre rakımında kaydedilen "Kuzeyli Nazuğum" isimli kelebek türü, yaklaşık 50 yıl sonra yeniden görüntülendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber