“Bütün kaygım işe yaramak”

TRT’de yayınlanan “Hangimiz Sevmedik?” dizisine dahil olan Yeliz Kuvancı: “Hayatta hiçbir şey önceden karar verebileceğimiz şekilde olmuyor. Bir şeyleri olumlu yönde değiştirme şansımız varsa durmamak lazım. Bütün kaygım bu, biraz olsun işe yaramak”

“Bütün kaygım işe yaramak”

Hayatımıza “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”nin İnci Hoca’sı olarak girdi Yeliz Kuvancı. Arada “Böyle Bitmesin”, “Kocamın Ailesi” gibi yapımlarda izledik onu. Şimdi ise yeni dahil olduğu “Hangimiz Sevmedik?” dizisinde izliyoruz. Aynı zamanda çocuk oyunu “Fantastik Hikayeler Makinesi”nde ve Taşra Kabare’deki “Kel Şarkıcı”da oynayan, yakında “Locman” isimli filmde de karşımıza çıkacak Kuvancı ile Hotel Suadiye’de bir araya geldik.

- “Hangimiz Sevmedik”e dahil oldunuz. Nasıl geçti ilk set gününüz?

Tanıdığım isimler de olduğu için yabancılık hissetmedim. Kadroda da öyle şahane isimler var, hepsi de o kadar güzel karşıladı ki son bir senedir onlarla çalışıyormuşum gibi hissettim.

- Bir de Itır olarak girdiniz onun avantajı/dezavantajı nasıl oldu?

Dürüst olmam gerekirse başka karakterle katılmayı istemiştim. Fakat ikna ettiler. Şu da var; karakter varlığını sürdürüyor olabilir ama benim için sıfır. Öyle ele alıp yeni bir şey inşa etmeye çalıştığım için problem yok. Olumlu yorumlar da aldım. Enerjik, sıcak, cana yakın bulduklarını söylediler. Tabii ki aralarda olumsuz yorumlar da geliyor ama bu da çok normal. Bu tepkiler haddini aşmadıkça, saygısızlığa varmadıkça hepsi kabulüm.

- Bir filmde oynadınız sanırım; Locman”.

Şükrü Alaçam’ın kendi hikayesinden yola çıkarak yazıp yönettiği çok naif bir film oldu. Beni çok etkiledi, okurken bile gözlerim doldu. Burdur’da çektik. Bir dönem işi, bir demiryolcu hikayesi aslında. Buharlı vagonlar getirildi. Ben de çok heyecanla bekliyorum çünkü filmle duygusal bir başka bağım da var. Dedem buharlı lokomotiflere hayran bir adamdı ve filmi çekerken onu kaybettim. “Filmi dört gözle bekliyorum” diyordu ama göremedi. O yüzden izleme anım özel olacak.

- Bu aradaki sürede neler yaptınız?

Yönetmen ve yapımcımızla Doğu Ekspresi ile 24 saat süren bir yolculuk yaptık Kars’a. Hayatımdaki unutulmaz anlardandı. Yataklı bir kompartımanınız var, uzanıyorsunuz ve önünüzden şehirler akıyor. Tek bir kelimeyle tanımlayabiliyorum: “Büyülü”. Orada yazdığım yazıyı hiçbir yerde yazmadım.

“Hikayeler yazıyorum”

- Ne yazıyorsunuz?

“Kafasına Göre” dergisinde yazıyorum. Denemeler, hikayeler yazıyorum. Röportaj yapma gibi planlarım da var birkaç şeyi birleştirmek istiyorum. Mesela İz Tv ile bir bağlantı halindeyiz. Gezi programı gibi insanları hareket etmeye teşvik eden bir şey yapma hevesindeyiz. İki izleyiciyi bile belgesel izlemeye çeksem ne âlâ.

- Bu sene 30’lu yaşlara ilk adımı atacaksınız. Neler hissediyorsunuz?

Plan yapmamanın önemini öğrendim. Hayatın getirdiklerini karşılamayı... Kendime, dünyaya biraz faydam olsun diye çabalıyorum, kendimi çok önemseme hatasına düşmeden.Aslında çok kıymetsiz zerrecikleriz ama bir şeyleri olumlu yönde değiştirme, birinin bile hayatına dokunma şansımız varsa durmamalı. Bütün kaygım bu, biraz olsun işe yaramak. Hiç değilse temas ettiklerimi güzel kılmak.

“İletişimsizlik çağın sorunu”

“Bütün kaygım işe yaramak”


- “Fantastik Hikayeler Makinesi” var bir de...

Oyunda zamanlar arası yolculuk hali var. Ben mesela hem bir mağara kadınını, hem Hezarfen Çelebi’yi hem de Ataberk’in (Mutlu) küçük kız arkadaşını canlandırıyorum. Öğretici ama didaktik olmayan, yetişkinlerin de keyif aldığı, farklı bir iş oldu.

- Taşra Kabare’de de “Kel Şarkıcı”da oynuyorsunuz...

Seyirci bir şeyler yiyip içerken oyunu izleyebiliyor, biz de alışılagelmişin dışında oynuyoruz. Bir ön oyun yazıldı metne ve kabareye uyarlandı.

- Tiyatro yapıyor olmak size ne hissettiriyor?

En keyif aldığım ve ihtiyaç duyduğum alan olması dışında taşın altına elini sokuyor olma hali iyi hissettiriyor. “Kel Şarkıcı”da iletişimsizliğe değiniyoruz. İletişimsizliğe, sevgisizliğe değinmez, bunların ne kadar hayati ihtiyaçlar olduğundan bahsetmezsek, hayatımızda hiç dert yokmuş, ülkede, dünyada her şey şahaneymiş gibi davranırsak bu riyakarlıkla nereye kadar devam ederiz bilmiyorum. İletişimsizlik, nezaketsizlik, anlayışsızlık çağın problemi. Ben çok kıymet veriyorum ama gitgide yok olduklarını görüp kahroluyorum.

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber