‘Bütün Türkçe şarkıları biliyorum’

Fenerbahçe’nin oynadığı son takım olmasını dileyen İsrailli futbolcu Haim Revivo, bir yandan da ilk kez tadacağı şampiyonluğun beklentisi içinde. "Uche’nin devamlı anlattığı o çılgınlığı yaşamak istiyorum" diyor

‘Bütün Türkçe  şarkıları biliyorum’

‘Politikadan anlamam, hükümetteki bakanları tanımam, tek istediğim barıştır’
‘Bütün Türkçe şarkıları biliyorum’

Fenerbahçe’nin oynadığı son takım olmasını dileyen İsrailli futbolcu Haim Revivo, bir yandan da ilk kez tadacağı şampiyonluğun beklentisi içinde. "Uche’nin devamlı anlattığı o çılgınlığı yaşamak istiyorum" diyor

Ahmet Tulgar

Haim Revivo, Fenerbahçe’nin İsrailli oyuncusu. Bu pazar, takım arkadaşı Uche’nin ona anlattığı ve bir türlü gözünün önüne getiremediği akşamı yaşamak istiyor: Uche’nin ifadesiyle "Bütün kentin, bütün Türkiye’nin kapıldığı çılgınlığı".
Bu onun ilk şampiyonluğu olacak.
Fenerbahçe’nin de son takımı olmasını istiyor.
Yani epey bir süre daha onunlayız.
Bu yüzden onu biraz daha yakından tanımalıyız. Çünkü tanıdıkça daha da seveceğiz.
Çünkü onunla konuştukça fakir bir çocuğun bir savaş ülkesinde kendini kurtarma umuduyla top yuvarlaya yuvarlaya büyürken nasıl barışsever, nasıl vicdanlı bir adama dönüştüğünü göreceğiz.
İkisinden biri "bonus". Futbolu ya da vicdanı.

Çarşamba akşamı paparazzi kurbanı yapılmak istenmişsiniz. Nedir bu hikaye?
Arkadaşlarımla Arto’nun çıktığı kulübe yemeğe gitmiştim. Çıkışta bir gazeteci adını bilmediğim bir mankenin bir gece önce benim evimde kaldığını söyledi. Ben de evdekinin karım olduğunu söyledim. Karım ve çocuklarımla evdeydim o gece çünkü. Sanırım, gazeteci bir şaka yapmak istedi. En azından ben bir şaka olarak kabul ettim bunu. Ama Türkiye’ye geldiğimde Uche ve diğer arkadaşlarım beni paparazzi konusunda uyarmıştı. "Sürekli seninle ilgili hikayeler uyduracaklar" demişlerdi. Ama ben gazetelere bu tür malzeme vermem. Çünkü ben çok sık dışarı çıkmam.

Eşiniz bir manken kadar güzel olmalı. Evinizi gözetleyen gazeteci manken sandığına göre...
Karım çok güzel. İsterse manken olarak da çalışabilir.

Neden bu kadar erken evlendiniz?
Genç ve başarılı bir futbolcu doğru kadını bulduğunda çok fazla düşünmemeli. Sonra ben çocukları çok severim. Oğlumla birlikte büyümek istiyorum. Oğlum belli bir yaşa gelip arkadaşlarıyla dışarı çıkmaya başladığında ihtiyar bir adam olmak istemem. Onun arkadaşı olmak isterim.

Oğlunuz kaç yaşında?
Oğlum Bar 5 yaşında, kızım May iki yaşında.

Siz kaç yaşındasınız?
29 yaşındayım.

Demek ki o 20’sindeyken, siz 44 olacaksınız.
Tabii o zaman birlikte dışarı çıkıp her şeyi yaparız.
O zaman belki birlikte çapkınlık olur. (Gülüyor)

Eşiniz kıskanç mıdır?
Ben onun gibi bir kadın bulduğum için kendimi şanslı addediyorum. Onu ne kadar sevdiğimi biliyor. Zaten zamanımın çoğunu evde ailemle geçiriyorum.

Evliliğin genç futbolculara etkisi olumlu mudur?
Evlilik bir futbolcuya çok yardımcı olur. Sportif bir hayatınız olur. Normal bir genç erkeğin yaptıklarını yapamazsınız. Yani her gece dışarı çıkamazsınız ve şu bu... Tabii ki bizler de insanız, genciz, partilere gitmek, gülmek isteriz. Kamuoyu bizi anlamalı. Evli değilsen eve gittiğinde yalnız kalırsın. Bir kadeh bir şey içersin. Bu sefer dışarı çıkma isteği uyanır. Ve her şey bir kartopu gibi büyür.

Fenerbahçe taraftarının daha önce oynadığınız diğer takımların taraftarlarından farkı nedir?
Ben Celta Vigo takımındayken tamam, 30 bin taraftarımız oluyordu statta ama bu Fenerbahçe gibi değil. Bu farklı bir adrenalin. Fenerbahçe Stadı’nın adrenalini farklı. Oraya çıktığınız zaman yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Bir de Fenerbahçe taraftarı, sadece onlar değil, mesela Siirt’te, Trabzon’da da insanlar futbolu kalplerinde taşıyor. Ben İspanya’da bile, Türk taraftarlar gibisini görmedim. Akşam 07.00’deki maç için sabah saat 10.00’da stada geliyorlar.

Peki, buna rağmen kaybederseniz?
Bu kötü tabii. Ama taraftarlar şunu anlamalı ki biz oyuncular en az taraftarlar kadar üzülüyoruz kaybedince.

Sokaklarda insanların size karşı tavrı nasıl?
Çok fazla sevgi görüyorum. Üstelik sadece Fenerbahçe taraftarlarından da değil, Galatasaraylılar gelip, "Biz seni futbolcu ve insan olarak çok seviyoruz" diyorlar.

Siz Fenerbahçe’yi sevdiniz mi? Öyle kalpten yani...
Tabii. Hayatım boyunca da seveceğim. Ben oynadığım bütün takımları seviyorum. Ama Fenerbahçe’nin yeri özel, çünkü oynadığım son takım olmasını umuyorum.

Siz, İsrail’de de çok sevilen birisiniz.
Evet, çünkü İsrail’in ilk uluslararası oyuncusuyum.

İsrail halkı Fenerbahçe’ye konsantre oldu mu?
Evet, herkes. Geçen hafta maçımıza İsrail’den 1000’in üstünde seyirci geldi.

İsrail’de yoğun bir savaş aleyhtarı kitle olduğunu biliyoruz. Diğer taraftan fanatikler de olduğunu... Siz kendinizi bu yelpazede nerede konumluyorsunuz?
Bana İsrail’de de bu soruyu sorduklarında, "Kendimi ne sağda ne solda konumluyorum. Ben sadece çocuklarıma bakmak istiyorum" diyorum. Politikadan anlamam, hükümetteki bakanları bile bilmem. Politikacılarla tanışırken, kim olduklarını yanımdaki arkadaşlarıma sorarım. Ama bildiğim şey, barışın gerekliliğidir. Bu barış ortamını kimin kuracağı önemli değil. Şaron olmuş, Barak olmuş, benim için farketmez.

Dindar mısınız?
Bir Yahudi olarak tam manasıyla dindar olduğumu söyleyemem. Babam ve annemin ben küçük bir çocukken bana gösterdikleri kadar dindarım. Yediklerime dikkat ederim. Domuz eti yemem mesela.

Marx’dan Freud’a, Kafka’dan Einstein’a kadar
çığır açıcı birçok isim Yahudiler arasından çıkmış.
Revivo’yu da saymalısınız. (Gülüyor)

Neden bu kadar önemli tarihi kişilik çıkıyor sizin aranızdan, bunu düşündünüz mü?
Çünkü hep en iyi olmak zorundaydılar azınlık olarak yaşadıkları toplum içinde.

Türkiye’de hiç anti-semitizm etkisi hissetiniz mi?
Bir kere bile hissetmedim.

Anne babanız Faslı. Araplar’ı sever misiniz?
Tabii. İsrail’de birçok Arap arkadaşım var. Hayfa’da oynarken taraftarlarımın çoğu Müslüman ve Arap’tı.

Gençlik yıllarınızda çapkınlık yaptınız mı çok?
Ben zengin çocuğu değildim. Hayatımı futbol ile kurtaracağımı düşündüğüm için futbola konsantreydim. Biraz ünlenince gezmeye başladım ama playboy olmadım.

Siz Safarad’sınız. Zenginler daha çok Yahudiler’in Aşkenaz kanadından çıkıyor. İsrail’de sınıf çelişkilerini biraz da bu Aşkanaz-Safarad farklılığı belirliyor galiba.
Her ülkede zengin ve fakir arasında önemli farklar oluyor. Türkiye’de de bazı insanlar için çok üzülüyorum. Son ekonomik krizle bu insanların durumu daha da kötüye gitti. Burada yaşarken ben de bir Türk gibi ekonominin durumundan etkileniyorum. Ben de burada siyasette ya da ekonomide olan şeylere tıpkı Türkler gibi kızıyorum.

Siz de Derviş’ten bir şeyler bekliyor musunuz?
Tabii. Aynı bir Türk gibi.

Ama siz zaten ücretinizi dolar olarak alıyorsunuz.
Herkesin kulübüyle kontratı farklı. Ama ben bireysel olarak düşünen birisi değilim. Başkaları için üzülüyorum.

Üzülmeyin. Neyse, bu melankolik "Güz Gülleri" şarkısına ilginiz nereden geliyor? Her gittiğiniz yerde, televizyonlarda size bu şarkıyı söyletiyorlar.
Ben sadece bu şarkıyı beğenmiyorum ki. Sürekli Kral TV izliyorum. Özlem (Ertem) isimli sarışın kızın programını izliyorum. Ben Türk müziğini seviyorum, çünkü babam ve annemden çocukluğumda hep Fas müziği dinledim. Safarad, Arap ve Akdeniz müziği Türk müziğine çok benziyor. Mesela İbrahim Tatlıses’i İsrail’de çok tanınıyor. İbo’yu çok seviyorum. Türkiye’de en çok tanışmak istediğim kişiler İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar.

Hayatınızda kaç kez şampiyonluk tattınız?
Bu ilk kez olacak. Uche bana daha önceki şampiyonlukları anlatırdı ve "Gerçek bir çılgınlık oluyor. Neler olduğunu tasavvur edemezsin. Bütün şehrin, bütün Türkiye’nin ne hale geldiğini görmelisin" derdi. Bunu görmek istiyorum.

‘Filistinliler de çocuklarını seviyor, ben de; bu yüzden barış gerekli’
İsrail’de, bir savaş ortamında çocuk yetiştirmek zor mu?
Çocuklarım İsrail’de büyümüyor. Çünkü ben hep yurtdışında oynuyorum. Ben kendi çocukluğumdan örnek verebilirim. Elbette ki herkes barış istiyor. İsrail’e döndüğümüzde çocuklarımın güven içinde yaşamasını isterim. Korkusuz, sorunsuz.

Peki, gece yarıları roket saldırılarında sığınaklara koşan bir çocuk olmak nasıldı?
Bizim yaşadığımız yer Hayfa Limanı’na yakın değildi. Fazla saldırıya uğramıyordu. Bu yüzden fazla hissetmiyordum. Ama televizyonda görüyorsunuz. O korkan, kaçışan insanlar için çok üzülüyordum tabii. Ama biz de saldırıyorduk. Ve o zaman da bizim saldırdığımız insanlar için üzüluyordum. Bunu durdurmak için bir yol bulunmasının gerektiğini söylerdim. Çünkü Filistinliler de çocuklarını seviyor, ben de çocuklarımı seviyorum.

‘Futbolcuysan seksi kararında yapmalısın’
Türk spor çevrelerinde bir efsane dolaşır: "Seks futbolcunun performansını düşürür". Bu doğru bir formülasyon mudur?
Herkesin yaşam biçimi farklıdır. Birine iyi etkisi olan bir şey, diğerine kötü etki edebilir. Seks ve futbol ilişkisi üzerine birçok farklı şey söyleniyor. Bazısı etkisinin olumlu olduğunu, bazısı olumsuz olduğunu söylüyor. Benim söyleyebileceğim şey ise şudur: Normalden fazla yapılan her şey futbolcuya zarar verir. Her şey kararında olmalıdır.

Peki, genç insanların hayatlarının kulüp yöneticileri, teknik kadro ve taraftar tarafından, hadi bir de evdeki eşlerini katalım, bu kadar denetim ve baskı altına alınması acı değil mi?
Tabii. Futbolcu büyük bir baskının altındadır. Bu baskı Türkiye’de daha da fazla. Çünkü taraftar sayısı çok fazla. Ve takımlarını çok seviyorlar. Mesela bizim takım çok büyük. Ama taraftarlara da şunu anlatmak lazım: Belki de futbolcular bazen dışarıda eğlenerek, bir şeyler içerek kendilerini bu baskıdan kurtarmaya çalışıyorlardır.

Geçenlerde Şifo Mehmet çok fazla gezip tozduğu, disiplinli ve istikrarlı olmadığı için "Sergen futbola ihanet etti" dedi. Futbol ihanet gibi sözcüklerin kullanılabileceği kadar ulvi, kutsal bir şey olabilir mi?
Sergen’le ilgili bildiğim tek şey çok iyi bir futbolcu olduğudur. Özel hayatı beni ilgilendirmez. O herkesin kendi tercihidir. Herkes kendi hayatını yaşar. Üstelik herkesin karakteri farklıdır. Romario mesela Valencia’da oynarken bir Barcelona maçı öncesi, "Ben geceleri dışarı çıktığım zaman kendimi daha iyi hissediyorum" demiş ve her gece çıkmıştı. Maçta da üç gol attı. "Dışarı çıkamazsın" dediklerinde kötü oynuyordu.




PAZAR






























Sivas Katmeri tescillendiSivas yöresine özgü lezzet taşıyan Sivas katmeri, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alarak tescillendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber