"Çağdaş sanat sokaktaki insana çok yakın"

axpaz011.jpg Venedik, Sao Paolo ve Sydney ile birlikte çağdaş sanatın en önemli bienalleri kuartetinde yerini alan Uluslararası İstanbul Bienali 10'uncu yaşına birçok yenilikle birlikte girdi. Bunlardan biri de Koç Topluluğu'nun 10 yıl süreyle Bienal'in ana sponsorluğunu üstlenmesiydi... Bunun yanı sıra, bienal kapsamında birçok farklı projeye de destek veren Koç Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç sorularımızı yanıtladı. Aslında topluluk olarak bienale ilgimiz bu yıl başlamadı. Bir önceki İstanbul Bienali'nin iki eş sponsorunun da yine topluluk enerji grubu şirketlerimizden Aygaz ve Opet olması bu işbirliğinin temelinin bir anda atılmadığını gösteriyor.Bienalin İstanbul markasına yaptığı katkı, çağdaşlığı, sağladığı uluslararası bilinirlik, ülke tanıtımına verdiği destek ve sürekliliği de bizi heyecanlandırdı. Daha sonra Şakir Eczacıbaşı ve kurumumuz arasında yapılan görüşmelerde bu önemli projede beraber çalışmanın gerek projeye gerek topluluğumuza önemli katkı sağlayacağına inandık ve 10 yıllık bir işbirliğini başlattık. Çok da mutluyuz. İstanbul Bienali'nin 10 yıllık ana sponsorluğunu üstlenme kararını nasıl aldınız? Uluslararası İstanbul Bienali sanat çevrelerinde büyük bir saygınlık edinmiş ve uluslararası boyutta kabul gören bir etkinlik. Bu başarısıyla, Koç Topluluğu'nun misyon ve vizyonu ile birebir örtüşüyor. Bu yönü ile oluşan bir paralellik var elbette. Bienalin, onu diğerlerinden ayıran bir öneminden ziyade farklı bir alan olan çağdaş sanat boyutu var; iletişime açık, yeni ve yaşayan bir sanat biçimi. Bu yönüyle oldukça cazip olduğunu söylemek mümkün. Bienal, Koç Holding'in kültür-sanata verdiği ilk destek değil. Holding olarak verdiğiniz destekler içinde, bu desteğin "özel" bir önemi var mı? "İş dünyasında sanat rekabeti sevindirici" Bir ülkenin ileri gitmesi, toplumun kalkınması için ekonomik şartlar ne denli önemliyse sosyo-kültürel hayat da o denli önemlidir. İşte bu yüzden iş dünyasının faaliyetleriyle ülke ekonomisine katkıda bulunurken, toplumsal gelişimin diğer ayağı olan kültür-sanatı da dikkate almasından doğal bir şey olamaz. Ülkemiz ileri gittiği ölçüde biz de ileri gidebiliriz. Koç Topluğu işte bu felsefeyi benimseyerek, faaliyet gösterdiği 80 yıl boyunca toplumsal çalışmalara büyük önem verdi. Ülkemizin tarihi ve kültürel zenginliğine sahip çıkmak, sanatı ve sanatçıyı desteklemek bizim sorumluluk anlayışımızın doğal bir parçası oldu. Verdiğiniz açılış davetinde kültür-sanat projelerine destek olmanın iş yapma kültürünüzün önemli bir parçası olduğunu söylediniz... İnanıyorum ki, bu tür işbirlikleri toplumun kültür-sanatla bağını güçlendiriyor. Sanata ve sanatçıya verilen destek, sanatçıların sağladığı başarı ve bilinirlik aynı zamanda ülkenin gelişmişlik düzeyini belirliyor. Uluslararası platformda gerçekleştirilen etkinlikler, kültürlerarası iletişim köprülerinin kurulmasında önemli rol oynuyor. Kültür-sanat dünyası aldığı destekle daha güçlü bir şekilde var olurken, destek veren sponsor da topluma karşı sorumluluklarını başarıyla yerine getiriyor. Kültür sanat projelerinde iş dünyası, sivil toplum örgütleri ve devlet arasındaki işbirliğinin ortaya çıkardığı sinerjiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde böyle bir konuda rekabetin söz konusu olması bile başlı başına sevindirici bir gelişme. Şirketler kurumsallaştıkları ölçüde ve vizyonları doğrultusunda içinde bulundukları toplumu pozitif yönde değiştirecek projelerin içinde yer alıyor. Koç Topluluğu kurulduğu günden beri toplum yararına gerçekleştirdiği çalışmalarla bu alanda öncü oldu. Olmaya da devam ediyor. Başarımızı sadece ticari olarak değil, topluma sağladığımız yararla da ölçüyoruz. Kültür-sanat alanında da gerek kurduğumuz müzelerle gerek desteklediğimiz dünya çapındaki projelerle bunu sürdürüyoruz. İş dünyasındaki rekabet duygusu, "kültür-sanata verilen destek" alanına da sızdı mı? "Çağdaş sanat bilinci oluşturmalıyız" Koç Topluluğu kültür-sanat alanındaki desteğinde de her zaman mükemmeli hedefledi. Kurucumuz Vehbi Koç'un ülkesine olan sevgisi, topluluğun toplumsal alandaki çalışmalarına yansıdı. "Ülkem varsa ben de varım" sözüyle özetlediği bu bakış açısı kurum kültürümüzün önemli bir parçasını oluşturdu. Babam Rahmi Koç, kültür-sanat alanında kendi döneminin en iyilerini hedefledi. Kısaca, üç kuşak da kendisinden önce gelenlerin birikim ve deneyimlerinden yararlanarak hep daha ileriye gitmeyi hedefledi diyebiliriz. Elbette benim dönemim de farklı yenilikler getirecektir. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'yla bienal kapsamındaki işbirliğimizin ülkemizde çağdaş sanat konusunda sağlayacağı açılım bunlardan biri olacak. Kültür-sanata destekte bir Mustafa Koç farkı olacak mı? Çağdaş sanat, güncel, interaktif, yenilikçi, uluslararası, toplumsal sorunlara duyarlı, iletişime açık ve hayal etmeyi teşvik eden bir sanat dalı. Toplumsal sorunlarla birebir ilgili ve katılımcı bir sanat dalı olarak aslında sokaktaki insana çok yakın. Ancak, sizin de belirttiğiniz gibi İstanbul Bienali Türkiye'den çok yurtdışında daha fazla biliniyor ve takip ediliyor. Ülkemizde ise çağdaş sanata henüz yaygın ilgi yok. Gençlerde ve yetişen nesillerde bu bilinci oluşturmak da bizlere düşüyor. İnsanlarımızın zaman içerisinde önce bienalleri takip etmekten, sonra da çağdaş sanat aktivitelerine katılım göstermekten zevk alacağına inanıyoruz. n Türkiye'nin henüz "çok iyi tanımadığı" çağdaş sanat kavramıyla, Türkiye'deki herkesin "çok yakından tanıdığı" Koç markasının bir araya gelmesi, çağdaş sanatın tabana yayılması konusunda nasıl bir etki yaratacak sizce? "Üniversite öğrencileri ücretsiz gezecek" Çocukların sanata ilgilerini geliştirmek için büyüklerin de yönlendirici olması gerekiyor. Bu bienalde bu yüzden beni en çok heyecanlandıran çalışmalardan biri de ayrıca desteklediğimiz Çocuk ve Üniversite projesi.Bienalde 6-14 yaş arasındaki çocuklarımız için özel olarak tasarlanan eğitimlerle çocuklarımızı sanatla tanıştırıyoruz, onların sanatla bağlarını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bir de, üniversiteli gençlerimize yönelik yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. Öğrencilerimizin bizim sponsorluğumuzda bienal sergilerini ücret ödemeden gezmelerine olanak sağlayarak, sanata olan ilgilerini de canlı tutmayı hedefliyoruz. Sanat ve gençleri böyle bir platformda birleştirmekten ve onlara bienali ücretsiz izleme fırsatı vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bienalde çocuklar ve üniversitelilerle ilgili önemli bir projeniz var... Bienali kapsamlı olarak gezme fırsatım olmadı. Önümüzdeki günler için programımı ayarlayıp yeterli bir zaman dilimi yaratmaya çalışıyorum. Gördüğüm projeler ve eserler arasında topluluk şirketlerimizden Koçtaş'ın sponsorluğunu yaptığı "Rüya Evi" beni çok etkiledi. Genel anlamda seyahat etmeyi çok seviyorum. Ailemle, özellikle çocuklarla yaptığımız seyahatlerde kültür ve sanata da mutlaka vakit ayırıyoruz. "Rüya Evi beni çok etkiledi" Kitap alışverişini, özellikle hobilerimle ilgili kitap alışverişini çok seviyorum. Fırsat buldukça müze gezmeyi de seviyorum.Sinemaya gitmeye çok sık fırsat bulamasam da, izlemek istediğim filmleri DVD'den takip etmeye çalışıyorum.Özellikle Latin ezgileri dinlemeyi seviyorum. Kulağıma hoş gelen her tür müzikten hoşlanırım. Türkçe parçalar arasında da dinlemeyi sevdiğim pek çok şarkı var. "Latin ezgileri dinlemeyi seviyorum" Çocuğun sanatla ilgilenmesi ve sanat ile büyümesi yetişmesinde çok önemli. Biz de ebeveyn olarak üstümüze düşeni yapıyoruz. Birlikte çıktığımız seyahatlerde müzeleri gezerek, kitap alışverişi yaparak bunu sağlamaya çalışıyoruz. İki kızımın da sanata ilgileri aslında yoğun ama özellikle Esra, büyük kızım, resme çok meraklı ve yetenekli. "Büyük kızım Esra resme çok meraklı ve yetenekli" Küratörden Koç Ailesi'ne jest Küratör Hou Hanru sanat alanında çok bilinen ve değerli bir kişi. Özgeçmişine ve hayata geçirdiği projelere baktığınızda da zaten etkilenmemeniz elde değil. Bu bienalde de İKSV'nin katkılarıyla çıkarılan iş ve yaratılan sanat değeri küratörün yeteneğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Kendisi ile ilgili hoş da bir anımız var: Açılış davetimizde, Koç Ailesi'ne bir jest olarak Brain Failure isimli Çinli bir punk grubunu sahneye çıkardı. Grubun Türkiye'ye gelişinin öyküsü de ilginç. Bienale katılan bir Çinli sanatçı, bu grubu kültürlerarası iletişim adına bir eser olarak Türkiye'ye yollamayı seçiyor. Hanru da bienalin eserlerinden birini böylece o gece bizlerle paylaşmış oldu. Küratör Hou Hanru, bugüne kadarki küratörler içinde en iddialı olanı olarak kabul görüyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bakan Akar açıklama! Şu ana kadar 30 ihlal yapıldıMilli Savunma Bakanı Akar, ABD ile varılan mutabakat kapsamında Resulayn’dan 125 aracın çıkış yaptığını açıkladı. Terör örgütü PKK/YPG tarafından 30 ihlal yapıldığını belirten Akar, kimyasal silah iddialarını “TSK envanterinde bir gram kimyasal silah yok” diyerek yalanladı

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber