Çetin Altan ve Deniz Baykalı döven adamın öyküsü

Bir dönem Adnan Menderesin "fedaisi" olduğu söylendi. APden milletvekili seçildi. Gazeteci Ahmet Dinçin "Hamido" adlı kitabı, Meclisteki kavgalarıyla da ünlenen Hamit Fendoğlunun ilginç ve bir o kadar da karanlık hikayesini anlatıyor

Kürt ama Türk milliyetçiliği yapıyor. CHPli Malatyada DPyi destekliyor. En "kavgacı" milletvekillerinden. Çetin Altandan Deniz Baykala "saldırmadığı" kişi yok gibi. Bombalı bir paketle 1978de hayatı sona eriyor. Cenazesinin kaldırıldığı gün, Malatya olayları olarak tarihe geçiyor. Hamit Fendoğlu ya da Hamidonun dünyası tuhaf ve karanlık. Hemşehrisi Ahmet Dinç, "Hamido"yu iki nedenle yazdığını söylüyor: "Ben de Malatyalıyım. Memleketime vefa borcumu ödemek istedim. İkincisi Hamido sisler arasında kalmış liderlerden biri. Türkiyedeki ilk faili meçhul cinayet onunki. Yazarken objektif olmaya çalıştım ama duygusal davranmış olabilirim. Toprağım çünkü." Siz de Malatyalısınız, Hamido hikayeleri dinleyerek mi büyüdünüz? Evet. Çocukları korkutmak için de severken de Hamidonun adı anılırdı. Çok sert olabildiği gibi yüreğinde çocuk ruhu da taşıyan bir insan. Girişte "Kahraman mı, hain mi mutabakata varmak zor" diyorsunuz. Ama sonraki sayfalarda sizin anlatımınızla daha çok kahramana yakın bir yerde duruyor. Hamido sağcılara göre kahramandı, solculara göre ise haindi. Toplum, Hamido konusunda bölünmüş durumda. Bunu kastettim ama niye benim için kahramana yakın bir yerde durdu? Aynı topraktan, aynı kaynaklardan beslenip büyüdüğümüz bir insan. Kitapta "Mümkün olduğunca objektif olmaya çalışacağım ama duygusallığı ön plana çıkarmış olabilirim" dedim. Doğal karşılamak lazım, toprağım çünkü. Bir yanda çocuklara çok düşkün Hamido, diğer yanda 18 silah taşıyan saldırgan Hamido var. Hangisi daha gerçek? İkisi de gerçek. Çocuklara ilgisi ve yumuşakbaşlılığı çok önemli bir vasfı ancak insanların ilgisini daha çok gaddarlığı ile çektiği için o taraf daha baskın gibi. DP de AP de Hamidoyu kullanıyor. Çok doğru, kullanıyorlar. Demokrat Parti hareketi ile birlikte oy deposu arama durumu ortaya çıkınca Anadoluda bölgesel liderler, aşiretler, tarikatlar hatırlanmaya başlandı. Hamido da bunlardan biri. Bir sözüyle hem oy sandığında hem de saldırmak anlamında aynı hedefe yönelecek binlerce kişi var. Yıllarca Menderes, sonra da Demirel onu kullanıyor. Özellikle Menderese karşı kör bir sadakati var. Size göre bunun nedeni nedir? Kesinlikle öyle. Kişiliğinin oluşum dönemleriyle Malatya dışına açılması, siyaset sahnesinde adının duyulması aşamaları Menderesle ilişkisinin başladığı dönemle iç içe geçiyor. Menderese bilinçaltında bir vefa borcu, bağlılık duygusu oluşmuş olabilir. Kitapta pek açmadım ama Menderesin söylediğini körü körüne yapıp düşmanlarını bertaraf etmeyi bile göze almış. Cinayet dosyaları kayıp Adnan Menderesin karanlık işlerini yaptığı iddia ediliyor. Yakınlarının konu hakkında konuşmak istememesi bu iddiaları biraz doğruluyor mu? Evet, biraz doğruluyor. Aslında kitabı yazarkenki havama uymayacağı için pek o tarafına dokunmak istemedim. Yassıada duruşmaları sırasında iddialar arasında bunlar da vardı. Menderes adına bazı kişileri öldürdüğü iddia edildi. İspatlanamadı bunlar. Doğruluğu konusunda bir şey bilmiyorum. Süleyman Demirel ya da kavga ettiği Çetin Altanla konuşmamışsınız. Onlar mı istemedi, başka bir nedeni mi var? Çetin Altana ulaşmayı denedim ama kendisi katkıda bulunmak istemedi. Kitabı genişletmeyi düşünüyorum, cevap veren olursa görüşlerine yer veririm. Demirele ulaşmak istemedim. Herkesle konuşmam rutin bir işlem olacaktı. Kitaptan sonra tartışma başlasın, onlar kendi cevabını versin gibi bir boş alan bırakmak istedim. 17 Nisan 1978de öldürülüyor. Kürtçüler, sol örgütler, CHP, hatta MHP suikastle ilgili suçlanıyor. Araştırmanızı yaparken en çok susanlar kimlerdi? İddialara maruz kalıp da en çok susan taraf malum her zaman olduğu gibi bizim derin devlet diye adlandırdığımız adresti. İnsanlar da konu oraya gelince susmayı tercih ettiler. Araştırırken cinayet kayıtlarının mahkemelerde, arşivlerde kaybolduğunu gördüm. Resmen dosyalar kaybedilmiş. O dönemdeki bazı olayları, ihtilalden sonra belli başlı rolleri alan kişilerin açıklamalarını göz önüne alınca Hamidonun ölümünün o derin devlet denen kavramdan uzak tutulamayacağını düşünüyorum. Ancak bu bir ihtimal. Cinayeti o andaki aktüel sağ-sol olayları çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor. O olayları kimler organize edip kontrol ettiyse ve 12 Eylül 1980le birlikte bıçakla kesilmiş gibi kimler susturduysa o bombayı da onlar göndermiştir. Kürt ama Türk milliyetçiliği yapıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Malatya coğrafyasının kozmopolitliğine. Ermeni, Alevi, Sünni, Kürt, Türk var. Karşıdakine tahammül göstermek zorundalar. Hamido bunu ileri götürüp ideolojik anlamda Türk kökenli olduğunu savunacak noktaya getirmiş. Bir de özel bir sebep var. O dönem, Necip Fazılın Büyük Doğu akımının etkili olduğu dönem. Hamidonun okuduğu yıllarda Türkçü yönleri ağır basan entelektüel insanların Malatyada sürgün olarak görev yapmış olmaları da etkili. Çetin Altan olayı Çetin Altan / "Ben Milletvekili İken". Bu bölüm "Hamido" adlı kitapta da yer alıyor (sayfa 146-147). "Bütün emniyet örgütünün yüksek kademeleri, jandarma yüksek rütbeli kumandanları Meclisteydiler. Ve onların gözleri önünde yüz elli kişi üstüme geliyordu. Emniyet Genel Müdür Muavini kalp krizi geçirdi. Gözlerinin önünde linç edilmemi seyretmeye dayanamamıştı... Ayaktaydım. İlk geleni ittim. İkinci geleni de. Biri arkadan çekti o anda, ve sıraların arasına düştüm... Bir tabancanın üstüme doğrultulduğunu gördüm... Demek artık her şey burada bitiyor dedim. Ve o an Yusuf Koçak üstüme kapandı... Ortalık biraz mayna bulur gibi oldu... Kulise açılan kapıların dibindeki karanlık odalardan birine daldım... Gözlüğüm kırılmış, kravatım dışarı fırlamış, gömleğim, ceketim tekme izlerinden siyah siyah olmuştu... Sağ gözümün görme yeteneği yüzde elli oranında kayboldu..."

6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber