Cilalı fotoşop devrinden tasarım alaturka devrine

Çifte huzur yaşamak isteyenlere bir yüzü yoga mat bir yüzü seccade Namazte, saç yıkarken vücudu kuru tutan vücut galoşu, “Batsın Bu dDünya” buz kalıbı... Rafineri reklam ajansı çalışanlarının MediaCat dergisi için yarattığı “Tasarım Alaturka” ürünleri Akaretler’de sergileniyor. Ürünler satışa da çıkarıldı ama derginin kapağında da yer alan ve en çok ilgi çeken Orhan Gencebay tişörtü tükendi

Cilalı fotoşop devrinden tasarım alaturka devrine

Tasarım Alaturka projesi reklam ajansı Rafineri’nin, MediaCat dergisi için yayımladığı tasarım ekinden hareketle başladı. Türk kültürüne ait motifleri, gündelik hayatta kullanılan ürünlerle buluşturan proje Türkiye’nin popüler sanatçılarını, kült şarkı sözlerini, alışkanlıklarını ve kültürel değerlerini esprili anlatımlarla eşyalara dönüştürdü. Sulukuleli kadınların nakış motifleriyle işlediği Orhan Gencebay tişörtleri, “One Minute Rolex” kol saati, Zeki Müren’i simgeleyen sönmeyen sanat güneşi mumu gibi tasarım ürünlerin yer aldığı sergi Akaretler Sıraevler No: 10’da 30 Mayıs’a kadar gezilebilir.
Rafineri’nın ortağı ve Yaratıcı Direktörü Ayşe Bali proje hakkında “Alaturkanın bir anlamda toplumun tutkalı olduğunu düşünüyorum” diyor. Bu proje, Bali’nin şubatta Brezilya’da, trafik kazasında yaşamını yitiren iş arkadaşı Murat Çetintürk’le birlikte “kafa patlattıkları son iş” olma özelliğini de taşıyor.


* Tasarım Alaturka projesi nasıl doğdu?

MediaCat dergisi üç ayda bir tasarım eki çıkarıyor. Her ekte ayrı bir reklam ajansıyla çalışıyorlar. Ajansın kreatif direktörü ekin editörlüğünü üstleniyor, “tasarım” üst başlığına sadık kalarak, alt konular ve içeriği özgürce belirliyor. 48 sayfalık bu eki baskıya hazır hale getirip MediaCat’e teslim ediyor. Bu proje, tüm yaratıcılığını markalara adamış biz reklamcılara harikulade bir nefes alma fırsatı sunuyor. Biz bu projeye katılan yedinci ajansız.

“Ekibimiz dantelciler, iplikçiler ve terlikçilerle mesai yaptı”

* Neden tasarımın içine alaturkayı kattınız?

Tasarım ilk bakışta alaturkadan son derece uzak, ecnebi bir alan. Birbiriyle uyumsuz görünen bu iki kavramı bir araya getirmek, beklenmedik üçüncü bir yere varabilme ihtimali taşıdığından beni çok heyecanlandırdı. Biraz da alafranga ofislerde, alafranga hayatlar yaşamamıza rağmen, hepimizin özünde bir miktar alaturka olduğu için... Veya dünyada olan biten her şeyden bunca haberdar oldukça, dışarı değil içeri bakmak taze geldiği için...

* Konu başlığı seçildikten sonra içerik nasıl oluştu?

“Cilalı fotoşop devrinde” tüm reklamcı alışkanlıklarımızı bir yana bıraktık ve tasarladıklarımızın tamamını üretmenin peşine düştük. Sonunda alaturka malzemeden yola çıkan ürünler tasarlamak, hayata geçirmek ve derginin tüm içeriğini bunlarla oluşturmaya karar verdik. Ekibimiz dört ay boyunca neredeyse her gün Tahtakale’ye gitti. Simitçilerle, dantelcilerle, terlikçilerle, iplikçilerle uzun uzun mesai yaptı. Arkadaşımız Pelin Kırca nakış işlemeyi Sulukuleli kadınlara öğretebilmek için önce kendisi öğrendi. Elleri nasır tutana kadar tişört nakışladı. Tüm bu emeğin sonucunda, tasarladığımız hayali ürünler gerçek birer objeye dönüştü. Objelerin birçoğu, üç boyutlu halleriyle, dergi sayfalarında göründüklerinden daha etkileyiciler. Bu yüzden sergilenmeyi hak ettiler.

* Derginin kapağında Orhan Gencebay tişörtü yer alıyor. Neden onca alaturka temalı ürün içinden Gencebay seçildi?

Gencebay benim gözümde bu projenin olmazsa olmazıydı. Orhan Baba’yı bir tasarım dergisinin kapağında görme fikri öyle cezbediciydi ki, konu başlığını belirlediğim sırada derginin kapak fikrinde de karar kılmış oldum. Sergide de dev bir enstalasyonla kendisini bir kez daha onurlandırmak istedik. Sergi başlamadan hem Emrah’la hem Orhan Gencebay’la görüştüm, çok zarif davrandılar. Projeyi de sevdiler sanırım.

“Orhan Gencebay tişörtü için perakande markaları ile görüşüyoruz”

* Sergideki tasarımlar satışta. Ama belli sayıdalar. Satışın devamı gelecek mi?

Bu işe girişmemizin amacı, kendimize ve çevremize ilham vermekti. İşi ticarete dökmek gibi bir niyetimiz yok. Ürünlerin büyük bir ticari potansiyel taşıdıklarını da düşünmüyorum. Yakın çevremizden o kadar çok insan bu ürünlere sahip olmak istedi ki, biraz da onları memnun etmek için sınırlı sayıda ürünü sergide satışa çıkarttık. Ağır el emeği gerektiren nakışlı Orhan Gencebay tişörtlerini Sulukuleli kadınlar işledi. Sergi satışından elde edilecek gelirle onlara kaynak sağlayacağız. Sergide sadece 11 adet tişörtü satışa sunduk, tamamı satıldı. Diğer ürünler için değil de tişörtlerin satışı için görüştüğümüz perakende markaları var.

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber