Döllenmiş yumurta kavgası

Kansere yakalanmadan önce yumurtalarını döllendirip donduran bir kadın... Spermlerin sahibi olup sevgilisinin rahmine yerleştirilmesini istemeyen bir erkek... Ve AİHM'in kararı... Bu üç ayaklı tartışma aslında tüm kadınları ilgilendiriyor

Öykünün kahramanları tahmin ettiğiniz gibi, döllenmiş yumurtaları rahmine yerleştirme isteğine "hayır" diyen sevgilisine karşı açtığı davayı kaybeden Natalie ile spermlerin sahibi, "eski" sevgili Johnston.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Natalie'nin Johnston'ın izni olmadan, dört yıl önce döllenmiş yumurtalarla Natalie'nin çocuk sahibi olmasına izin vermedi. Eğer karar bozulmazsa yumurtalar ekim ayına kadar saklanacak, sonra da imha edilecek. Yasalara göre donmuş yumurtalar en fazla altı yıl saklanabiliyor çünkü. İnsanın kalbini acıtan türden bir öykü Natalie Evans'ınki. Evans 37 yaşındayken kısırlaşmasına yol açan kanser tedavisine başlamadan az önce yumurtalarını sevgilisi Howard Johnston'ın spermleri ile döllendirip dondurmuştu. Ama Natalie dondurulmuş bu yumurtaların rahmine yerleştirilmesi hakkına sahip değil. Benzeri her durumda olduğu gibi Natalie ve Howard olayında her ikisine de destek fazla. Şimdi 41 yaşında olan Natalie için, donmuş olarak bekleyen altı yumurta sahip olabileceği tek biyolojik şanstı. 32 yaşındaki Howard içinse Natalie ve döllenmiş yumurtalar geçmişinde kalan anılar sadece. O, canlı bebeklere dönüşme potansiyeli olan bu ceninlerin babası olmak istemiyor. "Çocuğumun beni tanımadan ve kontrolüm dışında olacak bir çevrede büyümesini istemiyorum" diyor.Peki Johnston'ın itirazına hak veren AİHM, Natalie'nin haklarını çiğnemiş olmuyor mu? Gerçekte, AİHM, Johnston'a, dört yıl önce enine boyuna düşünmeden verdiği kararından geri dönme şansı tanıdı. Hepsi bu. Ama Johnston şimdiden baba zaten. Natalie'nin yumurtaları bir klinikte döllenmiş durumda.Bundan daha âlâ "kontrol" altında bir çevre düşünebiliyor musunuz? Bekleme odasında baba olmanın sorumluluğunu düşünerek vermemiş miydi spermini bay Johnston? Gerekli belgeleri de imzalamamış mıydı? Birçok erkek sevişme heyecanı ile bu kadar uzun bir düşünme şansına bile sahip olamıyor.Kaldı ki, Natalie'nin yumurtaları böyle bir şehvet anında değil, klinikte, imzalar atıldıktan sonra döllenmiş. Bir gecelik birliktelikler sonrası olmuş hamileliklerde kararı kadın verirken, şimdi niye erkeğin rızası gerekiyor? Johnston spermini vermişken sonradan vazgeçtiğinde, döllenmiş ceninlerin, son kullanma tarihi geçmiş bir paket dondurma gibi atılmasına göz yumacak kadar kalpsiz olabilir mi? Hakları çiğnendi mi? Ceninler o zaman Natalie'nin rahmine yerleştirilmiş olsaydı Johnston'ın kürtaj isteme hakkı olmayacaktı, doğacak çocuk şimdi İngiltere'deki tek ebeveynli çocuklar listesinde bir istatistik rakamı olarak yerini alacak ve kamuoyunun dikkatini bile çekmeyecekti. Ama AİHM'in döllenme anlaşmasındaki ceninin ana rahmine yerleştirilmeden önce iki ebeveynin de imzasının alınması gerektiğine dair düştüğü dipnot, doğa kanunları ile anneye verilmiş bir hakkı Natalie'nin elinden alıyor. Natalie kariyerini sürdürmek için çocuk sahibi olmayı sürekli erteleyen ve geç kalacağını fark edip de yumurtalarını dondurmak için kliniğe koşan bir kadın değil. O çok kısa bir süre içinde başlaması gereken kanser tedavisinden dolayı kısır kalacağını öğrenmiş bir kadın. Üstelik sevgilisinin isteği ve onayı ile sperm dondurma kararını vermiş. Jonhston'la normal yollarla bir çocuk sahibi olmayı çok denemişler. Olmayınca tedaviye birlikte gitmişlerdi. Başvurdukları klinikte Howard ve Natalie'nin neden çocuk sahibi olamadıkları araştırılırken dünyalarını karartan haber bomba gibi kulaklarında patlamıştı. Natalie'nin yumurtalıklarında hemen alınması gereken tümörler görülmüştü.Natalie yumurtalıkları alınmadan önce üç hafta yumurtlamasını kolaylaştırmak için tedavi görmüş. "Bu zaman zarfında vazgeçtiğini her an söyleyebilirdi. Yumurtalarım için bağış spermi kullanabilirdik ama o istemedi" diyor. Kötü haber: Kanser Operasyondan sonra ilişkileri kısa zamanda kötüye gitmeye başlamış ve embriyoların döllenmesinden sekiz ay sonra Howard nişanlısını bırakmış. Ardından da kliniğe yazı ile artık Natalie ile beraber olmadıklarını, embriyoların rahmine yerleştirilmesi için kliniğe müracaat ettiğinde kendisine haber verilmesini bildirmiş. Bunun üzerine klinik ikisine de Howard'ın rızası olmadığı için embriyoları imha edeceğini bildirmiş.Natalie'nin çocuk sahibi olma şansı artık ya evlat edinmek ya da başka bir kadının döllenmiş yumurtası ile hamile kalmaya çalışmak. Çocuk sahibi olmak bir hak değil. Tanrı'nın kadına verdiği bir hediye elbette. Ama tabiat ana bazen eşit ve adil olmuyor. ABD'de kürtaj kliniklerinin önünde yapılan protestolar, kadınların zorluklarla elde ettikleri çocuk sahibi olup olmama konusunda kendi kararlarını verebilme haklarının tehlikede olduğunu gösteriyor. AİHM, Evans-Johnston davasında kadınların haklarını şimdiden erkeklerin veto edebileceğini kabul etmiş oldu. "Döllenmiş yumurta yaşam mıdır, değil midir?" tartışması devam ederken cevabın ne olduğu kadınlar için o kadar önem taşımıyor. Onlar için yasal durum havaya fırlatılmış bir demir paranın iki yüzü gibi. Yazı da gelse, tura da gelse iki tarafı da memnun edecek bir sonuca varmak mümkün değil. Bu yüzden erkeklerin prezervatif kullanma, sperm vermeye rıza göstermeme hakları var. Bundan öte karar kadının, bir miktar da doğanın olmalı. Karar kimin olmalı?

Canlı yayında gözaltına alındıEsra Erol'un programında gerçekler ortaya çıkarak, bir genç kızın daha hayatı kurtuldu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber