Dolmabahçe Sarayı'nın envanteri hiç çıkarılmadı

19'uncu asır saraylarımızda asla ehil bir yönetim yerleşmedi. Ama artık çok ciddi bir inceleme yapılmalı ve kurtarılanlar bundan sonra daha iyi korunmalı

Dolmabahçe Sarayı'nın envanteri hiç çıkarılmadı





Nihayet TBMM Başkanı sayın Bülent Arınç'ın tertiplediği basın toplantısında, kendi ifadesiyle sabit olmuştur; "Sarayda hâlâ entrika var" buyuruyorlar.
Saraydaki entrika, devlet hayatı ve politika sahasında işlemiyor. Bu faaliyet çoktan sarayın duvarları dışına taştı. "Entrika" denilen, maalesef içerideki antika eşya ile ilgili; Osmanlı hanedanının yaşlı mensupları, 1950'lerden sonra memlekete dönüp sarayı ziyaret ettiklerinde, gördükleri karşısında yeise kapılırlardı. Eşyaların çoğu aynı değildi; bazıları kaybolmaktan çok değiştirilmişti.
Maalesef Avrupa kıtasından ciddi farkımız budur. Saraya karşı en kanlı ihtilalci saldırıların yaşandığı 1789 Fransa'sı, 1917 Rusya'sı bile eski rejimin hükümdar evlerini ve eşyalarını muhafaza edebilmiştir. Bizden beter yerler de var; İran'da Sadabad, Gülistan, Niyavaran gibi sarayları gezdiğimizde, her yıl değişiklik geçirdiğini fark ederiz. Hatta veliaht prensin sözde oyuncaklarının Tahran Çarşısı'ndan yeni getirilmiş plastik malzeme olduğunu görmüşümdür. Mısır'da Hidiv hanedanının yağmalanan foto albümleri hâlâ çarşı-pazar satılır.
19'uncu asır saraylarımız, TBMM'ye bağlı bir daire tarafından yönetiliyor. Bütçe kabarık, ne koysan yetmez. Başka kaynaklardan da yararlanmak lazım. Hakimiyetin devrini temsil eden bu yapılanmaya itiraz edilemez ama ehil ve ilmi bir yönetimin hiçbir zaman yerleşemediğini söylemek lazım.
Ankara bürokrasisi saray eşyasını Ankara'daki devlet ofislerine taşıdı. Bence buna pek itiraz edilemez. Nitekim Fransa, monarşiden kalma saraylardaki sayısız goblen halıyı, portreleri ve nadide mobilyaları bazı küçük müzelere ödünç vermiş, hatta muhafaza için yurtdışındaki önemli elçiliklerine yollamıştır. İstanbul ve Ankara'daki diplomatik temsilciliklerde bile bu gibi diplomatik parçaları görmek mümkündür. Böylece eser hem korunmuş hem teşhir edilmiş ve ülke tanıtılmış oluyor. Elverir ki bu gibi işlemleri aklına gelen makamın emriyle değil ilmi bir tesbit ve sıkı bir envanter kaydına raptederek yürütelim.

Kimseye madalya yok!
Türkiye'de envanterini fevkalade yapan müzeler var; 1977'de Kremlin genel müdürü ve beraberindeki Sovyet müzeciler heyeti ile Kültür Bakanlığı danışmanı olarak uzun bir gezi yapmıştım. Ankara'da Hitit Müzesi, Efes Müzesi, Bodrum Müzesi ve İstanbul Topkapı Sarayı'ndaki envanter tespitleri Sovyet heyetinin hayranlığını kazanmıştı. "Sizde müze çalışanlarına madalya veriliyor mu?" diye sormuşlardı. Hiç kuşkusuz, bu gibi madalyaların Milli Saraylar'dan kimseye verilemeyeceği açıktır.
İhmal, yayın eksikliği, Ankara'nın emirlerine mutlak itaat bu idarenin özelliğidir. Bütün mesele, bu milletin ve devletin 19'uncu asrın saraylarına sahip çıkmamasından ileri geliyor. Bir alay yaveyi okullarda ezberletiyoruz; "Saray bizde fakir halkın alın teriyle yapılmıştır" gibisinden, sanki bütün dünyadaki saraylar daha farklıymışçasına...
Herhalde Topkapı Sarayı 19'uncu asrın devletini temsil görevini yerine getiremezdi. Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa'nın büyük devletlerinden sayılıyordu; hükümdarlar ziyaret ediyorlardı ve devlet başka büyük devletlerde büyükelçi teati ediyordu. Geçen asırda sadece büyük devletlerin büyükelçi gönderme ve kabul etme imtiyazı vardı. Bu nedenle inşa edilen Dolmabahçe Sarayı'nın muayede salonu ve sefir odası dışında kayda değer bir köşesini bulmak zordur. Üstelik ne Louvre, ne Versailles, ne Viyana Hofburg'u hele St. Petersburg'daki Kışlık Saray'la karşılaştırılamayacak kadar minyatür bir saraydır. Yakın tarihte üstüne Swissotel denilen gudubet yapıyı kondururken Türk aydınlarının tartışmalarda ileri sürdükleri tezlere de ileride çocuklarımız gülecektir; "Bizim kanımızı emerek yapılan saraylar" gibi yalancılıklar yanında "Tamamen yıkılsa ne olur?" diyenleri dahi duyduk. Yanlış tarih eğitimi, kocaman adamlarda çocuk kadar izan bırakmamıştı.
Hiçbir zaman saray eşyasının ayrıntılı envanteri yapılmadı. Bunların sağa-sola alınanı bir yana, mevcut görünenlerin birçoğunun da değiştirildiği, antikadan biraz anlayanların bile malumudur. Ciddi bir envanter ve tespit yapılmalı; kurtarılanlar hiç değilse bundan sonra iyi korunmalı ve tabii Dolmabahçe ve Yıldız gibi bir tarih ifade eden yapıların etrafını da düzenleme çalışmalarına artık başlanmalı. Bence sarayın boyunu geçen yapıların etrafta yerinin olmaması gerekir.

21 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber