Dünyanın akciğerleri tehdit altında

Amazon yağmur ormanları seyahat tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken bir doğa harikası. Sahip olduğu ekosistemle dünyanın oksijen deposu olarak görülüyor. Ama uzun bir süredir tehdit altında; son 20 yıldır her gün bir futbol sahası kadar kayıp veriyor

Dünyanın akciğerleri tehdit altında

Güney Amerika kıtasındaki altı ülkeyi içine alacak kadar büyük bir alana yayılan, 30 milyon çeşit bitki ve canlıyı barındıran, zengin ve üretken ekosistemi nedeniyle bir oksijen deposu olarak kabul edilen Amazon yağmur ormanları ihtişamlı bir yer.
Bu doğa harikasının en büyük kısmı Brezilya topraklarında. 8.5 milyon kilometrekarelik ülkenin yüzde 27’si yağmur ormanı. Bu ormanları gezmek için çıktığımız gezide ilk durağımız olan Manaus, Rio Negro Nehri’nin Amazon Nehri’ne kavuştuğu yerin hemen yanında. Genellikle nehir balıkçılığıyla geçinen
bu 2 milyon nüfuslu şehir, yağmur ormanlarının ortasındaki konumuyla nehirdeki en önemli limanlardan biri. Bol meyve, sebze ve tropik bitkilerin yetiştiği bölgeden neredeyse kıtanın her yerine gemilerle ihracat yapılıyor.
Manaus’ta otelcilik Amazon Nehri üzerinde gemiyle ticaret yapan ve seyahat edenlerle uluslararası havayollarının bağlantıları sayesinde epey gelişmiş. Yağmur ormanlarının derinliklerinde, ağaçların arasında yapılan lüks oteller var. Bunlar dünyanın dört bir yanından büyük ilgi görüyor. Ekvator bölgesi olması, gelenlerin yıl boyu aynı sıcaklıkta Amazon ortamını tam anlamıyla solumasına da olanak veriyor.

Yağmur ormana yağıyor, orman yağmuru çekiyor
Amazon ormanları daha ilk sabahımızda bize sulu bir sürpriz yapıyor. Saat 7.00’de aniden başlayan yağmur hiç ara vermeden 11.00’e kadar devam ediyor. O kadar şiddetli ki “Artık burayı sel basar ve günlerce dışarı çıkamayız” diye düşünürken 15 dakika sonra yerde bir damla su kalmıyor. Su birikintileri sıcak hava karşısında fazla dayanamıyor ve buharlaşıp gidiyor. Meğer bu yağmur senenin her günü aynı şiddette yağar ve insanlar bu saatler arasında sokağa çıkmaz, hatta dükkanlar bile açılmazmış. Neden buraya “yağmur ormanları” dendiğini böylece anlıyoruz. Yağmur ormana yağıyor, orman yağmuru çekiyor.
Ormanda boyları 20-30 metreye ulaşan ağaçların birbirine kenetlenmiş dalları yüzünden gökyüzünü bile tam göremiyorsunuz. Bu ağaçlar müsaade etmediği için orman içi ulaşım sadece Amazon Nehri ve kollarından sağlanıyor. Biz de Amazon Nehri’nde ve kılcal damarlar gibi ormanın içlerine doğru yayılan kollarında bir salla süzülmeye başlıyoruz. Kıyılardaki timsahlar ve hemen altımızdaki suda birbirleriyle yarışarak bizden düşecek bir yiyecek peşinde koşan meşhur piranalar yolculuğumuza heyecan katıyor.
Yolculuğumuzda ilk önce Deni yerlilerine rastladık. Nehir kıyısına serpilmiş, birbirinden bağımsız, ahşap, tek göz oda evlerde yaşıyor ve ulaşımlarını küçük sallar aracılığıyla sağlıyorlar.
Ormanın daha içlerine doğru saatler süren nehir yolculuğu yapıp artık yabancıların bile ulaşamadığı yerlilerle de tanışmak istiyoruz. Böylece bir süre sonra Wau Wau kabilesiyle yolumuz kesişiyor. Barakalarında medeniyetten uzak biçimde yaşayan bu kabile yiyecek,
içecek ve ilaçlarını hep ağaçtan üretiyor. Kendilerine göre süslü, yöresel kıyafetleri de tamamen bitkisel ürünlerden yapılmış.
Wau Wau kabilesi 250 kişiden oluşuyor. Şimdiye kadar bilinen en küçük yerli kabilesi. Yabancıları görmekle ilgili iyi anıları olmadığı için ilk önce ürküyorlar. Ancak kötü bir niyetimizin olmadığını ve sadece kendilerini tanımak için orada bulunduğumuzu anlayınca misafirperverliklerini gösteriyorlar.

Dünyanın akciğerleri tehdit altında

Pazarlarda yörede yetişen sebze ve meyveler uygun fiyatlarla satılıyor.

Asya ülkeleri bile oksijen bulamayacak

Greenpeace başta olmak üzere Amazon ormanlarının çeşitli bölgelerinde nöbet tutan uluslararası çevre örgütlerinin istatistikleri hiç iç açıcı değil. Bütün çabalarına rağmen son
20 yıldır günde bir futbol sahası ormanın katledildiğini belirtiyorlar. Ormanların bu hızda yok edilmesiyle 50 yıl sonra Asya’daki ülkelerin bile bundan etkileneceği ve nefes alacak oksijeni bulamayacakları öngörülüyor. Greenpeace’ten Marcelo Marquesini “Yabancılar da kendi ülkelerini uyarırsa hepimizin ortak akciğeri olan Amazonları beraberce ancak kurtarabiliriz” diyor.

Dünyanın akciğerleri tehdit altında

Manaus’ta, Amazon Nehri’nden tutulan balıkların sergilendiği bir balık pazarı.

Dünyanın akciğerleri tehdit altında

Manaus kenti yakınlarında yer alan, orman manzaralı lüks otellerden biri.

Yerlilerin hayat damarları kesildi

Portekizliler 16’ncı yüzyılda Amazon’u keşfettiğinde bölgede yaşayan tüm yerlilerin sayısı 3.5 milyonmuş. Bugün sayıları tam onda birine, yani
350 bine düşmüş. Nüfusun bu derece azalmasında eski kıtanın sömürgecileri kadar, 21’inci yüzyılın altın arayıcılarının ve ağaç katliamının da payı var. Çünkü zengin bitki örtüsünün yanı sıra Amazon yağmur ormanlarında altın da bulununca, burası yeraltı zenginlikleriyle cazibesini artırmış. Amazon’un taşıdığı bu ekonomik değer uluslararası şirketlerin yanı sıra yerel kaçak keresteciler ve altın arayıcılarının da hedefi olmuş.
Tüm ihtiyaçlarını ağaçlardan ve bitkilerden karşılayan yerlilerin hayat damarları kesilmiş. Brezilya ormanlarında yaşayan yerliler bu yüzden kendilerini dünyanın en şanssız insanları olarak görüyor.

18 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber