Geri Dön

Dünyanın bir ucundan hafriyata geldiler

Cumhurbaşkanı’nın 3’üncü havalimanı ziyaretiyle merak konusu olan Vietnamlı şoförleri şantiyede ziyaret ettik, iş ve yaşam şartlarını gözlemledik. Henüz Türk mutfağını tercih etmeseler de öğrendik ki aralarında Boğaz turuna çıkan da var, Sultanahmet’i gezen de...

Dünyanın bir ucundan  hafriyata geldiler

Burası 2018 yılında açılması planlanan, bittiğinde Avrupa’nın ve dünyanın en büyük havalimanı unvanını kazanacak İstanbul’un yeni havalimanı ya da bir başka deyişle 3’üncü havalimanı. Adı henüz belli olmadığı için halk arasında farklı isimlerle anılsa da
76 kilometrekare büyüklüğündeki inşaat sahası ve 6 binden fazla çalışanıyla faaliyette olması duyanların en çok şaşırdığı ilk şey.

“Orası yapılıyor mu ki?”, “Başladı mı inşaat?” gibi yorumlar çalışanların en sık karşılaştıkları sorular, “3’üncü havalimanı yapılmayacak” iddiaları da cabası... Evet İstanbul’un yeni havalimanı inşaatının işçileri günde 22 saat vardiyalı olarak neredeyse hiç durmadan çalışıyor. Üstelik tam 244 tane Vietnamlı şoförle birlikte... Sayıları gün geçtikçe artmaya devam eden Vietnamlı şoförler, şantiyetedeki hafriyat kamyonlarını kullanmakla görevli.

Uzun yol şoförünün işi değil

“Türkiye’de kamyon şoförü kalmadı da Vietnamlı mı çalışıyor?” diye sorarsanız, evet pek kalmamış. Verilen ilana başvuru yapan Türk şoför sayısı yeterli olmadığı gibi çalışmaya başlayanlar da bir ay içinde işten ayrılmış.
Şu anda bu hafriyat kamyonlarını kullanabilen sadece 197 Türk şoför mevcut. Bunun bir sebebi de uzun yol nakliye kamyonlarında şoförlük yapmış kişilerin şantiyede hafriyat kamyonu süremiyor oluşu. Oldukça engebeli arazide, normal bir kamyondan çok daha büyük olan aracı devirmeden, hassas bir şekilde kullanmak tecrübe gerektiren bir iş.

Kamyonlardan sorumlu inşaat mühendisi Cemal Fırat Kan’a göre, bu tecrübeye sahip olan Türk şoförlerin birçoğu çalışmaya yanaşmıyor. Kan “Bizim şartlarımız belli. Bu havalimanını bitirmek üzere söz verdiğimiz bir tarih var. Özveriyle çalışıyoruz. Şantiyedeki lojmanlarda kalıyoruz. Vardiyalı çalışma sistemimiz var ancak tempo çok yoğun. İlk başta işe giren Türk şoförlerin birçoğu ayrıldı. Vietnamlı şoförler normalde çok daha ağır şartlarda çalıştıkları için bizim çalışma koşullarımıza rahatlıkla uyum sağlıyorlar” diyor. Öğreniyorum ki, Vietnam’dan gelip her “Ben damperli kamyon kullanıyorum” diyeni de işe almamışlar.

Selfie çekmek istediler

Vietnam’da engebeli bir parkur kurdurup adayları aynı araçlarla o parkurda test sürüşüne tabi tutmuşlar... Testi geçen şoförler bir hafta Türkiye’deki şantiyede eğitim almadan ve araziyi tanımadan işe başlamıyor. Bir ay dolmadan da gece vardiyasına çıkamıyorlar. Bütün bu testlerden geçen şoförler taşeron firma olmadan direkt İGA Havalimanları İşletmesi’ne bağlı olarak çalışmaya başlıyor...

Vietnamlı şoförleri şantiyede ziyaret ettik, kullandıkları kamyonları gördük, yaşadıkları yerleri fotoğrafladık. Türk kültüründen son derece uzak olan 244 Vietnamlıyı gördüğümde benim mi yoksa onların mı daha çok şaşırdığı tartışmaya açık bir konu... Tercümanları röportaj için geldiğimizi söyledikten sonra uzatılan beş cep telefonuyla ne yapacağımı bilemedim. “Selfie” çektik, Vietnam’da yaşayan eş dostlarına göndermek üzere. “Ben ünlü ya da önemli biri değilim” desem de önemseyen olmadı. Şantiyeden çıktığımda aklımdaki tek soru aslında kimin kime farklı geldiğiydi.

Yaşlarını ve güçlerini göstermiyorlar

Saat9.00’dan 18.30’a kadar çalışıyorlar. Öğlen bir saat yemek ve dinlenme molaları var. Bu mola dışında tüm mesai, lastiği kendi boylarının iki katı olan kamyonları sürmekle geçiyor. Aslında o kadar çelimsizler ki “Nasıl oluyor da bu kamyonları kullanabiliyorlar!” diyorsunuz. Onları ilk gördüğümde “Şantiye gençlere emanet” diye düşünsem de bir süre sonra aslında çok küçük gösterdiklerini öğrendim. Her ne kadar 20’lerinde dursalar da aslında yaşları 30 ve üstünde değişiyor.

İzin günlerinde İstanbul’u geziyorlar

Şoförlerin birçoğu daha önce Dubai ve Libya’daki şantiyelerde görev yapmış. Pek çoğunun tek bir amacı var, o da Vietnam’da yaşayan ailelerine para gönderebilmek, çocuklarını okutabilmek. Diğer ülke şantiye koşullarına kıyasla, buranın yatakhaneleri de yemekhaneleri de daha güzel diyorlar. Maaşlarını açıklamak istemiyorlar. Öğreniyoruz ki ne söylendiği gibi normalin çok üstünde ne de altında. Aslında tam da dünya genelinde şantiyelerde kazanılan paraya denk düşüyor. Tek şansları arada bir taşeron firma olmadan direkt havalimanı işletme firmasına bağlı olmaları. Birçoğu gittikleri şehri en azından bir kez görüyor. Aralarında Boğaz turuna çıkan da var, Sultanahmet’i gezen de. Çoğunluğun favori etkinliği ise Göktürk’te alışveriş yapmak.

Yemeklerini Vietnamlı aşçı pişiriyor

Öğlemolası olunca her şantiyede bulunan yemekhanelerden birine gidiyoruz ancak bir farkı var; aşçı Vietnamlı. İçeri girer girmez sizi çok hoş bir kokunun karşıladığını söyleyemesem de bir süre sonra alışıldığını ifade edebilirim. Gıda teknikeri Emel Dinçer’le konuştuktan sonra ise gözlerimin kocaman açıldığını söyleyenler var.

-Pilav olmadan bir öğün düşünülemez. Ekmek yerine pilav yiyorlar.

-Bir Vietnamlı bir öğünde 350-400 gram arası pirinç tüketiyor.

-100 kişilik bir yemekhanede bir öğünde toplam 45 kilo pirinç tüketiliyor.

-Favori yemekleri balık.

-Kızarmış tavuk da en çok yedikleri yemekler arasında.

-Yoğurdun üstüne kaşık kaşık toz şeker döküyorlar.

-Her yemeğe mutlaka bulyon ve acı sos ekliyorlar.

- Türk yemeklerini tercih etmeseler de aralarında çoban kavurma ve lahmacun deneyip beğenenler olmuş.

15 Aralık 2019 Magazin Bülteni15 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber