Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Kuzey Kutbu’nun en önemli parçası ve dünyanın en büyük adası olan Grönland tamamen buzullarla kaplı. Ama küresel ısınmanın etkileri burada çok açık biçimde görünüyor. Grönland gezimizde konuştuğumuz bir Greenpeace üyesi“Siz şimdi burada üşüyorsunuz ama aslında burası eriyor” diyor

Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Dünya haritasını açtığımızda, Avrupa ile Amerika kıtası arasında kalan Atlantik Okyanusu’nun en kuzeyinde bembeyaz
bir ada görürüz: Grönland. Kuzey Kutbu’nun en önemli parçası ve dünyanın en büyük adası olan Grönland’ı, 5 bin yıl önce Kuzey Kanada’dan Avrupa’ya göç eden Eskimolar keşfetti.

Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Zamanla adaya birçok göç oldu. 980’de İskandinav ülkelerinden gelen Vikingler, Grönland’a tamamen yerleşip Eskimolar ile birleşen en büyük grubu oluşturdu. 1775’ten itibaren de Danimarka, Grönland’ı bir koloni olarak yönetmeye başladı. 9 Nisan 1941’de Almanya Danimarka’yı işgal edince, Danimarka’nın Grönland valisi adanın güvenliği için Amerika’dan yardım istedi. Amerikalılar adaya üs kurdu ve yaptıkları yatırımlarla halkın yaşam seviyesini de yükseltti. 1953’te anayasada yapılan değişiklikle de Grönland koloni olmaktan çıkıp Danimarka Kraliyeti’nin bir parçası haline geliyor.
Bir kıta büyüklüğündeki bu adanın nüfusu günümüzde sadece 60 bin. Halkın yüzde 80’i Eskimolardan oluşuyor. Geriye kalanlar ise Danimarkalı. Eğitim ve hizmet sektöründe hep onlar çalışıyor. Bir bakıma, yerel halkın hayati ihtiyaçları halen Danimarkalılar tarafından karşılanıyor. Halkın tamamı adanın genellikle batı kısmındaki sahil şeridinde yaşıyor. İnsanların yaşayabileceği toprak örtüsüne sahip kıyı şeridi tüm adanın sadece yüzde 15’i. Çünkü diğer yüzde 85’lik bölüm “Ice Cap” denilen ve hiçbir canlının yaşayamayacağı buzullarla kaplı. Buzulların yüksekliği bazı bölgelerde 3 bin 500 metreye kadar ulaşıyor.

Artık buzdan yapılmış barakalarda yaşamıyorlar
Kangerlussuag şehri adanın uluslararası uçuşlara açık tek kapısı ve havasıyla daha ılıman olan güney bölgesinde. Buradan adaya girdikten sonra pervaneli ve kızaklı bir küçük uçakla 1.5 saatte kuzeye doğru uçup Kuzey Kutbu enlemini geçiyor ve 4 bin nüfuslu Illulisat kasabasına ulaşıyoruz. Başta meraklı Çinliler olmak üzere, dünyanın her yerinden bu kasabaya gelen çok. Özellikle buzda yaşamayı seven ve bilen Norveç, İsveç ve Finlandiyalılar kış sporları için burayı tercih ediyor. Ama bizim amacımız yerlilerle tanışmak ve herkesin pek yaşayamayacağı gerçek bir kutup havasını solumak.
Grönland’da kuzeye doğru çıktıkça ısı azalıyor (-20) ve Eskimo nüfusu daha da yoğunlaşıyor. Eskimo aileleri
o bildiğimiz, “iglo” diye adlandırılan, buzdan yapılmış küçük barakalarda yaşamıyor artık. Bembeyaz karlar üzerinde dikkat çekmesi için çeşitli renklere boyanmış, TV’si, doğalgazı, elektrik ve su şebekeleri Danimarkalılar tarafından bağlanmış evlerde hayatlarını sürdürüyorlar.
Eskimolar çocuklarına çok önem veriyor. Her çocuk kreşe gidiyor. Gençler son derece modern kıyafetler giyiyor ve hepsi de çeşitli okullarda eğitim görüyor. Tüm okullar herkese açık ve ücretsiz. Hayat standardı herkes için aynı. Her yerde, çok renkli işlenmiş şal, gömlek, pantolon ve çizmeden oluşan yöresel kıyafetleriyle Eskimo ailelerine rastlamak mümkün.
Aile reisleri tarih boyunca geçimlerini sağladıkları balıkçılıkla uğraşıyor. Okyanusa açılan buzullarla kaplı sahillerde balık tutmak çok zor olduğundan civardaki donmuş gölleri değerlendiriyorlar. Tuttukları balıkları kasabalara getirip satarak geçimlerini sağlıyorlar.

Kıyı kasabası Thule’de hava -30’lara vuruyor
Biz de bu gerçek Eskimo yaşantısını yerinde görmek için daha da kuzeye doğru gitmeye karar veriyoruz. Ancak artık sert kutup koşulları küçük yolcu uçaklarının uçmasına engel olduğu için bir tekneyle Disco Körfezi’nden yola çıkarak buz kütleleriyle kaplı denize açılıyoruz. Kıyıdan muhteşem buzulların arasında tam iki gün boyunca yol aldıktan sonra havanın -30’lara vurduğu kıyı kasabası Thule’ye varıyoruz.
Thule sadece basit bir balıkçı kasabası değil, bir Amerikan hava üssüne de ev sahipliği yapıyor. Amerikalılar, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da kuzey yarımküredeki tüm uçuşları buradan kontrol altına almaya başlamış. Dev nakliye ve savaş uçaklarının büyük gürültülerle iniş kalkışı sessiz ve sakin, huzurla yaşayan Grönland yerlilerini epeyce rahatsız etmiş. Bu uçakların neden olduğu gürültü ve kirliliğin, yaşamlarının bağlı olduğu buzulları eriteceğinden korkuyorlar. Ayrıca çıkabilecek bir savaşta buranın hedef olma ihtimali yerli halkı tedirgin ediyor.
Greenpeace üyelerinden, 2001’den beri Grönland yerlileriyle işbirliği yaptıklarını, “Star Wars” (Yıldız Savaşları) adını verdikleri dünya çapında bir kampanya düzenleyerek, bu hava üssünün kapatılması için uğraştıklarını öğreniyoruz.
Bu bölge, küresel ısınmanın etkilerinin en çok görüldüğü yerlerden biri. Parçalanmış buzullar aklımıza bunun ne hızda gerçekleştiği sorusunu getiriyor. Bir Greenpeace üyesi cevap veriyor: “Temmuz 2012’de ani bir şekilde Peterman buzulundan 120 kilometrekare büyüklüğündeki bir parça ayrıldı. Erimenin son yıllarda yüzde 97 oranına ulaştığını söyleyebiliriz. Grönland’da en son 1889’da bu derecelik bir erime olmuştu. Bunun doğal değişikliklerden mi yoksa küresel ısınmadan mı olduğu daha net değil ama bizim neden olduğumuz küresel ısınma bu erimeyi çok daha uzun ömürlü yapabilir. Yani siz şimdi burada üşüyorsunuz ama aslında burası eriyor.”

Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Zafer Kantar saatler süren kızak yolculuğu sırasında kendisine eşlik eden Inuitlerle bir arada.

Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Dünyanın en tepesi kabul edilen Grönland'ın çıkabildiğimiz en kuzey bölgesinde donmuş bir göl üzerine bayrağımızı dikerek Eskimolar ile kurduğumuz kamp...

Dünyanın tepesi erirken biz donduk

Buzulların arasında yalnız bir kilise

Kendilerini Eskimo değil, İnuit olarak adlandırıyorlar

Artık iyice alıştığımız havanın soğukluğu ve gördüğümüz ama hissedemediğimiz küresel ısınma yerine Eskimoların sıcak yaşantısı onlarla diyalog kurmamızı kolaylaştırdı. Artık ilkel yerli adı dedikleri Eskimo ile anılmak istemiyorlar. Kendilerini İnuit olarak adlandırıyorlar. Yine post giyen, hayvancılıkla beslenen ama daha modern yaşantısı olan yerli anlamına geliyor. Gerçekten de öyle yaşadıklarına şahit oluyoruz ve onlara İnuit demeye başlıyoruz.
En fazla bir veya iki yaşındaki haskiler inişli çıkışlı buzulların üstünde kızaklarla birlikte bizi tam sekiz saat çekiyor ve Grönland’ın en kuzeyindeki donmuş bir göle gidiyoruz. “Buradan daha kuzeye artık biz bile çıkamıyoruz” diyen İnuitleri dinlerken, dünyanın çıkılabilecek en tepesinde olduğumuzu düşündükçe tuhaf hislere kapıldığımızı itiraf etmeliyim.
Yaz başı olmasından dolayı (kış aylarında daha kalın oluyormuş) en fazla 15-20 santim kalınlığındaki buz tabakası, neredeyse bizim İznik Gölü büyüklüğündeki gölün tam ortasında bizi taşıyordu. Sadece çekim ekibimiz ve bize rehberlik yapan birkaç İnuit ile dünyanın tepesinde yapayalnızız.
Gündüzleri -40, geceleri ise -52 dereceye ulaşan nemsiz havada ve bir çadırın içinde geçirdiğimiz iki günlük macera dolu kampı, İnuitlerin buzu kırarak tuttukları balıklar ve kırdıkları buzları eriterek ürettikleri suyla bize çektikleri ziyafetin tadını unutamayacağız.

14 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber