En büyük bitpazarı krizin eşiğinde

7 bin hektara yayılan Clignancourt bitpazarının esnafı sinir krizi geçirmenin eşiğinde. Esnaf hem artık eskisi gibi eski eşya toplayamıyor hem de doların değer kaybetmesinden etkileniyor

Antika ve her çeşit eski eşya alım-satımı yapan 2 bin 500 kadar, giyim eşyası üzerine uzmanlaşmış 1000 kadar esnafıyla bu mekan, aynı zamanda Paris'in "estetik akciğeri" gibidir. Buraya her kültüre ve sosyal düzeye mensup insan gelir, hem göz zevklerini doyurur hem de eşya gereksinmelerini karşılarlar. Gerek Paris sakinlerinin gerek Fransa başkentini gezen yabancıların en keyifli hafta sonu eğlencelerinden biri Clignancourt bitpazarı ziyaretleridir. Parisliler kentin kuzeyinde 7 bin hektar alana yayılı bu dev bitpazarının kendi kategorisinde tam bir "dünya şampiyonu" olmasıyla övünürler. Bu mekanın eski ünlü müdavimleri arasında dünyaca tanınmış Şilili şair Pablo Neruda'nın adı özellikle vurgulanır. Daha önce de yani gençlik yıllarında Paris'te yaşayan Neruda, 1971 ilkbaharında sosyalist cumhurbaşkanı Salvador Allende tarafından ülkesinin Paris büyükelçiliğine getirilir ve aynı yılın 21 Ekim'inde Nobel Edebiyat Ödülü'nü alır. Doğal güzelliğine aşık olduğu Fransa'nın Normandiya bölgesinde 700 kişilik Conde-Sur-Iton köyünde Nobel parasıyla bir ev satın alır ve evin adını La Manquel olarak değiştirir. Sağlık durumu iyice bozulan şairi, değirmenden bozma bu harika evde ziyaret eden arkadaşları, özellikle de birçok eserini hayatının son yıllarında Fransızcaya çeviren tercümanı Claude Couffon evin tam bir bitpazarına benzediğini aktarırlar. Hatta eşyalar eve sığmadığı için sefaret binasının koridorları bile Neruda'nin hafta sonları dadandığı Clignancourt pazarından topladığı türlü çeşit garip eşya ile dolup taşar. Şili'deki üç evinden biri olan ve müzeye dönüştürülen Kara Ada'daki (Isla Negra) evinde bulunan antika koleksiyonlarını ve antika merakını bilenler, Neruda'nın Paris'te tam da "darı ambarına düşen aç tavuk" konumunda olduğunu gözlemler. Isla Negra, 1973 darbesinden sonra Neruda'nın Pinochet taraftarlarının yağmasından kurtulabilen tek evidir. Muhtemelen Paris'ten taşıdığı koleksiyon eşyalarından birçoğu o müzede bulunuyordur. Şair bu dünyaya 1973'te veda edecektir. Pablo Neruda da müdavimlerinden biriydi Ziyaretçi yelpazesinin başka yerinde örnek verecek olursak, bir zamanlar gurbetçi vatandaşlarımıza tercümanlık yapan sinemacı dostum Mesut Tufan, yıllar önce, Klinyankur diye telaffuz edilmesi gereken Clignancourt pazarına, Paris Türklerinin "eşyanın gırla gittiği yer" anlamında Gırlangırt Pazarı dediğini aktarmıştı. "Gırlangırt Pazarı" Fransa'ya yeni yerleşen ve Paris'in uzak banliyölerinde ev tutan dar gelirli vatandaşlarımız için bir imdat kapısı gibidir. Çünkü bu bitpazarında, özellikle profesyonel antikacılara hitap eden iddialı dükkanlar olduğu gibi, bir yoksul evini döşeyecek kullanılmış kanepe, halı, büfe, şilte, mutfak dolabı satan esnaf da vardır. Hatta ortaokul ve liseye giden çocukları da buradan ehven fiyatla giydirmek mümkündür.Clignancourt pazarı daimi panayır yeri gibidir. Akordeoncu başta olmak üzere her türlü çalgıcı, sokak şarkıcısı, cambaz popüler Paris havası koklamaya gelenlere hayallerindeki eski Paris'i geri vermeye çabalar. Dükkan ve tezgahlar irili ufaklı yollarıyla yaklaşık 11 kilometreye yayılmıştır. Lokantalarında son derece rafine Fransız yemeklerini de, kömür ateşinde pişen sosisleri de tatmak mümkündür. Şarap ve aperitif de, Gırlangırt adını yalancı çıkarmayacak şekilde gırla gider burada. Yılda satılan eşyanın 500 milyon avro tuttuğunu, yüzde 80'inin Fransa dışına giden malların bedeli olduğunu belirtelim. Dar gelirli Türklerin de kurtarıcısı oldu Ne var ki buranın esnafı, özellikle Neruda gibi müşterilere hitap eden "sofistike" esnaf sinir krizleri geçirmek üzere. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, evlerden antika toplamak hayli zorlaşmış. En cahil insan bile yıllar önce çatı katına kaldırılmış herhangi bir eşyanın değer kazandığını biliyor. İkinci neden doların değer kaybı. Amerikalı zengin koleksiyoncu malın değerini dolara vurunca her şey çok pahalı geliyor ve elini kolay cebine atmaya yanaşmıyor. Bu ikisine üçüncü gelişmeyi eklemek gerekiyor. En zengin İngiliz asilzadelerinden Westminster Dükü Gerald Grosvenor, bitpazarımızın 16 adet birbirinden bağımsız işletilen çarşısından en itibarlı ikisini birkaç yıl önce satın almış. Serpette ve Paul-Bert adlı bu iki çarşı Clignancourt'un kreması. Milyoner İngiliz dükünün sahip olduğu Grosvenor firması yaklaşık 120 yıldır burada çalışan ve çok düşük kiralar ödeyen esnafı sıkıştırıp sözleşmesi sona erenlerin kiralarına yüzde 70'e varan zam istiyor. Çekirdekten antikacı geleneklerine bağlı çarşı esnafı, Manş Denizi ötesinde gelen "azgın liberalizm" geleneğini Kıta Avrupa'sına taşıma niyetinden kuşkulanıyor. Yoksa bu asırlık bitpazarı bile küreselleşmenin, kültürleri dümdüz eden dayanılmazlığına yenik mi düşmek üzere? Esnaf zor durumda

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber