"Gençlerbirliği'ni çocuklarımın bile üstünde tutarım"

İlhan Cavcav Gençlerbirliği başkanı seçildiği günden beri beş cumhurbaşkanı, 20 hükümet eskitti Ama İlhan Cavcav'ı görmezden gelemezsiniz. İlk kez Gençlerbirliği başkanı seçildiğinde yıl 1977 idi. Bugün hâlâ Türkiye'de yeri en sağlam başkanlardan yeri. Ve de en az o kadar köklü Ankara Un Sanayii'nin sahibi. 70 yaşındaki Cavcav diyor ki "Un ve futbolcu birbirine çok benzer. Nasıl iyi futbolcunun genlerinde bu özellik varsa, unun hammaddesi buğdayın da genlerinin kalitesi önemlidir. Ve profesörlerin, antrenörlerin, ustaların o seçenekler içinden en iyiyi bulup çıkarması şarttır." Onu sevebilirsiniz: Çünkü amatör kümeye düşmüş, beş parasız bir kulübü zengin ve kalburüstü kurumlardan biri haline getirdi... Onu kıskanabilirsiniz: Adı sanı duyulmamış futbolcuları ucuza alıp rekor fiyatlara satmakta ondan daha beceriklisi yok... Ona kızabilirsiniz: Çünkü futbolla ilgili neredeyse her tartışmaya bir yerlerden mutlaka katılıyor... Onu (hele Fenerbahçe taraftarıysanız) hiç sevmeyebilirsiniz: Çünkü bu sene havuz sistemi ve Deniz Barış olayında Aziz Yıldırım'a karşı uzun süre kafa tuttu. 30 yıllık bir spor adamıyım. Kulüpler Birliği'nin kuruluşunda büyük emeğim var, ilk günden beri neredeyse kesintisiz olarak başkanlığını yapıyorum. Ama son dönemde havuz sistemindeki adaletsizliği ve bazı kulüplerimizin benim çabalarımı hiçe saymasını protesto etmek için bırakıyorum. Daha önce ayrılacaktım, diğer değerli başkanların ısrarı üzerine altı ay daha devam ettim. Kulüpler Birliği başkanlığını neden bırakıyorsunuz? "Kulüpte başkan yetişmemiş" Basını yüzde 100 suçlu buluyorum. Dünyada ülke menfaatlerini bir kenara bırakıp karşı tarafa koz verecek başka bir basın olacağına inanmıyorum. Fransa'da binlerce araç yakıldı, TV'lerde sembolik olarak bir tanesi yayınlandı. Türkiye-İsviçre maçından sonra olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi tekme önce geldi, tam ikna olmuş değilim. Ayrıca bunlar olağan hareketlerdir. Abartmak yanlış. Keşke olmasaydı ama dünyanın sonu değil. İnşallah FIFA adil bir yargılama yürütür, Futbol Federasyonu da bizi iyi savunur. Ama Mehmet Özdilek'in çelmesinin görüntülerini vermek basının görevi değil mi? Uzun bir süre tabii. Ancak şöyle bir şey var. Gençlerbirliği 1923'te kurulduktan sonra bu camiadan antrenör yetişmiş, teknik adam yetişmiş, Futbol Federasyonu başkanı yetişmiş fakat -herhalde bürokrat ağırlıklı olması nedeniyle- geleceğe yatırım yapacak bir başkan yetişmemiş. O güne kadarki hiçbir başkan hiçbir iş yapmamıştı. Sabaha kadar "iki sıfır, iki sıfır" İlk defa başkan seçildiğinizde 1977 yılının haziran ayıydı. Yani Fahri Korutürk cumhurbaşkanıydı, 39'uncu hükümet görevdeydi. 5 cumhurbaşkanı, 20 hükümet eskitmişsiniz. 28 yıl geride kalmış. Sizce de uzun bir süre mi bu? Kesinlikle düşünüyorum. Ama tabii hakikaten bu çok zor bir sual. İlerlemiş yaşıma rağmen Allah'a çok şükür ki sıhhatim yerinde. Kulübüme zarar vereceğimi anladığım an tabii ki bırakabilirim. En az benim kadar Gençlerbirliği'ne maddi ve manevi yönde destek çıkacak, kulübün menfaatlerini kendi menfaatlerinin üzerinde tutacak bir başkan adayına ihtiyacım var. 28 sene içinde maalesef bunu hiçbir arkadaşımda göremedim. Bir evladın anne-baba için ne kadar önemli olduğunu ancak evlat sahibi olanlar bilir. Benim iki oğlum, dört torunum var; inanın Gençlerbirliği bunların üzerinde. Bu nasıl bir duygu diye düşündüğümde ben bile anlamıyorum. Mağlup olduğumuz zaman, örneğin 2-0 yenildiysek, sabaha kadar sanki biri kulağıma "iki sıfır, iki sıfır" diye üflüyor. Tanıl Bora'nın yazdığı, Gençlerbirliği tarihini anlatan "Ankara Rüzgarı" kitabında başkanlığınız ne kadar sürecek diye sormuşlar, siz de demişsiniz ki, "Artık ne kadar ömrüm olursa... Götürebildiğimiz kadar..." Kendiliğinizden bırakmayı düşünmüyor musunuz? "Her gün saat 9'da işe gelirim" Tabii. Her yerde herkes adımı biliyor, benimle resim çektirmek veya sohbet etmek istiyor. Bunların parayla pulla satın alınması mümkün değil. İstanbul'da pek çok kez yolumu çevirip Fenerbahçe'ye başkan olmamı, Galatasaray'a başkan olmamı isteyenler oldu. Siz artık Gençlerbirliği kulübü başkanından başka birisiniz. Spor camiasının en çok tanınan kişilerinden birisiniz. "İlhan abi" olarak Türk futbolunda bir ağırlığınız var mı? Benim işlerim daha iyi olurdu. Söylediğiniz şey büyük kulüpler için doğru. Özellikle devlet kapısında işlerinin olumlu gitmesi için gayret sarf ediliyor, bu aşikar. Gençlerbirliği başkanı olmasaydınız işleriniz daha kötü mü olurdu? Çünkü kulüp yöneticiliğinin popülerlik getirdiği, onun da "işleri açtığı" söylenir hep. Tabii, kulüpçülük benim için bir hobi. Bu ise benim baba mesleğim. 55 yıldır bu işin içindeyim, dolayısıyla bu işten anlarım. İşime de çok düşkün bir insanım. Hatta sabah 9'da geldiğimde işçiler "Ya İlhan bey, bu saatte işe gelinir mi?" diye sitem ediyorlar mı diye de içimden geçer. Siz un işiyle de birebir ilgileniyor musunuz? "Patron Allah" diyoruz, biz yöneticiyiz burada. "Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi" derler ya, biz de bu işyerinde 323 kişi çalışıyoruz. Belki de haklılar. Sonuçta siz patronsunuz. "Yöneticiler teşvik priminin farkına varmaz" Doğru. Bu konuların çok tartışıldığı günlerde sizin teşvik primine karşı olmadığınıza dair bir beyanınız oldu. Çok enteresan bir sual. İlhan Cavcav olarak futbolculuk, yöneticilik hayatımda hiçbir kulüp başkanı bana "İlhan Bey şu parayı futbolcularına dağıt" demedi. Ama prim ne zaman gelir, inanın bundan bir yönetici olarak sizin haberiniz olmaz. Kaptana verilir, futbolculara dağıtılır. Ben bunu bilen bir insan olarak milletin gözünün içine baka baka "Yok kardeşim, teşvik primi suçtur" diyemem. Gençlerbirliği teşvik primi alıyor mu? Mümkün değil. Para varsa sen bana ver. Gençlerbirliği teşvik primi veriyor mu? "Dokuz kardeşten sadece üçümüzün soyadı Cavcav" Cavcavın sözlük anlamı kahve peltesi. Bu annemin soyadı. Annem Kayserili, babam da Rumeli'den gelmiş. Geldiği dönemde de soyadı kanunu yokmuş, kanun çıkınca babam annemin soyadını almış. Annemin soyadının neden Cavcav olduğunu hiç bilmiyorum. Annem, babamın ikinci eşi. Biz 17 kardeşiz. Birinci anneden 8, benim annemden 9 çocuk var. O zaman kim aklına ne geldiyse o soyadını yazmış. Babamın ve iki kardeşimin soyadı Cavcav, iki kardeş Mamak, dördü Muratal. Cavcav soyadını alan da Kayseri'nin önde gelen kuyumcularından Sarraf Ahmet Efendi. Bu arada, babamın annemden aldığı soyadını amcam da kullanmış. Sizin en akılda kalıcı yönlerinizden biri de soyadınız. Cavcav ne anlama geliyor? Rahmetli babamın ifadesine göre bu yediğimiz tipte ekmeği ilk biz üretmişiz Türkiye'de. Bizden önce hep yufka ekmeği yapılırmış. Bu ekmek sayesinde çok para kazanmışlar. Nevzat Tandoğan, dönemin meşhur Ankara valisi, kayıtlara bakmak istemiş. Şükrü Oğul adında dev gibi bir Boşnak muhasebecisi vardı babamın. O adam ne kadar defter, kitap varsa hepsini odun fırınında yakmış. Maliye resen vergi taktı, her şeyimiz gitti. Bir kuruşa muhtaç kaldık. 6 yaşındaydım. Mamak'a taşındık. Kuru sac ekmeği içine tuz, kırmızıbiber ekip yediğim günler oldu. Daha sonra yine değirmenlere un satarak çalışmaya başladım, güçlük içinde bugünlere geldim. 17 kardeş olarak nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber