Geri Dön

Gürültücüler denizi işgal etti

Sakin bir koyda huzur bulur, ruhunuza detoks yaparsınız. Ancak karada gürültü yaparak eğlenme hastalığı denizlerimize de sıçradı. Yüksek volümlü müzik nedeniyle güzelim koylarda huzur kalmadı

Gürültücüler denizi işgal etti

Sert havada zorlu bir seyirden sonra sakin bir koyda, tertemiz suya demir atmak denizciler için en büyük keyiftir. Sessizliğin tadını çıkarır, özgürlüğü iliklerinize kadar hissedersiniz. Daha önceki haftalarda, genellikle denizciler ne tür müzik dinler diye yazmıştım. Herkesin zevki farklı olsa da, sakin bir koya demir atan bir teknede, genellikle de akşamüstü saatlerde Karayip bölgesi müziği, İtalya, Fransa ve İspanya’dan Akdeniz ezgileri, ilerleyen saatlerde ise klasik müzik dinlenir. Havanın karardığı saatlerde, ıssız bir koyda yüksek volümle bir senfoni orkestrası CD’si dinlemek büyük bir keyiftir. Ancak bu keyfin tek koşulu, o koyda sizden başka bir tekne olmamasıdır. Kimse kimseyi rahatsız etmez. Daha doğrusu rahatsız etmez idi...
Sonradan görme tekne sahipleri ya da tekne kiralayan kendini bilmezler, denizlerdeki huzuru da maalesef kaçırmaya başladılar. Ne yazık ki, tatil ve eğlenmeyi gürültü yapmakla özdeş sayanların sayısı denizde de artmaya başladı. Tatil ve eğlence yerlerinde uygulanan saat 23.59’dan sonra yüksek sesle müzik yasağı teknelerle deliniyor. Sonuna kadar açılmış Arap ezgili müziklerle göbek atanlar, yarım oktav ses aralığındaki melodiyle insanın kafasına vuran tekno ritimle eller havaya yapanlar, gündüz vakti de cennet gibi koyları, cehenneme çeviriyorlar.

Denizde de özgürlüğün sınırı var
Denizlerimizde dolaşan çok sayıda denizci ve arkadaşımdan telefon alıyorum. “Feryadımızı duyur” diyorlar. Bu insanlara ve bu tip insanları gezdiren tekne kaptanlarına bir çift sözümüz var:
“Demirlediğiniz koy, sizin için yeryüzündeki cennet olabilir. Ama bu koylar diğer teknelerdeki insanlar için de cennettir. Onların sessizlik ve sakinlik haklarına saygı gösterin. Her yerde olduğu gibi denizde de özgürlüğün sınırı vardır. O sınır da, diğer insanların özgürlüğüne saldırmamaktır.”


Güzelim körfez, orkinos çiftliği tehdidinde
Bu yaz hizmete giren Teos Marina ile ön plana çıkan Sığacık Körfezi, balık çiftliği tehdidi ile karşı karşıya. Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık, İzmir’e otomobille 40 dakika mesafede olmasına rağmen, sosyetenin akınına uğramadan, mimari ve doğal yapısını koruyan bir kıyı yerleşimi. Uygun rüzgarları ile en az Alaçatı kadar bir yelken ve sörf cenneti. Ancak Tarım Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı, bu körfeze orkinos çiftliği kurulması için izin vermekte kararlı görünüyor.
1 Ağustos Pazar günü bu sayfada “Orkinos çiftliği ile bu körfeze kıymayın” diye yazmış, Sığacıklıları, denizcileri ve çevrecileri, eyleme çağırmıştım. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, tiyatro sanatçısı Cihan Ünal, Seferihisarlı yönetmen Çağan Irmak, yönetmen Ali Özgentürk, Leman Bisiklet Kulübü ve çok sayıda çevreci geçtiğimiz hafta sağduyulu bir eylem yaptı. Eylem yerel basında epey ilgi gördü. Ulusal basında ise sevgili Can Dündar Milliyet’teki, Mutlu Tönbekici de Vatan’daki köşesinde yer verdi (Konuyu gündeme taşıdığı halde atladığım diğer arkadaşlar varsa onlardan da özür dilerim).

Yatırımın mantığı yok
Bu tür eylemler bu referandum öncesinde güme gidebilir. Siyasal görüş farkı gözetmeksizin, Sığacık’ın sesini tüm Türkiye’de duyurmalıyız. Zaten yerel yönetim ve muhalefet partilerinin yanı sıra Ak Parti ilçe teşkilatı da çiftliğe karşı çıkıyor. Benim iki şapkam var. Bir denizci ve çevreci olarak, orkinos çiftliğinin Sığacık Körfezi’ne yapılmasını anlayamıyorum. Bir iktisatçı olarak ise hiç anlayamıyorum. Ulaştırma Bakanlığı olarak ihaleye çıkıp özel sektöre 30 milyon doların üzerinde yeni bir yatırımla, Sığacık’a harika bir marina yaptıracaksınız. Bu marinaya aynı zamanda devlet olarak ortak olacaksınız. Ancak yine devletin bir başka birimi, daha küçük bir ekonomik faaliyet için bu yatırımı ve koca körfezi feda edecek kararlara imza atacak. Birilerinin bu çelişkiyi açıklaması gerekiyor.

“Kavak Yelleri”ne öneri
Önerim şu: Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı’ndan önce bu konudaki hatayı,
bizzat Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a anlatmakta fayda var. İnanıyorum ki,
Çevre Bakanlığı’nı ikna etmek için bizlerden
çok gayret sarf edecektir.
İkinci önerim Kanal D’nin sevilen dizisi “Kavak Yelleri”nin yapımcılarına... Dizinin bir bölümü Sığacık’ta, bir bölümü İstanbul’da çekiliyor. Önümüzdeki bölümlerden birini Sığacık’ta çekseniz ve orkinos çiftliği konusu işleseniz... Seferihisar halkının feryadını, Türkiye’nin gündemine taşısanız... Dizinin
o bölümüne, eyleme katılan Cihan Ünal,
sinema yönetmenleri Çağan Irmak ve Ali Özgentürk’ün de misafir sanatçı olarak ciddi katkı sağlayacaklarını düşünüyorum.


Sakin şehir Seferihisar
Seferihisar, dünyada 19 ülkeden 129 üyesi bulunan Cittaslow (Sakin şehir) hareketi üyesi. Bu birliğe üye olan kentler, küreselleşmenin yerel kültürlerde neden olduğu tahribatı önlemeye çalışıyor. Kent dokusunun, renginin, müziğinin, mutfağının tüm tatlarını, kent sakinlerinin ve ziyaret edenlerin zevk alabilecekleri hızda yaşanması felsefesini savunuyor. Burada telaşa, kargaşaya, gürültüye, manyetik kirliliğe geçit yok.



Orkinos çiftliği
Orkinos çiftliği levrek ve çipura gibi diğer balık çiftliklerinden daha farklı. Akdeniz’de yakalanan orkinoslar, bu çiftliklere getiriliyor. Burada hareketsiz bir ortamda beslenerek
800 kilo ile 1 ton ağırlığa ulaşıncaya kadar büyütülüyor. Daha sonra hasat mevsiminde bu balıklar kafalarına kurşun sıkılarak öldürülüp kesiliyor. Deniz kan gölüne dönüyor. Bu balığı da dünyada sadece suşi için Japonlar yiyor.
Tekrarda fayda var. Balık çiftliklerine karşı değiliz. Balık çiftlikleri olacak. Ama yeri de düzgün belirlenecek. Çevre bilinci gelişmiş tecrübeli denizciler, (Sadun Boro, Necati Zincirkıran, Can Pulak gibi) balık çiftlikleri için Kuşadası’nın güneyinde Büyük Menderes deltasını çitlikler için öneriyorlar. Körfezlerde bu işin yapılmasının hem çevre açısından hem turizm açısından büyük sakıncası var. Ancak Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı, yatırım ve işletme maliyeti düşük olduğu için körfezlere izin veriyor. Körfezin kirlenme ve daha sonra temizlenme maliyetine dikkat etmiyor.8400 kilometrelik sahil şeridinde yer kalmadı, Sığacık Körfezi’ni buldular. Umarım yakın gelecekte Dolmabahçe
Sarayı ile Çırağan Sarayı’nın önüne de balık çiftliği kurmaya kalkmazlar.


KAPTANIN MUTFAĞINDAN
Susamlı mezgit

Sığacık Teos Marina’da yer alan Salyangoz Cafe’nin özgün yemeklerinden biri de susamlı mezgit balığı. Mezgit balığının boydan filetosu üçe bölünür.
Bir çay bardağı mısır unu, bir çorba kaşığı susam ve bir çay kaşığı tuz karıştırılır. Filetolar bu karışıma bulanır.
Kızartmalarda kullandığınız kızgın yağda pişirilir. Tarator sosla servis edilir.
Tarator sos için: Kapari turşusu, salatalık turşusu, beyaz Çeşme soğanı ince ince zar şeklinde doğranır. Mayonez ile karıştırılır.

14 Aralık 2019 Magazin Bülteni14 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber