“Güzel oyun”un ırkçılıkla imtihanı

Dünya Kupası’na 40 günden az bir zaman kala tribünlerden yükselen ırkçı tezahüratlar futbolseverleri korkuttu. Son örnek Barcelonalı Dani Alves’in başına gelenler... Neyse ki tribünlerden kendisine atılan muzu yiyen Alves’e tüm dünyadan destek yağdı

“Güzel oyun”un ırkçılıkla imtihanı

İspanya Futbol Ligi’nde geçen hafta Villarreal CF ile Barcelona FC arasında oynanan maçta köşe vuruşunu kullanmak için çeyrek daireye giden Barcelonalı Dani Alves’e Villarrealli bir taraftarın muz atması, Alves’in de bu muzu yerden alarak yemesi çok konuşuldu. Brezilyalı Alves karşılaşmadan sonra, muzun kendisine verdiği enerjiyle maçın son dakikalarında bir-iki çalım daha attığını ve bu sayede takımının gol bulduğunu söyleyerek, bu “ırkçı saldırı”nın çok da umurunda olmadığını tüm dünyaya duyurdu.
Alves’in rahatlığına rağmen tüm dünyadan yıldız futbolcuya destek yağdı. Birçok futbolcu muz yerken çektirdikleri fotoğraflarını sosyal medya üzerinden paylaşarak bir anlamda ırkçılığın karşısında yer aldı. İspanyol futbol kulübü Villarreal ise Barcelona maçının hemen ardından Alves’e muz atan taraftarların kimliğinin tespit edildiğini açıkladı, taraftarın kulüp üyeliğinin iptal edildiğini ve El Madrigal Stadı’na girişinin ömür boyu yasaklandığını belirtti.

Eto’o maçı yarıda bırakıyordu
Irkçılık futbolun en büyük sorunlarından biri. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) konuyla ilgili “Futbol
güzel oyun olarak biliniyor. Fakat bu güzel oyunun da bazı çirkin tarafları var. Irkçılık bunlardan biri” diyor ve ırkçılıkla mücadelenin öncelikleri olduğunu açıkça söylüyor. Tüm bunlara rağmen ırkçılık tribünlerde ve sahalarda kol geziyor. CSKA Moskova taraftarlarının CSKA Moskova ve Manchester City arasında birkaç ay önce oynanan Şampiyonlar Ligi maçındaki ırkçı tezahüratlarını unutmadık. Bu tezahüratlara maruz kalan isim İngiliz futbol kulübü Manchester City’nin Fildişili futbolcusu Yaya Toure’ydi. Toure’nin açıklamalarından sonra Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), ırkçı tezahüratların yükseldiği tribünü kapattı.
Tabii futbolu yakından takip edenler ünlü futbolcu Eto’o’nun Barcelona forması giydiği sırada yaşadıklarını hatırlayacaktır. 2006’da Barcelona’nın bir diğer İspanyol takımı Real Zaragoza’yla karşı karşıya geldiği maçta ırkçı tezahüratlar Eto’o’nun sabrını taşırdı.
Eto’o da bu tezahüratlara daha fazla dayanamayarak sahayı terk etmeye çalıştı. Fakat onu durduran maçın hakemiyle sahadaki diğer futbolcular oldu. Beşiktaş’ın taraftar kulübü Çarşı’nın hazırladığı “Hepimiz Eto’o’yuz” pankartı da işte bu olaydan sonraki ilk Beşiktaş maçında açılmıştı. Aradan geçen sekiz senede İspanya’da pek bir değişiklik yok. Bu hafta oynanacak maçlarda “Hepimiz maymunuz!” minvalinde bir pankart görürseniz şaşırmayın.

“Güzel oyun”un ırkçılıkla imtihanı

Dani Alves’in atılan muzu yemesi ırkçılığa karşı en güzel tepkilerden biriydi.

“Ailelere büyük görev düşüyor”

Prof. Emre Alkin (Futbol Federasyonu Genel Sekreteri)
UEFA ve FIFA’nın ırkçılıkla ilgili aldığı çok ciddi önlemler var. Bu önlemler de bu organizasyonlara üye olan tüm federasyonlar için bağlayıcıdır. Zaten Türkiye’de şimdiye dek böyle bir vakayla karşılaşmadık. Türk insanının içinde ırkçılıktan eser olmadığını düşünüyorum.
Biz zaten Batılı ülkeleri “ayrımcılık” konusunda eleştiren bir toplumuz. Bu nedenle insanları herhangi bir sebepten dolayı dışlamayız.
Sadece bizim yaptığımız bazı espriler ya da hitap şekilleri bizim kültürümüzde olumsuz olarak algılanmasa da yurt dışında olumsuz olarak kabul edilebiliyor. Bunlara karşı da çok dikkatliyiz. Burada bir görev de hakemlerimize ve görevlilerimize düşüyor. Çünkü FIFA ve UEFA’nın talimatları hakemlere büyük bir sorumluluk yüklüyor.
Bizim kulüplerimizin taraftarları arasında ırkçılıkla ilgili bir tartışma yok.
Hep tarihsel meseleler yüzünden gerginlik çıkıyor. Tabii ırkçılığa karşı alınan önlemler sadece taraftarlarla ilgili değil. Futbolcularla da, kulüp yetkilileriyle de ilgili maddeler var. Eğer varsa ırkçılığın cezalandırılması için illa maç raporlarına da girmesi de gerekmiyor.
Bu konuda birçok birim duyarlı ve sorumlu.
Bence bu konuda ailelere de çok büyük görev düşüyor. Mesela ben çocuklarıma şunu söylüyorum: Aile içinde veya büyüklere, sevdiklerinize kullanamadığınız bir cümleyi başkalarına karşı da kullanmayın. Bu çok önemli.

“Güzel oyun”un ırkçılıkla imtihanı

“Irkçılık Güney Amerika’da neredeyse geride kaldı”

Aslı Pelit (TRT Türk Güney Amerika Temsilcisi)
Bu yaz Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak Brezilya’da uzun bir süredir futbolda ırkçılık olduğunu söyleyemeyiz. Brezilya’da futbol kulüpleri beyazlar tarafından kuruldu ve uzun bir süre de siyahların profesyonel ligde oynamaları yasaktı. Brezilya liginde oynayan ilk beyaz olmayan futbolcu Carlos Alberto maçlara çıkarken beyaz görünebilmek için üzerine pudra sürdüğü için bugün bile Fluminense taraftarları derbi maçları öncesinde tribünlerden un döker, bir anı olarak. Bu ırkçılık gösterisi değil, tam tersine ırkçılığı kınayan bir gelenek.
Sene başında Güney Amerika Futbol Konfederasyonu Cruzeiro’da oynayan siyahi oyuncu Tinga’nın şikayeti üzerine Real Garciloso takımını cezalandırmıştı. Akabinde Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff, ırkçılığı kınadı. Hatta Rousseff FIFA ve Birleşmiş Milletler’in desteğiyle ırkçılığa yer verilmeyecek bir kupaya ev sahipliği yapmaya and içti.
Diğer yandan kıta genelinde beyaz halk geleneksel ırkçılığı neredeyse geride bırakmış durumda. Ama ırkçılık yok oldu denemez. Ne kadar zaman geçerse geçsin.

“Güzel oyun”un ırkçılıkla imtihanı

Fenerbahçeli taraftarlar Galatasaraylı siyah futbolculara muz gösterirken.

Irkçılık yaptığımızın farkında değiliz

Irkçılık sadece Avrupa futbolunun sorunu değil. Türkiye’de de ırkçılığa rastlanıyor. Fakat bizim sorunumuz yaptıklarımızın ve söylediklerimizin ırkçılık olduğunun farkında olmamamız. Bu yıl Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçını hatırlarsınız. O maçtan önce ısınan Galatasaraylı siyah futbolculara da bazı taraftarlar tribünden muz göstermişti. Hem de Fenerbahçe’nin hücum gücünü oluşturan Webo, Sow ve Emenike üçlüsünün de siyah olduğu önemsenmeyerek! Taraftar rakibi baskı altına aldığını sanıyordu.
Bir örnek de Trabzonspor’dan... O zamanın Trabzonspor Başkanı olan Mehmet Ali Yılmaz’ın umduğu verimi alamadığı golcü Kevin Campbell için kurduğu talihsiz cümle unutulmazlar arasında: “Biz gol makinesi diye aldık, çamaşır makinesi çıktı. Bu yamyam umduğumuz gibi çıkmadı.”

22 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber