“Hayalim bebeğimle turneye çıkmak”

Akasya Asıltürkmen: “Tiyatro benim evim, yuvam, hayatım. Daha üç aylık bebeğimle turneye çıkma hayalleri kuruyorum. Onu kuliste uyutma fikri romantik geliyor”

“Hayalim bebeğimle turneye çıkmak”

Akasya Asıltürkmen bir süredir uzak kaldığı beyazperdeye “Enkaz” filmiyle döndü. Ekrandan uzak olduğu sırada özel hayatında çok yoğun bir gündemi vardı oyuncunun. Ağustosta Serdar Özerman ile evlendi ve kasımda güzeller güzeli kızları Pera katıldı ailelerine. Asıltürkmen şimdi “İnternette Tanışan Son Çift” oyununa devam ediyor ve Akasya Ana isimli YouTube kanalında tecrübelerini paylaşıyor. Bu sezon bir dizide yer almak istediğini söylüyor, “ Kitap yazmak için yalnızlık ve vakit gerek. Becerebilirsem yazacağım” diyor...

Yeni filminiz “Enkaz” cuma günü vizyona girdi. Nasıl bir film?

Deprem yüzünden kaybı olanların zorlanacağı ama hayatlarına devam etmek için bir sebepleri olduğunu hatırlayacakları bir film. Deprem hepimizin travması. Nasıl terapiste açılırken kendini anlar, iyileşir insan; bu filmin de öyle bir etkisi var bana kalırsa. Zor ama iyileştirici. Acı bir şurup gibi.

Siz nasıl bir karakteri oynuyorsunuz?

Karakterim herhangi bir kadın; birinin karısı, kızı, kardeşi... Oynadığım en zor roldü. Hazırlık aşaması bile çok acıttı beni. Enkazdan kurtarılmış insanların çıkarıldıkları zaman çekilmiş fotoğraflarını inceledim. Enkaz altında kaç saatte nasıl tepkiler gösterildiğini, fiziksel, ruhsal değişiklikleri araştırdım.

“Hayalim bebeğimle turneye çıkmak”

“Toz yutmaktan yıprandım”

Çekimlerin de zor olduğunu tahmin ediyorum.

Bu kadar etkileneceğimi tahmin etmemiştim. Çekimler günde 12 saat, yedi gün sürdü. Soğuk beton bloklar ve toz toprak içinde sadece cep telefonu ve ufak bir ışık huzmesi altında oyunculuk yapmaya çalıştım. Çekimlerin son günlerinde çok zayıflamış ve toz yutmaktan yıpranmıştım. O enkazdan eski Akasya olarak çıkmadım. Benim için depremin anlamı çok değişti ve derinleşti.

Başarılı bir evliliğin sizce sırrı ne?

Kendini beğendirmek için uğraştığın adamla değil, yanında kendin olmaktan çekinmediğinle evleneceksin. Bence başarılı evliliğin sırrı arada karşındakinin huyuna gitmek. Evlenince, hele hele çocuk yapınca ciddi bir sınav veriyor çiftler. Ya o sınavdan geçiyorsun ya da boşanıyorsun. Benim evlilikten büyük beklentilerim yok. Sürdürebilirsem en büyük sebep bu olacaktır sanırım.

Beyoğlu’nun sizde özel bir yeri var sanıyorum. Kızınızın ismi de Pera.

İlk gençlik günlerimden beri Beyoğlu’nun sokaklarını arşınlıyorum ben. Her köşesinde bir anı gizli. Beyoğlu diye de sınırlamam, İstanbul’u başka hiçbir yere değişmem. Akasya İstanbul, İstanbul Akasya demek. Kızımızın adı şu an oturduğumuz bölgede doğduğu için Pera oldu. İsmiyle yaşasın.

“Anne olunca anlarsın” denir ya, annelik sizi nasıl değiştirdi?

Hayata karşı çok daha duyarlı oluyorsunuz anne olunca. Mesela bir dizi var ya “Anne” diye, onu çok rahat seyredemiyorum; dokunuyor. Olumsuz haberlere, şehit, kaza haberlerine dayanamıyorum. Tanımadığım o annelerin acılarını tahmin ettiğim için zor geliyor. Anne olunca daha merhametli oluyorsun. İnsana, hayvana, doğaya daha sevgi dolu, anlayışlı davranıyorsun.

“Eşim beni daha iyi bir insana dönüştürüyor”

Tiyatro sizin için nasıl bir yerde?

Tiyatro benim evim, yuvam, hayatım. Daha üç aylık bebeğimle turneye çıkma hayalleri kuruyorum. Onu kuliste uyutma fikri bana romantik geliyor. Çalışırken birtakım pişmanlıklar olmuyor değil, yine de bir ofis çalışanına göre çocuğuma daha fazla zaman ayırabiliyorum. Ne olursa olsun şanslı bir kız Pera. Çocuk gibi eğlenceli benim iş arkadaşlarım. Çok iyi vakit geçireceğinden şüphem yok.

Olmazsa olmazlarınız neler?

Yeni hayatta olmazsa olmazım Pera. İyi bir anne olmaktan ziyade arkadaş olmak niyetindeyim; umarım becerebilirim. Bir de eşim çünkü benim diğer yarım. Beni tamamladı. Hayatla, para pulla, başarıyla ilgili kodlarımı değiştirdi. Daha başarılıysam onun sayesinde. Arada beni zorluyor ama daha iyi bir insana dönüştürdüğü için ona sonsuz teşekkür ediyorum. Benim evdeki menajerim o.

Diğer sanat dallarıyla da ilgileniyorsunuz.

Sanatçıysanız zaten tek yönlü olamıyorsunuz. Resim, tasarım, müzik, edebiyat hep hayatımda. Moda tasarımcısı arkadaşım Köksal Atay’la kreasyonu için fikir alışverişinde bulunuyoruz. Oyun yazarı arkadaşımın yazdığı oyun üzerine konuşuyoruz. Göksel ve Mabel (Matiz) çok sevdiğim arkadaşlarım. Onların bestelerini ilk duyanlardanım. Tüm bu yaratıcı süreç beni de motive ediyor. Belki de bu yüzden lohusalık süreci biter bitmez çalışmaya başladım.

Yakında başka projeleriniz var mı?

YouTube kanalımın çekimleri tam gaz sürüyor. Onun yansıması da markalarla anlaşmak oluyor yavaş yavaş. Bu sezon artık dizi de yapacağım, projeler hakkında konuşuyoruz. Bir de oyunculuk atölyesi açtım bu dönem. Eğitmenliği severek yapıyorum.

“Anne blogger’lar trendi belirliyor”

Akasya Ana isimli YouTube kanalınızda videolar yayınlıyorsunuz.

Hamileyken bu sürecin beni biraz duraklatacağını biliyordum. “Neden bu konularla ilgili bir YouTube kanalı açmıyorum?” dedim. Şu an çalıştığım ekiple iletişime geçtim. İçerikleri ben yazıyorum. Çok zevkli. İddiasız, riski ve masrafı az, özgür bir alan. 5-25 yaş arasına ulaşabileceğiniz tek yer. Artık Akasya Abla da çekiyorum genç kızlar için.

Nasıl tepkiler aldınız? Konuları neye göre belirliyorsunuz?

Gençler çok yoğun ilgi gösteriyor. Takipçilerimle hayatımı, deneyimlerimi paylaşıyorum. Konuları gelen soru ve yorumlara göre belirliyorum. Kendi gündemim de etkili oluyor tabii.

Anne blog’ları, kanalları son dönemde çok popüler. Bunu neye bağlıyorsunuz? Siz kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz bu ortamda?

Birçok anne blogger’la tanıştım bu süreçte. Aramızdaki fark oyuncu olduğum için medya ile geçmişten beri bağımın olması. Blogger’lık, YouTuber’lık artık meslek sayılır. Çok takipçisi olan anne blogger’lar resmen trendi belirliyor. Markalar da bunun çoktan farkına varmış görünüyor.

18 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber