"İki yıldır moda dergisi kapağı açmadım"

Modacı Rıfat Özbek, Yalıkavakta bir ev hazırlıyor. Müzayede ile satacağı bu ev için ilk kez sedir, masa hatta havuz tasarımı yapan Özbek iki yıldır moda ile hiç ilgilenmediğini söylüyor

Rıfat Özbek: "20 senedir modanın içindeyim. Zahmetli bir iş, çok yoruldum" Rıfat Özbek için "ünlü modacı" demeye çok alışmıştık. Ama artık bu alışkanlıktan vazgeçmek gerekecek. Her şey bir yıl önce Bodrum Yalıkavakta dubleks bir ev satın almasıyla başladı. İçinde sadece bir yatak ve şilte vardı. Yıllardır Türkiyeden, dünyanın dört bir yerinden aldığı mobilya ve aksesuvarlar zamanla evde kendilerine en uygun yerleri buldular. Özbek hayatında ilk kez masa hatta havuz tasarımı yaptı. İşin en ilginç yanlarından biri Özbekin bu evi bir süre sonra satacak olması. Üstelik bir müzayede ile. Şöyle: Ev 2004 Nisanda bitecek. Evin fotoğraflarının olduğu bir katalog dünyadaki ünlü emlakçılara gönderilecek. Ardından bir müzayede düzenlenecek. Açık artırmayı kazanan kişi valizini alıp eve yerleşecek. Rıfat Özbek satıştan kazanacağı paranın bir kısmını yardıma muhtaç çocuklarla ilgili çalışmalar yapan bir kuruma vermeyi planlıyor. Evin fiyatı mı? Henüz belli değil. Evi gördük mü? Hayır. Çünkü Özbek çok özenerek hazırladığı evini büyük güne saklıyor. "Her şey bitsin, öyle" diyor. Ama anlattıkları bile tepeden tırnağa Rıfat Özbek imzalı evin güzel olacağını söylüyor. Burayı bir sene evvel aldım. Zaten hep Türkiyede bir yerim olsun istiyordum. Daha önce Türkiyede gayrimenkulum yoktu. Evin manzarasına aşık oldum. İçinde kendim yaşayacak gibi çok özenerek hazırlamaya başladım. Yıllardır Afrikadan Hindistana, Fasa birçok ülkeden aldığım eşyaları, aksesuvarları; 33 senedir Türkiyeden alıp tek tek Londraya taşıdığım şeyleri buraya getirdim. Bütün bu parçalar buraya çok uygun düştü. Başta öyle bir düşüncem yoktu ama zamanla bittikten sonra evi satma fikri gelişti. Yurtdışında bunu yapan arkadaşlarım var. Bazen Londrada, bazen Yalıkavakta olduğunuz söyleniyordu ama uzun zamandır sessizdiniz. Sonra bu evin haberi geldi. Nasıl gelişti proje? Bir elbise tasarlayıp satınca da aynı şeyi yaşıyordum. Bir yandan üzücü ama diğer yandan mutluluk veren bir şey. Elbisemi birinin üzerinde görmek, birilerinin o elbiseyi beğendiğini görmek mutlu eder beni. Bu da öyle işte. Ayrıca eşyaya o kadar bağlı değilimdir. Onları ben aldım, kullandım; hepsinin zevkini çıkardım. Şimdi de başkası tadını çıkarsın. Ben de gider başka şeyler bulurum. Bu evden sonra bir başka evle yeniden sıfırdan başlayacağım. Bir süre sonra ev artık sizin olmayacak, özenle topladığınız eşyalar da burada kalacak. Biraz üzücü değil mi? "İngiliz evinin rahatlığı, Doğunun egzotizmi..." Çiniler var, şimdi küçük tabure üstleri oldular. Yer lambaları vardı. Koku yaptığı için yakamıyordum. Şimdi dışarıda yemek masası üzerinde kullanıyorum. Neler var Londraya götürdüğünüz, sonra da Londradan buraya tek tek taşıdığınız eşyalar arasında? Evet, her zaman çok meraklıydım. Türkiyeye her geldiğimde de mutlaka uğradığım yerler vardır. Tahtakaleye çok giderim. Çukurcumaya, Horhora uğrarım. Ayrıca dünyanın her tarafından topladığım örtüler, kumaşlar var. Çok değer verdiğim şeyler bunlar. Hepsi çok güzel yerini buldu evde. Her ülkeden alır mısınız bir şeyler? Evet. Şimdiye kadar hep elbise çizmiştim. İlk kez sedir, masa, lamba, tabure tasarımı yaptım. Bir havuz çizdim, 20 metreye 3 metre boyutunda. Birçok ayrıntı var böyle. Çok çizgili, renkli kumaşlar kullandım. Belki de bundan sonra işim bu olacak. Bu bir hayat tarzı. Alan insan sadece valiziyle gelip yerleşecek. Yemek takımından bahçedeki oturma gruplarına her şeyi tamamlayıp vereceğim. Antika objeler de olacak köy evlerinde kullanılan eşyalar da. Evin sizin için bazı ilkleri de var. İngiliz tarzıyla Şark karışımını seviyorum. Londradaki evim de öyledir. İngiliz evinin rahatlığıyla, Doğunun egzotizmi birleşir. Yalıkavaktaki ev de öyle, hiç minimalist değil. Belki "köylü barok" diyebiliriz. Burada birçok insanın evine gidiyorum. Şehirde bir eve girmiş gibi oluyorsunuz çünkü fazla şehir mobilyası kullanıyorlar. Evin bir yerinden mutlaka şehir duygusu giriyor işin içine. Benimki ise daha doğal bir tarz. Siz ne tarz bir evde huzur bulur, iyi vakit geçirirsiniz? Londradaki evim daha koyu renklerdedir. Sonuçta bir şehir evi, koyu şarap renkleri hakim. Burası tam tersi, gayet ferah. Beyazlar, hasır renkleri, açık renkli çizgiler var. Türkiyeden çok kumaş kullandım. Özellikle Bodrum, Yalıkavak pazarlarından çeşitli kumaşlar aldım. Yalıkavakta günbatımını severim. Bunlar beni ve tabii ki evi çok etkiledi. Yalıkavakın doğasının, ikliminin etkileri nasıl oldu? Dekoratörlük yapıyor değilim. Biri gelip böyle bir şey isterse kabul etmem. Bir evi başından alıp içinde kendim oturarak yapmak istiyorum. Buraya girdiğimde salonda bir şilte, yatak odasında bir yatak, bir de mutfak eşyaları vardı. Yavaş yavaş, hayal ede ede şimdiki haline geldi. Başka insanların değil, kendi zevkime göre yaptım. Kimseyle "Ben bunu sevdim, bunu sevmedim; bu olmasın, şu olsun" tartışmasına girmek istemiyorum. Huzurlu bir hayat yaşayıp istediğim evi yapıyorum. Benim zevkimi beğenen kişi de gelip alsın evi. Peki biri gelip "Evimin dekorasyonunu yapar mısınız?" derse... "Evimi tanıdığım biri alırsa misafiri olurum" Yok canım. Tanıdığım biri alsa çok memnun olurum tabii. Ara sıra gelir, misafir odalarında kalırım. (Gülüyor) Burada yaşamasını istediğiniz, örneğin ünlü biri var mı? Belki İstanbulda küçük bir yer alırım. Hareketi, bir yerden bir yere gidip yeni bir şeyler kurmayı severim. İkinci ev nerede olacak? Mesela nerede? Doğuda, Güneydoğu Anadoluda düşünür müsünüz? Çok isterim. Çok güzel evler varmış orada, değil mi? Siz hatırlattınız iyi oldu. Fakat sanırım ikinci ev yine Egede olacak. Bu bölgenin iklimini seviyorum. Ruh halim bile değişiyor burada. Mardin? İstanbulda yalıda büyüdüm. O yüzden fazla Boğaz özlemim yok. Zaten Boğaz eski Boğaz değil. Biz denize girer suyunu da yutar çıkardık. Gayet sağlıklı büyüdük orada. Şimdi girseniz denize herhalde iskeletiniz çıkar. Belki Çukurcumada, Beyoğlunun arka sokaklarında olabilir. İstanbulda bir ev yapsanız, Boğaz kıyısında mı olmasını isterdiniz? Şu anda bu işi yapıyorum ve çok zevk alıyorum. Belki hep bunu yaparım bundan sonra. 20 senedir modanın içindeyim, çok yoruldum. Her sene yeni bir şeyler tasarlamak çok zahmetli. Bir de artık Türkiyede daha çok vakit geçirmek istiyorum. Uzun senelerdir yurtdışında yaşıyorum. Türkiyeyi, arkadaşlarımı çok özlüyorum. Burada çok kalınca doğal olarak moda dünyasından uzaklaşmış oluyorum. İki senedir bir şey yapmadım. İnanır mısınız, bir moda mecmuasının kapağını bile açmadım. Bir sene dinlendim, bir sene önce de bu ev girdi hayatıma. Gayet memnunum. n Bütün bunlar artık modadan uzak duracağınız anlamına mı geliyor? Dubleks evin büyüklüğü 160 metrekare, beş dönümlük bir bahçesi var. "Bahçede vakit geçirmek çok hoşuma gidiyor. Değişik altı-yedi oturma grubu tasarladım. Mesela bir çardağın, mor salkımların altında bir oturma grubu var. Başka bir köşede çok güzel bir taş ocak bulunuyor, sonbaharda o ocağın etrafında oturmak çok hoş olabilir. Zeytin, mandalina ağaçları; okaliptüsler, sebzeler var. Havuzu iki sıra mandalina ağacının arasına yaptım. Ağaçlara zarar vermemek için ince uzun bir havuz tasarladım. Günbatımı çok güzel dedim ya Yalıkavakta; evin tepesinde günbatımını seyretmek için bir oturma yeri var. Ev 160 metrekare, bahçesi beş dönüm

Şarkıcı Linet’ten çıplak ayak dans şovBostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye çıkan Linet, kalça dansıyla kendisini dinlemeye gelenlerden tam not aldı. Linet'in dans gösterisi dakikalarca alkışlandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber