İstanbul’un mumla aydınlanan evleri

Burası Pendik’e bağlı Paşaköy semti. Yaklaşık 150 kişiden oluşan Roman bir grup, elektrik hatta su olmadan uzun yıllardır burada yaşıyor. Son zamanlarda mahallede rant yükseldiği için şimdi onlara çıkmaları söyleniyor. Bu karara bir itirazları yok: “Biz de bu şartlarda yaşamak istemiyoruz. Yeter ki devlet bize yer göstersin”

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri

Türkiye’nin birçok bölgesinde bu manzarayı görmeye alışığız. Belki de toplum algımız Romanların sosyal kültürünün sokakta yaşamaya uygun olduğu yanılgısını kabul ediyor. Eski Türk filmlerinde izlediğimiz Roman mahallelerinde insanlar çadırlarda yaşar, at arabalarıyla kağıt toplardı. Ne zaman bir kavga çıksa onları barıştıran tek şey “müzik” olurdu. Burada da hâlâ öyle.

Burası Pendik’in Paşaköy semti... Bomboş bir arazinin üstünde yaklaşık 20 tane tenekeden baraka var. Onların söylemiyle “koliba”. Her birinde en az altı kişi yaşıyor, yaşamak denirse. Kentsel dönüşümden, kendilerine yönelik ayrımcı söylemlerden dolayı yaşadıkları yerlerden ayrılıp buraya yerleşmişler. En eskisi tam 18 yıldır burada kalıyor. Kışın yağmur ve kar yağdığı zaman kolibalar her defasında sökülüp yeniden çakılıyor. Gece içeride yılanlar ve fareler cirit atıyor. Gel de uyu şimdi! Öyle ki Nazlı, 10 aylık bebeğini son anda farelerden kurtardığını ağlayarak anlatıyor.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Kelemet Çiğdem Türk mahalleye girdiği anda Romanlar etrafını sarıyor. Ortak cümleleri “Allah senden razı olsun”.

Atık su kuyusundan hastalık kapıyorlar

Yanı başlarındaki gökdelenlerin aksine bu mahallede su ve elektrik yok! Barakalar geceleri mumla aydınlanıyor, ısınmak yok, temizlik yok. Mahallenin başındaki atık su kuyusundan su çekiyorlar. Ne atığı olduğunu kimse bilmiyor! Haliyle birçok bulaşıcı hastalık kapıyorlar ve en yakın hastane çok uzakta! Gitseler bile ev adresi veremedikleri için muayene olamadan geri dönüyorlar. İkametgah olmadan devlet kapısına yaklaşamıyorlar.

72 yaşındaki Nuriye teyze adresi olmadığı için yaşlılık maaşını alamadığını söylüyor. “Ben de Türk vatandaşıyım. Üç oğlumu askere gönderdim. 72 yaşına geldim, sokakta yaşıyorum. Şimdi buradan da gidin dediler, ben de kolibamı söktüm ve 200 metre yukarıya taşıdım” diyor.

Mahallenin erkekleri gündüz kağıt toplamaya çıkıyor ve günlük 15 ile 20 lira arasında para kazanıyor. Kadınların bazıları ev temizliğine gidiyor ama bu tür işleri yapan diğer kadınlardan çok daha az paraya çalışıyor. Çocukların en büyük eğlencesi çöpten çıkan plastik su şişelerine toprak doldurup boşaltmak.

4 yaşındaki Sıla’nın yavru kedileri var. Birinin adı Mavi. Elden elde dolaşıyor. Annesinin ona verdiği yemeği gizli gizli kedilere yediriyor. Çıplak ayaklı, kirden elleri yüzleri görünmeyen bu çocukların gözlerine baktığımda mahalledeki yoksunluk, yoksulluk ve çaresizlik bir kez daha başımı öne eğdiriyor. Ne soracağımı, ne konuşacağımı bilemiyorum. Pek de gerek kalmıyor zaten, bir sorup bin dinliyorum.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


“Teneke mahalle”de odun sobası olan bazı aileler şanslı sayılıyor ancak onlar da kışın kömür bulmakta zorlanınca eşyalarını yakıyor.

İlk kez Pendik Belediyesi yardım eli uzattı

Üç belediyenin sınırları içinde kalan bu “teneke mahalle”ye bugüne kadar kimse sahip çıkmamış. Tam 18 yıldır bir kişi bile sorunlarına çözüm aramamış. Geçen yıl ise tam da filmlerde olan türünden bir yardım eli uzanmış onlara... Her yıl kestiği kurban etini yardıma muhtaç insanlara dağıtan Kelemet Çiğdem Türk, bir arkadaşından duymuş teneke mahalleyi. Kurban etini orada dağıtmaya karar vermiş. Gittiğinde karşılaştığı manzara ise o mahalleden öylece çekip gitmesine izin vermemiş. İki arkadaşıyla birlikte “Ne yapabiliriz” diye düşünmüşler.

Önce Facebook’ta oluşturdukları küçük yardım kampanyası bugün mahalledeki 25 çocuğun okula gitmesini sağlıyor. Mahalleye otobüs veya dolmuşla gitmek imkansız olduğu için Çiğdem hanım çocuklara bir de okul servisi ayarlamış. Her gün servisle okula gidip geliyorlar ama akşam evde elektrik olmadığı için ödevlerini yapamıyorlar. “Öğretmen bize ödev yapmadığımız için kızıyor, elektrik yok diyoruz, inanmıyor” diyor öğrencilerden Tuba.

Çiğdem hanımla mahalleye girdiğimiz anda herkes koşarak etrafımızı sarıyor ve ardı arkası kesilmeyen sorular başlıyor: “Ne oldu Çiğdem abla, hayırlı haberlerin var mı?”

Çiğdem hanımla mahalleye gitmeden önce Pendik Belediyesi’nin önünde buluştuk. Kendisi Belediye Başkan Yardımcısı Ramazan Öztürk’le görüştü. Çıktığında gözlerindeki sevinç görüşmenin olumlu geçtiğini zaten anlatıyordu. “İlk defa biri sorunlarımıza çözüm önerileriyle yaklaştı. Çok çözüm odaklıydı. Biliyor musun aslında ilk defa biri bizi dinledi” dedi.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Mahalleye ne itfaiye geliyor ne de ambulans

Öncelikli olarak ihtiyaçları olan şey onlara bir adres verilmesi, kırık dökük de olsa elektriği ve suyu olan, kışın soğuktan korunacakları birer ev. “Gerekirse taksitle öderiz, kimseden bedava bir şey istemiyoruz ama artık bizi bu sefaletten kurtarın” diyorlar.

Çiğdem hanımın başlattığı kampanya sayesinde, çocuklara mont, bot ve bebekler için bebek bezi gibi temel ihtiyaçlar şimdilik karşılanıyor. Kampanyadan haberi olan insanlar, erzak ve giyecek yardımı da yapıyor. “Allah herkesten razı olsun ama bizim ihtiyacımız olan buradan taşınmak. Devlet buradan çıkın diyor. Biz de kalmak istemiyoruz ama nereye gidelim? Bize bir yer göstersinler” diyor üç çocuk sahibi Cihan ve ekliyor: “Yangın çıkıyor, hastamız oluyor, ne ambulans geliyor ne de itfaiye. Kışın hava o kadar soğuk oluyor ki bazen ısınmak için oturduğumuz koltuğu yakmak zorunda kalıyoruz.”

Görmezden gelinen bu mahallede 20’li yaşlarında psikolojisi bozulan delikanlılar hayattan kopuyor. Öyle ya bazı geceler mahalleye birtakım insanlar baskına geliyor. Can güvenlikleri yok!

Çiğdem hanım “Önce birer adresleri olsun, sonra atölyeler kurup üretim yapacağız. Onların ürettiği her şeyi ben ve arkadaşlarım internetten pazarlarız” diyor. Mahalleden ayrılma vakti geldiğinde herkes aynı şeyi soruyor: “Bir daha ne zaman
geleceksin Çiğdem abla?” Tüm mahalleli umutlarını tek bir kişiye bağlamış durumda. Çiğdem hanımın ağzından çıkacak tek bir sözü bekliyorlar, bir Roman havası eşliğinde doyasıya göbek atmak için.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Kadınların birçoğu çocuklarıyla birlikte kağıt toplamaya ya da temizliğe gidiyor.

Nasıl yardım edebiliriz?

KelemEt Çiğdem Türk’ün organize ettiği yardım kampanyasına katılmak için Facebook’ta “Roman çocuklara ayakkabı ve mont yardımı” isimli sayfayı bulmanız yeterli. Yardım için bir limit yok. Öğrenciler Çiğdem hanımı arayıp “Ben daha çalışmıyorum, o yüzden harçlığımı göndereceğim” diyormuş. Damlaya damlaya göl olur misali böyle minik meblağlarla kısa süre içinde çocukların okul masraflarını karşılamaya başlamışlar. Tabii bu masrafların her ay yeniden karşılanması gerekiyor. Başka önerileriniz varsa da yine aynı sayfa üzerinden Çiğdem hanımla iletişime geçebilirsiniz.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Her bir barakada en az altı kişi yaşıyor. Tüm hayat tek bir göz oda içinde geçiyor.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Çocukların en büyük eğlencesi yavru kediler ve çöpten çıkan plastik şişeler.

İstanbul’un mumla aydınlanan evleri


Romanlar eskiden kağıt toplamaya artık hurdaya dönen bu arabalarla çıkıyordu.

Kara delik fotoğrafını çeken Türk: Feryal Özel - Röportaj2019 Nisan'da yayınlanan kara delik fotoğrafını çeken ekibin üyesi, NASA'da çalışan Feryal Özel ile röportaj yaptık.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber