“İşte Benim Zeki Müren”

Geçen hafta İstanbul’da iki Zeki Müren sergisi açıldı. “İşte Benim Zeki Müren” sanatçının bütün hayatını konu alırken, “Mora Bayılırdım”, Yüksek Süsleme Bölümü’nü birincilikle bitiren sanatçının ilginç isimli desen çalışmalarına odaklanıyor

“İşte Benim Zeki Müren”

Etkileyici müziği ve görkemli kostümleriyle hepimizin zihninde özel bir yeri olan Zeki Müren’le ilgili iki sergi açıldı geçen hafta. İlki, “İşte Benim Zeki Müren” sanatçının belki de en büyük eseri olan “hayatını” konu alıyor. Sergide sanatçının kendisinin biriktirdiği sonra da Türk Eğitim Vakfı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bıraktığı arşivinden parçalar yer alıyor. Yapı Kredi Private Banking ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık işbirliğiyle düzenlenen sergi 20 Aralık’a kadar Yapı Kredi
Kültür Merkezi’nde görülebilir.
İkinci sergi “Mora Bayılırdım”da ise İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Süsleme Bölümü’nü birincilikle bitiren sanatçının desen çalışmalarına ağırlık veriliyor. Kadıköy Belediyesi’nin ve yine Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın katkılarıyla hazırlanan sergiyi 19 Aralık’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde görmek mümkün.
“İşte Benim Zeki Müren” sergisinin küratörü Derya Bengi ve her iki serginin de organizasyonunu yapan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdür Yardımcısı Veysel Uğurlu’ya sergilerin detaylarını sorduk. Zeki Müren’i yakından tanıyan isimlerle ise anılarını konuştuk.

“İşte Benim Zeki Müren”

İlk filminde Cahide Sonku’yla oynadı.

“İşte Benim Zeki Müren”

Kıyafetlerinin en hafifinin 10 kilo, en ağırının 20 kilo çektiğini yazıyordu gazeteler. Apartman topuklu ilk çizmesini “Ayda Yürüyen Prens” kostümünün bir parçası olarak 1974’te giydi.

Sünnet olduğunda ellerine kına yapmamaları için diretmiş, onun yerine oje sürdürtmüştü.

“İşte Benim Zeki Müren”

Askerliğini yedek subay olarak yaptı.

“İşte Benim Zeki Müren”

1963’te Amerika’ya gitti. Balmumu Müzesi’ni gezdi. Bu tecrübesiyle ilgili şunları anlatmıştı: “Uzun süre Marilyn’in karşısında durdum,
‘Sen ölecek kadın mıydın?’ dedim.”

“İşte Benim Zeki Müren”

Sahneye inmek için kullandığı salıncaktan, fonda köpüklerin aktığı hareketli dekorlara kadar denenmemiş fikirleri vardı. Sahne dekorlarına “Aşk Sarayı”, “Kuğu Gölündeki Sır” gibi isimler veriyordu. Kostümlerine verdiği isimler de şarkı ismi gibi gazino ilanlarında sıralanıyordu: “Susamış İstiridye”, “Yakut Kadeh”, “Şampanyanın Rüyası”.

“Hayatının kontrolünü hiçbir zaman elinden bırakmamış”

Derya Bengi
(“İşte Benim Zeki Müren” sergisinin küratörü)

Tahminimce bu arşivde 10 bin civarı fotoğraf vardı. Bu bir insanın hayatının büyük bir bölümünü poz vererek geçirmesi demek. Ama Zeki Müren’in bu durumdan hiç şikayetçi olduğunu zannetmiyorum. Bir yıldız olmaya çocukluğundan itibaren çok hazır olduğunu görüyoruz. Bence bir yıldız nasıl yaşar diye araştırmış da... Ve tam istediği gibi, gerçek bir yıldız hayatı sürmüş.

Fotoğraflar dışında
10 filminden küçük parçalara ve ilk kez burada yayınlanacak olan Aspendos konserinden bir bölüme, gazino mukavelelerine, kostümlerine, mektuplarına, faturalarına yer verdik. Her sanatçı gibi Zeki Müren’in de bohem bir tarafı var ama diğer yıldızlara kıyasla epey düzenli yaşadığını söylemek mümkün. Hayatının kontrolünü hiçbir zaman elinden bırakmamış. Kendi yaşamını baştan sona çok iyi tasarlamış. Herhalde kontrol takıntılı biri olduğunu söylemek de yanlış olmaz.

60’ların ortalarına doğru bir yaratıcılık patlaması yaşıyor. Bu dönemde müzik çalışmalarının yanı sıra şiir kitabı çıkarmış, resim sergisi açmış... O dönemdeki fotoğraflarında daha fazla ışıltı görüyorum. 60’lı yıllarda dünyada yaşanan sarsıntı ona da değmiş bence. Beni o dönemde yaptığı plaklar da daha çok etkiliyor.

“19 yaşında Türkiye’nin en büyük şarkıcısıydı”

Eleştiriye pek açık olmadığını görüyoruz. Hep hayranlık bakışlarını gözetmiş. Yıldızlık biraz da böyle bir şey herhalde. Belki de bu yüzden biraz erken tıkandı. Bob Dylan en iyi albümünü 60 yaşından sonra yapabiliyor da neden Zeki Müren yapamıyor? Tabii bu biraz Türkiye’nin o dönemki koşullarıylada ilgili. Sinemanın çöktüğü, gazinoların televizyona yenildiği bir dönem yaşanıyor. Buna bir de kendi sağlık sorunları ekleniyor. Gut hastalığına yakalanıyor, zayıflama reçeteleriyle yaşamaya başlıyor. Fiziksel çöküşün etkisiyle erken emekli ediyor kendini. Erken de öldü aslında. Ama erken de başlamıştı. 19 yaşında Türkiye’nin en büyük şarkıcısıydı.

Toplumda kabul görmesinin birkaç sebebi olabilir. Bir kere her şeyi yavaş yavaş yaptı. Mini eteğe gelene kadar 15 sene geçiyor. Birden bir şok yaşatmadı. Gazetecilerle ciddi bir dostluk ilişkisi vardı. Birazda o sayede tökezlemeden ilerledi. 30 yılda en ufak bir düşüş emaresi bile yok. Belki de bir noktadan sonra yapılacak bir şey kalmadığı için kendisini bıraktı.

“Yıldız olmaya olimpiyatlara hazırlanır gibi hazırlanmış”

Veysel Uğurlu
(Yapı Kredi Kültür
Sanat Yayıncılık Genel Müdür Yardımcısı)

Onun mesleğine gösterdiği özeni biz de sergilere göstermeye çalıştık. Öyle ki sesine bir şey olmasın diye hayatında hiç dondurma yememiş, arabada camı açmamış, içkisine buz koymamış birinden söz ediyoruz.

Onu kabullenmekte zorlanan bir grup insan sopalarla, taşlarla gazinoya geliyorlar bir gün. “Buyurun, hepimiz misafirimsiniz” diyor. Herkes şaşkınlık içinde içeri geçiyor ve onun sahnesini izliyor. Gazinodan büyülenmiş gibi ayrılıyorlar. Böyle birçok şey yapmış. Halkın değerlerine her zaman çok büyük saygı duymuş. Ramazanda asla sahneye çıkmazmış, bir vesile olduğunda mutlaka kurban kestirirmiş, hayır konserleri verirmiş... Zaten konuşması da çok kibar. Biraz da bu nedenlerle çok büyük saygı görmüş.

Zeki Müren devrimci bir kişilik. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan gibi görüyorum ben onu, Zeki Müren’inki de bir idealizm çünkü. Farklı bir idealizm ama yaklaşım, kendini adamışlık aynı... Ya da çok küçük yaşta olimpiyatlara hazırlananlar olur ya... Zeki Mürende bir yıldız olmaya öyle hazırlanmış ve sonunda da olmuş.

Akademi’de tekstil deseni bölümüne girdiğinde epey meşhur. Buna rağmen dersleri çok ciddiye alıyor ve çok başarılı oluyor. Bir seferinde sahneye 100 kadar desenini koymuş. Perde kalkınca izleyiciler bir süre desenleri izlemişler, kendisi sahneye daha sonra gelmiş

Bir gün hocası bir desenine bakıyor, “Bunu nasıl yaptın?” diye soruyor, tekniğini anlayamıyor. Meğer kedinin poposuna boya sürüp kağıda sürtmüş. Hocası sorunca da “Ben yapmadım, Tekir yaptı” diyor.

Ali Poyrazoğlu

“Tiyatroya uğurlu gelirdi, ilk bileti alması için onu çağırırdık”

ZekiMüren çok iyi bir tiyatro
takipçisiydi. Uğurlu da gelirdi, ilk bileti alması için onu çağırırdık. O da bizi kırmazdı. Çok derli toplu bir adamdı, sanata çok saygı gösterirdi. Üstü başı, kravatı, hali tavrı... Özellikle hazırlanır, çok özenli şekilde gelirdi. Tiyatro kurduğum zaman ilk oyunum Aziz Nesin’in “Hakkımı Ver Hakkı”nın da
ilk biletini o almıştı. Eli çok uğurluymuş,
40 yıldır seyirci sıkıntısı çekmiyoruz.

MUAZZEZ ERSOY

“Geçer Muazzezciğim dedi ama geçmedi, o gün kaybettik”

Rahmetli üstatla İzmir Stüdyoları’nda bir araya geldik. Bu kadar sevip örnek aldığım bir sanatçıyı ilk defa bu kadar yakından görüyordum. Konuştuk, kendisine naçizane bir kalem hediye ettim. Çok sevindi. Yayın başladı. Sahneye davet edildi. Radyoda ilk okuduğu mikrofon hediye edildi. Anormal derecede bir titreme içindeydi. Düşecek gibi oldu. Yayın kesildi. “Renginiz sarı gibi oldu Paşam, bir doktor çağıralım mı?” dedim. “Hayır Muazzezciğim, geçer” dedi. Ama geçmedi. O gün kaybettik. Hassas, kibar, insanları seven, duygusal, bebek gibi bir insandı. Kısacık o buluşmada bunları gördüm. Konuşurken yüzünde yaramaz çocuk edası vardı. O kadar tatlıydı...

NEBAHAT ÇEHRE

“Bana sahneye çıkma cesaretini o verdi”

Sahneye çıkmamı ilk destekleyen kişidir Zeki Müren. Benden önce sahneye çıkan sinemacılar vardı. Ben çıkmıyordum.
Bir gün bana “Hadi bir parça oku” dedi. “Sizin yanınızda nasıl okuyacağım?” dedim. Koluma girdi. “Kırmızı Gülün Alı Var”ı okudum biraz. “Hemen derslere başlıyorsun, müthiş bir gırtlağın var,
küçük Behiye Aksoy gibisin” dedi.
O cesaretle çıktım sahneye.

SEYFİ DURSUNOĞLU

“Okuldan sonra görüşmedik, biraz kızmıştır buna”

Aynı okulda yatılı okuduk. Ben ortaokuldaydım, o lisedeydi. 19 Mayıs çalışmaları sırasında bana gelip “Sen hareketleri biliyorsun, hastalandım de,
izin al, Yıldız Parkı’na gidelim” dedi.
Üç arkadaş gittik. Güldük eğlendik. Okula dönünce hoca kapıda hepimize birer tokat attı. O dayağı hâlâ hatırlarım. Bir günde bir mektup yazmıştım sevgilime. Zarf ararken sınıftakiler mektubumu almışlar, beni tehdit ediyorlar. Ben de ağlıyorum. Zeki o mektubu almıştı onların elinden. Bu iyiliğini de hiç unutamam. Okul bittikten sonra görüşmedik. Benim maddi durumum hiç iyi değildi. Zeki zengin olmuştu. O benimle ahbaplık etmek istemişti ama onun maiyeti pozisyonuna girmek istemedim. Konserlerine falan gittim ama arkasından koşuşmadım o nedenle. Biraz kızmıştır buna.

“İşte Benim Zeki Müren”

“Kuliste pantolon hazırdı, en ufak bir tepki görsem dönüp onu giyecektim”

İlk mini eteği 1970’te, babasını kaybettikten sonraki ilk sahne çalışmasında giydi. O günle ilgili olarak daha sonra “Bir sır vereyim, kuliste mininin altının pantolonu hazırdı. En küçük bir tepki görsem giyecektim. Ama halk çok tuttu” diyecekti. Hafta Sonu’nda çıkan yazısındada bu konuyla ilgili şöyle bir açıklama yapacaktı:
“...Artist sahnede her şeyi yapabilir. Ben yeniliklerimi caddede tatbik etmiyorum ki... (...) Cinsilatif dediğimiz cici hanımlarımızın süper mini modasına uyduğu son yıllarda benim, eski Romalılardan, gladyatörlerden, Antuan’dan, Sezar’dan modernize ettiğim bir kıyafeti giymeye niye hakkım olmasın? Pek çok hanım sanatçının göbek ve göğüslerinin ve mevzun bacaklarının teşhir edildiği sahnelerde benim lame çizmemin üstünden bir karış fazla görünen sarı tüylü bacağımın sözü mü olur? İnsan estetiğine güvenemediği yerini açabilir mi? Asırlardır pileli etek giyen İskoç askerlerine ne buyurulur? (...) Dedelerimiz evlerinde entari giymiyorlar mı? Padişahlar sırmalı elmaslı kaftanlarının altına ne giyerlerdi? (...) Bir sanatçı bahsedilmediği gün bitmiş tükenmiş demektir. ‘Yıldırımlar yüksek tepelere düşerler’ demiş atalarımız. Sizler benim siperisaikamsınız.”

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber