Kahraman babaları için bir aradalar

Suikaste kurban giden aydınların çocukları bu Babalar Günü’nde “Benim Babam Bir Kahramandı” etkinliğinde buluşuyor

Kahraman babaları için bir aradalar

Onlar öldürüldükçe çoğaldılar; Doğan Öz, Abdi İpekçi, Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Musa Anter, Sevinç Özgüner, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Metin Altıok, Hrant Dink...
Başka zamanlar, başka tarihlerde; hemen hepsi ya evlerinde ya da evlerinden çıkıp işlerine giderken, sokak aralarında, yollarda, arabalarının içinde kurşun yağmuruna tutuldular. İçlerinden bazıları sadece eşlerinin değil, kızlarının ve oğullarının da gözleri önünde öldürüldüler.
Ve bu ülkenin öldürülen aydınlarının çocukları büyüdükçe; adliye koridorlarında babalarının dosyalarının akıbetini öğrenmek için dolanıp durdular.
Hukuk sessiz kalınca, dosyalar birer birer zaman aşımından ya da delil yetersizliğinden düşünce daha da büyüdüler; bu kez de sadece kendi babalarının değil, bütün babaların katillerinin dosyalarını yakın takibe aldılar. Adalet istediler, hesap sordular. Bir araya gelerek; babalarının dava dosyalarından çalınan, saklanan, yok edilen belgeleri, bilgileri, serbest kalan, kaçan kaçırılan katilleri korkusuzca çıkıp kamuoyuna teşhir ettiler.
Deniz Tütengil, Bengi Heval Öz, Nükhet İpekçi, Dolunay Kışlalı, Naki Kaftancıoğlu, Dicle Anter, Abit Dursun, Özge Mumcu, Meryem Göktepe, Ayçil Yurdakul, Roni Gültekin, Eren Aysan, Dolunay Kışlalı, Zeynep Altıok...
Bu çocuklar böyle böyle büyüdüler; Kimi şair oldu, kimi tiyatrocu, kimi yazar, kimi bilim insanı...
Şimdi Babalar Günü’nde bir araya geliyorlar. Bugün, Rıfat Ilgaz Açıkhava Tiyatrosu’nda bir buluşma gerçekleştirecekler. Babalarının üzerine sıkılan kurşunlarından akan kanı durduramadan büyüyen bu kocaman kadınlar ve adamlar, kürsüye çıkıp babalarını anlatacak. Sonuç vermeyen dava dosyalarını, bedenlerinden kaç kurşun çıktığını unutmadan bugün sadece hepsi babalarının ellerinden ve gözlerinden öpecekler.

Kemal Türkler (Disk Başkanı, 1926-1980) 
“İlk defa cinayetin duygusal yönünü anlatacağız”
Nilgün Türkler

Kahraman babaları için bir aradalar

Babamın davası hâlâ sürüyor. Benim tanıklığım nedeniyle Yargıtay’da ikinci kez sanığın beraat kararı bozuldu. Son duruşmada savcı öyle bir mütalaa verdi ki babamın katilinin avukatı bile daha iyi savunma yapamazdı.
Babam vurulacağını bilerek öldürüldü. Hep derdi ki “Ben öldürüleceğim, cenazemin arkasında, ilk sırada yürüyen siz olacaksınız. Hiçbir zaman başınızı öne eğmeyeceksiniz, dik duracaksınız, ağladığınızı kimseye göstermeyeceksiniz.”
Bugüne kadar cinayeti hep siyasi yönü ağır olan toplantılarda ya da televizyon programlarında anlattık, duygusal bir yönü olmadı. Bu etkinliği duyduğumda çok duygulandım, çok da sevindim.
Gönüldaşlık yaptığımız insanlarla beraber aynı duyguları paylaşırken hem çok hüzünlü hem de güzel bir gün geçireceğimizi ümit ediyorum. Ve ilk kez “Canım babam, sevgili babam” diye seslenebileceğim bir organizasyon bu. 


Abdi İpekçi (Milliyet Genel Yayın Md., 1929-1979)
“Hep böyle bir arada olmamız gerekirdi”
Nükhet İpekçi
Kahraman babaları için bir aradalar

Bu, çok uzun zamandır olmasını dilediğim, hayalini kurduğum bir toplantı. Bir arada gözükmemiz, hep olması gerektiğini düşündüğüm bir fotoğraftı. Elbette yine yığınla katledilen yakınlarına bakılacak olursa sayımız yine az olacak ama Susurluk ertesinde düzenlediğimiz basın toplantısından beri ilk kez bu duruşu iletebileceğiz.
Aslında hep böyle gözükmemiz, böyle gösterilmemiz gerekirdi. Ve hatta böyle bir duygusal günün ardından biz aynı topluluk, bir arada, bir duruşma salonunda da varlığımızı gösterebilmeliyiz. Ve hatta yanımızda tetikçilerimizin yakınları, çocukları da olabilir. Hep bir ağızdan, ağız birliği ederek “hak” ve “hukuk” arayabiliriz. Bir yere, birilerine “Bize ne yaptınız siz?” diye bir soru sorabiliriz. 

Doğan Öz (Cumhuriyet Savcısı, 1934-1978)
“Temiz bir toplumu temsil ediyordu” 
Bengi Heval Öz
Kahraman babaları için bir aradalar

Babam Doğan Öz’ün neden öldürüldüğü aşikar.  Bir zaman daha geçsin, sanırım o gün bunun sebebini herkes bilecek.
Babam bir kahraman değildi. Dürüst, şerefli, Türkiye’nin demokrasi kültürü ile yoğrulmuş bağımsız bir savcısıydı. Temiz bir toplumu ve iyi çalışan bir yargı sistemini temsil ediyordu. Bedelini ödemek pahasına; toplumun ana dayanağı olan adaletin savunacak kadar cesaretliydi.

Cevat Yurdakul (Adana Emniyet Md., 1944-1979)
“Cevapları devlet arayıp bulmalı”
Ayçil Yurdakul
Kahraman babaları için bir aradalar

Cevat Yurdakul neden öldürüldü ve katil ya da katilleri kimdi? Bu soruyu devletimizin yetkililerine sorarak cevabını alabilirsiniz. Yanıtlaması ve cevaplarını bulması gereken devletimizin kurumlarıdır. Bu sorulara yanıt bularak adalet sistemi içerisinde katil ya da katillere gereken cezaları verecek ve böylece tarihler yazmış atalarımıza yakışır; her daim güçlü, adil ve onurlu bir devlet olmanın gereklerini yerine getirmiş olacak ve böylece varlığını mutlu ve huzurlu vatandaşları ile sürdürecektir.
Cevat Yurdakul gibi emniyet müdürlerinin ülkemizde var olmasını ve çoğalmasını istiyoruz. Bugün andığımız tüm şehitlerimiz gibi korkusuz mert insanlar sayesinde gelecek nesillerimiz çok daha güzel ve özgür ortamlarda yaşayacaklardır. Yeni yetişen gençlere bu vatan şehitlerinin hayat ve başarı hikâyeleri meslek derslerinde anlatılmalı ve böylece yeni cesur aydınlar yetişmeli. 

”Bu etkinlik balık hafızalı olmamak içindir”
Dicle Anter

Babam bu ülkenin temel meselesi olan Kürt sorunu ve onun çözümü hakkında yazılar yazıyordu. Kürt dili ve kimliğini savunan bir insandı. Bu konuyu savunmasının bedelini hayatını vererek ödedi.
Babamı öldürenler bellidir, bu isimleri defalarca belirttik ama hukuki bir işlem başlatılmadı. Bizler için asıl önemli olan babama kurşun sıkan tetikçiyi azmettirenler kimlerdi? Davanın sonucu bizi hukuki açıdan tatmin etmemiştir. Yeniden dosyanın raftan indirilmesi umudumuzu arttırmış bulunuyor. Umarım bir sonuç çıkar.
Bu etkinlik birçok açıdan önemli. Yeni nesillerin ülkenin son dönemde neler yaşadığını bilmesi, ayrıca “balık hafızalı” halimizi hatırlatması açısından anlamlı. Duyarlılık süreklileşirse demokratikleşme sağlanır.

Ümit Kaftancıoğlu (Yazar, 1935-1980)
“Babamı öldürenler, baklava çalan çocuklardan daha az hapis yattı” 
Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu
Kahraman babaları için bir aradalar

11 Nisan 1980’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen babam Ümit Kaftancıoğlu davasında adalet yerini bulmadı. Hem askeri hem de sivil makamların bu kişileri koruduğuna inanıyorum.
Kız kardeşim askeri mahkemeye tanıklık için gittiğinde sanıklar ağza alınmayacak küfür ve tehditlerle kendisine müdahalede bulundu. Babamın olayında kimlikleri belirlenen dört failden yalnızca biri ceza aldı. Baklava çalan çocuklardan daha az bir süre hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Bu olaylarda yargının ve özellikle soruşturma ve delil toplama görevlilerinin kasti ihmali olduğuna Hrant Dink cinayetinin bağıra bağıra gelişini öğrendikten sonra daha çok inandım.
Faillere kinim yok. Ancak onları kullanan perde arkası güçleri, görevini gereğince yerine getirmeyen adli makamlar, kolluk güçleri ve yasama organlarını tarihin ve halkın şaşmaz yargısına havale ediyorum.
Her birimiz bu aydın kıyımının mağdurları olarak yeterli onura sahibiz ve gururluyuz. Kimseye muhtaç, küskün ve gocunmuş değiliz. 

Ahmet Taner Kışlalı (Siyaset bilimci, 1939-1999)
“Katiller yakalandı ama adalet yerini bulmadı”
Dolunay Kışlalı Uluç
Kahraman babaları için bir aradalar

Babamın gerçek bir kahraman olduğunu ne zaman anladım, biliyor musunuz? Cenazeye katılan, aralarında başörtülü genç kardeşlerin de bulunduğu pek çok sayıda öğrencisi, “O bizim de babamızdı” diyerek bana sarılıp ağladıklarında... Babamla en çok gurur duyduğum gün, onu bir baba olarak binlerce gençle paylaştığım o gündür.
Babam Prof. Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesinde hedef, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ışıklarından birini daha söndürmekti. Babamın katilleri yakalandı ancak adaletin yerini bulduğunu söyleyemiyorum. Türk adaletinin kararında, cinayetin gerçek sorumlusunun İran devleti ve yobaz rejimi olduğu özellikle vurgulandı. O günden bu yana, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve temsilcilerinin somut tepki göstermesi için girişimlerde bulundum ama sonuç alamadım.
Bir başka üzücü unsur da, Kışlalı cinayetinin sık sık “faili meçhuller” listesinde gösterilmesidir.  Oysa katiller yakalanmıştır, cinayet emrinin Tahran’ın hangi makamlarından verildiği de kanıtlanmıştır.

Cavit Orhan Tütengil (Sosyolog, 1921-1979)
“Anladık ki katiller korunuyor”
Deniz Tütengil Mazlum
Kahraman babaları için bir aradalar

Babamın davasıyla ilgili bilgi kırıntılarını, Emekli Sandığı’nın, emeklilik işlemlerini tamamlayabilmek için davanın hangi aşamada olduğu ya da nasıl sonuçlandığı konusundaki ısrarlı sorularına borçluyuz. Bu süreci netleştirmek umuduyla İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı’na başvurduk. Bize dosyanın kaybolduğu bildirildi. Doğal olarak, hukuki sürecin işletilmediğini, katillerin ve azmettirenlerin kollandığını anlayarak derin bir acı ve yenilgi yaşadık.
Babamın 30’larındayken küçük bir deftere yazdığı  “Benden yarına kalacak olan namusluca yaşanmış bir hayat, kitaplarım ve çocuklarım olabilir. Sorumluluğumu hiçbir zaman unutmamalıyım” sözleri, kendisinden geriye neler kaldığını da özetliyor. Gerçekten de bize dürüst ve temiz bir yaşamı, güzel anıları, kitaplarını ve onun çocukları olmanın onurunu bıraktı. 

Kahraman babaları için bir aradalar


 “Benim Babam bir Kahramandı” etkinliği Esenkent Rıfat Ilgaz Açıkhava Tiyatrosu’nda saat 19.30 da Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini Canan Kaftancıoğlu tarafından yapılacak açılış konuşmasıyla başlayacak. Etkinlikte Genco Erkal, Cahit Berkay, Mazlum Çimen, Arif Damar ve Öztürk Tatar sahneye çıkacak.

Sivas Katmeri tescillendiSivas yöresine özgü lezzet taşıyan Sivas katmeri, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alarak tescillendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber