“Kalelerim kağıttan, çok kırılganım”

“Rüya” dizisinde güçlü, iddialı bir kadını canlandıran Özge Özder: “Çok kırılganım ama hayatıma bakınca azımsanmayacak kadar güçlü bir kadın görüyorum. Gerçi ben hiç tırnaklarımı çıkarmadım güçlü olacağım diye, hep iyilik kuşandım”

“Kalelerim kağıttan, çok kırılganım”

Show TV’de yayınlanan “Rüya” dizisinde oynayan Özge Özder iddialı, güçlü bir kadın rolüyle ekrana döndü. Bir yandan da müzikal projesi için heyecanlı olan oyuncuyla hayatındaki yenilikleri konuştuk.

Ruhşan güçlü bir kadın. Siz ne kadar güçlü görürsünüz kendinizi?

Güçlü kadınlar beni hep çok etkilemiştir. Annem en güzel örnektir, rol modelimdir. Bu karakterleri oynamayı da her zaman çok sevdim. Benimse kalelerim kağıttan; gerçek, samimi bir sıcaklıkta alev alır yıkılıverirler. Çok kırılganım aslında ama olduğumdan daha güçlü göründüğüm kesin. Ve hayat hikayeme bakınca azımsanmayacak kadar da güçlü bir kadın görüyorum açıkçası. Gerçi ben hiç tırnaklarımı çıkarmadım, sertleşmedim güçlü olacağım diye, tam tersi hep iyilik kuşandım. Çünkü gücümü iyiliğimden alıyorum. Onu yitirmeden,kimseye savaş açmadan mücadele ettim karşıma çıkan olumsuzluklarla. Birine yapacağım en büyük kötülük onu iyiliğimle utandırmak olur en fazla.

“Popüler işler cezbedici gelmiyor açıkçası”

Peki hırs ne ifade ediyor size?

Hırs hayatımda yok. Benim hayatımda azim var. Bu hayatta ne başardıysam kendim başardım. Ama iyiliğimi ve naifliğimi yitirmeden, azmederek, var olana şükredip devam ederek...

“Kalelerim kağıttan, çok kırılganım”

Mantık insanı Ruhşan. Siz kararlar alırken kalbinizi mi yoksa mantığınız mı yol gösterir?

Kalbim hiç susmaz. Genelde o kazanır. Çok da şefkat doludur. Açıktır kapısı ama sezgilerim de çok kuvvetlidir. Bir çift göze bakıp arkasındakini görebilen bir yapım var. Aklımsa hep korumaya çalışır beni. Aralarında harika bir uyum da var. Aklımın yetip kalbimin sezdiği bir şeyi gözüm bile isteye görmezden gelir bazen mesela. Bu karşındakine bir tür sınav aynı zamanda. Ben güzel susarım ama hikayenin “Bu gözler daha neler görecek?” kısmını merak ettiğimden, sevgimden, sabrımdan. Bir noktadan sonra aklım, kalbim tüm benliğim ağız birliği eder, “Git” der... Acı çekecek olsam bile o noktadan dönemem işte.

Maskülen bir tarafınız da var sanki...

Maskülen, zıpır bir erkek çocuğu kılığım oluyor genelde günlük hayatta. Çocuksu bir yanım var ve enerjim yüksek. Fakat ne iyi ki istenirse albenisi olan dişi bir kadına ya da zarif, asil görünümlü bir dönem kadınına çevirebilirsiniz beni. Bu konuda avantajlıyım.

“30 yaşımdan sonraki beş senede hep olmak istediğim Özge’yi yarattım” demişsiniz. Nasıl bir Özge var şu an karşımızda?

Fazla naif ve mükemmelliyetçi idim. Hep kendime ceza kesiyordum. Şimdi içimdeki o hata da yapabilen çocuksu kıza daha çok sarılıyor ve onu dinlemeye çalışıyorum. 30 yaşımla beraber hayır diyebilmeyi, başkalarının istek ve öncelikleri yüzünden kendimi göz ardı etmemeyi öğrendim. Şu an genel geçer kurallara, toplumun saçma önyargıları ya da birilerinin lüzumsuz düşüncerine aldırmadan aklımdan, kalbimden geçeni yapma özgürlüğüne ulaştım. Kendimi gerçekleştirme peşindeyim. İki kocaman kanat var sırtımda artık ve hangi hayatı istersem onu yaşıyorum.

“Kalelerim kağıttan, çok kırılganım”

Şunu da denemeliyim dediğiniz bir rol var mı?

Çok daha sert, daha yeni akım ve avangart işler istiyorum aslında artık. Cesur davranmak ve oyuncu olarak ezberimi sürekli bozmak istiyorum. Popüler işler cezbedici gelmiyor açıkçası.

“Tiyatro anavatanım”

Tiyatro ne ifade ediyor size?

Tiyatro benim anavatanım. Orada gerçekleştirdim kendimi, o topraklarda büyüdüm. Ait olduğum, nefes aldığım yer orası. En çok o iklimde ben oluyorum ve meyve veriyorum. Sahneye çıkmadığımı düşünemiyorum bile.

Bana Göz Kulak Ol derneğinde yeni projeleriniz neler?

Yaşam hakkı gasp edilen her tür canlının sesi olmak ve toplumda farkındalık yaratmak için yola çıktık biz. Şimdi sıra o çok sevdiğimiz atların gördüğü zulme karşı tek yürek olmakta. Yakında yeni farkındalık filmimiz girecek devreye. Fayton zulmüne hayır diyeceğiz. Atların ömrü 20 yıl ama faytonda en çok iki yıl yaşıyorlar. Vicdanlı bir toplumsak eğer, bu işkenceye göz yummamalıyız. Kimse bana adanın dokusu falan demesin, elektrikli fayton diye bir şey var. Biz hayvanseverler, aktivistler inan az değiliz. Sesimiz gerekirse daha gür çıkacak ve haklarını koruyacağız.

“Biz biziz artık, iki kişilik yaşıyorum”

“2017’de birçok yeni şey var hayatımda” dediniz, yeni bir ilişki, yeni bir müzikal...

Bir müzikalde oynamayı hayal etmemiştim hiç. Hayat karşıma çıkardı ve “Şimdi değilse ne zaman?” deyip kabul ettim. Sahnede şarkı söyleyip dans etmek büyük sınav olacak benim için, çok heyecanlıyım. Neil Simon’ın yazdığı harika bir romantik komedi, bir düzine şarkı söyleyip dans edeceğimiz, oldukça eğlenceli bir proje... Aslında son bir yıldır iç sesime öncelik verip mesleğim için kendi manevi ihtiyaçlarımı göz ardı etmediğim, kendimi mesleğimin dişlileri arasında harap etmediğim ve hayatımın gidişatı adına keskin kararlar aldığım bir dönemdeyim. Tabii plan yaparken hayatın sunduğu hediyeleri şükürle kabul ediyor ve planlarımı ona göre revize ediyorum. Mesela şu an yeni bir ilişkim var ve biz “biziz” artık, ona göre yaşıyorum. Biz olduğumuzu unutmadan, iki kişilik...

14 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber