“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Çizgi roman tarihimizin en önemli figürlerinden “Karaoğlan” yeniden film oldu, bu hafta vizyona girdi. Yönetmeni bu kez çizeri Suat Yalaz değil, Kudret Sabancı. Başrolünde de Kartal Tibet yerine genç oyuncu Volkan Keskin var

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Cesur, deli dolu, Asyalı bir genç... Siyah, gür saçları nedeniyle Karaoğlan diye çağrılıyor. Bazen Çin’de, bazen Hindistan’da ama çoğu zaman Anadolu’da at üstünde kötülüklere karşı kılıç sallıyor. Çizgi roman tarihimizin en önemli figürlerinden “Karaoğlan”, 1962’de Akşam gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. Aralarında Milliyet’in de bulunduğu pek çok başka gazetede yayımlandı, dergi ve kitap formunda satıldı. Usta çizer Suat Yalaz’ın yarattığı bu kahraman ya da bir başka deyişle “Suat Yalaz’ın Asya kaplanı” çok geçmeden sinemada da kendine sağlam bir yer edindi, Kartal Tibet’in hayat verdiği “Karaoğlan” sinemada da tozu dumana kattı.
Bugün, “Karaoğlan” hayata gelişinin 50’nci yılını doldurdu, yeniden bir film oldu. Yönetmenliğini Kudret Sabancı’nın üstlendiği filmde kahramanı Volkan Keskin canlandırıyor. “Her filmcinin gönlünde bir Karaoğlan çekmek yatar” diyen Yalaz’la ve “Okumayı Karaoğlan’la öğrendim, şimdi olmasaydı ileride olacaktı, ölmeden mutlaka en az bir Karaoğlan filmi çekmiş olacaktım” diyen Sabancı’yla konuştuk.

Nasıl tanıştınız?

Suat Yalaz: 15 sene önce Kudret geldi yanıma; “Ben ‘Karaoğlan’ı çekmek istiyorum” dedi. “Yahu Kudretçim, çok sempatiksin, iyisin, hoşsun da çok gençsin ve ben seni tanımıyorum, filmlerini bile görmedim, nasıl olacak bu iş?” dedim. Kudret burada dünya güzeli işler yapmış ama ben yurt dışında olduğum için haberim yok. Bir de ben Karaoğlan filmleri çektim, o zamanlar Kudret daha doğmadığı için mecburen ben çekiyordum filmleri (gülüyor). Sonra bırakıp Fransa’ya gittim. Yeniden ele alınacak, bir yönetmene emanet edeceğim, korkuyorum haliyle... Ama Kudret’in artistik yeteneğini gördüm ve kabul ettim.

Çeşitli zamanlarda “Karaoğlan”ın dizi ya da film olması gündeme gelmişti değil mi?

Suat Y.: Bir seferinde tam çalışmalara başlayacaktık ki, oğlumu kaybettim, iki yıl kendime gelemedim. Tomris Giritlioğlu TRT için dizi yapmak istedi. Çalışmalar başladı, Bülent Ecevit Cumhurbaşkanı’na anayasayı fırlatınca kriz oldu, bizim proje de yarım kaldı. Sonra Abdullah Oğuz dizi yapmak istedi. Arda Uskan ile Ahmet Yurdakul yazacaklardı. Ama onlar “Karaoğlan” dünyasına yeterince hakim değillerdi hatta hafifçe milliyetçiliği, Türkçülüğü, Orta Asya’yı alaya alan bir yaklaşımları vardı. Bir de çok fazla diyalog yazdılar, dizi olunca tabii süreyi doldurmak gerekiyor ama Karaoğlan gevezeliğe gelmez ki! Burada bir kavga bitmeden, pencereden biri girmeli, aşağıda başka bir kavga patlamalı. O da olmadı. Bir defa da yine Erol Avcı ile sinema filmi yapmak için anlaştık, o dönemde de Kardak Krizi vardı, çekim tarihini netleştiremedik, öyle kaldı.

Sizce neden bu kadar çok sevildi bu kahraman?

Suat Y.: Milliyetçi bir milletiz, “Karaoğlan” da bu milliyetçiliğin en güzel sembollerinden biri. Bir de her yaştan, her kesimden insana hitap ediyor. Paşalar, bakanlar, başbakanlar okur. Solcular da okur, sağcılar da... Entelektüeller de okur, öğrenciler de... Ben Tarkan ya da Malkoçoğlu okuyan bir bakan duymadım hayatımda. Ama Karaoğlan’ı hepsi okur. İdeal bir Türk kahramanıdır. Hikayelerde erotizm vardır ama bunun bir limiti de vardır. Onun için herkes okur. Fransızlar çizgi roman konusunda çok müşkülpesenttirler ama Karaoğlan orada da yedi sene boyunca yayımlanmıştır. Bir de Karaoğlan’ın özelliği şudur; maceraları çok değişik yerlerde geçer. Çin duvarları, Tibet yaylası, Anadolu, Bizans... Zorro sadece Mexico City’de geçer, Robin Hood sadece Sherwood ormanlarında...
Kudret Sabancı: Bir de Karaoğlan kültürümüz çok net ve çok iyi araştırılmış bir şekilde gözümüzün önüne seriyor. Türk olmanın kötü bir şey olmadığını, Turancılık anlamında bir milliyetçiliğe girmeden, herkesin gerektiği kadar milliyetçi, ulusalcı olması gerektiğini ifade eden bir kahraman. Bu nedenle de dikkat çekiyor.

“Bütçesi 8 milyon dolar”

Geçenlerde “Bugün çizseydim, Karaoğlan camiye de giderdi” dediniz bir röportajınızda...

Suat Y.: Şimdi olsa, camiye de sokarım belki ama o dönemde böyle bir şey yapmadım.
Kudret S.: Aslında çok da anormal bir şey değil bu. Türklerin İslamiyet’le yeni tanıştıkları bir dönemde geçiyor Karaoğlan’ın maceraları.

Başka neler farklı olurdu şimdi olsa...

Suat Y.: Çok zor bir soru bu aslında, Kudret kopya ver biraz...
Kudret S.: Vereyim abi; şimdi bir kere kahramanlık her çağda kahramanlık...
Suat Y.: Yahu Güliz Hanım, Karaoğlan bu, motosiklete bindiremeyiz ya da eline cep telefonu da veremeyiz ya (gülüyor)... Kahramanlık insanlık tarihiyle başlayan bir şey. Mağara devrinde de kötü insanlar zayıf insanları eziyorlardı, cesur birileri çıkıp onları koruyordu. Şimdi de bu böyle. Medeniyetler gelişiyor, dekor değişiyor, tipler değişiyor ama ezilen-ezen-kahraman formülü değişmiyor.

Son film hangi dönemi konu alıyor?

Kudret S.: Artık Moğol tehlikesi Anadolu kapısına dayanmış. Bir şekilde önlem almak gerekiyor, dönemin üç Türk devleti birleşip Moğollara karşı birlik kuruyorlar. Bunların tam ortasındaki
adam da Karaoğlan...

Neden dizisini değil de filmini yaptınız?

Kudret S.: Yaklaşık üç yıldır başka bir dizi üzerinde çalışıyoruz. “Karaoğlan”ı o dizinin senaryo aşaması devam ederken sinema filmi olarak düşündük.

Devamı gelecek mi?

Kudret S.: Neden olmasın?

“Fetih 1453” böyle büyük prodüksiyonlara cesaret verdi galiba...

Kudret S.: Evet ama bu ondan daha pahalı bir proje, bütçesi 8 milyon dolar.

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Suat Yalaz: Eskiden her gazetede tarihi çizgi romanı vardı. Şimdi o kültür yok oldu. Aslında kağıt üzerinde sinemadır bu. Gazeteler her hafta sonu yemek, nakış ekleri veriyorlar. Bir tane de çizgi roman eki olsa, 16 sayfayı Karaoğlan’a ayırsak, kalanı için de ‘Çocuklar çizdiğiniz çizgi romanları gönderin, yayımlayacağız’ desek...”

“Delice’nin Dört Kızı’ çok ilgi gördü”

En sevdiğiniz “Karaoğlan” hikayesi hangisi?

Kudret S.: Çok var. Ama bir “Gökçe’nin Baykuşu” vardır mesela benim okuduğum en güzel casusluk hikayesidir.

Suat Y.: Erotik olduğu için mi onu söylüyorsun Kudret (gülüyor)?

Kudret S.: Yok abi, casusluk hikayesi olduğu için. “İnceyılan Hanı”nı aynı şekilde çok severim. Ya da “Mor Kahküllü Şehzade” vardır, Dede Korkut uyarlaması, nefis hikayedir.

Suat Y.: Ben ayıramıyorum, hepsinin başka başka güzellikleri var. Ama “Delice’nin Dört Kızı” diye bir hikaye var. Tipik bir sosyalist-köylü ayaklanması olayı. O çok ilgi görmüştür.

Kudret S.: “Kul Bakay’ın Mezarı”ndan bahsetmek gerekir bir de. Yıllar sonra Clint Eastwood çekti, “Perfect World” diye, aynı hikaye aslında. Çok kuvvetli, çok güzel bir hikayedir o da.

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Suat Yalaz’ın “Karaoğlan”ı Milliyet’te çizeceği 20 Temmuz 1969 tarihli kapakta insanoğlunun Ay’a ayak basacağı haberi ile birlikte duyrulmuştu. Yalaz bu konuda “Milliyet’in kapağında böyle yer almak benim için İstiklal Madalyası almak gibi bir şeydi” diyor.

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Suat Yalaz: Fransa’da bütün büyük mağazaların bir bölümü çizgi romana ayrılmıştır. Anneleri, babaları çocuklarına dörder, beşer tane alır. Burada öyle bir şey yok ki...”

“Suat Abi o dönemde yabancı çizerlerin karşısında Karaoğlan’ı tek başına çizerek bir Karaoğlan’lık yapmış aslında”

Türkiye’den çıkan çizgi kahramanlar neden Zagor, Tommiks, Teksas gibi dünyada daha geniş kitlelere ulaşmıyor ya da Batman, Örümcek Adam, Süpermen gibi çok büyük bütçeli projelere konu olmuyor?

Kudret S.: Bizde bu iş sektör değil çünkü. Dizi bir sektör olmaya başlayınca hemen yurt dışına satılmaya başladı. Bu alan da sektör olursa ancak o zaman
yurt dışına yayılır.

Suat Y.: Çok doğru. Fransa’da bütün büyük mağazaların bir bölümü çizgi romana ayrılmıştır. Genç çocuklar görürsünüz oralarda, anneleri babaları, dörder, beşer tane alır. Burada öyle bir şey yok ki...

Kudret S.: 60’lar çizgi romanın altın yılları. Bu, Türkiye için de geçerli. Tommiks, Teksas, Kızıl Maske, Batman... Hepsi burada basılıyor ve hepsi çok güçlü çizgi romanlar. Hepsini çok büyük ekipler üretiyor, çok büyük paralar harcanıyor. Suat Abi onların karşısında tek başına Karaoğlan’ı çizerek bir Karaoğlan’lık yapıyor aslında. Hepsinden de fazla satıyor çünkü kahraman Türk ve teknik olarak da birçoğundan daha üstün. Suat Yalaz’ın çizgileri bir tanedir, binlerce çizgi arasında üç-beş çizgi romancıyı ayırt edebilirsiniz, Suat Yalaz onlardan biridir.

Suat Y.: Karaoğlan’ın beşincisini çekiyorken bir Amerikalı geldi, Karaoğlan’ı Amerikan kanalında dizi yapmak istediğini söyledi; “Sonunda Amerikalıların ilgisini çekecek şeyi buldum, bu filmi böylece bırak, 15 günde bitirelim bizim işi” diyor. “Bir Amerikalı niye ilgi duysun Asyalı bir kahramana?” diye sordum. “Mr. Yalaz, Amerikan halkına Kızılderili ve gangster hikayelerinden fenalık geldi. Yeni bir şey arıyoruz” dedi. Develer, Türk çadırları, obalar... Meğer tam onu aradığı şeymiş. Tamam dedim ama adamdan 15 gün ses çıkmadı. Meğer adamın Mobil Oil’da hissesi varmış, Araplar, Mobil Oil’ın önünde protesto düzenlemişler,
bu da kalabalığa “Ne bağırıyorsunuz?” deyince adamı komalık etmişler.
Sonra ne oldu bilmiyoruz. O, orada o miting olayına karışmamış olsaydı Amerika, Dallas’lardan önce
Karaoğlan’ı seyretmiş olacaktı.

“Karaoğlan aranıyor diye ilan vermiştim”

Sizin çektiğiniz filmlerde Kartal Tibet oynuyordu Karaoğlan’ı, bu filmde Volkan Keskin oynuyor. İkisini karşılaştırırsanız...

Suat Y.: Kartal benim çizdiğime daha yakındı ama Volkan daha yakışıklı, daha sıcak. Tomris Giritlioğlu “Dağlar Delisi” diye bir dizi çekiyordu, orada da bir atlı çocuk var, geyik falan vuruyor, ona bakıp “Tomris Giritlioğlu Karaoğlan’ı çekme isteğini böyle telafi ediyor herhalde” demiştim. Seneler geçti o yakışıklı çocuk geldi, bizde Karaoğlan’ı oynadı. Beklediğimden daha iyi oynadı üstelik.

İlk filmi çekmeden önce bir yarışma açmıştınız Karaoğlan’ı bulmak için. Kimler oynamak istemişti bu rolü?

Suat Y.: Bütün duvarlara iki metre boyunda Karaoğlan resimleri yapıştırıp “Karaoğlan aranıyor” diye ilan vermiş, bir yarışma açmıştım. Umduğumu bulamadım. Sonra Kartal Tibet dikkatimi çekti, gittim baktım, tatar suratlı birisi, tamam dedim. Ama ondan önce Ayhan Işık, “Suatçım, rol için Ayhan kardeşini düşünüyorsun, değil mi?” demişti. Baktı ki sıcak bakmıyorum, ısrar etmedi. Yılmaz Güney, “Ağam kapkara karşında duruyorum, sen gitmiş Karaoğlan arıyorsun” dedi. “Yılmazcım, resim tutumuyor, sen çirkin kralsın, Karaoğlan dünya güzeli bir çocuk” dedim. Cüneyt Arkın önce menajerini gönderdi, sonra kendisi geldi: “Suat Bey, bu benim hayalim, ben akrobatım, gel seni jimnastik salonuna götüreyim de neler yapıyorum bir gör” dedi. Ama o da tip olarak inandırıcı değildi, üstelik her ay bir film çekiyor, bir filmde şoför, öbüründe doktor... Hemen arkasından Karaoğlan olursa olmaz.

“Kartal Tibet çizdiğime çok benziyor ama Volkan, Kartal’dan daha yakışıklı”

Volkan Keskin: “Sakalımı kesince çok benzediğimi gördüm”

“Piyasada ‘Karaoğlan’ çekilecek dedikodusu vardı ama hiç aklıma gelmemişti bu rolü oynayabileceğim. Sakallıyken çok da benzetmiyordum kendimi açıkçası. Ama sakalı kesince çok benzediğimi gördüm. İlk görüşmeye gittiğimde hangi rol için gittiğim söylenmedi. Kudret Hoca söyleyince şoke oldum. Başka bir yönetmen ya da yapım şirketi olsaydı bu rol bir oyuncuyu strese sokabilir ama biz çok eğlenceli şekilde çektik dokuz hafta boyunca.”

Kartal Tibet: “Karaoğlan’ın yeniden gündeme gelmesi Suat Yalaz’ın ne kadar kuvvetli bir eser yarattığının ispatıdır”

* “Ben tiyatro oyuncusuydum, Ankara Meydan sahnesinde. Beni seyretmişler, tipimi beğenmişler, rolü bana teklif ettiler, ben de kabul ettim, sinemaya geçiş yaptım. “Karaoğlan”, devrinde en çok iş yapan filmlerin başında gelmiştir.”
* “Bir zaman sonra Suat Bey başkasıyla da Karaoğlan yapabileceğine karar verdi,
ben de Tarkan oldum.”
* “Son ‘Karaoğlan’ filmini henüz görme şansım olmadı, televizyonlarda oynarsa izlerim, sinemaya pek gitmiyorum. Ama başroldeki oyuncunun resmini gördüm. Genç, gayet uygun bir delikanlı, inşallah başarılı olur.”
* “Karaoğlan’ın bunca yıl sonra yeniden gündeme gelmesi Suat Yalaz’ın ne kadar kuvvetli bir eser yarattığının ispatıdır.”

11 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber