Kelepçe taktırsak mı taktırmasak mı?

Bitmek bilmeyen “kelepçe ameliyatı tartışması”, yeni bir ölüm vakasıyla şu sıralar yine alevlendi. Zayıflamak için başvurulan bu mide ameliyatı gerçekten bu kadar riskli mi?

Kelepçe taktırsak mı taktırmasak mı?

Geçtiğimiz günlerde zayıflamak amacıyla midesine kelepçe taktırmak için Özel Çengelköy Ülkü Hastanesi’ne başvuran ve Prof. Dr. Mustafa Taşkın’ın ameliyat etmesinden birkaç gün sonra yaşamını yitiren 30 yaşındaki Bülent Tigin, bir türlü bitmek bilmeyen “kelepçe tartışması”nı tekrar gündeme getirdi. Bizim ülkemizde kelepçe ya da mide küçültme ameliyatı gibi obezite ameliyatları sık sık ölümle akla gelirken, dünyadan ise nedense bunlarla ilgili başarı öyküleri basına yansıyor. Mesela dünyanın en şişman adamı olarak bilinen İngiliz Paul Mason’un mide küçültme ameliyatı sayesinde 127 kilo vererek 311 kiloya düşmesi gibi...
Uzmanlardan aldığımız bilgiye göre ABD’de yılda yaklaşık 180 bin obezite ameliyatı yapılıyor. Obezitenin artmasıyla birlikte bu ameliyatların sayısı da giderek artıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri dünyada yaklaşık 450 milyon obez olduğunu gösteriyor. Hem obezitesi hem de obeziteye bağlı olarak başka hastalıkları olan insan sayısı ise 150 milyon civarında. Peki zayıflaması çok zor olan bu
100-200 kilonun üstündeki hastalar için “umut” olan kelepçe ameliyatı gerçekten ne kadar riskli? Yöntem nasıl işliyor, avantajları, dezavantajları neler?
Yıllardır bu işi yapan genel cerrahi uzmanlarından aldığımız bilgiye göre ameliyat uygun şartlarda, tecrübeli ellerde yapıldığı takdirde ölüm riski yüzde 1’in altında. Kelepçe taktıran hastalar arasında ise halinden memnun olan da var olmayan da. En büyük sıkıntılarından biri, bu ameliyat için
10-15 bin TL arasında bir bedel
ödemek zorunda olmaları. Obezite ameliyatlarını karşılamakta direnen sigortalar, çağın en ciddi salgınlarından biri olan obeziteyi hâlâ estetik bir sorun olarak görüyorlar çünkü...


“Hasta bu ameliyatı yaptırmak için istekli olmalı; ailesinin zoruyla gelen hastayı kabul etmiyorum”
Prof. Dr. Metin Çakmakçı (Anadolu Sağlık Merkezi / Genel Cerrahi Bölüm Başkanı)


-Şişmanlık ameliyatları ölümle akla geliyor. Oysa bu ameliyatlarda ölüm riski 1000’de 3. Kolon kanseri, mide kanseri, safra kesesi ameliyatları gibi ameliyatların riski neyse, şişmanlık ameliyatlarının da riski o. Mide kelepçesi ameliyatında ise ölüm oranı 1000’de 1’lerde. Ama insanlar helalleşip bu ameliyatlara giriyorlar. Bu algıyı ortadan kaldırmak lazım. Şişmanlık ameliyatlarında komplikasyon çıkma oranı da yüzde 4,1. Aşırı şişman hastalarda çıkabilecek en önemli sorun bacaklarda kan pıhtısı oluşması. Ama bu da ürkütecek, yüzde 1’lerin üzerine çıkmayacak bir olasılık. ABD’de yılda 180 bin obezite ameliyatı yapılıyor.
-Yaklaşık olarak ayda bir kere mide kelepçesi ameliyatı yapıyoruz. Sonuçlardan da memnunuz. Ancak hastalar belli kurallara uymalı. İlk bir-iki ay kurallardan bunalan oluyor ama alışıyorlar. Sıkılırsa zaten tekrar şişmanlar. Hasta bu ameliyatı yaptırmak için istekli olmalı. Ailesinin zoruyla gelen hastaları kabul etmiyorum. Ben sağlığıma kavuşmak istiyorum, böyle yaşamak istemiyorum demesi gerekiyor. Uygun koşullarda, tecrübeli ellerde bu iş yapılmalı.

“Ölüm riski yüzde 1’in altında. Herkes ameliyat olamaz, hastalar belli kurallara göre seçiliyor”
Doç. Dr. Halil Coşkun (Genel Cerrahi Uzmanı / Göztepe Eğitim ve Araştırma Hast.)

-Kelepçe ameliyatı aslında dünyada en fazla uygulanan yöntemlerden biri. Özellikle ABD ve Avrupa’da çok yaygın. Bizde de her geçen gün artıyor. Obezite cerrahisi için bana ayda 30-40 hasta başvuruyor. Kelepçe ameliyatını da haftada bir-iki hastaya yapıyorum. Herkes bu ameliyatı olamaz. Hastalar belli kurallara göre seçiliyor. Bu ameliyatlardaki temel risk aslında hastanın yüksek kilosu ve bu kiloya bağlı yandaş hastalıklardan dolayı anestezi ve sonrasında çıkabilecek sorunlar. Bu ameliyatlar ölüm riski çok yüksek olan ameliyatlar değil. Kalp ameliyatı ya da akciğer ameliyatının ölüm riski, kelepçe ameliyatından çok daha yüksek. ABD’de yapılan çalışmalara göre ölüm riski yüzde 1’in altında. Ancak kilo arttıkça ameliyatların riski de artar.
-Ameliyattan sonra hastaya ilk üç hafta sıvı diyet, ikinci üç hafta ise püre şeklinde diyet öneriyoruz. Altı ya da sekizinci haftanın başında ise kelepçelerinin ilk sıkmalarını yapıyoruz. Kalorisi yüksek sıvı gıdalardan uzak durmaları çok önemli. Kelepçeyi ne kadar sıkarsak sıkalım, çikolata, dondurma, milkshake gibi gıdalar yendiğinde bunlar sıktığımız bölgeden midenin alt kısmına geçebiliyor. Bu kaloriler yüzünden de kilo vermesi yavaşlıyor. Bunun haricinde istediklerini yiyebilirler sadece miktarları az olmalı. Yoksa kusarlar.
-Bazen kelepçe aşağıya doğru kayabilir, bu durumda hasta kilo almaya başlar. Bu durum da hemen düzeltilebilir zaten. Hayati bir tehlike oluşturmaz. Kelepçe ömür boyu hastanın midesinde kalabilir. 14 yıldır kelepçeyle sağlıklı bir şekilde yaşayan insanlar var. Ancak kelepçeyi çıkardıkları taktirde tekrar kilo alırlar.
-Bu yöntemle 1,5 yılda fazla kilonuzun en az yüzde 50-60’ını verebilirsiniz. Bu yöntem insanları normal kilolarına yaklaştıran ve diyabet, kolesterol, tansiyon gibi yandaş hastalıkları gerileten ya da ortadan kaldıran bir yöntem.

“Güvenli bir yöntem, diyabet gibi yandaş sorunlar varsa sorun çıkabilir ama bunların da çözümü var”
Doç. Dr. Sadık Yıldırım (Genel Cerrahi Uzmanı / International Hospital)

-Birtakım talihsiz hadiseler yüzünden Türkiye’de bu yöntemden korkulur oldu. Oysa son derece güvenli bir yöntem. Kelepçe dışında mideye balon koyma ameliyatları da yapıyoruz. Bu silikon balon midede yer kapladığı için tokluk hissi yaratıyor, hasta az yiyor. Ancak bu balonu 6 ayda bir yenilemek gerek. Mide kelepçesi yüzük gibi bir şey. Mide kum saatine benziyor bu halka takıldıktan sonra. Yukarıda küçük bir mide hacmi kalıyor. Çok az yemek yiyerek dolgunluk hissi oluyor ve hasta kilo veriyor.
-İstendiğinde bu bant ya da kelepçe çıkarılabiliyor, mide de eski şeklini alıyor. Ancak kelepçeyi takan doktor çıkarmalı. Bu ameliyatlar tam teşekküllü merkezlerde yapılmalı. Doğru yere gitmezseniz tırnak çektirdiğinizde bile sorun çıkar.
-Ameliyat sonrasında hareketsizliğe bağlı olarak bacaklarda kan pıhtıları oluşabilir. Bunları özel cihazlarla önlüyoruz. Ayrıca diyabet, kalp-damar hastalıkları gibi yandaş hastalıklara sahip çok şişman hasta var. Ameliyat sırasında ve sonrasında bunlara bağlı sorunlar çıkabilir. Ama bunlar da çözülebilir. Ya da kelepçe mideye veya yemek borusuna doğru kayabilir, bu durumda da kelepçeyi çıkarıp tekrar takmak gerekir. Başka bir sorun çıkmaz. 1,5 yılda fazla kilolarınızın yüzde 75-80’inini verirsiniz. Mesela 120 kiloluk bir insan 40-50 kilo verir. Normal kilosunun yüzde 30’unun üzerinde kilosu olanlar kelepçe ameliyatına başvurabilir. Ameliyattan sonra başarının uzun sürmesi hastaların diyetlerine dikkat etmelerine bağlı.


Kelepçe taktıranlar ne diyor?
“20 gün bile dayanamadım. Araştırmadan taktırmayın, şarlatanlardan uzak durun”
Nedim Saban (42 / Tiyatrocu)

-Mide kelepçesi, adı üstünde kelepçeli yaşam. Çoğunlukla sıvıyla besleniyorsunuz, katı şeyler yediğiniz anda kusuyorsunuz. 20 gün bile tahammül edemedim. Her öğünden sonra tuvaletteydim. Hatta lokantada masa seçerken tuvalete yakın masa seçiyordum.
Kısa süre sonra çok kalorili ama kelepçeye rağmen kolay geçen şeyleri keşfettim. Milkshake’ler, dondurmalar... Kelepçeye rağmen hem kilo aldım hem devamlı kustum hem de psikolojim bozuldu. Haftada üç kez doktordaydım. Kelepçeyi bazen sıkıyor bazen gevşek bırakıyor, her seferinde para alıyordu. Kilo aldığımı söyledikçe kelepçeyi sıkıyordu. Ama ben kalorili şeylere saldırıyor, kilo almaya devam ediyordum.
-Sabah vitaminlerimi, sinir ilaçlarımı alacak kadar boşluk bile kalmıyor, her seferinde kusuyordum. Doktor, yani profesör kelepçeyi çıkartacaktı. Ancak o gün hastaneye gelmedi. Çünkü anladığım kadarıyla başka birine kelepçe takıyordu. Üstelik bu ameliyatları her yerde yapıyorlardı. Mesela benimki tam teşekküllü bir hastanede yapıldı, daha az parası olan bir oyuncu arkadaşımınki ameliyat odasında bile yapılmamış.
-Avusturya’ya tekerlekli sandalyede gittim. Bir hafta geç kalsaymışım ölüm döşeğinde gidecekmişim. Mide kelepçesiyle yaşayan ve barışık olanlar da var tabii. Ama çok az, sıvı ağırlıklı ve genellikle tuvalette biten bir öğünü göze almak gerek. Lütfen bu yapay yöntemlere başvurmayın. Araştırmadan bıçak altına yatmayın. Şarlatanlardan uzak durun.

“150 kilodan 95 kiloya düştüm, 15 kilo daha vereceğim”
Gönç Selen (36 / Reklamcı)

-Bu yönteme başvurdum çünkü artık hiçbir yöntemle kilo veremez haldeydim. Başvurduğumda 150 kiloydum, şu an 95 kiloyum. Hedefim 15 kilo daha vermek. Üç yılda verdim bu kiloları, acele etmedim. Kelepçe sayesinde az ve sık sık yemek yiyorum, bu yöntem bana sağlıklı beslenmeyi, yemek yemeyi öğretti. Gıdaları iyice çiğnemelisiniz yoksa kelepçenin daralttığı bölgeden geçemiyorlar ve yediğinizi çıkarıyorsunuz.
-Ameliyat olduktan sonra bir süre sıvı ve püreyle besleniyorsunuz. Daha sonra katı gıdalara geçiliyor ama miktarı az oluyor. Mide daraltıldığı için az miktarla da doyuyorsunuz. Mesela İskender, kebap, istediğinizi yiyebiliyorsunuz ama mesela 1,5 değil de yarım porsiyon. Çünkü mide kum saati haline geliyor ve üstteki küçük hazne hemen doluyor. Yarım porsiyon yiyorsunuz ama iki porsiyon etkisi yaratıyor. Bir yudum su içtiğinizde 1 litre içmiş gibi hissediyorsunuz. Kelepçe aşırı yemek yemeye, özel günlerde mesela ziyafet çekmeye izin vermiyor. İsteseniz de yiyemiyorsunuz, fazlasını çıkarıyorsunuz. Ancak damağına çok düşkün insanlar var. Onlar zorlanabilir. Bazı insanlar bir şey yemedikleri zaman mutsuz oluyorlar. Yöntemin başarısı biraz da kişiye bağlı.
-Sadece gazlı içecekler ve alkolden uzak durmak gerekiyor. Çünkü bunlar mideyi zorluyor.

“Eskiden 5 poğaca yerken şimdi yarım poğaça bile yiyemiyorum”
Ümit Yaşar Pişiricigil (36 / Emlakçı)

-Aşırı kilolarım iş hayatımı, sağlığımı her şeyi olumsuz etkiledi. Arabama sığmıyordum. Hiçbir şekilde kilo veremiyordum. Belimde ciddi ağrılar da başlayınca iki yıl önce kelepçe ameliyatını yaptırmaya karar verdim. Bu sayede 165 kilodan 105’e düştüm. 95 kilo olmak istiyorum.
-Bu yönteme başvururken içimde hiçbir korku yoktu. Evli değilim, ölürsem de arkamda nasıl olsa bekleyen yok diye ameliyat olmaya karar verdim. Zaten aşırı kilolarla da insanın ölüm
riski çok yüksek. Eskiden kahvaltıda beş poğaça, üstüne de en az iki börek yerdim. Artık yarım poğaça yiyemiyorum. Bir kutu baklava yerdim. Artık iki tane yiyorum. İnsanın canı istemiyor zaten az yemekle de doyuyorsunuz. İstediğim her şeyi yiyorum zaten, sadece miktarları az. Eskiden bir şişe rakıyı oturup içerdim, şimdi bir duble yeterli geliyor. Günde dört litre kola içerdim, artık onu da içmiyorum. Bu kilolardan kurtulmaya kesin kararlıydım. Bu nedenle de bütün kurallara uydum. İrade olmadan hiçbir şey olmaz.
Eski takım elbisem üstümde iki kere dolanıyor artık. 72 bedenden 56 bedene düştüm. Özgüvenim yerine geldi, merdiven çıkabiliyorum. Yemek konusunda özlediğim hiçbir şey yok.

Ameliyat kimlere yapılır?
-Beden kitle indeksi (Vücut ağırlığının, boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanıyor)
35-40’ın üzerinde olan hastalara
-Normal kilosundan en az 45 kilo fazlasına sahip olanlara
-Diyet, ilaç egzersiz gibi yöntemlerin işe yaramadığı hastalara
-Obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunu olan hastalara
-Gerçekten istekli olan hastalara


Kelepçe taktıranların uyması gereken kurallar
- Bulantı ve kusmayı önlemek
için gıdaları iyi çiğneyin, küçük öğünler tercih edin.
-Aşırı yemeyin, aksi takdirde yediklerinizi çıkarırsınız.
-Yemek yemek için kendinize
45-60 dakika ayırın.
-Yemekler arasına mola koymayın. Öğünü tek seferde yiyin.
-Yemek yerken sıvı almayın. Sıvıyla yemek arasına 2 saat koyun.
-Aşırı kalorili gıdalardan özellikle de milkshake gibi sıvılardan kaçının. Bunlar kilo aldırır.
-Gazlı içeceklerden (kola, soda, gazoz vs.) ve alkolden uzak durun. Mesela alkolü bir-iki dubleye indirebilirsiniz. Gaz kabarcıkları midenin küçük bölümünü genişletebilir.
-Tokluk hissettiğiniz an yemeyi bırakın. Bazen bir kaşık bile fazla gelebilir.
-Doktorunuza danışarak uygun egzersizleri yapın.

18 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber