Geri Dön

“Kenter Tiyatrosu dönüşümün öncüsü olsun”

Yıldız Kenter’in aramızdan ayrılması üzerine, perdelerini kapatsa da kapısını kapatmamak için direnen Kenter Tiyatrosu’nun durumunu tiyatronun müdür yardımcısı Mehmet Bal’la konuştuk.

“Kenter Tiyatrosu dönüşümün öncüsü olsun”

Yıldız Kenter, Türkiye tiyatrosunun kadim çınarı. Tiyatroyu yoktan var eden kuşağın bir üyesi. Bugün ayakta alkışladığımız onlarca oyuncunun çok sevgili hocası. Ömrünü adadığı tiyatronun merkezinde hep Kenter Tiyatrosu vardı. 60’lı yıllarda, seyirciye peşinen koltuk satarak inşasını tamamladıkları, 51 yıllık bir tiyatro bu. 1968’de “Hamlet”le açtığı perdesi, 2015’ten beri kapalı ama kapısını kapatmamak için direnmeye devam ediyor.

O kapının kapanması, aynı zamanda bir dönemi, hafızayı, mirası da kaybetmek demek. Yıldız Kenter, önceki hafta aramızdan ayrılırken bizi bu tehlikeyle bir kez daha yüzleştirdi. “Bu sadece tiyatronun değil, ülkenin kültürel meselesi” diye özetliyor Mehmet Bal. Son yıllarda tiyatronun müdürlüğünü üstlenen, Müşfik Kenter’in kızı Balam Kenter’in partneri ve tiyatronun müdür yardımcısı. Tiyatronun içinde bulunduğu durumu, bu noktaya nasıl gelindiğini, Kenter Tiyatrosu’nun nasıl kurtulacağını onunla konuştuk.

“Kenter Tiyatrosu dönüşümün öncüsü olsun”

Kaç yıldır tiyatronun yönetimiyle ilgileniyorsunuz?

Balam 2009’da Yıldız Hanım’ın isteğiyle tiyatronun müdürü oldu. Ben de 2010’dan itibaren onunla birlikte sürece dahil oldum. Aktif olarak oyunlarımızın olduğu bir dönemdi. Yıldız Hanım ve Müşfik Bey oyun yaptığı sürece kapalı gişe oynuyorduk zaten. Fakat Türkiye’deki özel tiyatroların kronik sorunlarından biridir, star oyuncu odaklı olmak. Sonra o oyuncunun başına bir şey geldi mi, tiyatro da biter. Bizim başımıza gelen de biraz bu.

Yıldız Hanım en son 2012’de “Kraliçe Lear”i oynadı. Sonra ne oldu?

Yıldız Hanım rahatsızlanınca, oyun ikinci sezonda kalktı. Fakat tiyatronun zaten geçmişten birikerek gelen yapısal sorunları vardı. Bunlar bize özgü değil, tüm özel tiyatroların problemi aslında. Balam, tiyatronun başına geldiğinde ciddi bir borç yüküyle karşılaştık, tazminatlardan tutun da vergi borçlarına kadar. Tiyatronun malını ipotek edip kredi çektik. Sonrasında oyunlarla ödenemedi bu borçlar ve hepsini Yıldız Hanım ödedi, 4 yıl boyunca.

“Kenter Tiyatrosu dönüşümün öncüsü olsun”


Tiyatronun yönetim anlayışıyla ilgili bir sorun mu vardı?

Burası maalesef kurumsallaşamamış bir yapı. Bir tiyatro projesinden bahsediyorsak önce bir yapımcı olmalı. Kenter Tiyatrosu adıyla bir prodüksiyon yapılıyor, bütçeler bulup buluşturuluyor, oyun tutarsa bir nebze iyi, tutmazsa bunun sonuçları katlanarak yine tiyatroya kalıyor. Prodüksiyonun riskini tiyatro üstlenmiş oluyor, ki bu çok kötü bir şey. Bu, bir türlü ayrıştırılamamış. Türkiye’de özel tiyatroların hepsinin sorunu bu. Kaldı ki, bazı küçük girişimler dışında tiyatro yapımcısı da yok Türkiye’de. Tiyatroların basit bir işletme mantığıyla yönetilmesi gerekiyor. Bu tiyatronun başına hiçbir zaman profesyonel bir işletmeci gelmemiş. Bunu ayrıştırmadığınızda risklere açık hale geliyorsunuz. Bunun üzerine çok çalıştık ama çok da anlatamadık sanırım.

Ne yapılması gerekiyordu sizce?

Bu tiyatro büyük özveri ve çabalarla kurulmuş, elbette çok büyük bir başarı. Fakat peyderpey kurumsallaşmanın gerçekleşmesi gerekiyordu, belki 80’li yıllarda. Biz bu süreçte, birçok proje geliştirmeye çalıştık. Belediyeler, üniversiteler ya da özel kurumlarla sayısız görüşme yaptık fakat sonuç alamadık. Dışarıdan “Burası oyun yapamıyor mu, ne demek?” diyenler bize bunları pek sormadı. Gerçekten çok çabaladık ama sorunlar bizi de aştı. En sonunda, 5 yıl önce şuna karar verdik: Biz artık oyun yapmayacağız ama bu tiyatroyu da kapatmayacağız. Bunun için de asla risk almayacağız. Para kazanmayı bıraktık, borç üretmemekti derdimiz. O da küçülmeyi getirdi.

Tiyatronun şu an bir geliri var mı?

Tiyatro 5 yıldır oyun üretmiyor ama borç da üretmiyor. Para kazanıyor denemez, çünkü ufak tefek sahne kiralamadan elde edilen kısmi gelir, binanın fiziki yapısını korumaya harcanıyor. Yıllar yılı çatı problemimiz vardı örneğin, daha bu sene yaptırabildik. 25 bin lira maliyet çıktı. Böyle bir kaynağımız yok sonuçta. Bina çok eski olduğu için, sürekli bakım çalışması gerekiyor. Isıtma problemimiz var. Hâlâ 30 yıl önceki teknolojiyle ışık yapıyoruz. Bunları güncelleyecek kaynak oluşturamıyoruz.

Bu aşamada Kenter Tiyatrosu nasıl kurtulur sizce?

Bu, en başta kültür politikasıyla ilgili. 10 yıllık ekonomi kalkınma planları yapılır da neden kültürel kalkınma planına ihtiyaç duyulmaz? Devlet yardımı diyoruz ama biz sokak hayvanı değiliz ki yardıma muhtaç olalım. Profesyonel olarak işimizi yapmak istiyoruz fakat bize kâr amacı güden şirket muamelesi yapılıyor. Yani bir bakıma devlet benden yardım alıyor. Halbuki kültür üreten kurumların vergi politikasında düzenleme yapılması çok basit bir şey. Vergi almayın da demiyoruz ama bu yönde bir politika olmalı. Bu tabii işin bir boyutu. Şu anda acil olarak ihtiyacımız olan şey, himaye. Sadece bizim değil, tüm özel tiyatroların ihtiyacı. Sağolsunlar, Kültür ve Turizm Bakanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Yıldız Hanım’ın cenazesinde bu konuda çalışma yapacaklarını söylediler. Yakın zamanda görüşmeyi umuyoruz. Kamu gücüyle burada proje yürütülebilir ya da buranın haklarını alıp devlet ya da şehir tiyatrolarına katabilirler. Burayı ismiyle, mekanın dokusunu da koruyarak, mirasına saygılı bir şekilde, müzevari bir yaklaşımla koruyabilirler. Bu tür bir çalışmaya ihtiyacımız var gerçekten. Bu şekilde ilerler mi, bilmiyorum ama buranın iyileştirilerek bu haliyle korunup sürdürülmesi bize değil, topluma hizmettir. Kenter Tiyatrosu, kültür üreticileri için bir mekan sağlayıcı olabilir. Uzun vadede neye dönüşeceğini daha sonra düşünebiliriz.

Yıldız Hanım’ın tiyatronun geleceğiyle ilgili öngörüsü var mıydı?

Tiyatronun son dönemde ne kadar zorlandığını biliyordu. Ona oyun yapmama kararımızı açıkladığımızda içi burkuldu tabii ama bizi anlıyordu. Geçici bir süreç diye düşünmeye çalışıyorduk. Elbette onun gönlünde yatan, buranın bir tiyatro olarak yeni oyunlar üretmeye devam etmesiydi. Ama oyun yapıp tiyatronun geleceğini tehikeye atmayı o da istemezdi. Tiyatronun kapanıp AVM ya da otel olması ihtimali onu kaygılandırıyordu. Ama tiyatro üretmese bile tiyatroya ve sanatın diğer dallarına alan açan bir mekan olarak kalmasını isterdi. Üretmek, koşullar değişince belki yine gündeme gelir. Bizim de oyun yapmakla ilgili bir sıkıntımız yok zaten.

Kenter Tiyatrosu gibi başka köklü tiyatrolar bu sorunları aşabildi mi?

Bugüne dek bu sorunları aşabilen özel tiyatro yok. Dormen Tiyatrosu kapandı. Karaca’nın durumu belli. Ferhan hâlâ çaba sarf ediyor. Yıldız Hanım ve o kuşak, tiyatro için elinden geleni fazlasıyla yapmış insanlar. Artık dönüşüm kaçınılmaz. Ya kapanacak ya dönüşecek. Bu dönüşümü sağlayacak tek şey, bütün özel tiyatrolar için söylüyorum, kamunun bu dönüşüme el atması. Buna karşı çıkanlar olabilir ama bence kapsamlı bir çalışma yapılırsa, birçok özel tiyatro kurtulur, sonrası için de örnek olur. Bu sadece tiyatronun değil, ülkenin kültürel bir meselesi. Kenter Tiyatrosu bugüne dek birçok şeyin öncüsü oldu, belki bu dönüşümün de öncüsü olacak. Benim hayalim bu.

“Genco Abi can simidimiz oldu”

Genco Erkal, bir süredir Kenter Tiyatrosu’nda oynuyor. O ve diğer sanatçıların tiyatronun ayakta kalması için çağrıları oldu. Somut olarak neler yapılabilir?

Genco Abi, dört yıldır, ilk iki yıl haftada 2 gün olmak üzere burada oynuyor. Bizim açık kalmamızda, günü kurtarmamızda can simidimiz Genco Abi oldu, sağolsun, burası onun da sahnesi zaten. Onun dışında destek olanlar da oldu. Yıldız Hanım’ı kaybetmemiz üzerine birçok tiyatro aradı. Bunlar ayakta kalmamaız için çok önemli katkılar tabii. Salonumuz çok büyük, doldurmak kolay değil, o yüzden her tiyatro da gelemiyor, bunlar anlaşılır şeyler.

15 Aralık 2019 Magazin Bülteni15 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber