“Kimse bana acımasın hakkımı korusunlar”

Eski kocası tarafından bıçaklanan Merzuka Altınsöğüt diyor ki; “Cumhurbaşkanımızdan da rica ediyorum. Onun da desteğini bekliyoruz. Artık şu yasalara caydırıcı bir düzenleme getirin”. En çarpıcı cümlesiyse şu: “Kimse bana acımasın benim hakkımı korusunlar yeter.”

“Kimse bana acımasın hakkımı korusunlar”

Geçen haftaya kadar onları tanımıyor, senelerdir yaşadıkları dramı bilmiyorduk. Sosyal medya sayesinde duyduk Cennet’in çığlığını. “Yardım edin babam annemi öldürecek. Annemin ölmesini istemiyorum” dedi. Daha Emine Bulut’un evladının gözünün önünde öldürülmesini, o vahşeti, o acıyı unutamamışken bir kez daha sarsıldık. Merzuka Altınsöğüt iki çocuk annesi, hayatının son 7 yılı eşinin zulmünden kaçarak geçmiş. Kızı Cennet 23 yaşında bir de oğlu var o da 15 yaşında. Bugüne kadar süregelen şiddet olayları 6 Eylül Cuma akşamı çocukların zarar görmesi ve annenin ölümden dönmesiyle doruğa ulaştı. Aşağıda olayın ayrıntıları tüm açıklığıyla var. Fazla söze gerek yok aslında. Kadın şiddetine ve neredeyse bir cinayete sessiz kalan bir hastane. Karısını ölümden döndüren bir adamın olayın akşamına serbest kalması, neyse ki şu an tutuklu, polisler geldiğinde kanlar içindeki eşini çocuklarının önünde “Çok az işimiz kaldı” diye tehdit eden bir adam. İşte bu röportaj senelerdir kendi alın teriyle çocuklarını okutup, kimseye muhtaç olmayan bir annenin ve çocuklarının erkek şiddeti yüzünden hayatlarının nasıl zindana döndüğünü anlatıyor hepimize. Artık onlara destek olmak bizim görevimiz.

Eski eşiniz tarafından bıçaklandığınız o gece neler yaşandı? Olayı başından anlatır mısınız?

Gece 01.00’da evimize geldi. Kızım “Anne babam kapıda” dedi. Uzun süredir bir rahatsızlık vermediği için merak ettim bir şey mi oldu diye.

Ne kadar bir zamandır rahatsızlık vermiyordu?

Bir altı ay kadar oldu.

Uzun süre dediğiniz altı ay mı?

Yedi yıldır yaşadığımı bilseniz; o altı ay benim için çok büyük bir zaman. 

Boşanmadan önce de şiddet var mıydı?

Sürekli huzursuzluk vardı. Şiddet son noktada geliyordu. Elimden geldiğince şiddete fırsat vermemeye çalışıyordum. Son aşamalarda 2012 yılında artık her şey haddinden fazla olmaya başlayınca terk ettim. Durmadı. Her seferinde tehdit, küfür. Annemlerin evinde abime bıçak çekti. Öldürmekle tehdit etti. Saldırdı, kapıları, camları indirdi. Hatta o gece de polis çağırdık, karakolluk olduk, dava açıldı. Abim “Ben yeğenlerimin yüzüne nasıl bakarım içeri atılırsa. Boş ver kardeşim, kötü söz sahibinindir” dedi. Davayı geri çektik.

Sizi bıçakladığı gece de mi bağırış çağırış evinize geldi?

Kapıya geldi, ayakkabılarını çıkarmaya çalıştı. “5 dakika bir şey konuşacağız, içeriye gireyim” dedi. “Yok” dedim “Gecenin bu saatinde olmaz”. Göğsünden ittim, “Yarın vakitli gel öyle konuşalım” dedim. Hiçbir şey demeden gitti. Oğlumu aradı sonra; “Bana bir bardak su getirir misin oğlum, kapıdayım?” demiş. Kızım “Götürme bir şey yapar” dedi ama oğlum rezillik çıkmasın düşüncesiyle suyu götürdü. Suyu içiyor, çocuğun eline bardağı verirken oğlumun eliyle beraber bardağı kafasına vuruyor, bardağı kırıyor. Hem çocuğun eli kesiliyor hem de kendi kafası kanıyor. Biz de oğlumun elinin kanaması bir türlü durmadığı için panikle en yakın hastaneye gittik. O da peşimizden gelmiş, takip etmiş.

Hastanede neler oldu?

Hastane sanki biz kaçıp gidecekmişiz gibi ısrarla kimlik istediği için kızım müdahalenin yapıldığı odadan çıkınca babasını görüyor. Kızımın bağırdığını duydum. Odadan çıktığımda eski eşimin yumruğunu havada gördüm. Ben yetişene kadar Cennet’in ağzına vurdu, dudağı patladı kızımın. İttim, yere düştü. Kalkar kalkmaz cebinden bıçağı çıkardı. Rastgele sallıyor. Bir vurdu göğsümden sıyırdığını düşündüm, sıyırmamış girmiş bıçak. Karnıma girdiğini hissettim ama elimi vurarak çıkardım bıçağı ben. Bıçak çıktığı gibi de iki elimle kavradım elini.

Kimse müdahale etmedi mi?

Kimse! Hiç kimse!

Hastanedekiler seyretti yani?

Film izler gibi izlediler. O nedenle görüntüleri yok ediyorlar zaten.

Sonra ne oldu?

Ben bıçak olan elini iki elimle kavradım. Hatta elini bile ısırdım bıçağı düşürsün, canı acısın diye bırakmadı. Öbür eliyle de durmadan yumrukla sırtıma vurdu. Belim o yüzden çok ağrıyor. Cennet “Vurma annem yaralı!” diye bağırdı durdu ama o devam etti. İtiş kakış derken düştük. Düştüğümüz zaman Cennet onu çenesinden bastırıp, etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Ben elini tutuyorum bıçağı bıraksın diye. Parmaklarını büke büke bıçağı elinden aldım. Cennet de bıçağı elimden alıp ucunu kavrıyor, açık kısmını elleriyle; kırayım da anneme daha fazla zarar vermesin diye.

O yüzden mi elleri bu halde; bandajda Cennet’in?

Parmakları paramparça dört parmağının dördü de parçalanmıştı. Sonra Cennet beni kaldırıyor. Basına servis ettikleri görüntüler de orası. Boğuşmaları, bana bıçak sallamasını, Baran’ın yaralı haliyle “Ne olur annemlere yardım edin!” diye bağırmasını ve hiç kimsenin yardım etmemesini yani en önemli görüntüleri yok etmişler.

Hangi hastane bu?

Özel Toplum Cerrahi Tıp Merkezi, Sultangazi’de. Evimize en yakın hastane orası olduğu için oraya gittik. 

Eski eşiniz oradan nasıl gitti? Nasıl kurtuldunuz?

Gitmedi. Hala oradaydı. İki ambulans geliyor. Hastane polisi bile aramıyor.

Polisler oğlumun araması üzerine geliyor. Çocuklarımı aldım ambulansa binerken arkamdan hala beni tehdit ediyor. “Bir adım kaldı” diyor. “Bir adım kaldı, küçük bir hesabımız var onu da bitireceğim”. Onu da diğer ambulansla acile götürüyorlar. Onda bir şey yok, bardak kesikleri var sadece pansumanı yapılıyor, gözaltına alınıyor. Aynı gün akşam saatlerinde bize haber geliyor ki, adam serbest!

Neye dayanarak serbest bırakmışlar?

İşte neye dayanarak. “Sayın savcım bunu serbest bırakırken gerekçe ne gösterdiniz? Bana bunu açıklar mısınız? Benim yerimde sizin kızınız olsaydı yine bu şahsı serbest bırakacak mıydınız?” Cumhurbaşkanımızdan da rica ediyorum. Onun da desteğini bekliyoruz. İki tane gözünüzün bebeği kızınız var. Artık şu yasalara caydırıcı bir düzenleme getirin. Bunlar artık bitsin!” Kimse bana acımasın benim hakkımı korusunlar yeter. Basın Emine Bulut’un kızını günlerce haber yaptı. Ne oldu? Unutuldu.

“Kimse bana acımasın hakkımı korusunlar”

Hiç hapse girmedi mi eski eşiniz?

Girdi. 2012’den bugüne kadar birçok davamız var, bir iki tane değil. Birinde bir hafta Silivri Açık Cezaevi’nde yattı, şartlı tahliye edildi. İkincisinde de iki ya da üç gece kaldı yine şartlı tahliye edildi. Şu anda da hem şartlı tahliyesi hem de akşam 21.00 sabah 07.00 ev hapsi var. Bu olduğu halde adam gece geliyor. Üçümüzün canına kastediyor. Ve savcı bilmiyor mu da bunu serbest bırakıyor. Bana açıklamasını yapsın, lütfen yapsın, rica ediyorum. Beni öldürmesini mi istiyor? Çocuklarımın yetim kalmasını mı istiyor savcı?

“Hiçbir zaman pes etmedim”

Size bu kadar takıntılı olmasının sebebi ayrılmanız mı? Ne istiyor sizden?

O zaten en başından beri hep ben bir yerde pes edeyim, çocuklarımı okutamayıp, ona geri döneyim diye bekledi. Cennet okulundan fırsat buldukça ve yaz tatillerinde çalıştı. Ben sürekli belli bir yerde çalışıyorum, izin günlerimde ya da akşamları ek işlere gidiyorum. Merdiven siliyorum, ev temizliyorum. Yine de hiç pes etmedik, ona dönmedik. O da bizim bu yıkılmayışımızı hazmedemedi.

Ne zaman boşandınız?

7 yıldır ayrıyım, 2 yıldır resmi olarak boşanmış durumdayım.

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Yaşadığım sürece tek hedefim çocuklarımı topluma sağlıklı bireyler olarak yetiştirmek. Birer psikopat, birer sadist yetiştirmek istemiyorum.

Aslanlar gibi de okutmuşsunuz, kızınızı yurt dışına bile göndermişsiniz.

En büyük gururum o zaten; kızımı kimseye muhtaç etmeden bu noktaya getirdim. Oğluma da her zaman “Annem yapar, ablam yapar diye düşünme kendi yemeğini kendin hazırla, bulaşıklarını kendin kaldır, yıka, kimseden hizmet bekleme” dedim. Kadınlara saygılı olması gerektiğini öğretmeye çalıştım. O da çok duyarlı sağ olsun.

Cennet Göztepe: “Şiddet hep vardı”

Cennet “Annemin ölmesini istemiyorum” dedin ve sosyal medyadan yardım çağrısında bulundun. Neden böyle bir çareye başvurmak zorunda kaldın?

Babamın annemi bıçaklayıp, kardeşimle beni darp ettiği halde ertesi akşam serbest kaldığını duyunca başka bir şeyler yapmam lazım dedim. Önce Change.org’dan bir kampanya başlattım. Sonra arkadaşlarım “Bu tarz haberler Twitter’dan daha çabuk yayılıyor” dedikleri için orada hesap açtım. Olayı yazdım; elimi, kardeşimin elini ve annemin karnını paylaştım. Herkes bir anda paylaşmaya başladı. Sonrasında birkaç gazeteci ve avukat mesaj attı. Gazete ve televizyonda yayınlanınca da başımıza gelenler, pazartesi akşamı nihayet tutuklandığını öğrendik onun.

Cennet senin eğitim nedir? Kaç yaşındasın?

23 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Çalışma Ekonomisi okudum. Annem sağ olsun beni yurt dışına dil eğitimine gönderdi Kanada’ya ama kendi mesleğimi yapamadığım için garsonluk yapıyorum şu anda. İnsan kaynakları üzerine çalışmak istiyorum.

Senin psikolojin nasıl?

İlk kez yaşasak çökerdik, dünyamız başımıza yıkılırdı. Ama biz bunu yıllardır yaşıyoruz. Şiddet hep vardı. Resmen alıştık.

Size şiddet uygular mıydı?

Kardeşimle bana bir zararı yoktu. Bizi bu sefer en çok şaşırtan bu oldu zaten. Hele ki erkek kardeşime tapıyordu. Ona böyle bir şey yapması son nokta.

“Kadın dayanışmasının içinde bulunmak istiyorum”

Şiddetin bu kadar içinde yaşadığın için soruyorum. Bir çözüm önerin var mı? Neyi eksik yapıyoruz?

Ev hapsi mantıklı bir şey. Ama babama verilenin hiçbir mantığı yoktu. Altı aylık bir cezaydı bu sanırım. Daha bir buçuk ay olmuştu ama her gün dışarı çıkabiliyordu. Bir gün olsun polis gidip kontrol etmedi. Ev hapsi verilecekse bile elektronik kelepçe uygulanmalı. Denetimli serbestliği varken birinin canına kastediyorsa serbest kalmamalı. Cumartesi akşamı bırakıldı, biz neye uğradığımızı şaşırdık. Barodan atanan avukatla konuştuk. Diyor ki; “Denetimli serbestlikte bir gün imza vermese bile derhal hapse girmesi lazım. Bu üç kişinin canına kastederken nasıl serbest bırakıldı aklım almıyor!” O da şaşkın, herkes şaşkın.

Senin hayata bakış açını nasıl etkiledi şiddetin içinde olmak? Erkeklere bakışını?

Ben zaten yıllardır bu şiddeti annemle beraber yaşadığım için evlilik fikrine uzağım. Ben zaten 20 yıldır resmen evli gibi yaşıyorum. Birebir bu sorunları yaşadığım için. Evlensem bu sorunlar başıma bir daha gelse, düşünüyorum acaba kaldırabilir miyim? Bir kere daha böyle bir şeyi kaldıramam sanki. Kardeşimin babam gibi olmasından çok korkuyorum. O da şiddete yıllardır şahit oluyor ve yaşı çok küçük. Acaba o da bir gün şiddete başvurur mu? Birini sevecek, evlenecek, eşinin üzerinde baskı kurar mı? Ben de korkuyorum. Kardeşim de bir başkasına yaşatabilir bunu. Bir başkası da bana yaşatabilir.

Gelecekten beklentin ne?

Kendi işimi yapmak. Kadın dayanışmasının içinde bulunmak istiyorum. Çünkü bu adam yarın bir gün mahkemeden sonra yine serbest bırakılabilir, benim başıma gelebilir, arkadaşlarımın başına gelebilir. Bu konuda, kadın konusunda bir arada olmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

 

18 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber