Kıtalar ayrı yemekler aynı

Gregg Segal’ın dünyanın farklı yerlerinden 52 çocuğu yedikleriyle fotoğrafladığı projesi “Daily Bread” farklı kişilikleri ve hobileri olan çocukların sıklıkla benzer şeyler yediğini ortaya koyuyor

Kıtalar ayrı yemekler aynı

Günümüzde Amerikalı bir anne ile Afrikalı bir baba market arabasına neredeyse aynı şeyleri doldurarak gidiyor evine. Diller, renkler, kültürler varolmaya çalışırken insanoğlu en vazgeçilmez ihtiyacında benzeşmeye devam ediyor. Batılı gıda şirketlerinin dünyanın her yerine yatırımları ve küreselleşme gıda ile olan ilişkimizi her geçen gün birbirine benzetiyor. Geçtiğimiz ay yayımlanan “Daily Bread” kitabı bize adeta tek bir buzdolabından beslendiğimizi ortaya koyuyor. ABD’li fotoğrafçı Gregg Segal’in farklı ülkelerden 52 çocuğun beslenme alışkanlıklarını gösteren kitabı Power House Books’tan çıktı. “Daily Bread” Gregg’in 2016 ile 2018 yılları arasında Los Angeles, Mumbai, Kuala Lumpur, Hamburg, Nice, Catania, Dakar, Dubai ve Brasilia’da 52 çocuğu bir hafta boyunca yedikleriyle birlikte fotoğrafladığı kapsamlı ve renkli bir çalışma. Projenin sonunda dünya çocuklarının yediklerindeki benzerliğin kendisini şaşırttığını ifade eden deneyimli fotoğrafçı “Küreselleşmeye rağmen hâlâ geleneksel yemeklerin abur cuburla yer değiştirmediği, ev yemeklerinin aile ve kültürün bir parçası olduğu yerler var” diyerek hepimize bir parça umut aşılıyor.

“Daily Bread” (Günlük Ekmek) projesi nasıl ortaya çıktı?

Bu proje “7 Days of Garbage” (7 Günlük Çöp) adlı çalışmanın ardından ortaya çıktı. Ailem, arkadaşlarım, komşularım ve ikna edebildiğim herkesten çöplerini bir haftalığına saklamalarını istedim. Sonra onları çöpleriyle birlikte fotoğrafladım. O çöplerinde içinde yatarken tüketim ve atık sorununu görmezden gelmek imkansızdı! Satın alıp tükettikten sonra çöpe attığımız ambalajları bir haftalığına muhafaza etsek ortaya çıkan tahribat çok daha net şekilde görülürdü. Beslenme biçimimizin, yiyeceklerin üretilip tüketilmesindeki aşamaları sorgulamaya başladım. Beslenme biçimimize odaklanmamızı sağlamak için bir hafta boyunca yediğimiz ve içtiğimiz her şeyin bir günlüğünü tutarsak ortaya nasıl bir şey çıkar diye merak ettim.

Neden çocuklar ?

Çocuklara odaklandım çünkü yeme alışkanlıkları genç yaşta başlıyor ve 9 ya da 10 yaşındayken doğru yapamıyorsanız, yaşlandığınızda çok daha zor olacaktır.

Kıtalar ayrı yemekler aynı

Kıtalar ayrı yemekler aynı

Fotoğraflayacağınız çocukları nasıl buldunuz?

Evimin arka bahçesinde oğlumun ve okuldan arkadaşlarının fotoğraflarını çekmeye başladım. Los Angeles’taki diğer mahallelerden çocukları içerecek şekilde genişledi çalışmam ve daha sonra projenin küresel bir kapsamla daha derinden yankılanmasına karar verdim. Çocukları bulmak için her ülkede bir yapımcıya ihtiyacım vardı. Amaç, her lokasyondan beslenme düzeni çeşitlerini temsil etmekti. Belirli bir ülkedeki obezite oranı yüzde 25 ise, bu yüzdeyi küçük çocuk örneklemime yansıtmayı hedefledim.

Bu proje üzerinde çalışırken karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?

Çocukların tüm öğünlerini yeniden yaratmak elbette zordu. Çocuklar bir hafta boyunca yedikleri her şeyin günlüğünü tuttu. Haftanın sonunda, üreticiler günlükleri topladılar, tamamlandıklarından emin olmak için kontrol ettiler ve ardından tüm malzemeler için alışveriş yapan ve tüm yemekleri yeniden yapan aşçılara verdiler. Günde 5 çocuğa kadar fotoğraf çektim, bu yüzden aşçılar 100’den fazla yemek hazırladılar.

”Daily Bread”in fotoğraflarını çekerken farkına vardığınız en şaşırtıcı şey neydi?

En kaliteli yiyeceklerin genellikle en zengin değil en fakirler tarafından tüketilmesiydi. ABD’de fakirler en büyük abur cubur tüketicileridir çünkü ulaşmak kolay ve ucuzdur. Ancak Mumbai’de, bir orta boy pizza 13 dolar tutuyor ki bu da çoğu insanın imkanının ötesinde. Cambridge Üniversitesi, 2015 yılında, dünyanın dört bir yanından en az besleyici olandan en çoka beslenme çeşitleri üzerine kapsamlı bir çalışma yürütmüştü. Dikkat çekici bir şekilde, en sağlıklı 10 ülkeden 9’u Afrika’da. Yediklerine yakından baktığınızda taze sebzeler, meyveler, kuruyemişler, tohumlar, tahıllar, balıklar ve baklagilleri gördüğünüzde bu sonuç olduça mantıklı. Küreselleşmeye rağmen, dünya genelinde yavaş yemeğin hiçbir zaman abur cuburla yer değiştirmeyeceği, evde pişmiş yemeklerin aile ve kültürün ana unsuru olduğu topluluklar var.

Kıtalar ayrı yemekler aynı

“Ebeveynler birbirini suçluyor”

Projeden yaptığınız en büyük çıkarım nedir?

Beslenme biçimindeki devrim ve dünyadaki çocukların yediklerindeki aynılık. Paketlenmiş gıdalar, boş kaloriler. Tanıştığım çocukların farklı kişilikleri ve farklı hobileri var, ancak sık sık benzer şekilde yemek yiyorlar. Sicilya’dan Paulo ile Los Angeles’tan İşaya’nın beslenme biçimlerini karşılaştırın. Geçmişte, Sicilyalı bir çocuk ABD’deki akranından çok farklı yiyecekler yiyerek büyürdü ama şimdi yiyecekleri benzeşiyor. Paulo ve İşaya, her ikisi de patates kızartması, hamburger, pizza, makarna ve beyaz ekmek yiyiyor. Ayrı kıtalarda yaşıyorlar ama sanki oğlanların ebeveynleri aynı küresel mağazada alışveriş yapıyormuş gibi!

İnsanların bu projeden ne almalarını umuyorsunuz?

Adveeta’nın fotoğrafını çekerken, babası fotoğraflara bakarak başını salladı ve “Adveeta’nın tüm bu çöpleri yediğine inanamıyorum! Annesiyle konuşmak zorunda kalacağım!” dedi. Los Angeles’tan bekar bir anne kızının yiyeceklerindeki tüm abur cuburlara baktı ve eski kocasını suçladı. “O brokoli tabağı dışında! O benimle birlikte eve geldiği geceydi! ” Ebeveynler, bu projeden dolayı dünyanın her yerinden birbirlerini suçluyor. Bu bana beslenme biçimi konusunda kayda değer bir şey yapılmasına yardımcı olduğunu söylüyor.

Kıtalar ayrı yemekler aynı

Jean Claude Van Damme’ın ilk isteği Türk kahvesi olduÖzel jeti ile dün akşam Bodrum’a gelen Jean Claude Van Damme’ın otele girer girmez ilk isteği sade Türk kahvesi oldu. Van Damme'ı karşısında gören yerli ve yabancı turistler şaşkınlık yaşadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber