"Kızımız doğunca Sakız'ın Türk nüfusu 4,5'a çıktı"

Bir aşk masalı onlarınki... Esas kız Güher Öber Spordilis bizden. İzmirli. Esas oğlan Theodor Spordilis ise Yunan. Sakız Adası'nda otel sahibi. 1997'de tanışıp 1999'da evlendiler. Güher, Sakız'ın ilk Türk gelini oldu. Birbirlerine "canımaki" diye hitap ediyor; iki yaşındaki kızları Ayla, görümceler, kayınvalideler, teyzeler, eniştelerle birlikte bir İtalyan filminden çıkma bir hayat yaşıyorlar

Sakız Adası'nın ilk Türk gelini Güher Öber Spordilis: axpaz011.jpg Güher ve Theodor Spordilis çiftinin, Sakız'ın Kardamyla köyünde, deniz kenarında yer alan otellerindeyim. Bir de şehir merkezinde küçük otelleri var. Ben bu deniz kenarındaki otelde rüya gibi bir hayata düştüm."Zenginler mi?" dersek, belki de değiller. Yani öyle "milyon avroluk" türden değil. Ama "zenginlik" bir hayat tarzıysa eğer; evet, çok zenginler. Hayatlarında müzik var, Çeşme ve İzmir var, Sakız var. Seyahatleri, küçük tekneleri, Sakız'daki romantik koyları var. Meşhur armatör dostları, balıkçı ahbapları, her ikisinin de kalabalık aileleri var. Dünya güzeli bir kızları, kedileri, köpekleri var. Diller karışmış, kültürler iç içe geçmiş; "ilk Türk gelin" Sakız'da çok sevilmiş.Bütün ailenin buluştuğu hafta sonunda, yolum Sakız'da, aşk masalının setine düştü sanki. Güher'in profesör annesi, teyzesi ve eniştesi oradaydı. Theodor'un ablası, eniştesi ve annesi de. Komşular uğradı, müşteri olarak otelde kalan İngiliz çift de masaya buyur edildi.Harika bir sofradan sonra, sakız kokuları eşliğinde sohbete başladık. Üç gün üç gece konuştuk. Saatler süren fotoğraf çekimleri yaptık. Theodor saçsız başını gösterip "no kel" dedi; sıkıldı, Ercan'a "Eşeğin kulağına su kaçırma" bile dedi. Güldük, yerlere yıkılana kadar güldük... Sakız Adası, Çeşme'nin hemen karşısında. Bir saatlik feribot yolculuğu ile ulaşmak çok kolay. Tabii gidebilene... Güher Öber Spordilis: Biraz öyleydi, biraz da ikimizin çabasıyla büyüdü.Theodor Spordilis: Şansımızı zorladık biraz da. "İlk görüşte aşk" mıydı sizinki? Theodor S.: Hayır.Güher Ö.S.: Ben kolay bir kadındım o zaman!Theodor S.: Ben hissettiğim şeyi yaptım. Erkek arkadaş olarak Türkiye'ye gidip gelmek istemedim. Kartları açık oynadım, centilmence davrandım. Saklanmak, duyguları saklamak işleri daha da zorlaştırırdı. Zorlandınız yani... Güher Ö.S.: İlk akla gelen şey, "Nasıl yani?" Ama Theodor'u tanıdıktan sonra hiç sorun olmadı. Annem hep hayatıma kendim karar vermemi istedi. Sonunda da böyle oldu. Güher, ailen ne dedi? Güher Ö.S.: Ege Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okudum. Mühendis olarak hiç çalışmadım. Mezun olur olmaz da evlendim zaten. Ne okudun? Güher Ö.S.: Yok, çok zor olmadı. Bir ayağım hep İzmir'de. En uzun gitmediğim süre iki ay. Genelde her ay gidiyorum. Ayrıca İzmir'de de bir evimiz var, arabamız Çeşme'de duruyor. Türkiye'de de yaşadığımız bir hayat var yani. İzmir'i bırakıp buraya gelmek zor olmadı mı? "Ayla iki dili de konuşuyor, armuda 'armuti' diyor" Theodor S.: Teşekkürler, 22 aylık. Ayla çok güzel maşallah, ne kadar oldu şimdi? Güher Ö.S.: İki dili de anlıyor, konuşmaya çalışıyor. Üç kelimeye kadar birleştiriyor. Tabii bazı kazalar oluyor. Örneğin geçenlerde armuta "armuti" deyip durdu. Ne yapsın çocuk, karpuz "karpuzi" ise, armut da "armuti"dir diye düşündü demek ki. Dillerle ilişkisi nasıl? Güher Ö.S.: Evet, hiç olmadı. Herkes çok iyi davrandı. O kadar hoş bir yerdesiniz ki, burada, Sakız'ın bu küçük köyünde sana karşı düşmanca bir tutum olduğunu hiç zannetmiyorum. Güher Ö.S.: Daha değil. Beş yıllık oturma iznim var, vatandaşlığa şimdilik hiç ihtiyacım yok. Belki ileride başvururum ama oturma izniyle bütün Avrupa'yı dolaşabiliyorum zaten. Yunan vatandaşlığına kabul edilmek için de başvuruda bulundun mu? Güher Ö.S.: Şimdi dört tane olduk. Çok zor bir araya geliyoruz. İş güç, bir de bebek... Sadece tanıştık aslında, daha sosyal olmayı beceremedik...Theodor S.: Bizim kızla adadaki Türk nüfus 4,5 oldu! Bildiğim kadarıyla sen ilk Türk gelinsin. Başka var mı? "İki ülkenin en iyi özelliklerini yaşıyoruz" Güher Ö.S.: Zor dil gerçekten de. Ben İngilizce ve Almanca biliyorum. İki dili de çalışarak, ezberleyerek öğrendim. Buraya gelince iş değişti, Yunancayı çocuk gibi öğrendim. Güher, ne kadar güzel Yunanca konuşuyorsun. Bu kadar zor bir dili ne kadar iyi öğrenmişsin. Güher Ö.S.: Hep duya duya. Önce kelimeleri ayırt etmeye başlıyorsun, sonra hareketlerle birleştiriyorsun. Bir de düşünsene, ben bütün gün oteldeyim, çevremde sürekli konuşuluyor. Derdimi sürekli anlatmak, diğerlerini hep anlamak zorundayım. Nasıl oldu bu iş? Güher Ö.S.: Theodor'un yardımıyla hallettim. Önce yavaş yavaş başladım, elime geçen gazetelerden... Peki okuma-yazma? Güher Ö.S.: Farklılık var. Ayrıca adalar ve anakara arasında da çok fark var. Buralarda meze ve deniz ürünleri yeriz. Yalnız çok ucuz. Herkes Türk ve Yunan mutfaklarının aynı olduğunu söyler durur ama bence çok fark var. Sen ne dersin? Güher Ö.S.: O konuda çok şanslıyım. Kışları büyük şehir havasını soluyarak geçiriyoruz. Operaya, sinemaya gidiyoruz. Sonra İzmir sıcak olmaya başladığında da bizimkiler buraya geliyor. Yani gerçekten de iki ülkenin en iyi özelliklerini yaşıyoruz. İzmir sonuçta büyük bir şehir ve sen burada birkaç bin insanın yaşadığı bir adadasın. Mezeler ve deniz ürünleri kulağa hoş gelse de sürekli yaşamak zor olmalı. "Atina'da yaşayamazdım" Güher Ö.S.: İzmir benim için her zaman çok çekici ama buranın temizliğini ve sakinliğini çok sevdim. Aynı kişileri her gün görmek çok güzel. Dükkan sahipleri ikinci gidişten sonra tanıyor. Öndeki arabaya camı açıp bağıramıyorsun, şoför muhtemelen tanıdıktır. Sakız'da en çok neleri sevdin? Güher Ö.S.: Olmaz mı? İnsanlar trafikte arabayı durdurup sohbet ederler mesela. Ben deliririm. Türkiye'de aynı durum olsa kavga çıkar, bıçaklar çekilir. Hiç seni rahatsız eden bir şey olmadı mı? Güher Ö.S.: Basının halkın üzerindeki etkisi. Burada insanlar televizyona ve gazetelere inanıyor. Basının bir ağırlığı var burada. Türkiye ile Yunanistan'ın en belirgin farkları neler sence? Güher Ö.S.: Ben Atina'da yaşayamazdım... Bak şimdi, şurası Dalyan, burası bildiğim bir otel, iki parmak ilerisi Çeşme; öbür tarafımda Karaburun var... Türkiye'ye hemen gidebilecek gibi olmak çok güzel bir his. Adanın birçok yerinden karşı kıyıyı görebiliyoruz, hatta cep telefonlarımız Türk şebekelerini çekiyor. Bu kadar uzak ama yakın olup ışıkları seyretmek nasıl bir şey? Güher Ö.S.: Ah evet! Sadece bir kere başıma geldi. Yakın bir arkadaşımı İzmir'den yurtdışına uğurlayacaktık. Aksilik, o gün hava muhalefeti oldu, tekne kalkmadı. Karşı kıyıyı seyredip seyredip gidemedim... Ama Allah korusun, hastalık olur, acil bir şey olur, bastırır parayı tekneyi kaldırırsın, karşıya ulaşırsın... Gerçekten de çok kolay. Yine de bunun fırtınası var, yağmuru var... Güher Ö.S.: "Theodor'un serbest fikirliliğini sevdim" Çok sorumluluk sahibi ve çok dürüst. Sürekli kol kanat germen gereken biri değil. Kendi çamaşırlarını bile kendisi yıkayabilir. Ver beyaz tişörtleri, bak gör ne oluyor! Hepsini gri olarak geri alacağının garantisini verebilirim. Bir de çok serbest fikirli ve her zaman yardımcı. Theodor'un en çok nesini sevdin? Hayır. Kıskanç mı peki? O bana bu sene yüzük aldı, ben ona öpücük verdim. Yıllar geçtikçe zaten birbirinizin ihtiyaçlarını biliyorsunuz. Bence hediye önemli değil; anlamlı olan bir yazı yazmak, bir anı bırakmak... Evlilik yıldönümlerinizde birbirinize ne hediye ettiniz? Theodor Spordilis: "Ben müzmin bir bekardım!" Ben müzmin bir bekardım, benden umut kesmişlerdi yani... Evleneceğimi öğrendikleri zaman çok mutlu oldular. Sonuçta hem ailem hem de çevrem Güher'i mutlulukla kabul etti. "Türk gelin geliyor" dediğin zaman ailen mutlu oldu mu Theodor? Ben 41 yaşındayken tanıştım Güher'le, 43 yaşındayken de evlendik. Güzel bir hayatım oldu, çok seyahat ettim. Kaç yaşındaydın? Kimyalarımız tuttu. En baştan beri onun samimiyetinden emin oldum. İzmir'de standartları yüksek bir hayatı vardı. Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından hemen sonra evlendik biz. İki ülke ilişkileri açısından çok kolay bir dönem değildi. O yaşta karar vermek de kolay bir iş değil. Nasıl oldu da "Tamam, budur" dedin? Evet. Bir Yunan damat olmak zordu. Önce kendimden emin oldum. Sonra hemen Yunan Konsolosluğu'na mektup yazarak niyetimden bahsettim. Her şeyin düzenli olması için uğraş verdim. Düşünsene, sık sık İzmir'e gidiyorum. O dönemde "Neden?" diye sorulabilirdi. Gerçekten zorluk yaşadınız mı? Akademisyen bir aileden geliyor. Son derece medeni bir aile. Piyano ve dans dersleriyle büyümüş. Güher bizim ailenin "resimde boş kalan yeri"ni tamamladı. O eksikmiş meğer... Ayrıca karım tevazu sahibidir. Ben evlendikten sonra çok uzun zaman her gün onun başka bir özelliğini keşfettim. Güher'de en çok neyi sevdin? Güher Ö.S.: "Laf atma falan hiç görmedim" Romantizmden ne anlaşıldığına bağlı. Ama şunu söyleyeyim, özellikle romantik değil. Burada da gerçek bir hayat sürüyor. Özellikle biz burada çalışıp tatillerimizde de ada dışına gittiğimizden bizim için hiç romantik değil. Belki de romantik tarafının farkında değiliz. Güher, küçük bir Yunan adasında yaşıyor olmak gerçekten de çok mu romantik? Yani her gece yıldızları seyredip aşk fıçısına batmış gibi mi yaşıyor insan? "Atina'da Kadın Olmak" diye bir kitap çıktı, bunu harika özetliyor. Öyle garip şeyler var ki... Yunanistan'da kadın olmak farklı mı? Mesela burada çocukların yatma saati diye bir şey yok, hep birlikte eğleniliyor. Aile ilişkileri çok iç içe geçmiş. Gerçi şunu da unutmamak gerekir, ben İzmir'le Yunanistan'da bir köyü karşılaştırıyorum. Belki Türkiye'de bir kasaba ile burayı karşılaştırmak daha doğru olur ama büyük farklar olacağını sanmıyorum. Mesela? Laf atma falan hiç görmedim. Sakız'da kadınlar evde çalışıyor. Evin her işini onlar halleder, pastalar ve kurabiyeler evde yapılır. Evlere gir, pırıl pırıldır. Kocaların çoğu denizcidir. Kadınlara bütün köy sahip çıkar. O yüzden kimse kimseye laf atmaz. Hatta öylesine bir yardımlaşma çemberi vardır ki, "Bugün sana yarın bana" mantığıyla, birinin derdine bütün mahalle sahip çıkar. Sana hiç laf atan oldu mu?

Şarkıcı Linet’ten çıplak ayak dans şovBostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye çıkan Linet, kalça dansıyla kendisini dinlemeye gelenlerden tam not aldı. Linet'in dans gösterisi dakikalarca alkışlandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber