Geri Dön

Koç ve Sabancı da “Artık dayanamıyorum” diyebilir

Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Rifat Sarıcaoğlu: “Bir numaralı meselemiz, üvey evlat gibi görülmek. Öğrencilerinin yüzde 12’si bizde, milyon dolarlık yatırımlar var ama YÖK’te temsilcimiz yok, kanun yerine ek mevzuatla yönetiliyoruz, her vakıf üniversitesi bir devlet üniversitesine bağlı.”

Koç ve Sabancı da “Artık  dayanamıyorum” diyebilir

Önümüzdeki günlerde toplam 45 vakıf üniversitesinin temsilcisi YÖK’te buluşup, Ankara’ya sorunlarını anlatacak. Tabii onların sorunu demek aynı zamanda 145 bin vakıf üniversitesi öğrencisinin ve binlerce ailenin de sorunu demek. Üç hafta önce Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı seçilen Rifat Sarıcaoğlu’yla hem o sorunları hem de gündemdeki katsayı meselesini konuştuk. Gerçi çok özet haliyle konuştuk ama galiba genel bir fotoğrafı ortaya çıkardık.
Sarıcaoğlu 1960 İstanbul doğumlu. Aslen Trabzonlu. 1972-81 ve 1990-95 yılları arasında ABD’de, 1960-1964, 1988-89 arası İngiltere’de yaşadı. Illinois üniversitesinde bilgisayar mühendisliği eğitimi aldı. Uzun yıllar “educational recruitment” alanında çalıştı ve yaklaşık 7 bin 500 Türk öğrencinin yurtdışında okumasını sağladı. Eski milli basketbolcu. 1990’da basketi bıraktıktan sonra pist yarışlarına başladı, ancak bu yeni göreviyle birlikte onu da bıraktı. 2006’dan bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yönetici olarak çalışan Sarıcaoğlu halen üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı ve vakıf yönetim kurulu başkanı.


Vakıf üniversitelerinin birinci sıradaki sorunu nedir?
Üvey evlat gibi görünmemiz. YÖK, devlet, bütün gelen hükümetler açısından da aynı; bu durum hiç değişmedi.

Neye bakarak “üvey evladız” gibi bir yorum yapıyorsunuz?
Vakıf üniversiteleri 2547 sayılı devlet üniversiteleri yasasıyla yönetiliyor. Olayın başladığı yer burası. Ek mevzuatlarla yönetiliyoruz. Yani diyorsunuz ki “Ey Güler Sabancı, buraya 200-300 milyon dolar para yatır ama ben seni ek mevzuatla yöneteyim. Yönetiyorum ayrı, bir de senin kurduğun üniversiteyi bir devlet üniversitesine bağlayayım.”

Bir devlet üniversitesine bağlamanın kötü yanı ne?
Sürekli Demokles’in kılıcı tepenizde. Üniversitenizi YÖK’ün istediği gibi yönetmezseniz ya da YÖK böyle düşünürse diyelim, gelip üniversitenize el koyabilir. Binanızı, öğrencinizi, her şeyinizi elinizden alıp varsa vakfın borcunu size bırakabilir. Ama bu arada mesela 21 YÖK yöneticisi arasında temsil edilmezsiniz. Üniversite öğrencilerinin yüzde 12’sine eğitim veriyorsunuzdur, yakın gelecekte bunun yüzde 25 olacağı hesaplanıyordur ama o kurulda yoksunuzdur.

Ama bu muameleye rağmen vakıf üniversitesi sayısı 45. Hatta “Sanki AVM açar gibi üniversite açılmaya başlandı” eleştirisi bile yapılıyor...
Aynı eleştiri kendi vakıf üniversitemizin içinde de var ama ben tam tersine rekabetin iyiyi getireceğine inanıyorum. Rekabet arttıkça her üniversite daha iyi öğretim üyesi almaya çalışıyor, eğitimin kalitesi yükseliyor. İkincisi hâlâ bir milyon öğrenci boşta dolaşıyor. Bence çaresi şudur: Devlet üniversiteleri bir öğrenci için ortalama 4-5 bin lira para harcıyor. Devlet öğrenciye o parayı verse öğrenci de vakıf üniversitelerinde çok daha ekonomik okuyabilir. Çözüm budur ama bir türlü yapmıyorlar.

“Niçin sıralama yapılmıyor?”

Yalnız asıl maksat bir milyon çocuğun illa ki bir yere girmesi mi yoksa iyi doktorlar, iyi mühendisler, iyi hukukçular yetiştirilmesi mi? Puanı devlet üniversitelerinde ancak mesela pedagoji bölümüne yeten öğrencinin vakıf üniversitelerinde kontenjandan mühendisliğe yerleşebilmesi tuhaf değil mi?
Çok radikal iki şey söyleyeceğim bu konuda: 1-Benim bakış açım bir üniversite herhangi birisini alabilmeli ve o kişiyi iyi bir şekilde mezun edebilmeli.

Yani C kategorisinde öğrenci alıp A kategorisinde çıkarmalı...
Elbette. Herkes iyi öğrenciyi alıp iyi bir meslek sahibi olarak çıkarır. Mesela Boğaziçi, ODTÜ vs. A’dan alıyor, A’ya çıkarıyor. Bunu yapmak zor değil. Asıl marifet C’den alıp A’ya çıkarmak. 2- İddiam şu: 94 tane devlet üniversitesi, 45 tane vakıf üniversitesi var. Hodri meydan, sıralama yapalım. Türkiye’de neden sıralama yapılmıyor? Dünyanın her yerinde kriterler belli. YÖK’ten de bağımsız bir kurum gelir, kriterlere göre değerlendirir, ak-kara ortaya çıkar.

Sonuç ne olur sizce?
45’in 30’u sıralamanın çok yukarılarında çıkar. En başarılı ilk 30 üniversitenin en az yarısı da vakıf üniversitesi olur. Bu da “Vakıf üniversitelerine ya paralı kesim ya da çok başarılı ve burslu öğrenci geliyor, ortası yok” imajını siler. Çünkü şunu iddia ediyorum: Vakıf üniversiteleri B ve C’leri alıp A olarak çıkarıyor.
Yenilerden hangisi daha iyi?

Hiçbir öğrenciye haksızlık edecek değiliz ama B ve C’yi anlamak için: Siz bir vakıf üniversitesinden mezun doktora mı ameliyat olmayı mı tercih edersiniz yoksa bir devlet üniversitesi mezununa mı?
Rusya’sından tutun Meksika’sına kadar ben 432 üniversite dolaştım, hepsini inceledim. Dolayısıyla artık bir üniversiteye girdiğim anda kokuyu alabiliyorum. Oranın öğrenci profilinden verdiği eğitime kadar hemen bir hissiyatım oluşuyor.

Bizdeki 45 vakıf üniversitesinin 45’inden de aynı kokuyu alıyor musunuz?
Hayır, şu an için 30’undan alıyorum. Ama eğitim de şöyle bir iş: Ne kadar çok yıl dayanabilirseniz, o kadar daha iyi oluyor. O nedenle bunlara zaman vermeniz gerekir. Dolayısıyla vakıf üniversitesine mi ameliyat olurum yoksa devlet üniversitesine mi; daha bu soruyu cevaplayamayız. Çünkü bunu 10 sene sonra sorarsanız, yanıt çok farklı çıkar. Ama şunu yanıtlayabilirim: Yeni açılan devlet üniversiteleri mi daha iyi, yoksa yeni açılan vakıf üniversiteleri mi? Kesinlikle vakıf üniversiteleri. Diğerlerinin çoğu tabela. Bir bina görüyorsunuz, içinde başka kimse yok. Bir rektör atanmış, hocası yok. Ama öğrenci kayıtlı. Artık bunları aşmamız lazım.


“Kimse kıvırmasın; mesele imam-hatipler değil, türban”
İmam hatip liseleri?
Karşıyım. Dini anlamdaki düşünceleri daha oluşmayan bir çocuğa bu tip eğitimi empoze edemezsiniz.

İmam olmak istiyorsa?
Kimse çocuğunu imam olsun diye göndermiyor imam hatiplere. Hele kızlarını herhalde hiç bu sebeple göndermiyorlardır.

Niçin gönderiyorlar?
Mesele ne imam hatip liseleri ne katsayı. Katsayı kesinlikle kalkmalı ama zaten mesele türban. Sürekli dönüp dolaştığımız yer burası.

Ne yapmak lazım?
Türban konusuyla ülkenin yüzleşmesi gerekiyor. Kaba tabirle kimse kıvırmayacak bu konuda. Bir kez yatırılacak masaya ve artık çözülecek.

Siz ne düşünüyorsunuz?
Hiç yalan söylemeye gerek yok; türban bir simgedir. Ama bana göre isteyen istediği simgeyi kullanır. Simgelerle savaşılmaz. Savaşıyorsunuz da ne oluyor? Neyi yasaklasanız onun cazibesi artıyor. Eğer bir kız “Ben türbanlı doktor olmak istiyorum” diyorsa bırakın olsun. Ama 18 yaşına kadar o çocuğa bir dini eğitimi empoze etmeyin.

Fakat bir aile 18 yaşına kadar da çocuğunu dini eğitim almasını ve erkeklerle okumasını istemiyorsa?
Çözüm önerim eskiden olduğu gibi kız liseleri açmak. O zaman kızlar o ortamda olmamış olurlar. Derslerden de diyelim ki dörtte birini seçmeli ders yapıp, o şekilde din eğitimini verirseniz sıkıntı kalmaz. İstiyorsa okulun kapısına kadar
türbanıyla gelir. Dışarıda kendi karar verir ama 18 yaşına kadar devlet ona bir dini empoze etmez.


“Vakıf okullarının işi, ülkenin orta sınıfını yaratmak”
Bütün vakıf üniversiteleri üye değil mi size?
Hayır, ilk geldiğimde üye sayısı 9’du, üç haftada 22 oldu. Ama idealim hepsini kaydetmek.

Niye bugüne kadar kayıt olmamışlar; ikna olmadıkları nedir?
Türkiye’de üç tip vakıf üniversitesi kurucusu var. 1- Bir aile şirketinin kurduğu vakıflar. 2- Eğitimin içinden gelen, dershane, lise sahiplerinin kurduğu vakıflar. 3- Bilgi gibi, Haliç gibi gerçekten işi sadece üniversite olarak gören vakıflar. Bu üçlü yapının içinde geçmişteki rekabet nedeniyle şimdi bir araya gelmek istemeyenler var. Dünya görüşleri taban tabana zıt olanlar var. Dolayısıyla aradaki ilişkiyi onarmak gerekiyor çünkü çok önemli bir müşterek noktamız var: Var olmak ve birlikte Türkiye’nin gerçek orta sınıfını yaratmak.

Orta sınıfı nasıl yaratacaksınız?
Bize gelen öğrenciler ya çok fakir, burslu ya da finans gücü çok iyi olanlar. Yıllardır bas bas bağırıyorum: Eğitim sektörüne uzun vadeli krediler oluşturulsun, nasıl ev alırken 15-20 yıllık krediler çekebiliyorsunuz, eğitim için de böyle olsun. Öğrenci mezun olduktan sonra 10 yıl içinde borcunu ödesin. Yapmazsanız orta sınıfı nasıl yaratacaksınız, orta sınıf olmazsa nasıl ayakta kalacaksınız?

Niye uygulanamıyor bu fikir?
Çünkü şu anda en pahalı kredi eğitim kredisi ve devlet oradan gelen ek vergilerden vazgeçmek istemiyor.

“Ailesi iflas eden öğrenciyi nasıl atalım?”

Vakıf üniversitelerinde burslu öğrenci-paralı öğrenci oranı nedir?
Devlet “Öğrencilerinizin yüzde 15’ini yüzde yüz burslu okutacaksınız” diyor. Ama şu anda bursu yüzde 30’un altında veren yok. Oysa dünyada hiçbir kurum cirosunun yüzde 30’unu burs olarak verip yaşayamaz. Olmaz böyle bir şey. O zaman da örneğin Güler Sabancı nereye kadar bu çocukları karşılayabilir? Hüsnü Özyeğin nereye kadar karşılayabilir? Onların da bir limiti var.

Büyük vakıf üniversitelerinin dahi bir süre sonra “Bu işten çekiliyorum” deme olasılığı var mı?
Her zaman var. Böyle giderse olacağı da o. Koç, Sabancı bir gün “Kusura bakmayın, nasılsa herkesin bir hami üniversitesi var, buyurun üniversite sizin” diyecekler. Asıl o zaman devletin üzerine çok büyük yük binecek ama bunu göremiyorlar.

“Dayanamayabiliriz” diyen var mı aralarında?
Kimse açık açık “Biz sıkıntıdayız” demez ama görüyorsunuz tabii. 17-18 bin öğrencisi olan vakıflar var şu anda.

“Siz de burslularınızı yüzde 15’ten 30’a çıkarmayın” denirse?
Mecbur kalıyorsunuz. Mesela bir öğrencinin ailesi ikinci yıl iflas ediyor. Bu çocuğu nasıl atayım? Senede en az 100 kişi oturup hüngür hüngür ağlıyor karşınızda. Yapamıyorsunuz, kolay değil. Dışarıdan herkes bunlar kürekle para götürüyor sanıyor ama vakıf üniversiteleri gerçekte ne yapıyor, insanlar anlamıyor. Üvey evlat mantığı da buradan çıkıyor. Biz de diyoruz ki: Devlet üniversitesi olsun, özel yasalı vakıf üniversiteleri olsun, bir de özel üniversiteler olsun ve onlar da vergisini ödesin. Ama her şey gelip 2547’ye takılıyor. O madde bütün sistemin elini kolunu bağlıyor.

15 Aralık 2019 Magazin Bülteni15 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber