Mevlana ile Coelho'yu buluşturan şiir

Tuluğ Tırpan hem Mevlana felsefesinden hem de Paulo Coelho'nun ünlü romanı "Simyacı"dan etkilenerek bir şiir yazıp besteledi. Bunu 24 Aralık'taki konserde Sertab Erener seslendirecek. Galata Mevlevihanesi semazenleri de "Mevlana Simyacı Senfonik Şiiri" eşliğinde bir sema gösterisi sunacak

Mevlana Yılı dolayısıyla 24 Aralık'ta İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilecek olan "Mevlana Simyacı Senfonik Şiiri" konserinde de işte aynı rüzgar esecek. Mevlana'nın doğumunun 800'üncü yılı şerefine düzenlenecek olan yılın kapanış etkinliğinde, piyanist-besteci Tuluğ Tırpan'ın, yazar Paulo Coelho'nun ''Simyacı'' adlı ünlü kitabından esinlenerek bestelediği ''Mevlana Simyacı Senfonik Şiiri''ni sanatçı Sertab Erener seslendirirken, semazenler de Mevlana'nın göğe yükselişini sahneleyecek. Piyanodaki Tırpan'a Martin Kerschbaum yönetimindeki İstanbul Symphonic Players eşlik edecek.Konser, Paulo Coelho'nun yapacağı konuşmadan sonra başlayacak. Ancak Noel nedeniyle geceye katılamayacak olan Coelho'nun konuşması banttan dev ekranda yayınlanacak. Sema gösterisi ise alışık olduğumuzdan çok daha farklı bir koreografiyle izleyenleri büyüleyecek. Kültürleri buluşturacak olan bu görsel şölenin 24 Aralık Noel gecesine denk gelmesi de çok anlamlı bir rastlantı...UNESCO'nun 2007'yi Mevlana Yılı olarak ilan etmesi üzerine tüm dünyada düzenlenen etkinlikler arasında bu belki de en renkli gösteri olacak. Etkinliğin "fikir annesi" ise DRUM Projesi Koordinatörü Zeynep Dereli. "Dialogue, Respect, Understanding Through Music" yani müzik aracılığıyla saygı, anlayış ve hoşgörü anlamına gelen DRUM, aslında bir sosyal sorumluluk projesi. Farklı kültürlerin ortak bir noktada buluşmasına yardım etmek amacıyla düzenlenen Mevlana konseri gibi etkinliklerden elde edilen gelir ise Türkiye'deki çocukların eğitimini desteklemek amacıyla UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanıyor. Her ne kadar Tuluğ Tırpan "Ben sadece içsel yolculuğumu besteledim", Sertab Erener ise "Ben sadece şarkı söylüyorum" diyerek alçakgönüllü olmaya çalışsalar da, bu etkinlik "sadece" bir konser olmayacak. Silivrikapı Mevlevihanesi'nde bizim için gerçekleştirilen küçük sema gösterisi sırasında içimizi kaplayan bir tatlı huzurla bu dünyadan uzaklaşıveriyoruz adeta. Ney sesleri eşliğinde sanki ayakları yerden kesilen semazenlerin tam ortasında ise Sertab Erener duruyor ünlü besteci Tuluğ Tırpan ile. Barış, dostluk, sevgi ve huzur rüzgarları esen bir ortam burası. "Bu besteyi seslendirmek benim için bir tür meditasyon" Evet. Tuluğ'un bestelediği bu senfonik şiiri seslendirmek, normal bir pop şarkısı söyleme hissinden çok uzak. Bambaşka bir eser seslendireceğim o gece. Bu benim için sanki bir tür meditasyon. Sahne üzerinde "o an" ile ilgili bir şey bu. Heyecanımı önceden tarif etmem mümkün değil aslında. Temsil ettiği ve anlatmak istediği amacı, felsefesi tamamen sevgi ve anlayış üzerine kurulu bir "varoluş halinin" müzikle buluşması bu. Bu farklı bir konser. Farklı bir heyecan var mı içinizde? "Eserin sahip olduğu sadelik Mevlana'ya çok yakışıyor" Çok güzel. Aslında bu projenin sahibi Tuluğ Tırpan. Çünkü o, Mevlana'yı anlatan, yıllar önce okuduğu "Simyacı" kitabından çok fazla etkilenerek bu eseri yazdı. Asıl besteci o, ben sadece şarkı söylüyorum. Ben eserin sadeliğinin Mevlana'ya çok yakıştığına inanıyorum. Dünyamızda şu an bütün önyargılardan uzak, felsefesi tamamen dostluk, anlayış ve sevgi üzerine kurulu çok az felsefe var. Bu felsefenin içindeki bu olağanüstü anlayışı Mevlana'yla minicik bir şekilde de olsa paylaşıyor olmak benim için çok güzel. Böyle bir projede yer almak nasıl bir his? Biz Tuluğ ile uzun yıllardır birlikte müzik yapıyoruz. Onun böyle bir eseri üretmiş olması beni çok mutlu etti. O da kendi içini bir şekilde açtı ve çok güzel bir şey çıktı. Beste yapmak öyle kolay bir şey değil. Özellikle de böyle önemli bir konu söz konusuysa. Tuluğ Tırpan'ın eseriyle ilgili ne söylemek isterseniz? "Mevlana felsefesinde aşk, sevgi, yüzde 100 mükemmellik var" Mevlana benim kafamda insan olmanın ötesine geçebilmiş, aydınlanmış biri. Aynı zamanda yaşarken bütün egosunu bir kenara koyup kendini sıfırlamış bir varoluş. Bunun içerisinde fikir, algı, önyargı, savaş ya da şiddet yok. Yüzde 100 mükemmellik, sevgi ve aşk var Mevlana'nın hayatında ve felsefesinde. Mevlana eşittir ne sizin için? "Söylediklerim ve duruşumla bu felsefeye yakınım" İnsanın içinin aşkla dolu olması, bütün işlere sevgiyle yaklaşılması, önyargılardan uzak olunması, barışla yaşamak için insanın kendi içindeki kızgınlıkları ve şiddeti yok etmesi, insanların ilk önce kendi iç barışlarını sağlamaları gerektiği konusunda uzun yıllardır düşünen ve bunun için uygulamalar yapan biriyim. Belki yazdıklarım, söylediklerim ya da duruşumla bu felsefeye yakın olmam insanların aklına benim adımı getirmiştir. Projenin mimarları sizden başka kimsenin bu eseri seslendirmesini istememiş. Kafalarında sadece "Sertab Erener" ismi varmış. Sizce neden? "Paulo Coelho da 'Simyacı'yı yazarken 'Mesnevi'den etkilenmiş" DRUM Projesi'nde müziğin birleştirici gücünü kullanarak, farklı kültürlerin ortak bir noktada buluşmalarına yardım etmek amacıyla yola çıktık ve böyle bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. "Mevlana Simyacı Senfonik Şiiri", Paulo Coelho'nun anlatmaya çalıştığı kavramların müzikal bir yansıması aslında. DRUM olarak sürekli müzikal bazlı projeler geliştiriyoruz. Dünyada en çok satan kitaplar listesinde yer alan "Simyacı"nın yazarı Paulo Coelho kitabını Mevlana'nın "Mesnevi"sinden etkilenerek yazdığını dile getiyor. Paulo Coelho'nun hayata bakışı da aslında Mevlana'ya çok benziyor. Mevlana barışın, sevginin ve dostluğun en büyük temsilcisidir. Onun sevgisi evrenseldir. Irk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kapsar. Biz de düzenlediğimiz bu etkinlikle farklı kültürleri bir araya getirmek istedik. Gecemizde verilecek mesaj Mevlana üzerine kurulu aslında. Mevlana, felsefesinde tüm dinleri bir görmüş, dinlerarası ayrılığın ise olmaması gerektiğini savunmuştur. "Bu bir klasik müzik eseri. Pop şarkısı gibi söyleyemezsiniz" Yazdığım bir eserin Mevlana Yılı'nda seslendiriliyor olması benim için çok önemli. Altı-yedi yıl önce babam beni Galata Mevlevihanesi'ne götürmüştü gezmeye. Orada Hasan Dede'yle karşılaştım. Hasan Dede'dir benim bu eseri yazmamın nedeni. Beni o kadar etkiledi ki. Yürüdüğünde yer titriyordu sanki. İçsel yolculuğu anlatan bir eser yazma fikri geldi o an aklıma. Mevlana Yılı dolayısıyla benden böyle bir eser yazmam istenince bu fırsatı değerlendirdim ve "senfonik şiir" olarak adlandırdığım eseri yaptım.Galata Mevlevihanesi'ne yıllar önce gitmiş olmam, ardından "Simyacı" kitabından etkilenmiş olmam bu eseri yazdırdı bana. Böyle bir beste yapmak nereden aklınıza geldi? Böyle bir projede insanın aklına gelen ilk soru "Eseri nasıl bir formatta yazacağım?" oluyor. İçinde daha çok semboller olan bir eser yazmak istedim. İçinde hem Batı hem de Doğu sembolleri barındırdığı için adını "senfonik şiir" koydum. Yaklaşık altı ayda yazdım. Eserin adı neden "senfonik şiir"? "Sertab bir şarkıcı ama içinde beş şarkıcı var" "Ne Batı var ne Doğu. Sadece yukarısı var" demek istedim. Nasıl bir mesaj vermek istediniz? Kesinlikle. Bu bir klasik müzik eseri. Dolayısıyla bestecinin istediği gibi okumak çok önemli. Herhangi bir pop müzik şarkısı gibi kafanıza göre söyleyemezsiniz. Ama benim bir avantajım var. Sertab'ın sesini hem çok iyi tanıyorum hem de çok beğeniyorum. Onun sesinin en güzel tınlayacağı şekilde yazdım bu eseri aslında. Sertab Erener ile uyum içinde çalışmış gibisiniz... Evet, biraz paslaşmalar oldu tabii. Sertab'ın sesinde çok renk var. Hem klasik tekniği çok iyi kullanabiliyor hem konuşur gibi şarkı söyleyebiliyor ya da şiir okuyor. Sertab bir şarkıcı ama beş şarkıcı var onun içinde. Ancak işin mimari kısmını yapan tabii ki besteci. Beste aslında bir oyun. Biz bir bulmaca, bir labirent yaratıyoruz. İnsanlar da bunu söylerken çözmeye çalışıyorlar. 24 Aralık'ta Mevlana Yılı'nın kapanış konserinde sahneleyeceğiz senfonik şiiri. Biraz burukluk olacak içimde; esere veda etmeyeceğim ama Mevlana Yılı'nda son kez çalmış olacağım. Onu yaklaşık 10 kere çaldım bu yıl içinde. Bana çok şey öğretti. Sertab'ın sesine göre mi yazdınız? "Beste yapmak korkutucu bir iş, sonucu belli olmaz" Benim hocam gibi oldu bu eser. En önemlisi "Ne sağ var ne sol var, yukarısı var"ı öğreti bana. Beste yapmak korkutucu bir iştir aslında. Ne çıkacağı belli değildir. İyi de olabilir kötü de. Eser ilk sahnelenene kadar da bilmezsiniz ne çıkacağını. Kafanızda bir şey yaratıyorsunuz. İnsanlar bakalım onu sevecek mi? Ne mesela? Evet. Sizin kafanızdaki gibi mi çıktı sonuç? "Mevlana bir aşk peygamberidir" Hz. Mevlana dünyamızdaki bütün güzelliklerin kaynağı. Güzel hizmetlerden Allah da, Mevlana da, toplum da hoşlanır. Dolayısıyla bu projede yer almak bizim için büyük mutluluk. Etkinlikte semazenlerimiz sema edecek. Bu tür organizasyonlar toplumumuzda yaygınlaşmalı. Mevlana'nın tezgahında eski mala hiç yer yoktur. Bu yüzden biz de yeni organizasyonlara her zaman açığız. Mevlana bir aşk peygamberidir. En çok aşktan, sevgiden söz eder. Ona göre insanı sevmek Allah'ı sevmektir. İnsana çok değer verir Mevlana. Mevlana yeteri kadar tanınmıyor. Dinleri, kültürleri, her şeyi birlemiş. Dinlerde sadece ibadet şeklinin farklı olduğunu ancak aynı Allah'a el açıldığını söylemiş. Semazenler ne diyor? "Mevlana'yla ilgili projelerde yer almak görevimiz" Ben aslında gemi kaptanıyım. Ama bu faaliyetlerden uzak kalmamak için o işimi bıraktım. Şu an bir üniversitede asistanlık yapıyorum. Bu etkinliğin konsepti biraz farklı. Sertab Erener gibi ünlü isimlerle birlikte sahneye çıkacağız. Bu bizi rahatsız etmiyor, çünkü Mevlana için yapılan her türlü organizasyonda görev almayı biz görevimiz olarak görüyoruz.Hz. Mevlana bütün dünyayı kucaklamış, bütün insanlara aynı değeri vermiş bir insan. Dolayısıyla bizler Hz. Mevlana'nın yolunda olduğumuz için, sevgiye ve kardeşliğe dair bütün projelerde yer almak görevimiz. Bu projede de yer almaktan mutluyuz. 1995'ten beri sema yapıyorum. Bu çok güzel bir his. Huzur veriyor. Aslında gazete bayiinde çalışıyorum. 1996'dan beri sema yapıyorum. Hz. Mevlana'ya sevgiyle yaklaşılıp gerçekleştirildiği için böyle bir projenin içerisinde olmaktan memnunuz. Herkesin çok merak ettiği "baş dönmesi" olmuyor. Tekniği de bilince başımız dönmüyor tabii. Çünkü bizim kalbimiz zikirdedir sema sırasında. Kendimizi zikirle birlikte Hz. Muhammed'in ve Hz. Mevlana'nın güzelliklerine verdiğimiz için bütün günlük korkularımızdan arınmış oluyoruz. Mevlana felsefesinin normal hayata çok büyük artıları var. Mevlana başta insanlığı, insanlara değer vermeyi öğretiyor. 17 Aralık'ta Abdi İpekçi Spor Salonu'nda "Dünya Enstrümanlarıyla Şeb-i Arus" konseri düzenlendi. 19-21 Kasım tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Tarih Araştırmaları Kulübü, Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü ve Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Kulübü ortaklaşa düzenledikleri konser, panel ve konferanslarla Mevlana'yı andı. Ayrıca 19-23 Kasım tarihleri arasında "Sema ve Semazenler" konulu ebru sergisi ziyarete açıldı. 5 Kasım'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda "Uluslararası Neyzenler Buluşması" düzenlendi. 27 Ekim'de ünlü ney sanatçısı Kudsi Ergüner'in de katıldığı "Neyzenler Buluşması" ve 3 Kasım'da "Hoşgörünün Adı: Mevlana" başlıklı konferans Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İDO ile birlikte "Vapurda Mevlana Etkinliği" düzenledi. 18-22 Ekim tarihleri arasında Karaköy ve Kadıköy iskeleleri ile Kalamış ve Paşabahçe vapurlarında sema gösterileri yapıldı. Karaköy ve Kadıköy iskelelerinde, beş gün boyunca 12 kişilik bir ekibin birer saatlik sema gösterisi oldu. Kalamış ve Paşabahçe vapurlarındaki etkinlikler kapsamında ayrıca ney eşliğinde "Ney ve Mevlana" anlatımları yapıldı. Anlatımlar, Mevlana Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Abdülhamit Çakmut tarafından gerçekleştirildi. Ayrıca, vapurların üst kat arka güvertesinde de hem yolcuların izleyebileceği hem de tüm İstanbulluların sahillerden görebileceği şekilde sema gösterisi oldu. 6 Eylül'de Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu, UNESCO'da sema gösterisi yaptı. Paris'teki UNESCO binasında Mevlana'nın hayatı ve felsefesine ilişkin konferans ve sergiler de düzenlendi. "Hoşgörüye Davet" başlıklı ses ve lazer gösterisi Sultanahmet Camii seyir alanında 1-22 Ağustos tarihlerinde her akşam 21.30'dan itibaren izlendi. 25 Temmuz'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda Ahmet Özhan ve Mevlevi Grubu İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu ile birlikte "Notalarda Hoşgörü" başlıklı bir konser verdi. Konya Gösteri Sanatları Merkezi tarafından organize edilen etkinlikler kapsamında, dünya sazlarıyla tasavvuf müziği yapan Katre Müzik Topluluğu, 7 Temmuz'da Antalya Aspendos Antik Tiyatrosu'nda konser verdi. Konserin ardından sema gösterisi düzenlendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 30 Haziran'da Aya İrini Müzesi'nde Mercan Dede ile "Mevlana ve Dua" isimli bir konser düzenledi. ABD'nin Şikago kentinde düzenlenen etkinliklere bakanlık yetkililerinin yanı sıra İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, öğretim üyeleri ve sanatçılardan oluşan heyet katıldı. 30 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında Millennium Park'ta Ahmet Özhan ile Türk Tasavvuf Musikisi Konseri verildi. İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu da Mevlevi sema gösterisi yaptı. Saraybosna'da 19 Nisan'da düzenlenen etkinlikler kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan Prof.Dr. Mustafa İsen ve Sarajevo Güzel Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kazım Hadzımeljic, Mevlana'yı konu alan birer konferans verdi. Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nca icra edilen "Mevlevi Sema Gösterisi" ise davetlilerce ilgiyle izlendi. Koç Holding sponsorluğunda Washington'da Mevlana etkinlikleri gerçekleştirildi. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç ve Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy'un katılımları ile 14 Mart gecesi Library Of Congress'de gerçekleşen etkinlikte, Talat Halman'ın "Mesnevi"den İngilizce şiirler ve alıntılar okuduğu bölümün sonrasında Ahmet Özhan ve ekibinin müzikle eşlik ettiği bir sema gösterisi yapıldı. 15 Mart gecesi ise aynı etkinlik, Smithsonian Institution'a bağlı Freer Gallery'de gerçekleştirildi. 2007 Mevlana Yılı'nda yapılan bazı etkinlikler

Hayvanlar "buzlu menüler"le serinliyorHava sıcaklıklarının yaz aylarında zaman zaman yüksek seyrettiği İzmir'deki Doğal Yaşam Parkı'nda farklı türdeki hayvanlar, kendilerine özel olarak hazırlanan "yaz menüsü" ile serinliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber