“Mutfakta kendime çok güvenirim”

Türkan Şoray, Cihangir’in önde gelen mekanlarından Leyla’da özel bir akşam için “Sultan Menüsü” hazırladı. Mutfağa girip yemekleri tattı, sevenlerine elleriyle ikram etti. Şoray: “Yemek konusunda kendime çok güvenirim, elim yatkındır”

“Mutfakta kendime çok güvenirim”

Bundan 1.5 yıl önce çok sıcak bir eylül öğleden sonrası görmüştüm Türkan Şoray’ı. Evinin balkonunda bir röportaj yapmıştım. Yeniden görüşmek çok soğuk bir nisan gününe kısmet oldu. Şoray bu arada albümünü bitirdi, yeni resimler yaptı, yönetmenliğini üstleneceği filmin hazırlıklarında son aşamaya geldi. Ben, acaba onunla stüdyoda buluşup müzik konuşabilir miyim diye düşünürken bambaşka bir yerde, bir mutfakta buluştuk, yemek konuştuk...

Şu hayatta kim onu üzmek ister ki?

Deniz Türkali’nin mekanı Leyla’da bazı akşamlar ünlü konukların menüleri sunuluyor. O akşam Türkan Şoray’ın “Sultan Menüsü” servis edilecek. Mekandan içeri girdiğimde Şoray, Deniz Türkali’yle telefonda... Deniz Hanım ağır bir grip geçiriyor. İki dost o akşam birlikte çok eğleneceklerini düşünmüşler ama Türkan Hanım o akşam yalnız olacak bu durumda...
Bir yandan arkadaşıyla ilgileniyor ama canı sıkkın. İptal mi etsek diye bile düşünüyor. Ama sonra... Bir an geliyor ve “Madem arkadaşım hasta, mekanı bana emanet!” diyor.

“Hadi bakalım Çerkez kızı!”

Birlikte mutfağa giriyoruz. Tencereleri açıyor, elinde kocaman bir kepçe... Sanki hayatı film setlerinde geçmemiş, Türkiye’nin önde gelen aktrislerinden biri değil. Öyle yakışıyor eline tencere, tava...

Barda sohbet ediyoruz sonra. “Deniz’le kökleşmiş bir dostluğumuz var” diyor Türkan Hanım; “Onun mekanı, benim mekanım. Buranın manevi ortağıyım.”

Magazin muhabirleri geliyor. Türkan Hanım onların sorularını yanıtlıyor. Yemeklerden birini tatmasını rica ediyor biri. Bir parça atıyor ağzına. Ama yemek yerken görüntü vermek pek istediği bir şey değil. “Çocuklar, onu kullanmasanız...” diyecek oluyor, “Hemen siliyoruz Türkan Hanım” diyorlar. Sahiden de siliyorlar. Şu hayatta kim Türkan Şoray’ı üzmek ister ki? O da elleriyle yaprak sarma ikram ederek teşekkür ediyor.

Ve gece başlıyor... Gazeteci Tuğrul Eryılmaz var yanında... Yıllar önce onunla yaptığı, iki gün süren röportajı hatırlatıyor Tuğrul Bey. O günleri anıyorlar. Derken Türkan Şoray filmlerinin müzikleri çalmaya başlıyor; “Gözyaşım şarap olsa/ Gençliğim harap olsa / Her günüm azap olsa / Yine seni seveceğim”. Gözleri parlıyor Sultan’ın... “Hadi bakalım Çerkez kızı!” diyor bana, kadeh tokuşturuyoruz. Dünyada benden daha mutlu biri
olabilir mi o an?

Onu yakından görmek için yanına geliyor sevenleri. Bir bankada çalışan iki kadın mesaiden çıkıp gelmişler. Bir çift yoldan geçerken içeride onun olduğunu görüp gelmiş. Bir kadına arkadaşları bu geceyi doğum günü hediyesi olarak sunmuşlar. Her biri benzer şeyler söylüyor: “Bu hayatımın en özel anı.” Şoray’ın gözleri doluyor kimi zaman. Ellerini tutuyor, yanak yanağa fotoğraf çektiriyor hepsiyle...

Gecenin konusu bu ay çıkacak albümü

Masada sohbet koyulaşıyor bu arada. Milliyet Cadde’nin yayın yönetmeni Ali Eyüboğlu, Türkan Hanım’ın menajeri Bircan Usallı Silan, foto muhabirimiz Ercan Arslan... Önce Kayahan anılıyor, sonra Zeki Müren... Ama gecenin konusu Şoray’ın bu ay çıkması planlanan albümü kesinlikle...

Genç oyuncu Sezgi Mengi geliyor sonra. Zorlu rollerin altından başarıyla kalkan oyuncu Şoray’ın karşısında yaprak gibi titriyor. “Kolay mı?” diyor; “Karşımda Asya var, Mine var şu an.” Yönetmen Yavuz Turgul hemen karşıki masada bu arada. “Yavuz Bey! ‘Sultan’ın müziği çalıyor” diye sesleniyor Türkan Hanım. Filmin senaristi Turgul’la, başrol oyuncusu Şoray’ın kadehleri o günlere kalkıyor.

“Türkan Şoray koleksiyoneri” Metin Şamdan geliyor. Onu da coşkuyla karşılıyor Türkan Hanım. Şamdan, 30 yıldır Türkan Şoray’la ilgili şeyler topluyor; filmler, afişler, gazeteler, dergiler, hatıra eşyaları... O gün de bir sürprizle gelmiş; Türkan Şoray kirpiği adı verilen motifle örülmüş bir yelekle... Merakla inceliyor kirpiklerin sahibi. Biz kalkıyoruz yavaş yavaş. O da başka masalara uğrayacak biraz. “Yine görüşeceğiz” diyor yolcu ederken, “Sahi mi?” diyorum. “Şüphen mi var küçük kız?” diyor...

“10 dakikada bir sofrayı donatabilirim”

Siz çok güzel yemekler pişen bir evde büyümüşsünüz...

Annem müthiş yemek yapardı. Kardeşim de öyledir, ben de kendime çok güvenirim yemek konusunda. Ani bir misafir gelsin, 10 dakikada sofrayı donatabilirim. Elim müthiş yatkındır. Maalesef çok sık mutfağa giremiyorum. Ama istersem mükemmel yemek yapabilirim. Evde cilt cilt yemek kitaplarım vardır.

Özel hazırlık yapar mısınız? Yoksa dolapta ne varsa onlarla harikalar yaratanlardan mısınız?

Evde ne varsa...

Neler yaparsınız mesela?

Bu aralar çiğ sebze salatasını çok yapıyorum. Kereviz, kırmızı lahana, pancar, avokado... Çok doyurucu oluyor. Eskiden çok bilinçsizdik yemek konusunda. Son zamanlarda sağlıklı yemekler popüler oldu. Ben de çok yağlı, tuzlu, salçalı yemekler yapmıyorum. Yine de cevizle, nar ekşisiyle lezzet katabiliyorum yemeklere.

“Doğum günümde hediye olarak dolma isterim”

Kızınıza (Yağmur Ünal)yaptığınız özel bir şey var mı?

Son zamanlarda diyet kurabiye yapıyorum, bayılıyor. Yulaf unuyla, şekersiz...

Kaçamak yaptığınız olur mu?

Onu hiç sormayın. 15’te bir yapıyorum maalesef. Ispanaklı böreği çok severim. Makarna tutkum var. Bir de hastalık derecesinde zeytinyağlı biber dolması severim. Herkes bilir.

Doğum gününüzde zeytinyağlı biber dolma yapılsın istermişsiniz...

Evet! Doğum günlerimde hediye olarak onu isterim.

Çerkezsiniz. Çerkez yemeklerini bilir misiniz?

Baba tarafından çok erken yaşta ayrıldığım için Çerkez kültürüne tam vakıf değilim. Yemeklerini pek bilmiyorum ne yazık ki...

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber