“Normal haberler vermeyi özledim”

YSK’nın iki günlük yayın durdurma cezası nedeniyle bu sürede evinden yayın yapan İrfan Değirmenci: “Ben de isterim magazinden, kültür-sanattan, baharın gelişinden söz etmeyi... Normal haberler vermeyi ben de özledim. Ama bu öyle bir dönem ki bunlara fırsat kalmıyor”

“Normal haberler vermeyi özledim”

Kanal D’de yayınlanan “İrfan Değirmenci ile Günaydın” programına geçen hafta Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iki gün yayın durdurma cezası verildi. Değirmenci’nin programının olduğu saatlerde kanalda belgesel yayınlandı. Programı hazırlayan İrfan Değirmenci de bu sürede internet aracılığıyla evinden
yayın yaptı. Bu yayın bir anda
sosyal medyanın en çok konuşulanlarından biri oldu. Değirmenci’yle iki günlük aranın ardından her gün yayın yaptığı stüdyoda bir araya geldik.

Yayınınız neden durduruldu?

Seçimden iki ay önce bir gazetedeki anketi aktardım diye. Anketi yapan şirketi söylemiştik ama şirketin finansörleri konusunda izleyiciyi detaylı bilgilendirmemişiz. Oysa biz bir seçim programı yapmıyoruz. Aynı YSK, AK Parti’nin reklamı için de durdurma kararı verdi ama o reklam bir süre daha dönmeye devam etti ekranlarda.

Bekliyor muydunuz böyle bir şeyi?

Doğruları söylemek tepki çekmenize neden olabiliyor. Buradan gelmese başka bir yerden bir uyarı bekliyorduk. 20 senedir bu işin içindeyim, hiç bu kadar gergin bir atmosfer yaşamamıştım. Yayıncılık yapmak büyük bir risk haline geldi. Ben de isterim magazinden, kültür-sanattan, baharın gelişinden söz etmeyi... Normal haberler vermeyi ben de özledim. Ama maalesef öyle bir dönemden geçiyoruz ki bunlara fırsat bulamıyoruz.

“Bu sabah kendimi daha güçlü hissettim”

Nasıl karar verdiniz ev yayınına?

Ekip arkadaşlarımızla ne yapsak diye düşünüyorduk. Editörümüz Ertuğrul Albayrak bu fikri ortaya attı. Bir hafta önce de CHP milletvekili Melda Onur, Meclis’te Ustream üzerinden genel kurulu yayınladı. Biz de böyle bir şey yapmaya karar verdik.

Kanalınız nasıl karşıladı bu kararı?

Bu çatının altında gerçekten çok özgür yayıncılık yapılıyor. Evden yayın yapacağımı söyledim. Profesyonel bir yayın zannedenler oldu; “Hayır değil, mutfağımdan pijamamla sohbet edeceğim, herhalde buna da bir yasak yoktur” dedim. Bir şey denmedi.

Kaç kişiye ulaştınız bu yayınla?

Mediacat’in araştırmasına göre o gün sosyal medyada en çok konuşulan yayın olmuş bu. 2 milyon 800 binden fazla insan
bu yayınla etkileşim halinde olmuş.
10 binlerce kişi canlı olarak takip etti.
Bu yayın galiba bir ilk oldu. Ama keşke başka vesilelerle özel yayınlar yapsaydık. Umarım bir daha profesyonel anlamda televizyon haberciliği yapan kimse böyle bir şey yapmak zorunda kalmaz. Çünkü televizyonlardan ekmek yiyen birçok arkadaşımız var.

Nasıl tepkiler aldınız?

“Hükümetle patronunuzun arası son zamanlarda böyle olmasaydı bu kadar cesur olur muydunuz?” diyenler oldu. Hiç ilgisi yok. Bize kimse “Daha muhalif ol” demedi. Penguen medyası diyenler üzüyor tabii ama öbür yandan da on binlerce kişi “Şu anda ağlıyoruz”, “Sizi bağrımıza basmak istiyoruz” dedi. Bunlar da beni motive etti açıkçası. Bu sabah buraya gelirken kendimi daha iyi, daha güçlü hissediyordum.

Twitter’da “İki gün öncesine kadar Facebook hesabı açmayı başaramayan ben bugün NASA’da çalışacak kıvama geldim” yazdınız... Şimdi öğrendiniz mi bu internetten yayınişini?

Eğer şifremi unutmazsam aynı siteye girip evden yayın yapabilirim sanırım.
Böyle böyle teknolojiye adapte oluyoruz işte. Birçok ev hanımından mesaj geldi, “Neredeyse çaydanlıktan Twitter’a girecek duruma geldim” diye... Çözdük bu işi, bizden kaçmaz. Türk insanına bir şeyi yasaklamak çok zor.

Stüdyo yayını mı ev yayını mı peki?

Ben stüdyoda da evimdeymişim
gibi konuşuyorum zaten; prompter kullanmıyorum, doğaçlama konuşuyorum. Evdeki yayının tek farkı şuydu; bu masa yerine evimdeki mutfak masası vardı.

“Çenem kuvvetlidir gördüğünüz gibi”

Bir gün temelli yasaklanırsanız diye bir B planınız var mı?

Hepimizin bir B planı var tabii. Ben böyle röportajlarda hedeflerimizden bahsederken “Ana haber yapmak istiyoruz” derdim. Artık vazgeçtim. Bu işi herhangi bir mecrada yapmaya devam edebilelim yeter. Edemezsek farklı mecralara yöneliriz. Ben belki başka ortamlarda sunuculuk yapmayı düşünürüm.

Yayınlarınızdaki cesur çıkışlarınızı

Ali İhsan Varol’la benzetenler oluyor...
Ali İhsan Varol’un hayat öyküsünü okuduğum zaman; dünyayı dolaştığını, çok zengin bir felsefi altyapıya sahip olduğunu gördüm. Duruşu çok güçlü bir arkadaş.
Gezi Parkı olaylarından sonraki muhalif tavrı, ana akım medya içerisinde kendisini konumlandırdığı yer belki bize benzedi evet ama herkesin hikayesi, macerası çok farklı.

O şimdi oyunculuk yapıyor. Siz de düşünür müsünüz bir gün böyle bir şeyi?

Olmaz. O çok ayrı bir iş. Olursa da en son çare olur. Çenem güçlüdür gördüğünüz gibi. Çok seri ve uzun konuşurum. Dolayısıyla her ortamda sunuculuk yaparak hayatımı kazanabilirim.

Prompter içinizde gibi, evet...

Aynen öyle. Bir de çok hırslanmamak lazım bu meslekte. Bu işin bizi bırakmasına fırsat vermeden biz bu işi tadında bırakmalıyız. 50’li yaşlardan sonrası için bütün beyaz yakalıların hayali bir sahil kasabasında balık tutarak, güneşlenerek, bahçede geçirilecek güzel bir zamandır,
bu benim için de geçerli.

“İdeal damat profili çiziyoruz galiba”

Sizi çok samimi buluyor izleyici değil mi?

En başta anneler çok seviyorlar. Ev hanımları, üniversite öğrencileri... Bir ideal damat profili de çiziyoruz galiba. “Evladım” diye üzerime atlayanlar, sarılanlar oluyor. Ama şu da var; toplumdaki kutuplaşma öyle bir noktaya geldi ki... Bir yıl öncesine kadar her evin sevilen bireyiyken artık bazı
evlerin sevdiği bireye dönüştüm istemeden. Yakın zamanda yeniden birbirimizi anlayıp yeniden birbirimizi seveceğiz bence. Çünkü bu böyle gitmez.

“Sabah 10’da uykuya çekiliyoruz”

Programınız 06.45’te başlıyor, sizin gününüz kaçta başlıyor?

01.00’den 06.45’e kadar yeni haber peşindeyiz. Kaçta kalktığım değişiyor. Gündüz ne kadar uyuyabildiğime bağlı... Bazen akşam haberlerinde uyanıyorum. Onu kaçırmışsam gece 12’de... 1’de buradayım. 08.45’te bitiyor program, Türkiye’nin en kısa sabah haberiyiz. 10 gibi evlerimize gidip uykuya çekiliyoruz.

Çalışmadığınız zamanlarda neler yaparsınız?

Yine gündemi takip ediyoruz, yine sosyal medyadayız. Çok hareketli değilim. Fırsat bulabilirsem deniz kenarına inip yürüyorum. Barınaktan edindiğim bir köpek var hayatımda, onunla ilgileniyorum, o bana yetiyor. İki-üç haftada bir annemi, babamı görmeye Ankara’ya gidiyorum.

Kim Milyoner Olmak İster'de verdiği cevapla olay oldu!Kenan İmirzalıoğlu'nun sunduğu Kim Milyoner Olmak İster'de "Umarım 'caps'im yapılmaz" diyen Serpil Hanım, elendiği soru ile sosyal medyada gündem oldu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber