O bir kuş, hayır bir uçak, hayır hayır, o bir drone!

Semalarımızda uçan insansız hava araçlarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu cihazların bir tehlikesi var mı ya da merak saranlar, yeni başlayanlar neler yapmalı? Sizin için araştırdık

O bir kuş, hayır bir uçak, hayır hayır, o bir drone!

İstanbul’un sahilleri yazın bu sıcak günlerinde bir festival alanına dönüşüyor. Piknik yapanlar, bisikletliler, paten ve kaykay kayanlar, jonglörler hep sahillerde... Son bir yıldır bu renkli kalabalığa bir grup insan daha eklendi: Drone’cular. Ellerindeki akıllı telefon ve kumandalarla drone’larını (insansız hava aracı / İHA) uçuran bu insanlar sahilde çimlere yayılmışken beni biraz tedirgin ediyordu. Çünkü ünlü müzisyen Enrique Iglesias’ın eline çarpan drone’un müzisyenin parmaklarını nasıl kestiğini görmüştüm.

İnternette kısa bir araştırma yaptıktan sonra drone’ları hobi haline getiren bir gruba rastladım. Kendilerine Flying Turks diyorlardı. Facebook’ta da DJI Phantom Hobi Türkiye adlı bir grupları vardı. Üstelik Türkiye’nin 77 ilinden çektikleri görüntülerle “Cennet Vatan” adlı projeye imza atmışlardı.

Bu grubun yöneticilerinden Osman Öztürk’ten drone’lar hakkında bilgi aldım. Öztürk drone’larla nasıl tanıştığını anlattı önce: “İlk önce bir AVM’de gördüm. Parrot marka bir quadcopter (dört pervaneli helikopter). Eve gidip internette araştırmaya başladım. Ben çocukken uçurtma uçuruyordum. Bir kere rüyamda kendimi uçurtmanın üzerinde gördüm. Manzarayı seyrediyordum. Belki de bu yüzden bu kadar merak sardım drone’lara.”

“Drone’lara sigorta yaptırmak istedim”

Drone’lar Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu’da uzun zamandır büyük ilgi topluyor. Osman Öztürk de drone’larla ilgili bilgilerinin çoğunu yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden edinmiş. Baştan söylemek lazım; bu cihazlar ucuz değil. Phantom serisinden bir cihaz almak istiyorsanız 3-4 bin lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor. Öyle ki Öztürk sahip olduğu iki drone’u sigortalatmak istiyor: “Asıl tartışma şu: Bunlar oyuncak mı yoksa değil mi? Bunları sigortalatabilir miyim?’ diye sordurdum. Ekipmanlarıyla 6 bin liralık bir cihaz sonuçta. Düşebilir... Güldüler; ‘Bunlar oyuncak’ diyorlar. 6 bin liralık oyuncak mı olur? Hâlâ bu cihazları sigortalayan bir kurum yok.”

“Drone’lar oyuncak mıdır, değil midir?” sorusunun beraberinde getirdiği bir tartışma daha var: Bu cihazları uçurmak için bir yönetmelik mevcut mu? Öztürk “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı yönetmelikler var” diyor ve devam ediyor: “Mevcut yönetmelikte öyle maddeler var ki sanki drone uçurmak için PPL lisansı (hususi pilot lisansı) gerekiyormuş gibi anlaşılıyor.” Neyse ki yeni bir yönetmelik hazırlanıyormuş. Hatta bir taslağı halka da açılmış. Öztürk yeni yönetmeliğin bu cihazları klasmanlara ayırdığını ve önceki yönetmelik nedeniyle ortaya çıkan sorunların artık yaşanmayacağını söylüyor.

“Kaybolan çocuğu aramak için kullanıldı”

Kalabalık günlerde sahillerde drone uçurmanın doğru olup olmadığını sordum Öztürk’e. Cevap netti: “Bu cihazlar neredeyse 5 kilo. Allah göstermesin bir insanın üzerine düşebilir.” Öztürk’ün söyledikleri sizi korkutmasın ama. Sözleri “her drone tehlikelidir” anlamına gelmiyor. Hatta kendisi de bir karalama kampanyası yürütüldüğü görüşünde: “Bir ara ‘Bir drone 13 bin feet’teki bir uçağa çarpıp kanadını kırdı’ diye haberler çıktı. Mümkün değil. Bir drone o yüksekliğe çıkamaz, çıksa bile geri inemez. Pili biter çünkü. Bu karalama kampanyasına inanılmasın. Çok iyi özellikleri var. Ambulans drone var mesela. Hatta Doğu Anadolu’da bir ufaklık dereye kapılmış, kaybolmuş. Bir arkadaşımız gidip arama çalışmalarına katıldı drone’uyla.”

Çılgının biri Atatürk Havalimanı’nın üzerinde drone uçurmuştu. Öztürk’e göre böyle bir çılgınlık artık mümkün değil. Bir yazılımla bunun önüne geçilmiş. Öztürk “Uçuşa kapalı olan alanın önemine göre yarıçaplar belirlenmiş. Bu alanlarda drone’lar havalanamıyor bile” diyor.

“Eşim heveslendi ona da aldık”

Osman Öztürk’ün, Bülent Tekcan ve Tayyar Berk ile birlikte yöneticisi olduğu Flying Turks ekibi iki özel projeye imza attı. İlki bayrak temalı bir videoydu. Öztürk şubat ayında bu videoyu yayımladıktan sonra yakalanan başarının kendilerini “Cennet Vatan” projesine yönlendirdiğini anlatıyor: “81 il projesi geliştirdik ilk önce. Başlarda ‘Nasıl kalkarız bu işin altından?’ diyorduk. Herkese söyleyince yavaş yavaş görüntüler gelmeye başladı. Fakat 77 ile kadar tamamlayabildik. Hatta birkaç yere biz İstanbul’dan kalkıp gittik. Sonuçta ‘Cennet Vatan’ çıktı ortaya. Bu drone’ların Türkiye’nin tanıtımı için kullanılabileceğinin bir kanıtı.”

Osman Öztürk Türkiye’de drone’larla ilgili AR-GE çalışmalarının yapıldığını da anlattı: “Bazı modifiyelerle son limitine kadar zorluyoruz cihazları. En uzak mesafeye drone uçuranların bir listesi var. İlk 10’dakilerin çoğu Türk. Ekipmanlarla oynayıp, antenleri değiştirdiğiniz zaman cihaz 10 kilometre öteye bile gidiyor. Hatta üç boyutlu yazıcımız var. Onunla da bazı parçalar üretiyoruz.”

DJI Phantom Hobi Türkiye grubunda 2 bine yakın üyenin olduğunu söyleyen Öztürk, birçok farklı meslek grubundan üyelerinin olduğunu anlatıyor: “Hatta ben çok zaman geçiriyorum diye eşim de heves etti. Ona da aldık bir tane. Bir kadın olarak buna heveslenmesi benim için gurur verici. Hiç olmazsa biz bunlarla uğraşırken onun canı sıkılmıyor. Bu hobi sayesinde birçok dostluk da edindik. Bir yandanda Türkiye’yi görüyoruz. Yakında Van’a gideceğiz. Yaşadığımız heyecan da cabası.”

“Alışmak için ucuz bir model alın”

-Yeni başlayacaklar mini quadcopter’leri kullansın. Cheerson’ın CX-10 modeli ideal. 90 lira. El alışkanlığı kazanmak için çok faydalı. Hiç bilmeyen birisi bile çok rahat kullanabilir.

-DJI Phantom’un Vision serisinden alırsanız telefonunuzu ekran olarak kullanabilirsiniz. Harici bir ekrana gerek yok.

-İnternetten de alabilirsiniz. Çin’den kargoyla yolluyorlar. Yüzde 20’lik bir gümrük vergisi ödemeniz gerekiyor sadece.

-Uçmadan önce kontrollerin yapılması lazım. Kullanım kılavuzu mutlaka okunmalı. Cihaza GPS noktalaması yapılmalı. Böylece sinyal kesilse bile kalktığı noktaya geri döner. Noktalamazsanız anavatanına, Çin’e gider.

Drone’un kısa tarihi

Pizza taşıyanı da var, paparazzilik yapanı da...

İnsansız hava araçlarının 100 yılı aşkın bir tarihi var aslında. 1900’lü yılların başında İHA’lar pilotların ve uçaksavar kullanan askerlerin eğitimi sırasında hedef olarak kullanılıyormuş. 1950’li yılların sonunda gözlem aracı olmuşlar. 2000’li yıllarda İHA’lar silaha dönüştü. 2013 verilerine göre Amerika’nın İHA saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 500 civarında. İHA’ların siviller tarafından kullanılması ise çok yeni. Pizza teslimatı yapan drone’lar da var, artık magazin muhabirlerinin ünlüleri görüntülemek için kullandığı modeller de...

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber