“O cam tavanı kırdık”

Uluslararası Denizcilik Konseyi Başkanlığı’na seçilen ilk kadın ve Türk Şadan Kaptanoğlu: “Kadınlar çok başarılı, işlerini iyi yapıyor. Ama sonsuza kadar başkan yardımcısı diyorum ben. En çok çıkabilecekleri yer o. Cam tavan var yani. Biz o cam tavanı kırdık. BİMCO bunu kırdı”

“O cam tavanı kırdık”

“O cam tavanı kırdık”
Kaptanoğlu Denizcilik Yönetim Kurulu Üyesi, DenizTemiz Derneği/TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı ve Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı armatör Şadan Kaptanoğlu, dünya denizciliğinin en üst düzey kuruluşu Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi’nin (BIMCO) hem ilk kadın hem de ilk Türk başkanı oldu. Yüzyılı aşkın süredir uluslararası sularda 123 ülkenin denizcilik anayasasını yazan BIMCO’nun dümenine geçen Kaptanoğlu, Yunanistan’ın başkenti Atina’da geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen törenle görevi devraldı. Şadan Kaptanoğlu’nun görevi devraldığı törende, BİMCO’nun gelecek dönem başkanının da Sabrina Chao olacağı duyuruldu. BİMCO’da iki dönem üst üste kadınların başkanlığının çok önemli olduğunu vurgulayan Kaptanoğlu, “Kadınlar çok başarılı, işlerini çok iyi yapıyor, onda bir sıkıntı yok. Ama sonsuza kadar başkan yardımcısı diyorum ben. En çok çıkabilecekleri yer o. Cam tavan var yani. Biz o cam tavanı kırdık. İlk defa BİMCO bunu kırdı. Ve gelecek başkanla da kırmaya devam edecek” diyor.

- Şadan Kaptanoğlu, kendi cümleleriyle kimdir? Nerede doğdunuz, nasıl bir aileye doğdunuz?

İstanbul’da modern bir Karadeniz ailesine doğdum. Neden böyle diyorum? Çünkü Karadeniz ailesinin çok tipik özellikleri vardır. Kendi bölgesinden insanlarla aile kurmayı tercih ederler. Hep gider gelirler Karadeniz’e. İstanbul’da Karadeniz’e yaşarlar. Bizimkiler Karadenizli. Dedem de öyleydi. Babaannem İstanbul’da doğmuş bir Karadenizliydi. Karadeniz’i yaşarlardı ama aynı zamanda İstanbul’u da yaşarlardı. Dolayısıyla okuyan, İstanbul’u yaşayan, aynı zamanda Karadeniz’i yaşayan bir ailenin içine doğdum. Benim annem de İstanbullu ama Egeli. Onun da benim hayatımda bambaşka bir etkisi var. Bizimkilerin çoğu aşk evliliği, kimi istedilerse evlenmiş. Üç kız, bir erkek kardeşiz. Ben en büyüğüm, kardeşim Cenk’le aramda 11 ay var.

- İstanbul Üniversitesi’nde felsefe okumuşsunuz. Denizcilik aklınızda yok muydu?

Bir sürü tipik Türk öğrencisi gibi ben öncelerinde okulu çok seven bir öğrenci değildim. Üniversiteye kadar çok zor okudum. Her günümü çizerdim, “Bugün de bitti” diye. Annem ve babaannem beni çok iteklemiştir, “Okuyacaksın” diye. O zamanlar insanlar liseyi bırakabiliyorlardı ya da bir kadın için liseyi bırakmak çok şaşırtıcı bir şey değildi. Sürekli ailenin kadınlarından okumam için destek gördüm. Kitap okumayı seven, kütüphanesi olan bir ailem var. Benim her zaman başucumda kitap vardı ve bu hâlâ değişmedi. Felsefe mezunuyum, evet. Okurken de İngilizcem olduğu için ofise gidiyorum geliyorum.

“Denizcilik hep evin içindeydi”

- Kaptanoğlu Denizcilik’te çalışmaya üniversitedeyken mi başladınız?

Bizim evde hep iş vardı. Ben daha çocuktum. Benim çocukluğumda santral diye bir şey vardı. Kaptanla konuşmak istiyorsanız santral size bağlardı. O telefon çalacak, açılacak. Açılmazsa gitti. Dolayısıyla bizim şöyle bir oyunumuz vardı, otururduk, ben ya da kardeşim Cenk ya da ikimiz birden, telefon çalacak, açacağız. “Tamam” deyip büyüklere vereceğiz. Dolayısıyla denizcilik hep evin içindeydi. Bizim pazar gezmelerimiz ya gemi ya tersaneyeydi. Ben şirkette alt kademeden başladım. Bizim işimizi gerçekten bilmeniz gerekiyor. Bu bir portfolyo yönetimi ya da bir işi kurumsal olarak yönetmek gibi değil. Her gemi bir fabrika. Ama o fabrika içinde neler döndüğünü bilmeniz gerekiyor. Özellikle denizcilikte aile şirketlerinde hissedarlar çalışmayacak dahi olsalar muhakkak 1-2 sene belli görevleri yapıp o denizciliğin temellerini bilmek zorundalar. Ama önceden hiç aklımda yoktu denizcilik.

“O cam tavanı kırdık”

Şadan Kaptanoğlu’nun görevi devraldığı törende, BİMCO’nun gelecek dönem başkanının da Sabrina Chao olacağı duyuruldu.

- Ne yapmak istiyordunuz?

Ben genellikle hayatım boyunca ne yapmak istemediğimi bilen insan oldum. Ben önüme konanı yemek istemiyordum. Kim ne yiyecekse o yapılanda söz hakkı istiyordum. İş oraya gittiği zaman da şunu fark ettim, ofise gidiyorum geliyorum, babama bazı zamanlarda çevirmenlik yapıyorum. 24 saat dünyanın her yerinden insanla tanışıyorsunuz ve hemen tepki aldığınız bir iş. Bunun benim karakterime çok uyduğunu fark ettim. Karadeniz’de, denizcilerde tamamında var, tez canlılık. Ben önceleri çok bozulurdum. Babam da, dedem de derdi, “Ne zaman yapılacak?” diye sorarlardı. Cevap “Dün”. İşin ana noktalarına ulaştığın zaman ne demek istediklerini anlıyorsun. Her şeyin dün yapılması gerekiyor. Ben de denizcilik okumaya karar verdim, İngiltere’de master ve doktoramı denizcilik üzerine yaptım.

- Öyle olmasa da Karadeniz ailelerinin ataerkil olduğu inanışı vardır. Ataerkil bir aile misiniz? Ailede kız çocuğu olduğunuz için farklı bir muamele gördünüz mü?

Karadeniz ailelerinin adı çıkmış. Ben kadının sözünün geçmediği hiçbir Karadeniz ailesi görmedim. Çok azdır. Karadeniz erkeklerinin çoğu denizci olduğu için uzakta oldukları için kadınlar çok güçlü olmak zorundadır. Bizim evimizde o gücü görürsünüz. Benim ailemdeki bütün erkekler adaletli ve vicdan sahibi erkekler. Babam da amcalarım da hiçbirimizin kanadını kesmedi, kırpmadı, “Sen otur, sen kalk” yapmadılar. Erkek kardeşimle aramda 11 ay var. Biz çok birbirimize paralel gittik. Ben ondan biraz daha önce başladım işe. Doğal bir gelişim oldu. Biz birbirimizi bütünleyen özelliklere sahibiz. Bizim de anlaşamadığımız konular var ama benim kardeşim gerçekten çok medeni ve iyi bir insandır. Yukarıdan size ne dikte edilirse edilsin, sizin kardeşinizin pozisyonu çok önemli. O da her zaman adil, vicdanlı ve birlikte çalışmayı seven bir insandır. Biz de hiçbir zaman bir tane iş yapmadığımız için her zaman birlikte çalıştığımız işler vardır. Beraber büyüdük, beraber kendi alanlarımızı bulduk. Cenk gemi inşasına da çok meraklı olduğu için tersaneye yöneldi. Ben gemiciliğe yöneldim. Hâlâ aynı odada oturuyoruz. Geçen gün bana “Şadan, BİMCO Başkanı oldun, sana güzel bir oda yapalım” dedi. “Ben senden ayrı oturmak istemiyorum” dedim.

- Denizcilik sektöründe önde gelen bir kadınsınız. Denizcilikte kadınlarla beraber çalışmak, mesleki olarak kadınların önünü açmak konusunda bir yol haritanız var mı?

Aslında kadınlar denizcilik sektöründe o kadar çok varlar ki... Ve çok başarılılar. Sadece ortalıkta, görünür değiller. Kadınlar çok başarılı, kadınlar işlerini çok iyi yapıyorlar, sıkıntı yok. “Sonsuza kadar başkan yardımcısı” diyorum ben. En çok çıkabilecekleri yer o. Cam tavan var yani. Bu cam tavanın kırılması önemli. Biz kırdık. İlk defa BİMCO bunu kırdı. Ve gelecek başkanla da kırmaya devam edecek. Bizim başarımız çok önemli. Omzumdaki yük, normal bir BİMCO başkanının çok ötesinde. Ben bunun şakasını yapıyorum. “Başarılı olduk olduk, başarılı olamadık, bizi bir daha başkan yapmazlar” diye.

“Kadınlar önceliklerini ve cephelerini seçmek zorunda”

- Bir kadın nasıl başarılı olur? Sizin formülünüz nedir?

Bir kadın, önceliklerini ve savaşacağı cepheleri seçmek zorundadır. Ne kadar çabuk bunu öğrenirse o kadar çok çabuk başarılı olur. Çünkü öncelikler sizi disipline eder. Ona göre odaklanırsınız ve evet, çok çok çok çalışırsınız. Çalışmadan hiç kimseye bir ekmek yok. O sadece filmlerde oluyor. Çünkü filmler sadece o güzel tarafları gösteriyor. Hiç kimse bir insanın mutfakta ne kadar çok çabaladığının filmini izlemek istemez. Aslında o gülen yüzlerin arkasında çok büyük çabalar, büyük fedakarlıklar var. Her cephede savaşamazsın, her şeye yorum yapamazsın, her şeyi ciddiye alamazsın. Çünkü o zaman nasıl bir yemek acır, siz de öyle acırsınız. Hiçbir şey buna değmez.

7 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber