Olimpiyat tarihimizde 52 yıl sonra bir ilk

Türkiye bu yıl Londra’da gerçekleşecek Paralimpik Oyunları’na 67 engelli sporcuyla katılıyor. Bu organizasyona ilk defa bu kadar kalabalık bir kadroyla gidiyoruz

Olimpiyat tarihimizde 52 yıl sonra bir ilk

Londra’da yapılacak Olimpiyat Oyunları’nın başlamasına 110 gün kaldı. Aslında geri sayıma başlamak için henüz erken gibi görünebilir ama söz konusu olay dört senede bir düzenlenen ve tüm dünyada takip edilen bir spor etkinliği olunca bu heyecanının şimdiden başlaması normal. Olimpiyat oyunlarına geri sayımın başlaması paralimpik oyunlara da geri sayımın başladığı anlamına geliyor. Çünkü engelli sporcuların yarıştığı paralimpik olimpiyatlar olmadan olimpiyat oyunları da düzenlenemiyor. Paralimpik oyunlar olimpiyat bitiminden iki hafta sonra yine aynı şehirde gerçekleşiyor. Bu, birçokları tarafından bilinmeyen bir durum çünkü paralimpik oyunlar genelde olimpiyat oyunlarının gölgesinde kalıyor. Ancak bu yıl durum değişecek gibi görünüyor çünkü Türkiye 1960’tan beri bir takım sporuyla olimpiyat oyunlarına da paralimpik oyunlara da katılmamıştı. Tekerlekli sandalye basketbol takımımız bu yılki olimpiyatlara katılmaya hak kazanarak bir ilki gerçekleştiriyor. Onların bu başarısını engelli futsal (salon futbolu) ve goalball (çıngıraklı top) takımlarımız izliyor. Atıcılık, judo, atletizm gibi bireysel spor branşlarındaki sporcularımızla birlikte paralimpik oyunlara katılan engelli sporcularımızın sayısı toplamda 67.
İlk kez bu kadar çok sayıda sporcuyla katıldığımız Paralimpik Oyunlar öncesinde parmak izi ve giysi provaları için Ahmet Cömert Spor Salonu’nda toplanan engelli sporcularımızla buluşuyorum. Aralarında ikinci kez olimpiyatlara katılanlar da var ama çoğu için bu bir ilk olacak. Kendileriyle gurur duyuyorlar ve çok mutlular. Ama bugünlere gelmelerine yardımcı olanları da unutmuyorlar, hepsinin uzun teşekkür listeleri var. Hepsi farklı hikayeler anlatıyor ama bu hikayelerin ortak yanı sporun hayatlarına kattığı güzellikler.

“Başta gitmek istemedim ama ilk kez topu potaya atınca olay başka bir boyuta geldi” Fikri Gündoğdu (Tekerlekli sandalye basketbol)

* 2003’ten beri basketbol oynuyorum. Galatasaray’dayım, aynı zamanda milli sporcuyum.
* Engelim doğuştan değil. 17 yaşındayken kuzenimle birlikte silahla oynarken vuruldum.
* Hastane döneminden sonra ne yapabilirim diye düşünürken annem bana bu öneriyle geldi. Vurulduğum sene Ordu’da Engelliler Spor Kulubü kuruldu. Başta gitmek istemedim. Çünkü insan bir anda yürüyemeyince ister istemez farklı bir psikolojiye giriyor. Ama salona girip topu potaya atınca olay bambaşka boyutlara geldi. İyi ki başlamışım.
* Araba alma imkanım yoktu. Hiç unutmam, çok sevdiğim arkadaşım Adem ile dışarıda dizin üstüne kadar kar varken o beni arkamdan iterdi tekerlekli sandalyeyle, antrenmanlara gitmeye çalışırdık. Antrenmana geç kaldım diye ceza almıştım.
* Bu spor Türkiye’de 96’da başlamış ama kendi aralarında haftada bir toplanıp maç yaparlarmış. 2000’lerin başında lig başlamış. İlk zamanlarda, hastanede kullanılan o kocaman sandalyelerle yaparlarmış.

“Dünyanın dört bir yanına yanımda kimse olmadan seyahat edebiliyorum” İsmail Ar (Tekerlekli sandalye basketbol)


* 14 yaşındayken 17 Ağustos depreminde omurilik felci oldum. Yalova’da yeni bir takım kuruluyordu. Babama haber vermişler. 20 yaşında Yalova’da basketbola başladım. İki sene sonra Galatasaray’a transfer oldum.
* Spora ilk önce rehabilitasyon amaçlı başlıyoruz. Spor ailemden ayrı yaşamayı öğretti. Spora başlamadan önce ailemden yardım almaya ihtiyacım olabiliyordu. Ama şimdi dünyanın dört bir yanına yanımda kimse olmadan seyahat ediyorum.
* Yalova küçük bir yer ve ova olduğu için şanslıyım. Arabamı bırakıp sandalyemle gezebiliyorum. İstanbul’da arabalarımızla gidip geliyoruz. Başka türlü imkansız.
* Basketbol oynadığımız sandalyeler kendi ölçü ve isteklerimize göre yapılır. Tıpkı terzi gibi ölçü alınır. Bizim gibi profesyonel oyuncuların sandalyeleri 12 bin TL. Kulüp karşılamıyor bunların ücretini çünkü senden sonra gelecek oyuncuya uymayabilir o sandalye. Milli takımda karşılıyorlar. Milli takıma katılan bütün sporculara en iyi marka sandalye alındı.

“Hep imrenerek baktık olimpiyatlara, televizyondan açılışını izlerdik” Aytaç Ercan (Tekerlekli sandalye basketbol takım kaptanı)

* Geçen sene İsrail’de yapılan Avrupa Şampiyonası’nda ilk beşe girerek 2012 Londra Olimpiyat oyunlarına katılma hakkı elde ettik. İlk defa federasyon başkanı dahil bu kadar heyecanlı ve aktif gördüm onları, bu da beni bir sporcu olarak çok mutlu etti.
* 98’den beri bu sporla uğraşıyorum. Beşiktaş’tayım. Daha önce katılmadığımız için hep imrenerek baktık olimpiyatlara. Televizyonlarda açılışı izlerdik hep.
* Çocuk felci geçirdim. Sol bacağımda kısalık ve güçsüzlük var. Takımda benim gibi olanlar da var, vücudunun bir uzvu olmayan da, omurilik felçliler de.
* Aileden sporcuyuz. Babam da futbolcuymuş. Ben de hevesliydim hep. Arkadaşlarım sayesinde bir yerden başladım, buralara geldik. İnsan ilişkilerim, hayata bakışım değişti.

“Babam da emekli olup judoya başladı” Duygu Çete (Görme engelliler judo)

* 99’dan beri judo yapıyorum. Bu yıl ikinci kez katılacağım.
* Benim ablam da judocuydu daha sonra antrenörlüğe başladı. Ben de onun antrenmanlarını izliyordum hep. Sonra ısrar ettim başlayacağım diye. Ablamın eşi antrenörüm oldu.
* Babam da emekli olduktan sonra baktı güzel bir spor o da başladı.
* Engelim aslında doğuştanmış ama benimki sonradan ortaya çıktı, 15 yaşlarındayken. Başlarda görüyordum, Daha sonra gitgide kötüleşti.
* Psikolojik danışmanlık son sınıf öğrencisiyim. Üniversiteye girmeden önce zorla da olsa okuyabiliyordum. Üniversiteye gelince sudan çıkmış balığa döndüm. Okuyamıyorum da, hocalarım da ödev veriyor sürekli. Hocalarımdan bazıları bırakmamı önerdi. Ama ben ısrarcı oldum.

Otobüs beklerken sporcu oldu Gülbin Su (Bedensel engelliler okçuluk)

* Engelim doğuştan değil, çok küçük yaşta çocuk felci geçirdim.
* 2002 yılında tesadüfen, film senaryolarını aratmayacak bir takip sonucunda okçuluğa başladım. Antakya’da otobüs bekliyordum. Önümden geçen arabayı kullanan kişi ile göz teması oldu. Aradan iki dakika geçmeden u dönüşü yaparak tekrar göz teması oldu. Beni tanıdığını düşünerek selam vermek istediğini düşündüm önce. Sonra “Ne istiyorsun?” anlamında elimi salladım. O an otobüs geldi ve bindim. Beş durak boyunca beni takip etti. Her durakta kendi arabasından inip onu fark edebilmem için tuhaf davranışlarda bulundu. Katil veya sapık olduğunu düşündüm. Elindeki kağıdı bir gencin eline tutuşturarak yanıma gönderdi. Halk otobüsü kalabalık, herkesin bakışı üzerimde. Evlenme teklifi veya tanışma diye düşündüm. Notta “Bedensel engelliler okçuluk milli takım antrenörü Muhlis Öç, beni ara’’ yazıyordu. Akşam hiç tereddüt etmeden aradım. Ertesi gün ömrümde hiç bu kadar yakın olmadığım yay ve hedef ile karşı karşıya geldim. O gün ok atmaya başladım. “40 yıldır aradığım okçu sensin” dedi.
* Hafta sonu yayı aldığım gibi köye gittim. Saman balyalarını hedef olarak kullandım. Aradan üç hafta geçti, bana “Çankırı’ya gel” dedi. Ben aslında resim öğretmeniyim. Okul idaresinden izin almam gerekiyordu. Bahanem anneanne vefatı, bir sonraki kamp için babaanne vefatı... Sonra milli takıma seçildim.

“Tüfeğim daha bir yarışma gördü. Şimdi de kısmetse olimpiyatları görecek”Çağla Baş (10 metre havalı tüfek)


* Ordu Belediyesi bedensel engelliler spor kulübündeyim. Milli takımdan arkadaşım Cevat Karagöl vesile oldu. Yaklaşık üç yıldır yapıyorum bu sporu. Türkiye şampiyonasına katıldığımda gelecek vaat ettiğimi söylediler. Böylece içine girmiş bulundum.
* Doğuştan engelliyim. 11 yaşında basketbolla spora başladım. Çevrem, arkadaşlarım değişti. Her şeyden önce ruhsal olarak değişiyorsunuz. Ben önceden de sosyal bir insandım ama bu çok daha farklı.
* İlk dörde girenler milli takıma girebiliyor, ben de böylece milli takıma girdim. Henüz uluslararası başarım yok, çok yeni sayılırım daha.
* Bana tüfeğimi vali bey almıştı. Bir senelik tüfeğim daha bir yarışma gördü. Şimdi de kısmetse olimpiyatları görecek.

“Tabanca tutmayı bilmeden birinci oldum”Aysel Özgan (10 metre havalı tabanca)

* Sekiz yıldır bu sporla uğraşıyorum. Bu sene olimpiyatlarda ilk 6’da olurum. Bilmiyorum, kader gösterecek. Atıcılık çok farklı bir şey, zihinsel bir spor. O gün her şeyin dört dörtlük olması lazım.
* Hocalarımız bize antrenman yaptırıyor ama yeterli değilmiş gibi geliyor. Daha çok yapsak da daha iyi olsak diye düşünüyorum.
* Boynumda kemik açılması vardı. 13 yaşımdayken iki kez omurilik ameliyatı geçirdim. Ameliyat sonrası felç oldum. “Kemik açılması var, ameliyat olmazsan üç ay içinde ölürsün” dediler. Şimdi çok şükür sağ kolumla tabanca atıyorum.
* Atıcılığa başlamadan önce de profesyonel olmasa da rehabilitasyon için spor yapıyordum. Ama atıcılık hayal bile edemeyeceğim bir şeydi. Giresun’da Türkiye şampiyonası vardı. Oraya davet edildim. Giresun’dan katılan hiç kız yok diye gitmiştim aslında, çok da istekli değildim. Maça girdim, hiç tabanca tutmasını bilmeden birinci çıktım (gülüyor). Şans mı desek yetenek mi bilmiyorum. Sonra da bırakmadılar.
* Başlarda ürkütücü geldiğinden çok istekli değildim. Sonra başarı geldikçe sevdim. Şimdi hoca atmayın dese de atasım var. Çok seviyorum. Bunun bana düzenli bir getirisi yok. Olimpiyata giderken maaş bağlanıyor ama ben parasal bakmıyorum zaten.

“Ben nasıl atacağım, tüfek çok ağır olur!” Suzan Çevik (10 metre havalı tüfek)

* Sekiz yıldır bu sporu yapıyorum. 2008’de dört sporcuyla katıldık. Olimpiyatlara beş arkadaş katılacağız.
* Engelim doğuştan değil. Çocuk felci geçirdim.
* “Ben nasıl atacağım, tüfek çok ağır olur” derken bu zamana geldim. İlk aldığım derece beni çok onurlandırdı. Aldığım madalya, o alkışlar çok güzel bir duyguydu.
* Eşim de milli sporcu. O da tüfekçi. Başlamasında benim de büyük katkım oldu tabii. O katılmayacak olimpiyatlara çünkü o daha yeni başladı sayılır. Ama çok başarılı, üç senede çok yol kat etti.
* Spor aslında bütün insanlar için önemli ama bir engelli için çok başka bir şey. Ben de dahil olmak üzere birçok arkadaşımızın tek başına hiçbir yere gidemediğimiz oluyordu. Artık tek başına yurtdışına çıkıyoruz. Bu da bizde müthiş bir özgüven oluşturuyor. Bence spor bir engelli için başlı başına rehabilitasyon. Bütün arkadaşlarımla birlikte gümbür gümbür geliyoruz. Biz engelliler zaten hem sporda hem de sanatta kendimizi ispat ettik diye düşünüyorum.

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber